Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/10965 ve 2014/1863 sayılı kararlarına ilişkin, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun ihlali sebebiyle verilen idari para cezasına dair itirazın incelenmesi.
Özet: İthalat işlemlerinde aldatıcı davranışlarla bazı şartlara tabi eşyaların ithal edilmesi nedeniyle uygulanan idari para cezasına yapılan itirazın reddine ilişkin karara karşı, Yargıtay, şirket ortağı olan itiraz edenler hakkında idari yaptırım uygulanamayacağı ve ithalat belgeleri ile eşya arasındaki ilişkinin, gümrük vergisi kaybının ve bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulması gerektiğine karar vermiştir.
7. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İthali bazı şartlara ve belgelere tâbi bulunan eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek eylemlerinden dolayı ..., ... ve Mustafa Köroğlu haklarında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/11 ve 4/2 maddesi uyarınca Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından █████/2012 tarihli ve ███████-127 sayılı idari yaptırım kararı ile uygulanan 8.406.585,03 Türk lirası idari para cezasına yönelik başvurunun kısmen kabulü ile reddine dair Doğubayazıt Sulh Ceza Mahkemesinin █████/2012 tarihli ve ████████ değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazı reddine ilişkin Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2012 tarihli ve ████████ değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen █████/2013 gün ve 32618 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının █████/2013 gün ve KYB. ███████████ sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
    Mezkür ihbarnamede;
    5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin 11. fıkrası, “İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir.” düzenlemesini içermekte olup kabahat olarak tanımlanan eylemin manevi unsuru aynı maddenin 17. fıkrası gereğince kast; maddi unsuru ise İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyanın, kasta dayalı aldatıcı işlem ve davranışlarla belirtilen lisans, izin, uygunluk veya yeterlilik belgesi alınmadan, şart gerçekleşmeden ya da kısıntıya ilişkin kurallara uyulmadan ithal edilmesidir. Ayrıca gümrük idaresini aldatmaya yönelik (hileli) kastı eylemin, gümrük idaresini aldatmaya elverişli olması gerekir, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin █████/2012 tarihli ve ██████████ esas, ████████ sayılı kararında vurgulandığı üzere faydasız sahtecilik kapsamında tanımlanabilecek belgelerle resen gümrük idaresinin denetimine tâbi ve idarece resen tamamlatılması gereken belge ve işlemlerin eksikliği idarenin aldatılmasına elverişli vasıtalar olmadığından aldatıcılık mahiyetini taşımayacağının kabulü zorunludur.
    Dosya kapsamına göre ve karar tarihinde yürürlükte olan kanun hükümleri çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda;
    1- 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesinin “İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir.” şeklindeki hükmü karşısında; anılan maddede belirtilen
    yükümlülüklere aykırı hareket eden gerçek veya tüzel kişi hakkında idari yaptırım uygulaması gerekeceği ve somut olayımızda beyannamelerin Konyarlar İth. İhr. San. Tic. Ltd Şti. tarafından düzenlendiğinin anlaşılması karşısında koşulları bulunması halinde anılan yükümlülüğü ihlâl eden tüzel kişi hakkında madde kapsamında İdarî yaptırım uygulanabileceği bunun dışında anılan Kanun’un, gerçek veya tüzel kişinin temsilcisi veya tüzel kişinin organı veya yetkililerinin, gerçek veya tüzel kişinin eylemi nedeniyle ayrıca cezalandırılacaklarına ilişkin bir düzenleme içermediği; hususu göz önüne alındığında şirket ortağı olan muterizler hakkında İdarî yaptırım kararı verilemeyeceği gözetilmeden,
    2- IM1293, IM000800, IM000842, IM000920, IMI01095, IMI001111, İMİ 182, IM001232, IM001736 ve IM001331 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamelerine konu ilgili ithalat belgeleri getirtildikten sonra faturaların eşyayı temsil edip etmediğinin araştırılması, faturaların eşyayı temsil etmediğinin saptanması halinde gümrük idaresine beyan edilen GTIP numarası ile eşyanın gerçek GTIP numarasının aynı olup olmadığı ve aynı değilse beyan edilen GTIP numarasının hangi eşyaya ilişkin olduğunun tespiti sonucunda eşyanın gerçek GTIP numarası ile aralarında gümrük vergileri açısından kayıp olup olmadığından belirlenmesi, kaçak olduğu kabul edilen eşyanın gümrüklenmiş değerinin tespiti açısından bilirkişi incelemesi yapılması gerekmesi, ayrıca muteriz hakkında 4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca hakkında ek gümrük vergisi uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmış ise Vergi Mahkemesinde uygulanan vergiye ilişkin dava bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
    I- Kanun Yararına Bozma talebinin 1 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede;
    Kabahatler Kanununun 8/1-2.maddesi hükümlerine göre, organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu faaliyeti kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, gerçek ve tüzel kişiler hakkında ayrı ayrı idari yaptırım kararı uygulanması mümkün olup, mahkemece de bu yönde karar verildiği cihetle, kanun yararına bozma istemine dayanan 1 numaralı ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden ve
    II- Kanun Yararına Bozma talebinin 2 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede ise;
    26.10.1932 gün ve █████ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır. Mahkeme tarafından delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, eksik inceleme nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, kanun yararına bozma istemine dayanan 2 numaralı ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, ihbarnamedeki istemlerin anılan nedenlerle REDDİNE, 10.02.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!