Anahtar kelimeler: Ofisin Ofis Ermiş Huzurdaki Akdedildiğini Alanında Etmediği Borçlunun Hazır İşbu

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...A.Ş. ile ...A.Ş. arasında...Tarihli Hazır Ofis Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, İşbu sözleşme uyarınca Davalı Borçlu mülkiyetindeki ofisin bir alanında Davalıdan Sözleşme kapsamındaki hizmetler alındığını, huzurdaki itirazın iptaline konu olan icra dosyasındaki alacak, işbu Sözleşme'nin 11.maddesinde yer alan teminatın iadesine ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin süresi sona ermiş olmasına rağmen Davalı borçlunun, haksız ve somut dayanaktan yoksun iddialarla teminatı davacı Şirket'e iade etmediği için ... 6. icra dairesinin ... e. sayılı dosyasında işbu teminatın iadesine ilişkin icra takibi başlatılmış olup icra takibine davalı borçlu tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde itiraz edildiği, davacı tarafından davalı borçluya hizmet sözleşmesi kapsamında verilen teminatın, sözleşmenin süresinin sona ermesi akabinde davacıya iade edilmediğinden, huzurdaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek Davalı Borçlu tarafından yapılan tüm itirazların iptaline; ... 6. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin devamına, davalı borçlunun, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine ve davalıdan tahsilin yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sunduğu hizmet sözlemesinin tarafının davalı olmadığını, davalı yalnızca gayrimenkulun kiralanması için kira bedeli almakta olduğunu, davacı ile davalı arasında kira ilişkisi mevcut olduğunu davacı, workinton isimli firmanın müşterisi davalının kiracısı olduğunu, davalının e ... A.Ş. arabuluculuk ve hukuki danışmanlık amacıyla kurulmuş ve uğraş alanı bunun dışına çıkmayan bir tüzel kişilik olduğunu, davalı kullanım ve tasarruf yetkisinin bulunduğu taşınmazda kullanmadığı kısımlar için kiralama yapmakta olduğunu, davacı ile davalı arasında taşınmaz kira ilişkisi mevcut olduğunu davacının bahsettiği hizmet sözleşmesinin tarafının davalı olmadığını ayrıca anlaşmazlık hizmet ilişkisinden kaynaklanmadığını, davacının talebi kira ilişkisinin bir parçası olan ''depozito'' alacağına ilişkin olduğunu, davacı, kira ilişkisini ihbar sürelerine uymaksızın feshettiğini, davacı kiralanan gayrimenkulu kendisine teslim edildiği gibi bırakmadığını, kiralanandaki zararların giderilmesi için alınan depozitodan harcama yapıldığını, davacının ihbar süresine uymaması sebebiyle kiralanan gayrimenkul aylarca kiracısız kalığını, davacının depozito talep hakkı olmadığını, aksine davalının depozito ile karşılanamayacak kadar zarara uğradığını belirterek davanın öncelikle yetkisizlik ve görevsizlik sebebiyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, davacı tarafın icra inkar tazminat taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 6. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası, dava konusu sözleşme, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya arasına alınmıştır.
... 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde davacı tarafça davalı aleyhine toplam 35.000,00 TL üzerinden takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşıldı.
Dosya mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; Tarafların 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri
içerisinde yapıldığı,
Dava konusu 35.000,00 TL tutarındaki davacı tarafın alacağına ait kayıtların her iki tarafın kayıtlarında bulunduğu,
Taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen süresinin dolmasıyla sözleşmenin sona erdiği, davalının cari hesaptan kaynaklanan bir alacağının bulunmaması nedeniyle, teminat (depozito) olarak verilen dava konusu bedelin davacıya iade edilmesi gerektiği,
Davalının zarar iddialarının ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş düzenlenen █████/2025 tarihli raporda davacının iddiası, taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin süresinin dolmasıyla birlikte kendiliğinden sona erdiği, verilen dava konusu teminatın (depozito bedelinin) iade edilmesi gerektiği yönündedir. Davalının iddiası ise taraflar arasında bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı, kira ilişkisinin olduğu, kira sözleşmesinin usulüne uygun olarak
feshedilmediği, kira kaybının oluştuğu ayrıca kiralanan yerin kötü kullanıldığı bu nedenle de zarar oluştuğu yönündedir.
Sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, davalının dava konusu depozitoya ilişkin faturayı 15.06.2023 tarihinde düzenlediği ve davacının da bu faturayı kabul ederek ödediği dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin anılan tarih itibariyle başlamış olduğunun kabulü gerekir. Tarafların beyanlarından sözleşme ilişkisinin bir yıl için kurulmuş olduğu dikkate alındığında, sözleşmenin sona erme süresi 15.06.2024 tarihi olduğunu, davacının sözleşme süresi sona ermeden 15 gün önce, yani 30.05.2024 tarihinde, davalıya mail göndererek sözleşmenin süresinin sonunda uzatılmasına yönelik bir iradesinin bulunmadığı beyan etmesi nedeniyle, HMK. m. 199 hükmü uyarınca elektronik yazışmalar belge niteliğinde olduğu ve TBK. m. 347 hükmü de dikkate alındığında, sözleşmenin 15.06.2024 tarihinde öngörülen sürenin dolmasıyla sona ermiş olduğunun kabulü gerekmekte olduğunu, kök raporda ifade etmiş olduğumuz üzere, davalı tarafından sözleşme ilişkisi kurulduğunda taşınmazın daha iyi şartlarda verildiği, sözleşme süresi boyunca kiralananın hor kullanıldığı bu nedenle de zarar oluştuğu yönünde somut bir delil sunulmamıştır. Dolayısıyla davalının anılan iddiasının ispata muhtaç olduğu kanaatinde olduklarını, bu bakımdan davacının dava konusu talebi yerinde olduğunu, kök rapordaki görüş ve kanaatinde bir değişik oluşmadığı belirtilmiştir.
Dava; Ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklı başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafın iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 14.06.2024 Tarihli 1 yıl süreli Hazır Ofis Hizmet Sözleşmesi akdedilmiştir. İş bu sözleşmeye istinaden verilen teminatın davacı yana iadesine ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin hiçbir yerinde kira sözcüğünün yer almadığı aksine sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğunun belirtildiği, TBK'nın 299. Maddesinde kira sözleşmesi "kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlandığı, oysa ki eldeki davanın konusu olan sözleşmede kiracının taşınmazdan yararlandığı, ofisin tamamen kiracının hakimiyeti altına girmediği, davacı şirketin sunduğu yukarıda bahsedilen hizmetlerden yararlandığı ve kiralanana taşınmazın kullanımı ve hizmetler için ödenmesi gereken bedel belirlendiği böylelikle kira sözleşmesi tanımı kapsamının dışında kalan edimlerinde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğu ve taraflar arasındaki ihtilafın hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar tacir olmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır
İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine istinaden davacının davalıya ait taşınmazı kullandığı ve bunun karşılığında da her ay ödeme yaptığı ayrıca dava konusu depozitoyu da davalıya ödediği sabittir. Taraf beyanlarından sözleşme ilişkisinin bir yıl için kurulmuş olduğu dikkate alındığında, sözleşmenin sona erme süresi 15.06.2024 tarihidir, davacının sözleşme süresi sona ermeden 15 gün önce, yani 30.05.2024 tarihinde, davalıya mail aracılığıyla sözleşme süresinin sonunda uzatılmasına yönelik bir iradesinin bulunmadığını beyan etmesi nedeniyle, HMK. m. 199 hükmü uyarınca elektronik yazışmalar belge niteliğinde olduğu ve TBK. m. 347 hükmü de dikkate alındığında, sözleşmenin 15.06.2024 tarihinde öngörülen sürenin dolmasıyla sona ermiş olduğunun bu durumda sözleşmenin usulüne uygun ve süresinde sona erdiği sabit olmakla her ne kadar davalı yanca sözleşmeye istinaden kullanılan yerin zarar gördüğünü beyan etmişse de bu iddiasını dosya kapsamında ispat edemediğinden davacının sözleşmenin başında verdiği teminat bedeline ilişkin başlattığı takip alacağında haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin takip talebindeki koşullarla aynen devamına, Alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde miktar itibariyle kesin olmak üzere hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre;
1-Davanın KABULÜ ile 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin takip talebindeki koşullarla aynen devamına,
2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.390,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.775,45 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 35.000,00-TL vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL peşin/nisbi harcı, 16.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 352,50 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 16.967,90 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!