Anahtar kelimeler: Konmayacağı Tadil Takyidat Hasılat Vaadi Yapım Paylaşımlı Şart Cezai Eser

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ EsasDAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; müvekkili ile davalılardan ... A.Ş. arasında arsa payı karşılığı hasılat paylaşımlı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmede müvekkilinin yüklenici olduğunu, sözleşme ile tapuya takyidat konmayacağı şartı getirildiğini, aksi halde günlük cezai şart düzenlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin tadil edildiğini, sonrasında davalı iş sahibinin taşınmazı aynı zamanda ortağı olan diğer davalı şirkete devrettiğini, ayrıca bankadan kredi alındığını ve tapuya ipotek tesis ettirildiğini, bu durumun düzeltilmesi için davalıya 30 gün süre verilerek ihtarname gönderildiğini ancak davalının durumu düzeltmediğini belirterek, taşınmazın ipotekten arındırılarak davalılar arasındaki tapu devrinin muvazaa nedeniyle iptaline, aksi halde sözleşmenin ifa imkanı ortadan kalktığı için 22.898.601,88 TL harcamanın kısmi dava olarak iş sahibi davalıdan tahsiline, sözleşmenin ifası davalının kusurlu hareketi ile imkansız hale geldiğinden uğranılan kar kaybı ve müspet zarar için şimdilik 100.000 TL'nin, taşınmaza başka ipotekler ve takyidatlar konmaması ve devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir konmasını, 22.898.601,88 TL için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacının satıştan bilgisinin olduğunu ve satıştan bir gün sonra davacı tarafın tapudaki sözleşme şerhini kaldırdığını, davacının inşaat yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, muvazaa iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, 10.7.2025 tarihli ara karar ile, davacı taraf, davalının dava konusu taşınmazın üçüncü kişi durumunda birine devri nedeniyle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini açıkça dile getirdiği, dolayısıyla bu aşamada dava konusu taşınmaza ilişkin tapu iptal tescil hükmü kurulması noktasında yaklaşık ispat koşulu bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerektiği, öte yandan davacı tarafın dava dilekçesine konu ettiği harcamalara ilişkin alacak talebinin dosyadaki dayanak belgeler uyarınca yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, ticari defterlerin incelenmesi ve sonucuna göre alacağın belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, işbu ihtiyati haciz talebinin de reddine karar vermek gerektiği belirtilerek ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde bahsedilen maddi vakıaları özetleyerek, davalılar arasında organik bağ bulunduğu ve taşınmaz devrinin muvazaalı olduğu, müvekkilinin yaptığı tüm harcamaların belgeli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin 10.7.2025 tarihli kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRMEUyuşmazlık, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı hasılat paylaşımlı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesinda kaynaklanmaktadır. Davalı arsa sahibi, davacı yüklenicidir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.İhtiyatı tedbirin şartları 6100 sayılı HMK’nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Kanun'un öngördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Diğer taraftan, İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. Maddesinde de; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda;Davacı yan, terditli dava açarak tapu iptali ve tescil, aksi halde sözleşmenin ifa imkanı ortadan kalktığı için 22.898.601,88 TL harcamanın kısmi dava olarak iş sahibi davalıdan tahsiline, sözleşmenin ifası davalının kusurlu hareketi ile imkansız hale geldiğinden uğranılan kar kaybı ve müspet zarar için şimdilik 100.000 TL'ye hükmedilmesini talep etmiştir.Davacının sözleşmeye göre taşınmaz üzerinde hak iddia ederek tapu iptal ve tescil talebinde bulunabilmesi için sözleşmenin ayakta olması gerekir. Oysa ki davacı yanca, sözleşmenin ifasının davalının kusurlu hareketi ile imkansız hale geldiği belirtilmiştir. Bu durum karşısında, davacı tarafın taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik talebi yerinde değildir. Nitekim ilk derece mahkemesi de aynı sebeplerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Ayrıca dosya kapsamına göre, sözleşmenin ifa kabiliyeti olduğu kabul edilse dahi davacı tarafça tapu iptal ve tescile yönelik talep hakkında yaklaşık ispat şartı da yerine getirilmemiştir.Diğer taraftan, davacı tarafından 22.898.601,88 TL harcama iddiasına yönelik olarak ihtiyati haciz de talep edilmiş olup, bu tutara yönelik dosyada yaklaşık ispatı sağlayacak bir delil sunulmamıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesini ihtiyati hacze yönelik ret kararı da usul ve yasaya uygun olup, davacının istinaf taleplerinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-BAKIRKÖY.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin tarih ve 2025/..... Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.