Anahtar kelimeler: Mallar Sınıf İbareli Sınıflarda Özgü Satışına Markalar Markasına Malların Şartı

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Kısmen kabulBölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 01... . sınıflarda tescili için yaptığı “...” ibareli başvurusuna, davalı Şirketin 2019/.... sayılı ve “...” ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek, başvurunun 01. sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35. sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, davacının bu karara yaptığı itirazının ise dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, davacının kurulduğu yıl olan 2006 tarihinden beri dava konusu ibareyi kullandığını, markanın bu kullanımı sonucunda ticari hayatta ayırt edicilik kazandığını, 2006 yılında ... ve 2008 yılında ise ... alan adını alarak web siteleri kurduğunu ve ticari faaliyetlerini bu siteler üzerinden devam ettirdiğini, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, aksi kanaate varılması halinde redde mesnet markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davacı "..." ibaresini ilk ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişi olduğundan, anılan ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, davalı şirketin redde mesnet marka tescilinin kötüniyetli olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı şirkete ait web sitelerinin davalı şirket tarafından satın alınmak istenmesi ile başladığını, davacı şirketin web sitelerini satmayı kabul etmemesi sonucu davalı şirket tarafından Aralık 2019 itibariyle TÜRKPATENT nezdinde içinde “...” ve “...” geçen “...”, “...”, “....”, “...” şeklinde bir çok marka başvurusu yapılmaya başlandığını, yine davalı şirketin 2019 yılından itibaren .... ve .... adlı web sitelerini kurarak davacı şirket ile haksız rekabete giriştiğini, davalı şirketin sürekli unvan değişikliği yaptığını, bu sebeple uzun süredir “...” olarak bilindiğini iddia etmesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın sunduğu delillerden “...” ibaresini ilk olarak 2016 yılında kullanmaya başladığının görüldüğünü, davacı şirket tarafından ise “...” ibaresinin kuruluştan bu yana kullanıldığını ileri sürerek YİDK’in ... sayılı kararının iptaline, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğuna kanaat getirilmesi halinde ise davalı şirkete ait ███████████ sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket kurucusunun 2006 yılında hammadde ithalatı ve ihracatı amacıyla ... firmasını kurduğunu, 2020 yılında ... A.Ş. adını aldığını, devamında ise davalı şirketin ticari hayatını 2021 yılında yaptığı değişiklikle ...A.Ş. adıyla sürdürdüğünü, ... ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. olarak 21.08.2006 tarihinde kurulan davalı şirketin “...” markasını tescil ettirdiğini ve markanın münhasıran hak sahibi olduğunu, davalı şirketin anılan markayı kesintisiz biçimde kullandığını, davalı şirketin 2006 yılından bu yana hem yerli hem de yabancı sektörde ... adıyla bilindiğini, davacı şirketin ticaret siciline kayıt tarihinin davalı şirket kaydından yaklaşık iki ay sonra olduğunu, davacı şirketin davalı şirketin haklarını ihlal ettiğini, davacı şirketin kötüniyetli olduğunu, davacı şirketin kendisini davalı şirketmiş gibi tanıtmak suretiyle davalı şirketin tanınmışlığından yararlanarak haksız rekabet gerçekleştirdiğini, bu hususta davacıya ihtarname gönderildiğini, dosyaya sunulan faturalardan görüleceği üzere 2016 yılından bu yana davalı şirketin “Acar Chemical” şekilli markasını kullandığını, davacı şirketin başvuru markasının davalı şirket markası ile fonetik, görsel ve anlamsal olarak birebir aynı olduğunu ve iltibasa yol açacağını, markaların birebir aynı kavramı ifade ettiğini ve anlamsal olarak birebir aynı olduğunu, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede; dosya kapsamında davacının kullanımını gösterir 14.11.2006-03.02.2021 tarih aralığında her yıla ilişkin 16 adet fatura ve ... alan adının 17.10.2006 tarihinde oluşturulduğunu gösterir belgenin yer aldığı, faturalarda, davacının "...” ibaresi ile 01. sınıfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” emtiası kapsamında üretim/satış yaptığı, internet sitesinde de aynı doğrultuda kullanımların yer aldığı, fakat davalı itiraz sahibinin kullanımını gösterir herhangi bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı, davacının, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markanın piyasada barışçıl bir şekilde birlikte var oldukları olgusunu ispatlayamadığı, marka hükümsüzlüğü istemi yönünden ise, davacının “...” ibaresini 2006 yılından bu yana fiilen kullandığı tespit edilmiş olup, YİDK karar iptali davası bakımından incelendiği üzere, davacının marka başvurusuna da konu ettiği “...” ibaresi, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen markayı "Şekil+..." ibareleriyle ilk olarak 07.02.2013 tarihinde tescilsiz şekilde kullanmaya başladığı, her ne kadar davacının "..." ibaresini davalıdan önce tescilsiz olarak yukarıda belirtilen emtialar bakımından kullanmaya başladığı tespit edilmişse de, davalının da 2013 yılından bu yana "Şekil+..." ibareli markayı önce tescilsiz olarak kullandığı, ardından tescilsiz olarak kullanarak piyasada ayırt edici hale getirdiği bu işareti marka olarak tescil ettirdiği, davalının önceki tescilsiz kullanımlarından kaynaklı olarak taraflar arasında niza çıkmadığı, bu nedenle piyasada tescilsiz kullanımlardan kaynaklı olarak tarafların birlikte var oldukları, bu nedenle artık davacının önceki tarihli gerçek hak sahipliği iddiasından kaynaklı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü isteminde bulunamayacağı, diğer taraftan kötüniyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "... " ibaresini 2006 yılından beri markasal olarak fiilen kullandığı, bu kullanımların 1. sınıfta yer alan "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallarına ilişkin olduğunun davacı tarafça dosyaysa sunulan delilerle sabit olduğu, davacının dava konusu "acar" ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü anlamında gerçek hak sahibi olduğu, anılan ibare ile dava konusu markanın asli unsurunu oluşturan ibare aynı bulunduğundan ve davacıya SMK'nın 6/3 hükmü anlamında hak bahşeden kullanımlarının gerçekleştiği malların, dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan 1. sınıfta "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallarına karşılık geldiğinin de mahkemece alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden, dava konusu ███████████ sayılı markanın sayılan mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, somut davada davacının, hükümsüzlüğü istenen dava konusu markanın başvuru tarihinden ve dahi mahkemece davalının tescilsiz kullanımlarının başladığı 2013 tarihinden çok daha önce, 2006 yılında başlayan tescilsiz kullanımlarına dayalı olarak, SMK'nın 6/3 hükmü anlamında markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği, bu sebeple somut uyuşmazlıkta birlikte var olma ilkesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı, kaldı ki davalının dava konusu markayı oluşturan ibareyi, birlikte var olma ilkesi için gerekli bulunan şekilde ayırt edici hale getirdiğinin de ispatlanamadığı, mahkemenin YİDK kararının iptali istemi bakımından dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden iltibas bulunduğu kabulü yerinde ise de bu istem bakımında da birlikte var olma ilkesi şartlarının gerçekleşmediğine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığı, zira yine yukarıda belirtildiği üzere birlikte var olma ilkesinden bahsedilebilmek için tescilli bir markanın başvuru tarihinden sonra gerçekleşen fiili kullanımların söz konusu olması gerekmekte iken davacının gerçek hak sahipliğine dayalı olarak YİDK kararının iptalini talep ettiği, davacının, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 1. sınıf "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallar yönünden dava konusu başvuruyu da oluşturan "acar" ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca gerçek hak sahibi olduğu kabul edilmişse de, davadaki marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemi bakımından davacının gerçek hak sahipliğinin dikkate alınmasının mümkün olmadığı, zira anılan durumun, ancak gerçek hak sahibine SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında marka başvurusuna itiraz hakkı bahşedeceğinden gerçek hak sahibinin, tescilli bir markanın benzerini tescil ettirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı, bu itibarla YİDK kararının iptaline yönelik davanın da bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerektiği, davacı talepleri arasında hukuki ve ekonomik irtibat bulunmadığından taleplerin terditli olarak değil, ayrı talepler olarak değerlendirilmesinin yerinde olduğu gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak YİDK kararının iptali istemli davanın reddine, marka hükümsüzlüğü istemli davanın kısmen kabulü ile █████████/... sayılı ve "şekil+..." ibareli markanın 1. sınıfta yer alan "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” malları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hükümsüzlük isteminin reddine, karar verilmiş, hüküm, davalı şirket vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ile başvurunun reddine mesnet markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Davacı YİDK kararına konu teşkil eden "..." ibareli başvuru markasını 2006 tarihinden itibaren, marka başvurusu yaptığı 2020 yılına kadar kullandığını ileri sürmüş ve gerek İlk Derece Mahkemesi, gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu markanın davacı tarafça kullanıldığı kabul edilmiştir. Davalı tarafça ise itiraza mesnet olan "..." ibareli marka 2013 yılında kullanılmaya başlanmış ve tescili 2019 yılında yaptırılmıştır. Dairemizin emsal nitelikteki █████████ E., █████████ K. sayılı ilamında "birlikte var olma" olarak tanımlanan ilkeden, itiraza gerekçe markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği sonucunun çıkarılması olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısı ile Dairemizin kararlarında da görüldüğü üzere artık anılan markanın aynı sınıfta kullanılması yönünde birlikte var olma ilkesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince YİDK kararının iptali talebi yönünden birlikte var olma ilkesinin uygulama alanı olmadığından bahisle ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.Hükümsüzlük talebine gelince yine davalı tarafın da tescil ettirdiği markası olan "..." markasını 2013 yılından beri kullandığı ve davacının başvuru tarihi olan 07.02.2020 tarihinden önce 11.12.2019 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğu ve ... numarası ile tescil edildiği, tarafların sessiz kalması ve yıllarca aynı markayı aynı sınıfta tescilli ve tescilsiz uzun süre kullanması dikkate alındığında hükümsüzlüğe ilişkin davanın reddi gerekirken yazılı şekilde Bölge Adliye Mahkemesince gerçek hak sahipliğinden hareketle somut olayda birlikte var olma ilkesinin gerçekleşmediği yönündeki gerekçe ile hükümsüzlük talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş olup kararın bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.2.Bozma sebebine göre mümeyyiz taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.