Anahtar kelimeler: Evvel Devlete Sicilinde İntikal İlçesi İken Mirasçıları Kesinlik Halen Şartı

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir........................ ..., ... mirasçıları ... ve ... vekili, davalı ... (....) ..... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ................... vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDavacı ... vekili dava dilekçesinde; ..... ilçesi tapu sicilinde 1323 Kanuni-Evvel tarihli ve ... numaralı tapu ile .... adına kayıtlı iken 431 sayılı Kanun gereğince Devlete intikal eden taşınmazın, halen 17... tarihli ve 7 sıra numarası ile ... adına kayıtlı bulunduğunu, bu tapu kapsamında bulunan ..... köyünde bulunan 305 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmaları sonucunda kanuna aykırı şekilde davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının 431 sayılı Kanun uyarınca Hazineye intikal eden yerleri kapsadığı, dava konusu taşınmazın da davacının dayandığı tapu kaydı kapsamında olup, aksinin aynı güçte başka bir delil ile ispat edilmesi gerektiği, oysaki davalının zilyetlik hukuki sebebine dayandığı, tespit tutanağının da bu durumu teyit ettiği, 431 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre padişahlara ait malların Devlete intikal edeceği ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Urla ilçesi .... köyü 305 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ...,.............., ..., ... mirasçıları ... ve ... vekili, davalı ... (....) ..... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ....,............ vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.Şöyle ki; dava konusu 305 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olan davalılar ... ve ...'ın yargılama sırasında 1991 yılında öldükleri, ancak mirasçılarının dosyada taraf olarak yer almadığı anlaşılmakta olup, bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığını söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Oysaki taraf teşkilinin sağlanması, kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğundan, bu şartın mevcudiyeti yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacı tarafa davasını, yargılama sırasında öldüğü anlaşılan dava konusu 305 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olan davalılar ... ve ...'ın tüm mirasçılarına yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlamak üzere süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, tespit edilecek mirasçılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm tesisi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, dava konusu 305 parsel sayılı taşınmazın 2016 yılında yapılan uygulama kadastrosu ile 1 41... parsel numarası ve 7.940,26 m² yüzölçümü ile tescil edildiği anlaşıldığından, taşınmazın uygulama kadastro tutanağının, tutanağın kesinleşmiş olması halinde tapu kaydının getirtilerek, taşınmazın güncel tapu kaydı üzerinden değerlendirme yapılması ve yine dava konusu taşınmazın davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması durumunda, tapu kaydının 431 sayılı Kanun gereğince Hazineye intikal etmiş olduğu da dikkate alınarak, hüküm tarihinden sonra 19.02.1995 tarihinde yürürlüğe giren 4071 sayılı 3 Mart 1340 (1924) tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.