Anahtar kelimeler: Sistemlerinin Süreç Edenin Görüşü Hukukî Ret Kararıyla Kısmi Neticesinde Edilebilir
11. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Kısmi ret, kısmi bozma
Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla;
a. Sanık ... hakkında, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi uyarınca yapılan yargılama neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereği beraatine,
b. Sanıklar ... ve ... haklarında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f, 52/2-4 ve 53/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 6 ay hapis ve 110.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 58/6 maddesi uyarınca hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla;
a. Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararına karşı katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine,
b. Sanıklar ... ve ... haklarında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-(a) ve 303/1 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereği ayrı ayrı beraatlerine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Nedenleri
Tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareketle atılı suçu işlediklerine, çelişkili beyanlarına itibarla beraat kararları verildiğine, sanık ...'ın da suça konu aracın yasal olmayan yollarla mülkiyetinin devredildiğini bildiğine, aracı zincirleme şekilde devrettiğine, resmi belgelerle suçun sabit olduğuna, sanıkların tevilli ikrarda bulunduklarına, beraat kararlarının bozulması ile sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmesi talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Sanık ... Hakkında Verilen Karar Yönünden
Sanık hakkında, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu için öngörülen cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak sanık hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 286/2-(g) hükmünde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3 maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2. Sanıklar ... ve ... Hakkında Verilen Beraat Kararları Yönünden
Katılanın aracını internet üzerinden satışa çıkardığı, sanık ... ile 5.000 TL peşin ve kalanı 53.000 TL bedelli çekle ödenmek üzere anlaştıkları, katılanın çek için teyit aldıktan sonra ...’in muhasebecisi olan sanık ...’a "Mülkiyeti Muhafaza Kayıtlı" olarak aracın satışı için vekâletname verdiği, daha sonra ...'in aracı devralmak isteyen kişinin mülkiyeti muhafaza kayıtlı olarak almak istemediğini söylemesi üzerine katılanın sanık ...’a bu kaydı içermeyen yeni bir vekâletname gönderdiği, sanık ...’un bu vekâletname ile aracı, temyiz dışı sanık ...'e sattığı, çekin vadesi geldiğinde karşılıksız çıktığı olayda, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareketle ve en başından itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket ettikleri anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-(a) maddesi gereği esastan reddine karar verilmesi gerekirken; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni hükümler kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararları verilmesinin, 5271 sayılı CMK'nın 303/1-(a) maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-(g) maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıkların beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Sanık ... Hakkında Verilen Karar Yönünden
Değerlendirme ve Gerekçe bölümünde (B-1) başlığı altında açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK’nın 298/1 maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanıklar ... ve ... Hakkında Verilen Beraat Kararları Yönünden
Değerlendirme ve Gerekçe bölümünde (B-2) başlığı altında açıklanan açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı CMK’nın 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, duruşma açılması yönünden, Yargıtay Üyesi ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu sübut yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.12.2025 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğuna" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
CMK' nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303 maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK' nın 303 maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır.
Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK' nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır.
CMK' nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK' nın 217/1 maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde delillerin bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamankta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır.
Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir.
Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK'nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK' nın 226 maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir.
Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK' nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK' nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır.
Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK' nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!