Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Fiilden Başkan Açılmadan Yazim Mahal Katip Bursa Üye

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../... - .../...

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: .../...
KARAR NO
: .../...
BAŞKAN
: ....
ÜYE
: ......
ÜYE
: ......
KÂTİP
: .......
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ..../...
KARAR NO
: .../...
KARAR TARİHİ
: .....
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ......
DAVACI
: ......
VEKİLİ
: Av. .......
DAVALI
: .......
VEKİLİ
: Av.......
İHBAR OLUNAN
: ......
VEKİLİ
: Av. ....
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: ......
KARAR YAZIM TARİHİ
: ..........
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin maliki olduğu.... İlçesi .........caddesi üzerinde bulunan .... nolu taşınmazın yan tarafında bulunan imar yolunda davalı tarafça yapılan okul inşaaatı nedeni ile 14.09.2018 tarihinde meydana gelen çökme sonucu bu taşınmaza ait elektrik, su tesisatı alt yapılarının hasar gördüğünü, taşmazda kiracı olarak bulunan ..........'nin sigorta şirketi olan .......... ekspertizi tarafından yapılan hasar tespitinde davalının gerekli önlemleri almaması, istinat duvarı yapmaması sebebi ile çökmenin meydana geldiğinin tespit edildiğini, kiracı ....... tarafından karşı tarafa söz konusu zararın karşılanması amacı ile .... ... Noterliğinin ...... tarih ve .... yevmiye numarası ile müracaatta bulunulduğunu, ancak bu talebin kabul görmediğini, meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında yer almadığı için sigorta şirketi tarafından karşılanmadığını, bu sebeple ticari faaliyetlerin sekteye uğramaması için kiracı tarafından meydana gelen hasarın derhal giderildiğini, bu zararın 75.000,00 TL lik kısmının ise yapılan tesisatların tahliye esnasında taşınmazda bırakılması koşulu ile müvekkili tarafından karşılanmasına karar verildiği belirtilerek, 75.00,00 TL zarar bedelinin tahsilini, talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından davaya konu edilen faturanın ..........ye ait olduğunu, bu sebeple davacının aktif ehliyetinin olmadığını, müvekkili şirketin ......... tarafından sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sigorta poliçesi limiti dahilinde talep edilecek tazminattan sorumlu olacağını, bu sebepten dava dosyasının bu sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yapmış olduğu inşaat projesi kapsamında kendisine ait alanda alt yapı çalışması yaptığı sırada bir kısmı kamusal yolda olmak üzere, büyük kısmı müvekkile ait arazide küçük çaplı çökme olduğunu, çalışma sırasında davacı şirketin uhdesinde veya binasında her hangi bir zarar- ziyan meydana gelmediğini, davalı tarafın fabrika binasına ait su borularını belediyeden izin almadan yasal olmayan başka bir güzergahtan aktardığını, müvekkili şirket yapmış olduğu alt yapı çalışmaları sırasında davacı şirketçe su tahliye borularının yönünü değiştirerek yasal hale getirmeye çalıştığını, davacı tarafa ait fabrikanın su tahliye borularının ve su deposu kamusal alan olan yol üzerinde olduğunu, su deposundan fabrikaya çekilen hat ise müvekkili davalının maliki olduğu taşınmazın sınırları içerisinde olduğu ve müvekkili davalının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek davanın reddini, talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 63.580,00 TL'nin dava tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesince husumet itirazlarının dikkate alınmadığı, ekspertiz raporuna göre tanzim edilen bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasarın oluş nedeninin tespit edilmediği, kusur oranı tespit edilmeden hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, davalı tarafın fabrika binasına ait su ve elektrik boruları için ..........İl Müdürlüğü ve ....'tan izin alıp almadığı, elektrik ve suyu yasal olmayan başka bir güzergah üzerinden aktarıp aktarmadığının tespit edilmeden eksik inceleme ile hüküm verildiği, davacı tarafça talep edilmemesine rağmen iddia edilen zararın ÜFE katsayıları ile dava tarihine taşınmasının "Taleple Bağlılık İlkesine" açıkça aykırı olduğu, davacı tarafa ait alt yapıların müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiği, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasın karar verilmesini, talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
:
Dava, haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine yöneliktir.
6098 Sayılı TBK 69 maddesinde; "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar. Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır." hükmü düzenlenmiştir. Yapı eserinin maliki, bunların hiç kimse ve hiçbir şey için tehlike taşımayacak şekilde yapılmasını ve işlemesini garanti etmekle yükümlüdür. Bu nedenle, bir yapı eserinde herhangi bir yapım bozukluğu olmasa bile, ek güvenlik ve koruma tertibatının bulunmaması yine de bir bakım eksikliği sayılır. Yapı sahibinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğunu kapsamaktadır. Bu sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir (Yargıtay 3 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).
Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk halleri olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutulurken, TBK tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. (G.Antalya, Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.1.2012.İst.sh.533.535.)
6098 sayılı TBK 301 maddesi gereği, kiraya veren, kiralananı sözleşmenin amacına uygun surette kullanmaya ve işletmeye elverişli bir şekilde teslime ve kira süresince de kiralananı bu halde tutmaya mecburdur.
Somut olayda, davacı şirketçe, maliki oldukları taşınmazda dava dışı ........'nin kiracı olduğunu, komşu taşınmazda davalı şirket tarafından yapılan imar yolunda çökme yaşanıp, taşınmaza ait alt yapıların zarar gördüğü, dava dışı şirketin sigorta şirketi olan ... tarafından yapılan ekspertiz incelemesinde, davalının gerekli önlemleri almaması ve istinat duvarı yapılmaması nedeniyle meydana geldiğinin tespit edildiği, dava dışı şirket tarafından davalıya ihtarname gönderilip zararların karşılanmasının istenildiği, ancak zararın karşılanmadığı, dava dışı şirketin ticari faaliyetinin aksamaması için dava dışı şirketçe söz konusu zararın giderildiği, zararın 75.000,00 TL 'lik kısmının da davacı tarafından karşılandığı ileri sürülmüş olup, davacı şirketçe bu bedelin rücu edilmesi talep edilmektedir.
Mahalde yapılan keşif, bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları, bilirkişi raporu ve ek rapor ile dosya içinde yer alan, fatura, ekspertiz raporu birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketçe yapılan inşaatın temel hafriyatının güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli önlemlerin alınmadığı, kazı yapıldıktan sonra boş kalan bölümde biriken yağmur suları sonucu yolun altındaki toprağın stabilitesini kaybedip göçük meydana geldiği anlaşılmakla davalı şirketin zararadan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, tazminat hukukunda gerçek zarar ilkesi geçerli olup, uğranılan gerçek zarar, haksız fiil sorumlularından istenebilecektir. Ödenenin tahsilinden ziyade, ödenmesi gerekenin belirlenmesi gerekecektir. Zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD ██████████ E- █████████ K sayılı ilam).
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek rapor, zararın belirlenmesi yönünden denetime elverişli değildir. Zira, davacı tarafça dosyaya sunulan faturalar kapsamında inceleme yapılmış ve bedelin makul olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, keşfe refakat eden inşaat mühendisi bilirkişi ve elektrik mühendisi bilirkişiden, istinat duvarının çökmesi sonucu, davacıya ait taşınmazda meydana gelen zararın giderilmesi amacıyla yapılan masrafların zorunlu ve gerekli olup olmadığı, yapıldığı iddia edilen masrafın yapıldığı tarihte, gerek malzeme, gerek işçilik bakımından piyasa rayicine uygun olup olmadığı, değiştirilen malzemelerin hurdasının değer ifade edip etmeyeceği, değer bulunması halinde bu kısmın da bedelden düşülerek, masrafın yapıldığı tarih itibarıyla zararın belirlenmesi bakımından ek rapor alıp hüküm kurmaktan ibarettir. Davalı vekilinin istinaf talebi yerindedir.
Kabule göre de, 6098 sayılı TBK 52 maddesi gereği, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. Zarar görenin kendi menfaatlerini korumak için makul bir insanda beklenen davranışta bulunmayarak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına müterafik (bölüşük) kusur olarak adlandırılır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK 52 maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, öğreti ve Yargıtay uygulamalarıyla da benimsenmiştir. Müterafik kusura ilişkin savunma, bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD █████████ E-█████████ K sayılı ilam). Davalı tarafça yapılan inşaat çalışması sonucu oluşan zararın doğmasında ya da artmasında dava dışı şirket veya davacı şirketin müterafik kusuru bulunup bulunmadığı, yer altı kablolarının projeye uygun tesis edilip edilmediği tartışılmalıdır.
6100 sayılı HMK 355 maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...tarih, .../...-.../... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3- Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4- İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
....
Başkan
....
.....
Üye
...
.....
Üye
.....
.....
Katip
.......

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!