Anahtar kelimeler: Mts Sinden Perakende Akdedilerek Firma Aboneliğinin Güvence Yere Olmamak Devamına

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA VE İSTEM
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkil kurum ile davalı arasında 28.09.2016 tarihinde Perakende Satış Sözleşmesi imzalandığını, ancak davalı tarafından 39.704,58 TL olan fatura bedelinin ödenmediğini, bu sebeple, ... MTS ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlu - davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;Müvekkil firma ile davacı arasında perakende satış sözleşmesi akdedilerek aboneliğinin başladığını, güvence bedeli olarak davacıya 150 kW güç karşılığı 8.400,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili ile davacı arasında 23.11.2020 tarihinde indirimli elektrik için sözleşme yenilemesi yapıldığını ancak işbu sözleşme müvekkili tarafından elektrik dağıtım firmalarınca aynı güç ve kullanımda elektriğin daha uygun fiyatlandırma ile verilmesi karşısında kuruma verilen dilekçe ile sonlandırıldığını, bu durumun davalı tarafa bildirildiğini ve 15 günlük cayma süresinin bulunduğunun bildirildiğini, bu nedenle müvekkil firma 15 gün içerisinde sözleşmeyi feshettiğini karşı tarafa bildirdiğini ancak firma yetkilisine kurum 03.12.2021 tarihi olduğu için bu ayın ( Aralık 2021) faturasının ödeneceği, bir sonraki aydan itibaren diğer firmaya ödenebileceği şeklinde bilgi verildiğini, müvekkili şirket 28.01.2021 tarihine kadar Aralık faturasını beklediğini, gelmeyince kuruma başvurarak Aralık faturasının gelmediğinin beyan edilmesi üzerine davalı tarafından alacağın teminat bedelinden kesildiği, kalan kısmın PTT üzerinden müvekkilince alındığını, hal böyleyken müvekkil aleyhine sözleşmenin feshinden aylar sonra, █████/2021 son ödeme tarihli, 29.704,58 TL bedelli fatura keşide etmesi ve ödenmediğinden bahisle icra başlatılması ve itiraz nedeniyle de huzurdaki davanın açılmasının haksız ve hukuksuz olduğunu belirterek; davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, beyan dilekçeleri, akdedilen sözleşmeler, yazı cevabı içerikleri, fatura sureti, iade ödemesine ilişkin evraklar, fesih talebi evrakı, ... Abonelik Sözleşmesi İcra Dairesi'nin ... MTS numaralı dosya Uyap mündericatı, bilirkişi incelemesi, arabuluculuk tutanağı ve tüm dosya kapsamı...
... Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Alacaklının davamızın davacısı, borçlunun ise davamızın davalısı olduğu, davacı-alacaklı tarafından davalı - borçlu aleyhine 39.704,58 TL asıl alacak, 2.583,44 TL faiz ve 465,02 KDV olmak üzere toplam 42.753,04 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı- borçlunun █████/2021 tarihinde takibe, ödeme emrine, faize ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenerek iddia, savunma ve dosya kapsamına göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalı yanın icra takip tarihi itibariyle davacı yana borçlu olup olmadığının tespiti ve miktarının saptanması için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamında görevlendirilen bilirkişiler Elektrik Yüksek Mühendisi ... ve SMM ... tarafından █████/2024 tarihinde Mahkememize ibraz edilen raporunda özetle; "...|Taratlar arasında Ikili Anlaşma yerine Perakende Elektrik Satış Sözleşmesinin imzalandığı, Sözleşmenin süresiz olduğu, Davalı Tüketicinin Serbest Tüketici olMAdığı, Davacının Tedari Şirketi yerine bu sözleşmede Görevli tedarik şirketi olduğu Bu yüzden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 20. Maddesindeki Ceza koşulu/cayma bedeli maddelerini muhatabı olmadığı, hali hazırda da ...'de buna ilişkin herhangi bir maddenin yer almadığı görüldüğünden, Tahakkuk edilen fesih ceza bedeli isimli faturanın EPDK mevzuatına aykırı olduğu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre tahakkuk edilmesinin haklı bir gerekçesi bulunmadığından iptal edilmesi gerektiği kurulumuzca değerlendirilmektedir..." şeklinde tespitler yapılmıştır.
Mahkememizce, davalının yenilenen sözleşmesi kapsamında fesih talep evrakı ile sonucu ve sözleşme tarihinden dava konusu faturaya kadar davacı adına kesilen tüm faturaların temin edilerek elektrik mühendisi bilirkişiden ek rapor alınmasına ilişkin ara kararı kapsamında tanzim edilen █████/2025 tarihli ek raporda özetle; "...Davacının sunmuş olduğu faturalar incelenmiş olup, burada 33 adet fatura yer almakta ve bunların sadece 4 tanesi dava konusu sözleşme dönemine ( █████/2021 – █████/2022 ) denk gelmektedir.39.704,58 TL'lik fatura cayma faturasıdır. Ancak tablo-1'den görüleceği üzere ikili anlaşmanın gerçekleştiği dönemde tahakkuk etmiş olan en yüksek tutarlı fatura 40.948,70 TL'lik faturadır. Yani Sözleşmenin 4.2. maddesinde …” Sözleşme çerçevesinde tahakkuk ettirilecek en yüksek elektrik faturası tutarında fesih tazminatını Tedarikçiye ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.” hükmü kapsamında 39.704,58 TL' yerine 40.948,70 TL'lik faturanın Fesih Ceza Bedeli faturası olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak talebe bağlılık ilkesi doğrultusunda ilamsız icra takibinin faiz ve faiz KDv'si haricinde 39.704,58 TL' asıl alacak miktarı üzerinden devam etmesi gerektiği teknik olarak değerlendirilmektedir..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında akdedilen perakende satış sözleşmesinin feshi nedeni ile düzenlenen cezai şarttan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacının iddiasının, davalı ile aralarındaki sözleşmede yazılı bulunan süreden önce erken sözleşmeyi erken feshetmesi nedeni ile cezai şart alacağının doğduğu ve davalının bundan sorumlu olduğu,
Davalının savunmasının ise, tedarikçi başka bir firmanın daha uygun fiyatlı elektrik hizmeti sunması nedeni ile 15 günlük süre içerisinde sözleşmeyi feshettiği, davacının talepte bulunduğu alacak miktarının yerinde olmadığı, yatırmış olduğu güvence bedelinden tüm borçlarının ödendiği ve kalan miktarın tarafına iade edildiği, davacının sonradan düzenlediği cezai şarta ilişkin faturanın yerinde olmadığı şeklinde olmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin hangisi olduğu, bu kapsamda davalının sözleşmeyi erken feshedip etmediği, davacının cezai şarta ilişkin fatura düzenleme ve alacak talebinde bulunma hakkının yerinde olup olmadığı, söz konusu bedelin davalının güvence bedelinden karşılanıp karşılanmadığı, davalının cayma talebinin yerinde ve süresinde olup olmadığı, alacağa işletilmesi gereken faiz oranını ne olduğu ve davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.
... Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında düzenlenen 1 adet faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla davacı-alacaklı tarafından davalı - borçlu aleyhine 39.704,58 TL asıl alacak, 2.583,44 TL faiz ve 465,02 KDV olmak üzere toplam 42.753,04 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı- borçlunun █████/2021 tarihinde takibe, ödeme emrine, faize ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı tarafından █████/2023 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.
Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, Abonelik Sözleşmesi hükmüne nazaran davacı ve davalı ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, var ise takip tarihi itibariyle alacağının faiz oranı, faiz başlangıç tarihi ve diğer fer'ilerle birlikte saptanması bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde raporun dosyamız arasına sunulduğu anlaşılmış ve söz konusu raporun dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata kısmen uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan Yargılama Neticesinde Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Taraflar arasında iki adet sözleşmenin bulunduğu, bunlardan ilkinin...tarihli sözleşme olduğu, sözleşme uyarınca davalının ... numaralı hesaba ilişkin elektrik hizmeti satın aldığı, ikinci sözleşmenin ise taraflar arasında 23.11.2020 tarihinde imzalandığı, sözleşmeye göre tedarik hizmetinin süresinin 01.02.2021 ile 31.01.2022 tarihleri arasında başlayacağının kabul edildiği, söz konusu sözleşmenin ... numaralı hesap sözleşmesi olduğu, ikili anlaşma gereği davalı tarafın 01.02.2021 tarihinde davacı şirketten elektrik hizmeti satın almaya başladığı, buna ilişkin Şubat 2021 dönemi için 37.045.90-TL, Mart 2021 dönemi için de 40.948,70-TL bedeli 2 adet normal dönem tüketim faturasının davacı tarafından düzenlenildiği, bu faturaların davalı tarafça ödendiği, davalının 2021 Nisan döneminden itibaren farklı bir tedarikçi ile sözleşme imzaladığının davacı tarafından tespit edildiği ve davalının 2021 Nisan ayında tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesinde sözleşmenin feshi ve fesih tazminatının düzenlendiği, bu hükümler uyarınca davacının davalı adına dava konusu faturayı düzenlediği ve davalının faturaya itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafın davacıya borcunun olmadığı ve davacının tüm alacaklarını güvence bedelinden mahsup edip kalan miktarı tarafına iade ettiği şeklindeki savunması bakımından yapılan incelemede; güvence bedeli bakımından yapılan incelemede, söz konusu sözleşmeye ilişkin 2016 Eylül ayında 8.479,63- TL ███████-06-07 dönemlerinde 7.526,03-TL olmak üzere ödenen toplam 30.917,63-TL olan güvence bedeli, 16.713,04-TL güncellenerek 47.690,67-TL olarak hesaplandığı, █████/2021 tarihli ve 2020 Aralık ayına ilişkin faturanın ise 41.721,22- TL olduğu, güvence bedelinden Aralık faturası mahsup edildiğinde bakiye kalan 5.969,45-TL'nn davalıya iade edildiği anlaşılmakla davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü ve davacının alacağın tamamını tahsil ettiği kalan bedelin de tarafına iade edildiği şeklindeki savunmalarının dayanağının ilk sözleşmeye istinaden olması nedeni ile yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalının 15 günlük süre içerisinde cayması nedeni ile borcunun bulunmadığı şeklindeki savunması bakımından yapılan incelemede ise; Taraflar arasında 23.11.2020 tarihinde imzalanan yürürlük tarihi 01.02.2021-31.01.2022 tarihleri olan sözleşme hükümleri incelendiğinde, sözleşmede cayma hakkının düzenlenmediği, davacının davalının cayma talebine ilişkin beyanın taraflarına ulaşmadığını iddia ettiği, davalının ise bu iddianın aksine 03.12.2020 tarihli cayma beyanının davacıya ulaştığı ve işleme alındığına dair evrakları sunamadığı anlaşıldığından bu doğrultuda davalının cayma hakkına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki bir an için aksi düşünülse dahi davalının 2021 yılı Şubat ve Mart ve dönemi içinde davacıdan hizmet satın aldığı, buna ilişkin faturaları ödediği anlaşılldığından bu nedenle caymaya ilişkin şart ve koşulların oluşmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 23.11.2020 tarihli sözleşmenin 4.2 Maddesinin "“Müşteri, Sözleşmeyi ve/veya Tedarik Protokolünü, işbu Tedarik Protokolü'nün 1.2'nci maddesindeki fesih hakkı saklı kalmak kaydı ile, Protokolün sona ermesinden önce, herhangi bir zamanda haklı bir gerekçe olmaksızın feshederse ya da Tedarikçi'nin işbu Protokolü ya da Sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine sebebiyet verirse, Sözleşme çerçevesinde tahakkuk ettirilecek en yüksek elektrik faturası tutarında fesih tazminatını Tedarikçiye ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. Bu bedel cezai şart niteliğinde olup Tedarikçi'nin, Sözleşmenin veya Tedarik Protokolünün feshi sebebiyle uğradığı/uğrayacağı tüm zararlarını talep hakkı saklıdır." şeklinde kabul edildiği anlaşılmakla alanında uzman bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde davalının sözleşme süresi boyunca en yüksek faturasının 40.948,70 TL olduğu dikkate alındığında davacının cayma şartı adı altında talep ettiği 39.704,58 TL talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Faiz hesabı bakımından yapılan incelemede ise, davacının 6183 maddesi hükümleri uyarınca faiz talebinde bulunduğu fakat söz konusu alacağın kullanımdan kaynaklı fatura olmadığı, cezai şarta ilişkin alacak olduğu, bu durumda faturadan kaynaklı alacak olmaması nedeni ile davacının 6183 hükümleri uyarınca faiz talebinde bulunamayacağı, tarafların tacir olması nedeni ile ticari faiz hükümleri uyarınca değerlendirme yapılmasının gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede temerrüdün son ödeme tarihinden sonraki gün başlayacağının kabul edildiği ve bu durumda davacının alacak bakımından temerrüt tarihi olan █████/2021 tarihinden icra takip tarihi olan █████/2021 tarihine kadar talep edebileceği faizin (2021 yılı ticari faizin yıllık %18,25 olduğu, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar geçen sürenin 123 gün olduğu bu durumda 39.704,58 x 0,18 = 7.246,08 TL yıllık faiz talebinde bulunabileceği, bu miktarın 123 güne tekabül eden kısmının ise 2.440,40 TL olacağı) 2.440,40 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının KDV'ye ilişkin talebinin ise yine faturadan kaynaklı alacak olmaması nedeni ile yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK, ...E., ...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır :
"...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..."
Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir.
İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davacının cezai şart talebinde bulunup bulunamayacağı ve şartlarının oluşup oluşmayacağı hususlarında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine hükmedilmiştir.
Yukarıdaki açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Davanın KISMEN KABULÜNE,
Merkezi Takip Sistemi'nin ... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE,
Takibin 39.704,58 TL asıl alacak ve 2.440,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.144,98 TL üzerinden DEVAMINA,
Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 39.704,58 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %18,25 oranında temerrüt faizi UYGULANMASINA,
Asıl alacak likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE,
Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.878,92 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 730,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 2.148,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye GELİR YAZILMASINA,
Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 730,12 TL harç parasının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, posta masrafı ve bilirkişi ücreti 8.971,90 TL olmak üzere toplam 9.151,80 TL yargılama masrafının davanın kabul ret oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 9.020,92-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlasının kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 1.537,69 TL'sinin davalıdan, 22,30 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 42.144,98 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE ,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 608,06 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE ,
6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına İADESİNE,
HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda reddedilen miktar bakımından HMK'nun 341. Maddesi uyarınca miktar bakımından istinaf sınırının altında bulunması nedeni ile kesin, kabul edilen miktar bakımından ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16.02.2026
KATİP
e-imzalıdır
HAKİM
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!