Bütün evraklar
Giriş yap
Kayıt ol

          YARGITAY İLGİLİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ANKARA 4. AİLE MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO :

TEMYİZ EDEN

DAVALI-KARŞI DAVACI :

VEKİLİ :

DAVACI-KARŞI DAVALI :

VEKİLİ :

KONU : Ankara 4. Aile Mahkemesi’nin ….. sayılı yoksulluk nafakası, maddi
ve manevi tazminat taleplerimizin reddine ilişkin kararının bozulmasına
yönelik temyiz taleplerimizi içeren dilekçemizin sunulmasıdır.

TEBLİĞ TARİHİ : 20/01/2014

AÇIKLAMALAR

Ankara 4. Aile Mahkemesi’nin …….. sayılı kararı ile müvekkilimiz lehine
300,00 TL tedbir nafakasına hükmetmiş olup, yoksulluk nafakasına, maddi
ve manevi tazminat taleplerimize ilişkin taleplerimizi ise reddetmiş ve
davacıya yüklenebilir bir kusur bulmamıştır. Yerel mahkemece verilen bu
karar usule ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki;

1-) Müvekkilimizin psikolojik rahatsızlıkları evlendikten 2 yıl sonra
ortaya çıkmıştır. Davacı-karşı davalı tarafından uygulanan psikolojik
baskı, kısıtlamalar ve şiddet müvekkilimizi bu hale getirmiştir.
Müvekkilimiz evlendiğinde gayet sağlıklı ve bakımlı bir bayan iken
davacı-karşı davalı kocanın kusurlu hareketleri neticesinde psikolojik
rahatsızlıklar yaşamaya başlamıştır.

2-) Müvekkilimizin 18/09/2013 tarihi itibariyle psikolojik durumunu
içerir rapordan ve rapor ekinde bulunan reçetelerden de anlaşıldığı
gibi, müvekkilimizin rahatsızlığının evlendikten sonraki tarih olan 1997
yılında başladığı ve boşanma davasının açıldığı 2012 yılından sonra da
durumunun ağırlaştığı görülmektedir.

3-) Davacı-karşı davalı koca, müvekkilimizi evlilik süresi içerisinde
sürekli darp etmiştir. 2006 yılında önce eliyle daha sonra oklavayla
ensesine vurmak suretiyle feci şekilde dövmüştür. Bunun üzerine
müvekkilimiz Ankara Askeri Hastanesi’nde tedavi olmuştur. Davacı-karşı
davalı koca uzman çavuş olarak görev yaptığından mesleğine herhangi bir
zarar gelmemesi açısından bu olayla ilgili herhangi bir tutanak
tutulmamıştır. Müvekkilimiz gidebilecek yeri olmadığından davacı-karşı
davalıyı şikâyet edememiştir.

4-) 14/06/2012 tarihinde davacı-karşı davalı koca akşam saatlerinde
sebepsiz yere bir tartışma çıkararak müvekkilimize evi terk edeceğini
söylemiş, müvekkilimizi de teyzesinin evinin bulunduğu sokağa bırakıp
gitmiştir. Müvekkilimiz gece teyzesinde kalmış ertesi gün eve gittiğinde
kapı kilidi değiştirilmiş olduğundan müşterek haneye girememiştir.
Müvekkilimiz o günden beri eşinden ve çocuklarından haber alamamıştır.

5-) Davacı-karşı davalı koca kendi ailesiyle yaşadığı sorunları devamlı
surette ortak haneye hissettirmiş, hiçbir sebep yokken müvekkilimize
evden gitmesi için psikolojik baskı uygulamış ve hakaret etmiştir.
Davacı koca müvekkilimizi hiçbir sosyal ortama sokmamış, sürekli kısıtlı
bir yaşam sürdürmüştür. Müvekkilimizin ailesiyle görüşmesini, evlerine
gidip gelmelerini yasaklamıştır. Müvekkilimizin arkadaş edinmesini
istememiş, oturmaya gelen komşularına kapıyı açtırmamıştır. Ayrıca
davacı-karşı davalı koca Diyarbakır’da yaşadıkları dönemde müvekkilimize
fiziksel ve ruhsal şiddet uygulayarak başını kapatmaya ve dini kitaplar
okumaya zorlamıştır. Müvekkilimiz istemediği halde başını kapatmak
zorunda kalmıştır.

6-) Davacı-karşı davalı koca “cinsi bozuk, asaletli değilsin, spastik,
akıl yaşın sıfır” diyerek müvekkilimizi aşağılamış, seni öldüreceğim,
gömeceğim diyerek sık sık tehdit etmiştir. Müvekkilimiz eşinin baskısı,
sözlü ve fiziksel şiddeti neticesinde ruh sağlığını kaybetmiştir. Geçen
zaman içerisinde müvekkilimiz en başından beri görmüş olduğu baskıyı,
şiddeti, aşağılamayı ve hakareti evden sürekli kovulmayı atık kaldıramaz
hale gelmiştir. Davacı- karşı davalı sürekli olarak “ Emekli ikramiyemi
sana yedirtmeyeceğim bu evden defol git istemiyorum seni” diyerek
müvekkilimizi her fırsatta aşağılamıştır. “Sizin anneniz deli, cahil,
hiçbir şey bilmez” gibi aşağılayıcı sözlerle çocukları annelerine karşı
kışkırtmış ve soğutmuştur. 5 yaşındaki kızlarına deli anne demeyi
öğretmiştir. Müvekkilimiz üzerine düşen yükümlülükleri yerine
getirmesine rağmen davacı-karşı davalı kocanın insan onuruna
yakışmayacak davranışlarına maruz kalmıştır.

7-) Her ne kadar mahkeme tarafından müvekkilimizin çocuklarıyla
görüşmesi ve şahsi ilişki kurması için belirli günler tesis edilmişse de
müvekkilimiz evden ayrıldığı tarihten itibaren çocuklarını hiçbir
şekilde görememiştir. Davacı-karşı davalı koca müşterek çocukları
müvekkilimize göstermemekte ısrar etmektedir. Bu olay karşısında
çocuklarını görebilmek için icra yoluna başvurması gereken müvekkilimiz,
maddi imkânsızlığından dolayı icra yoluna da başvuramamaktadır. Zira
müvekkilimizin hiçbir yerden geliri bulunmamaktadır. Bir annenin
çocuklarını görememesi çok acı bir şeydir. Müvekkilimiz bu durumdan
dolayı oldukça yıpranmıştır. Çocuklarını annesine göstermeyen
davacı-karşı davalı koca kötüniyetlidir.

8-) MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİMİZİN REDDİNE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ;

Davacı-karşı davalı hiçbir zaman müvekkilimize evlilik birliğine yakışır
şekilde davranmamış sürekli hakaret etmiş, şiddet uygulayarak evliliği
çekilmez hale getirmiştir. Müvekkilimiz bu süreçte çok yıpranmış
olduğundan, yukarıda belirtmiş olduğumuz sebepler göz önüne alınarak
uğradığı manevi kayıpların giderilmesi adına müvekkilimiz lehine manevi
tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2.
Maddesine göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları
saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat
olarak uygun bir para isteyebileceği öngörülmüştür.

Ayrıca boşanma ile birlikte müvekkilimiz evlilik birlikteliğinin
kendisine getirdiği menfaatlerden mahrum kalacaktır. Davacının bakım ve
gözetiminden yaralanamayacak olması, kendisine yeni bir düzen kurmak
zorunda olması nedeniyle yaşam düzeyinde düşüş söz konusu olacaktır. Bu
nedenle herhangi bir geliri bulunmayan ve yaşam düzeyinde düşüş olacak
müvekkilimiz için maddi tazminata da hükmedilmesi hakkaniyete uygun
olacaktır.

9-) YOKSULLUK NAFAKASI TALEBİMİZİN REDDİNE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ;

Müvekkilimiz şu an annesinin yanında kalmaktadır. Gelir getiren herhangi
bir işte çalışmadığı gibi başkaca da bir geliri bulunmamaktadır. Boşanma
gerçekleştiğinde müvekkilimiz yoksulluğa düşecek, çok zor durumda
kalacaktır. Yukarıda belirttiğimiz hususlar dikkate alındığında evlilik
birliğinin sürdürülemez hale gelmesinde davacı-karşı davalı kocanın ağır
kusurlu olduğu görülmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/12751E. 2011/18564K. sayılı 15.11.2011
tarihli kararında “ Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru
daha ağır olmamak koşuşuyla geçimi için diğer taraftan mali gücü
oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kadının daha ağır kusurlu
olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma
yüzünden yoksulluğa düşeceği görülmüştür. Kadın yararına geçimi için
uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekir.” şeklinde
belirtmiştir.

Kaldı ki, evlilik birliğinin sürdürülemez hale gelmesinde tarafların
eşit oranda kusurlu olduğu düşünülse bile boşanma gerçekleştiğinde
yoksulluğa düşecek olan müvekkilimiz lehine yine yoksulluk nafakasının
hükmedilmesi gerekecektir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2012/12707E. 2012/17521K. sayılı 25.06.2012
tarihli kararında “Boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu
bulunmasına ve ev hanımı olarak boşanmakla yoksulluğa düşeceğinin de
gerçekleşmiş olması karşısında; Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi
gereğince uygun miktarda yoksulluk nafakası takdir edilmemesi doğru
değildir.” şeklinde belirtmiştir.

10-) Yukarıda belirtmiş olduğumuz hususlar dikkate alındığında evlilik
birliğinin sona ermesine, davacı-karşı davalı kocanın kusurlu
hareketleri sebep olduğundan hakkaniyete ve yasaya aykırı olarak verilen
yerel mahkeme kararının maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası
yönünden bozulması gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEK: Yukarıda belirtmiş olduğumuz sebeplerle ve Sayın
Başkanlığınız’ca re’sen dikkate alınacak nedenlerle, Ankara 4. Aile
Mahkemesi’nin …….. sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmesini vekil
edenimiz adına saygılarımızla arz ve talep ederiz. 24/01/2014

  TEMYİZ EDEN DAVALI-KARŞI DAVACI VEKİLİ