Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Başkan Bursa Katip Üye Birleşen Davada Davacilar Adliye

T.C. BURSA BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../... - .../...
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A..... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: .../...KARAR NO
: .../....BAŞKAN
: ....ÜYE
: ....ÜYE
: ......KÂTİP
: ....İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BURSA ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:.../...KARAR NO
: .../...KARAR TARİHİ
: ...İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ..........ASIL DAVADADAVACILAR
: 1 -......2 -.......3 -........VEKİLİ
: Av. .........DAVALI
: 1 -..........VEKİLİ
: Av. .........DAVALI
: 2 -........VEKİLİ
: Av. ........DAVALI
: 3 -........VEKİLİ
: Av. ......DAVALILAR
: 4 -...........5 -...........VEKİLİ
: Av. .......DAVALILAR
: 6 -.........7 -....VEKİLİ
: Av. .................BİRLEŞEN (Aynı Mahkemenin .../... Esas Sayılı) DAVADADAVACILAR
: 1 -..........2 -.........3 -...........4 -............VEKİLİ
: Av. ...........DAVALI
: 1 -.......VEKİLİ
: Av. ..........DAVALI
: 2 -.......VEKİLİ
: Av. .........DAVALI
: 3 -.....VEKİLİ
: Av. ......DAVALI
: 4 -.....VEKİLİ
: Av. ......DAVALI
: 5 .....VEKİLİ
: Av. ..........DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)B.A.M. KARAR TARİHİ
: .....KARAR YAZIM TARİHİ
: ...........Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince asıl dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde asıl dava davacıları vekili ile davalılar .................vekili ve davalı ..... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Asıl davada davacılar vekili dilekçesinde, █████/2014 tarihinde ............ Caddesinde sürücüsü ........ olan, ..... plakalı araç ile sürücüsü .......... olan ...........Plakalı aracın çarpışması sonucu davacıların murisi ve ............ plakalı araçta yolcu olarak bulunan ..........'in vefat etmesi sonucu davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldıkları ve ölüm sebebi ile manevi zarar gördüklerinden; fazlaya ait haklar saklı tutularak davacı eş için 334,00 TL, kızı .... için 333,00 TL, kızı .... için 333,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren; diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle; davacı eş için 100.000,00 TL, çocuklar için 200.000,00'er TL'den 400.000,00 TL toplamda 500.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışında kalan davalılar araç sahibi ve sürücülerden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... ve ........ vekili cevap dilekçesinde, kazaya karışan ......... plakalı aracın sürücüsü ...........'ın olayda kusursuz olduğundan, sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle araç maliki .........'ın da sorumlu olmayacağını, davalı ....... yönünden her ne kadar suçu üstlendiği ve aracı kullandığı belirtilerek bu nedenle dava açılmış ise de; aracı ............'ın kullandığı kesin olduğunu, bu nedenle davalı ............'ın olayla bir ilgisinin bulunmadığını, olay anında olay yerinde de bulunmadığı ceza dosyası ile sabit olduğundan, davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde, davalı hakkında ......... plakalı aracı kullandığı ve kazada ölen Nagihan Görgülü'nün oğlu ve mirasçıları olarak dava açılmış ise de; aracı .........'nün kullandığını kabul etmediklerini, ............ kullansa bile ölen davacıların murisi .... ile arkadaş olup maddi çıkar karşılığında yolcu olmadığını, bu nedenle maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı .......... vekili cevap dilekçesinde, her ne kadar davalı hakkında ............ plakalı aracın maliki ve işleteni olduğu için dava açılmış ise de; davalının aracı kazadan 1 yıl önce aracı kullanan ve kaza yapan ...........'ye sattığını, ancak noter senedi yapılmadığını, aracın bedelinin ... ... ...........Şubesinden davalıya ödendiğini, aracın vergisi ve trafik cezalarının satın alan tarafından ödendiğini, bu nedenle işletenin ölen ............ olduğundan, davalı hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ............vekili cevap dilekçesinde, söz konusu kazada ......... palakalı araç sürücüsü ................'nün kanındaki yüksek değerde alkol bulunması ve kazanın oluşumunda tam ve ağır kusurlu olduğunu gösterdiğini, bu nedenle davalı ....'in kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığını, ayrıca davacıların manevi tazminat taleplerinin çok fahiş rakamlar olduğunu, davalının kazada kusuru bulunmadığı için maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden bir sorumluluğu olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı .......... vekili cevap dilekçesinde, davaya karışan her iki aracın da davalı şirket nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, söz konusu kazada vefat eden ...........'in mirasçıları tarafından yapılan başvuru neticesinde yakınlarına poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ödemeler yapıldığını, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu kısmı ödediğini, bu nedenle başka bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürcüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu savunmuştur.Birleşen ../... esas sayılı davada davacılar vekili dilekçesinde, davalılara ait sürücüsü ve maliki oldukları .....paka sayılı araç ile ........... plaka sayılı aracın kaza yapmaları sonucu davacıların oğlu ve kardeşi olan ........ vefat etmiş olduğundan; fazlaya ait hakları saklı tutularak; davacı baba ......... için 500,00 TL, anne ........ için 500,00 TL toplamda 1.000,00 TL maddi tazminat ile baba ........ için 120.000,00 TL, anne ........ için 120.000,00 TL kardeşleri ........... için 60.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdardan müştereken ve müteslesilen tahsiline, manevi tazminat yönünden sigorta dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ..........vekili cevap dilekçesinde, davanın mahkemede derdest .......... Esas sayılı dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir.Davalı ............... vekili cevap dilekçesine, davanın husumet ve esas yönden reddine karar verilemesini ve dosyanın Mahkemenin .......... Essa sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.Davalı ......... Vekili cevap dilekçesinde, öncelikle .............. plaka sayılı aracı davalının murisi kazada ölen Nagihan Görgülü kullanmadığını, kendisinin ön koltukta olduğunun belirlendiğinden; davanın bu yönden reddine karar verilmesini ve dosyanın Mahkemede derdest .../.... Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde, davaya karışan her iki aracın da davalı şirket nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, söz konusu kazada vefat eden ..............'in mirasçıları tarafından yapılan başvuru neticesinde yakınlarına poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ödemeler yapıldığını, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu kısmı ödediğini, bu nedenle başka bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürcüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu savunmuştur.Mahkemece, Asıl dava yönünden; davacıların davalı .................'ne yönelik davası ödeme ve sulh nedeniyle konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların maddi tazminata ilişkin taleplerin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulü ile, şimdilik 334 TL'si ..........., 333 TL'si ........... ve 333 TL'si ...........'e ödenmek üzere şimdilik 1.000 TL destekten yoksunluk tazminatının davalı .......... ve davalı ........... dışında kalan davalılardan kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, taraf sıfatı bulunmayan davalı ............... yönünden davanın reddine,Manevi tazminata ilişkin talepler yönünden davacıların ................' ye yönelik davasının ödeme ve sulh nedeniyle konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile; davacı ......... yönünden 20.000 TL, davacı ............... yönünden 60.000 TL ve davacı ........... yönünden 60.000 TL manevi tazminatın davalı ......... ve davalı ............ dışında kalan davalılardan kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, taraf sıfatı bulunmayan davalı ........... yönünden davanın reddine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin taleplerin reddine,Birleşen .../.... esas sayılı dava yönünden, maddi tazminata ilişkin taleplerin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulü ile, şimdilik 500 TL'si ......... ve 500 TL'si ..........'e ödenmek üzere şimdilik 1.000-TL destekten yoksunluk tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, davalı sigorta şirketi yönünden tazminata █████/2015 dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, maddi tazminat yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun 268.000,00 TL poliçe limitleri ile sınırlı tutulmasına,Manevi tazminata ilişkin taleplerin kısmen kabulü ile davacı .............. yönünden 30.000,00 TL, davacı ........... yönünden 30.000,00 TL, davacı ........... yönünden 5.000,00 TL ve davacı ........... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışında kalan birleşen dava davalılarından müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.Davalılar ......... ve ............. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, müvekkillerinin davaya konu trafik kazasında müteveffa ile aynı araçta bulunan ..........’nün çocukları ve dolayısıyla mirasçıları oldukları için bu davada taraf gösterildikleri, müteveffa ......'ın çocukları olan müvekkillerinin henüz öğrenciyken bu vahim kaza sebebi ile annelerini kaybettiklerini, tüm bunların üzerine işbu dava sonucunda hayatlarının daha başında büyük bir tazminat yükü altına girdiklerini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre davacılardan .....'in müteveffa .... ile uzun zamandır ayrı oldukları, bu nedenle duygu birlikteliği bulunmayan eş için manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiği, alınan bilirkişi raporunda müterafik kusur ve hatır taşımacılığı değerlendirmesinin eksik yapıldığı, mütevefanın anne ve babasına maddi bir desteği bulunmadığı, destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için bakımın devamlı ve sürekli olmasının şart olduğu, kazadan sonra müteveffa Raif'in araçtan fırlamış olduğu ve müteveffa .....ın ise aracın sağ koltuğunda olduğunun tanık ifadesiyle net olduğu, dolayısıyla müteveffa ..............ın aracı kullanan olmadığı, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.Davacılar ...., .... ve ..... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olarak düzenlendiği, kazanın oluşumunda ............ plakalı araç sürücüsü .........'ın tamamen kusurlu olduğu, davalı ........... lehine vekalet ücreti takdiri yerinde olmadığı, mütevaffanın eş ve çocuklarının hayatta olup, anne babaya destekten yoksunluk tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu, karara esas alınan hesap bilirkişi raporunda tazminat hesapları ve karara bağlanan maddi ve manevi tazminat miktarlarının çok düşük ve hatalı hesaplandığı, tazminat hesaplamasında dayanak maaşın asgari ücret üzerinden alınmasının hatalı olduğu, müteveffanın "şef garson" olarak çalıştığı, mahkemece anne babaya müvekkili davacı ...........'ten daha fazla tazminata hükmedilmesinin hatalı oldğuu, eşin ve çocukların çektiği elem ve ızdırap ile muhtaciyeti anne babadan daha aşağı kabul ederek çok az tazminata hükmedildiği, bilirkişi incelemeleri ve aktüerya hesaplamalarında hatalar olduğu ve itirazlarının dikkate alınmadığı, hatır taşımacılığı indirimini kabul etmediklerini, % 25 oranındaki hatır taşımacılığı indiriminin çok fahiş olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.Davalı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, mahkemece karar verilirken davaya cevaplarının ve sair başkaca delillerinin dikkate alınmadığı, müvekkilinin kazaya karışan .......... plakalı aracın maliki olup aracı kaza anında başkasının kullandığı, ayrıca aracı kullanan davalı .....'ın da kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, davacı tarafın destekten yoksun kaldıklarını somut deliler ile ispat edemediği, hükmedilen manevi tazminatın fahiş miktarlarda olduğu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
:Dava ve birleşen dava, haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.Davacılar ve birleşen davanın davacıları murisi ...........'in, ............. plakalı araçta yolcu olarak seyahat ederken, bu araç ile ...... plakalı aracın karıştığı ...... tarihli kazada vefat ettiği ihtilaf konusu değildir.2918 sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir.... ... Ağır Ceza Mahkemesi .../....E-.../.... K sayılı dosyasında, davalı(sanık) ... hakkında 5237 sayılı TCK 85/2 ve 62 maddesi gereği ceza tayin edildiği, 5271 sayılı CMK 231 maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı( sanık) .....'in %25, diğer araç sürücüsü müteveffa .............'ın %75 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz.Davacılar murisi .....'in kazanın oluşumunda etkisinin bulunmadığı, soruşturma aşamasında alınan kusur raporu ve kaza tespit tutanağı birlikte değerlendirildiğinde ve 2918 sayılı KTK 85 ve 88 maddeleri göz önüne alındığında, davalı( sanık) ....'in %25, diğer araç sürücüsü müteveffa .....'ın %75 oranında kusurlu olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.2918 sayılı KTK 87/1 maddesi; "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir" şeklinde düzenlenmiştir. Aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Hatır taşıması; bir kimseyi ücretsiz olarak, bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Başka bir ifadeyle hatır için taşımada, taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK 51 maddesi (818 sayılı BK 43 maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiştir.Somut olayda, müteveffa .......'in, ..... plakalı araçta yolcu olarak seyahat ederken kazanın meydana geldiği, taşımanın, taşınanın menfaatine olduğu, hatır taşımasından yalnızca bunu ileri sürenin yararlanabileceği (Yargıtay 17 HD █████████ E-█████████ K sayılı ilam) ancak, ilk karara karşı bu hususun istinaf sebebi olarak ileri sürülmediği, bu durumda davalılar lehine usuli müktesep hak oluştuğu anlaşılmakla yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş olup, Yargıtay uygulaması gereği hatır taşıması indirimi %20 oranında yapılması gerekmekle, bu oranda indirimine göre hesaplama yapan bilirkişi ek raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik yoktur.6098 sayılı TBK 52 maddesi gereği, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. Zarar görenin kendi menfaatlerini korumak için makul bir insanda beklenen davranışta bulunmayarak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olması müterafik (bölüşük) kusur olarak adlandırılır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, öğreti ve Yargıtay uygulamalarıyla da benimsenmiştir. Müterafik kusura ilişkin savunma, bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).Somut olayda, müteveffa .........'in, ........... plakalı araçta yolcu olarak seyahat ederken kazanın meydana geldiği, sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği araca binen müteveffanın, zararın doğmasında ya da artmasında müterafik kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği, Yargıtay uygulaması gereği müterafik kusur indirim oranının %20 olduğu, hükmedilen tazminattan bu oranda indirim yapılmasının gerektiği anlaşılmakla, davalı ..... ve davalı ....... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.Kabule göre de, 6098 sayılı TBK 51 ve 52 maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için diğer taraf yararına vekalet ücreti takdir edilmeyecektir. (Yargıtay 4 HD █████████ E-██████████ K sayılı ilam) .Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 6098 sayılı TBK 51 ve 52 maddelerinde düzenlenmiş olup, hakim, tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra bir menfaat karşılığı olmayan hatır için taşıma varsa hatır indirimi yapılacak, ayrıca zarar gören zararın artmasına sebep olmuş yada zarar doğuran fiile rıza göstermiş ise, Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat blirlenecektir. Yapılan ödemeler, kanunda, indirim nedeni olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki ödemeler, tazminatı belirlemede bir indirim sebebi olmayıp Yargıtay uygulamaları ile yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır (Yargıtay 4 HD █████████ E- ██████████ K sayılı ilam)İşleten ve zorunlu trafik sigortacılarının 3. kişilere karşı sorumluluklarının niteliği ise kanundan doğan TBK'nin 62. maddesince müteselsilen sorumluluk olup, TBK'nin 163/1.maddesi gereğince; alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen tahsilini isteyebilir. Borcun tamamen tahsiline kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam edeceği de aynı yasanın 163/2 maddesinde açıklanmıştır.Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği def'iler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu def'iler BK'nin 143. maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya müteselsil borcun sebep veya konusundan doğan def'iler olup bunların dışında ileri sürülen def'iler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz. TBK'nun şimdiye kadar sözü edilen düzenlemeleri alacaklıya karşı dış ilişkilerle ilgili olup, borcun ödenmesinden sonra müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkilerde TBK'nin 165. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı takdirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen veya tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir.Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Türk Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır.TBK'nin 166/2 maddesine göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri bu oranda borçtan kurtulur. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri için alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması gerekir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine TBK'nin 168. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bunun sonuçlarına katlanacağı esastır. (Yargıtay 17 HD █████/2018 tarih █████████ E ██████████ K)İbraname adı altında sigorta şirketlerine ve ya ödemede bulunan zarar sorumlularına verilen belge kesin bir aklama ve vazgeçme belgesi olmayıp ödenenle sınırlı bir ''makbuz'' hükmündedir.Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklaması hem sigortacı hem de sigortalı işleten yönünde poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sonuç doğurur. Davalı sigorta şirketi ile birlikte davalı işleten de poliçe limiti kadar borçtan kurtulmuş sayılır. Ancak aracın sürücüsünün işleten dışında başka bir olması halinde sürücünün sorumluluğu sigorta şirketi tarafından ibranamedeki ödenen tutarla sınırlı olacaktır.Somut olayda, davalı Grupama şirketi, 16 RM 975 plakalı araç için, █████/2015 tarihli ibraname karşılığında, █████/2015 tarihinde, 74.615,12.-TL, █████████ sarihinde sırasıyla, 8.429,84.-TL ve 10.959,18.-TL asıl dava davacıları vekiline ödeme yapıldığı (ödeme belgesi sigorta dosyası içinde), ayrıca, 16 LY 882 plakalı araç için de, 23.368,91.-TL, 3.358,11.-TL, 2.792,91.-TL ödeme yaptığını, daha sonra ise, ilk derece mahkemesi kararı sonrası, █████████ tarihli sulh protokolü gereği, asıl dava davacıları vekili ile sulh olunduğunu, sulh çerçevesinde davacı ........... için 20.109,44 TL destek tazminatı, davacı ........... için 12.636,29 TL destek tazminatı ve davacı ........ için 18.843,52 TL asıl feriler ile toplamda 83.297,08 TL destek tazminat ödemesi 08.01.2019 tarihinde vekil Av. ............ hesabına yapıldığını belirtmiştir.Davalı işletenin ödeme nedeniyle sigorta şirketi ile birlikte poliçe limiti kadar sorumluluktan kurtulacağı, sürücünün ise, ödenen miktar kadar borçtan kurtulacağı kabul edilerek sorumluluk kapsamının belirlenmesi gerekmektedir.Somut olayda, ödemelerde dikkate alınarak tazminat kapsamı belirlendikten sonra hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmalı, ayrıca ödeme tarihi itibariyle de, asıl ve birleşen davada dava konusu tazminat alacaklarının hesaplanması bakiye destek alacağının bulunup bulunmadığı da belirlenmelidir.Davacıların maddi tazminat talebi, destekten yoksun kalma alacağından oluşmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı, maddi tazminat türü olup, hukuka aykırı fiil sonucunda ölen kişinin destek verdiği kişilerin; ölen kişinin yokluğunda alacağı destekten mahrum kalması ve sonucunda hayat kalitelerinin düşmesi vs. sebeplerle, bu ölümden kusurlu olarak sorumlu olan kişiden alacakları tazminattır.Desteğin çocuksuz olması durumunda desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların, eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır (Yargıtay 17 HD █████████ E- █████████ K Sayılı ilam).Desteğin, küçük çocuklarının bakım ihtiyacından ne zaman kurtulacağını tayin etmek çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir. Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, ne kadar süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, onların yaşama süreleri; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında kız çocukları için genellikle, çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacı ortadan kalkar. Çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.Aktüerya bilirkişice kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde █████/2021 tarihli raporda isabetli şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve (teknik faiz dikkate alınmaksızın) progresif rant yöntemi benimsenmiştir. Zira, Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarih - ███████-███████ sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 17 HD, █████████ E- █████████ K sayılı ilam).2918 sayılı KTK 96 maddesi, garameten ödeme ilkesi gereğince, bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını öngörülmektedir.Gerçek zararın belirlenmesi için, müteveffa Raif'in kaza tarihindeki işinin ve gelir durumunun net ve ispata yarar somut delilerle ortaya konulması gerekmektedir (Yargıtay 17 HD █████████ E-████████ K sayılı ilam). Somut olayda, müteveffa Raif'in gelir durumuna ilişkin yeterince araştırma yapılmamış olup, müteveffanın gelirini asgari ücret üzerinden hesaplayan aktüerya bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Müteveffa Raif'in kaza tarihindeki işi ve gelirine dair diğer deliller incelenerek, kaza tarihinde ne iş yaptığı ve gelir durumu hakkında kolluk marifetiyle araştırma yaptırılması, kaza tarihi itibarı ile yaptığı iş belirlendikten sonra sonucuna göre gerekirse meslek odasından ve ilgili kuruluşlardan emsal ücret araştırması yapılarak, belirlenecek gelir durumu doğrultusunda hesaplama yapılmalıdır.6098 sayılı TBK 56/2 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar ya da ölüm halinde, zarar gören veya ölenin yakınları da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın manevi dengesindeki bozulmanın giderilmesi için yasanın öngördüğü telafi şeklidir. Meydana gelen kazada kusur durumu, kazanın meydana geliş şekli, kaza tarihinde paranın alım gücü göz önüne alındığında, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik yoktur.Kabule göre de, mahkemece, davalı Nimet Akar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalı Nimet'in kaza yapan araç sürücüsü olmadığının yargılama aşamasında anlaşıldığı, yanılgıya davalı Nimet'in neden olduğu, davalı Nimet hakkında bu davanın açılmasında davacıların kusuru bulunmadığından, davalı Nimet lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz (Yargıtay 4 HD ██████████ E- ████████ K sayılı ilam) olmuştur.6100 sayılı HMK 355 maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup asıl dava davacıları vekili ile davalılar ......... ve ......... vekili ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurularının bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Asıl dava davacıları vekili ile davalılar ......... ve ............. vekili ve davalı ......... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile........ .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..........tarih, ..../.....-.../... sayılı kararının KALDIRILMASINA,Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2- İstinaf kanun yoluna başvuran asıl dava davacıları tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,3- İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,4- Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,5- İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi......Başkan.................Üye..........Üye.............Katip..........