Anahtar kelimeler: Whatsup Sohbette Soyisim Davaitirazın Daveti Siteye Reklamı Form Satıma Kurup

T.C.

İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.05.2025-15.05.2025 tarihleri arasında ... hesabından gelen yatırım danismanligi reklamı üzerine bir siteye yönlendirilerek bir form doldurduğu, form da kendisinden isim soyisim, e-mail ve telefon numarası bilgilerinin girilmesi istendiği, müvekkilin de kişisel bilgilerini bu form aracılığı ile paylaştığı, müvekkilin form doldurma işlemleri yaptıktan kısa bir süre sonra +... numaralı hat üzerinden gelen ... dan whatsup daveti aldığı, müvekkil, bu gruba katıldıktan sonra hisse yatırımlarını takip ederken 2 Haziran 2025 te Grup yöneticilerinden birisi ile sohbette kendisine ... yazılımını kurup üye olduktan sonra yatırım yaparak kazanç saglayabileceği hususunda bilgi sahibi olduğu, müvekkil, ... programini yüklediği, müvekkil nüfus cüzdanının önlü arkalı fotokopisini bu yazılıma ve programa yollamış, ... isimli yazılımın çalışanı olan ... tarafından yapılan yönlendirme ile 20.06.2025 tarihinde kendisine ait ... bankasi hesabından davalının (eski Ünvanı ... ...)'ne 20.000 TL göndermek suretiyle yatırım ile işlem platformunda işlem yapmaya başladığı, daha sonra 27.06.2025 tarihinde yine müvekkil ... bankası hesabında bulunan 152.000 TL tutarı davalı şirketin (eski ünvanı olan ... ...)'ne gönderdiği, müvekkil daha sonra parasını geri çekmek istediği, bunun üzerine davalı şirketi aradığı, davalı bu parayı geri yollamadığı, parasını geri alabilmek için .... İcra Dairesi 2025/... e. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı taraf ise haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş ve takibi durdurduğu, tarafımızca dava şartı olan zorunlu arabulucuğu başvurulduğu, arabuluculuk taraflar arasında anlaşamama tutanağı ile kapandığı, arabuluculuk son tutanağı ekte olduğu, davalı haksız bir şekilde tahsilat yapmış ve müvekkil söz konusu haksız bedellerin iadesini talep ettiği, davalı bedeli iade etmemekte olduğu, belirtilen nedenlerle takibe yapılan haksız itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde müvekkili firma hakkında ileri sürülen iddiaların, müvekkili firmanın sorumluluğuna ilişkin beyanların gerçek dışı olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla dolandırıcılık mağduru olan davacının müvekkili firmadan zararını gidermek istemesinin kabul edilebilir bir talep olmadığını, müvekkilinin söz konusu işlemlerden ve dolandırıcılıktan haberdar olması da mümkün olmadığını, müvekkili firmanın başta yurtiçi ve yurtdışı ödeme hizmetlerini gerçekleştirecek ödeme kuruluşu faaliyetleri ile elektronik para hizmetlerini gerçekleştirerek elektronik para kuruluşu faaliyetleri olmak üzere 6493 Sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve mevzuat kapsamındaki sair hizmetleri yerine getiren bir finans kuruluşu olduğunu, niteliği ve bağlı olduğu mevzuat itibariyle banka benzeri bir kuruluş olan müvekkilinin cüzdan uygulaması ile günün her saatinde cüzdan sahibi olan kişilerle, şirketlerle veya müşterinin kendi banka hesaplarından para transferi yapmasını ve almasını, alışverişlerinde de tek cüzdan ile banka hesaplarını kolaylıkla bir arada tutmasını sağladığını, müvekkili firma kayıtlarında yapılan tahkikatta davacının online sistem üzerinden müvekkili firmada cüzdan hesabı açtığının görüldüğünü, davacının şahsi banka hesabından cüzdan hesabına, cüzdan hesabından da yine bir başka bir cüzdan kullanıcısına para transferi yaptığının görüldüğünü, davacıya ait paranın hiçbir zaman müvekkilinin hesabına girmediğini, müvekkili adına bir zenginleşmeden, hele ki haksız bir zenginleşmeden söz edilemeyeceğini belirterek; davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava
: Davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itiraz sonucu açılan İİK 67. maddesine dayanan itirazın iptali davasıdır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Yargıtay 11.H.D.' nin █████/2018 Tarih ve ██████████ E-█████████ K sayılı kararında da vurgulandığı gibi, TTK'nin 12. Maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü yer almaktadır.
TTK'nun 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
"5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. " (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi █████████E. - █████████K. Sayılı İlamı)
Davaya konu somut olayda; ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında; davalının defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı bildirilmiştir. Yıllık beyannameleri incelendiğinde, tacir sayılabilme koşullarını sağlamadığı görülmektedir. Davalı, şahıs işletmesi bulunsa da faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesi ████████E.-█████████K. Sayılı İlam )
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK 114/1-c ve 115/2 Maddeleri uyarınca dava şartı nedeniyle usulen reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar serileceğinin ihtaratına,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtaratına,
5-Harç ve masrafların yetkili mahkemede nazara alınmasına,
6-Sair hususların gerekçeli kararda belirtilmesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!