Anahtar kelimeler: Satımdan Yerden Niyet Niyetli Düşük Kötü İlişki Borcun Anadolu Borcunun

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2019KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACI
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketi ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğu, borçlunun satın aldığı malların bedelinden düşük ödemeler yaptığı, bu nedenle davalının---- borcunun bulunduğu, borcun ödenmediği, bunun üzerine ------Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının borçlu olduğunun tespiti ile itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama gideri ile, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı tarafa dava dilekçesinin usule uygun olarak tebliğ edildiği cevap sunulmadığı görülmüştür.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu,----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, SMMM bilirkişinin ----- tarihli raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının ------ tarihli faturalardan kaynaklandığını iddia ettiği bakiye alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlattığı ilamsız icra takibine davalı tarafından borcu bulunmadığı gerekçesiyle itiraz edilmesi üzerine takibin yasal olarak durdurulduğu, davacı tarafça bir yıllık yasal süre içerisinde mahkememizde işbu itirazın iptali davasının açıldığı, SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacının defterlerine göre davalıdan ------bakiye alacağının bulunduğu, davalı tarafın defterlerini ibraz etmediği bu sebeple faturaların kayıtlı olup olmadığının tespit edilemediği, faturaların miktarlarının sınırın altında kalması sebebiyle vergi dairesine bildirilmediği, faturaların sevk irsaliyelerin teslim alan bölümünde yalnızca ismin yazdığı imzanın bulunmadığı, davalı tarafça ----- ödeme yapıldığı, takibe konu alacağa esas teşkil eden faturaların ise davacının ticari defterlerine göre ödenmediğinin anlaşıldığı, takibe dayanak faturaların incelenmesinde sevk irsaliyesinde teslim alan kişiye dair imza bulunmadığı sadece------isminin ve plakanın yazıldığı, davalının faturalara konu malları teslim aldığına dair davacı tarafça dosyaya bir delil sunulmadığı, davalının kendisi adına düzenlenen takibe konu faturalardan önceki döneme denk gelen------ tarihindeki havale işleminin teslim olgusu ispat edilemeyen davaya konu faturalar nedeniyle davalıyı borçlu kılmayacağı, davalı tarafça borç inkar edildiğine göre ispat yükünün davacıya düştüğü, davacının da faturalara konu malların davalıya teslim edildiği hususunu ispat edemediği ve ayrıca davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı ancak yemin deliline dayanmayacağının beyan edilmesi karşısında açılan davanın ispat yokluğundan reddine dair karar verildiği görülmüştür. Mahkememiz kararı------- Karar sayılı ilamı ile;Somut olayda davaya dayanak açık hesabı oluşturan faturalara ilişkin sevk irsaliyelerinde teslim alan bölümünde imza bulunmadığına göre ismi yazılı kişilerin davalı çalışanı olup olmadığının araştırılması ve tanık olarak dinlenmeleri gerekmediği gibi bu hususta davalının isticvap edilmesi de gerekmez. Bu aşamada tarafların ticari defter kayıtlarının değerlendirilmesi gerekir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan malların davalıya teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanılmıştır. Mahkemece davalının ticarî defterlerinin ibrazı istenmiş olmakla birlikte davalı tarafından ticarî defterler ibraz edilmemiştir. Ancak davalı tarafa gönderilen tebligat ekinde gönderilen duruşma zaptında yazılı bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararında ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde HMK’nın 220/3.maddesi gereğince ortaya çıkacak sonuçlar usulünce ihtar edilmemiştir. Davalı tarafça mazeretsiz olarak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması halinde davacı tarafın kayıtlarına göre karar verilmesi mümkün olup, Mahkemece, davalıdan 220/3. Maddesindeki ihtarlar yapılarak ticari defterlerinin ibrazı istenerek üzerinde mali müşavir aracılığıyla inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçeleriyle kaldırıldığı görülmüştür. Mahkememiz --- Esas sırasına kaydedilmiş yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememiz ---- tarihli celsede davalının ticari defterleri üzerinde Türk Ticaret Kanunu'nun 83-86. Maddeleri ile HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca defter incelemesine karar verilmiş ise de belirlenen günde davalının ticari defterlerini ibraz etmediği görülmüştür. Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan------ alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ----- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak bilirkişi raporu da hükme esas alınarak ----- alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: (gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)Davanın KABULÜ İLE,1-Davalının----Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına,2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar harcı 732,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 119,58 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 612,42 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 119,58 TL peşin harç olmak üzere toplam 163,98 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri 278,7 ve 800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.078,7 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 9.900,56 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca------ bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde----Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026