Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Hakkındaki 2010/273 E., 2010/1534 K. Sayılı İçtihat Kararı.
Özet: Davacılar, davalının haksız şikayeti sonucu kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia ederek manevi tazminat talep etmiş, mahkeme ise davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay, haksız şikayetin aynı zamanda iftira suçu teşkil ettiğini ve Borçlar Kanunu'nun 60/2 maddesi gereğince ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirterek, davanın süresinde açıldığını ve işin esasına girilerek yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
4. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine █████/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen █████/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
    Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
    Davacılar, davalı ile aralarındaki alacak verecek sorunu nedeniyle kavga çıktığını, davalının kavgada zorla senet imzalatmaya çalıştıkları iddiası üzerine gasp suçundan yargılandıklarını, yargılama sırasında davalının ... ... para karşılığı tanıklık yapmaya özendirdiğini belirterek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istemişlerdir. Yerel mahkemece gasp ve yaralama suçundan dolayı açılan davanın kesinleştiği günden itibaren bir yıllık süre geçtiği ve davanın zamanaşımına uğradığı kabul edilmiştir.
    Borçlar Yasası'nın 60/2 maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Dava konusu olay, olay gününde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 285. maddesinde tanımlanan iftira suçu niteliğinde olup uygulanacak ceza zamanaşımı süresi, aynı Yasası'nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıldır.
    Davalı Cumhuriyet Başsavcılığına 19.10.2004 günü şikayet dilekçesi verdiğine ve eldeki dava 23.02.2009 günü açıldığına göre 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık (uzamış) ceza zamanaşımı süresi geçmeden eldeki davanın açıldığı kabul edilmelidir.
    Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ
    : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine █████/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
    Bu doküman 5070 Sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!