Anahtar kelimeler: Vee Kuruş Uymayarak Bulup Herkese Söylemiş Kasasında Ayına Koyduğu Dağıtılacağı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
: Davacı vekili; Müvekkilinin babası ...'in 22.05.2020 tarihinde vefat ettiğini,mirasçıların 15.06.2020 tarihinde yaptıkları sözleşmede şirketin kar payının herkese eşit olarak dağıtılacağı ve...’e 10.000- TL kar payına ek olarak maaş verileceğini, ...'in eşit olarak kar payı dağıtılmasını kabul etmesine rağmen sözleşmeye uymayarak %25+miras hissesi + 10.000 TL maaş alacağını söylemiş ve 1 yıl boyunca da şirketin kar etmediğini söyleyerek Ekim ayına kadar tek kuruş ödenmediğini, kendisine bu sebeple ve murisin kasasında bulup el koyduğu 170 bin- TL’yi ödemesi için ....Noterliği’nden 21.09.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı çekilerek bu para ve kar payını ödemesi için talepte bulunulduğu,ancak...'in cevabi ihtarıyla kasadaki paranın varlığını inkar etmiş ve kar payını ise ödeyeceğini söylediğini, kar payından sadece 12.000- TLyi mirasçılar ... ve müvekkiline ihtardan sonra gönderdiğini, tüm mirasçıların paylarını 06 Nisan 2021 tarihinde...'e devrettiklerini,şirketin gelir ve giderleri belirlenip davalının 10.000-TLaylık maaşı düşürüldükten sonra 1 yıl boyunca ödenmeyen kar payının müvekkiline düşen ¼’ün tahsili için bu davayı açmak zorunlu hale geldiğini, şimdilik 5.000- TL alacağın 22.05.2020-06 Nisan 2021 tarihine kadar hesaplanarak ihtar tarihi 21.09.2020 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; 2 yıldır süren pandemi dönemi dolayısıyla ülke genelinde ciddi bir ekonomik kriz bulunduğunu,buna bağlı olarak şirket gelirlerinde ciddi bir azalma meydana geldiğini, giderlerin fazla yazıldığı, müvekkilin kendi şahsi harcamalarını, çalışmayan kişilerin sigorta ödemelerinin ve benzeri birçok kalemin gider olarak yazıldığı iddialarının tamamen gerçek dışı olduğu, işbu davanın müvekkiline karşı kötü niyetli olarak haksız olarak kazanç elde etmek amacıyla açıldığını davasını ispatlayacak, iddialarına dayanak gösterecek herhangi bir delil sunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; "...davalı şirketin 17.06.2020 tarihli genel kurulda, ...'in 1500,...'in 1500,...'in 1500 adet paya sahip olduğu, 06.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında tüm payların...'e devredildiği şirketin tek ortaklı bir limited şirket olduğu, davacı ortağın, şirkette sahip olduğu paylarını, 17.06.2020 tarihinde Miras bırakan ...'nin vefatı ile elde ettiği öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir karar alınması gerektiği, ortaklar kurulunun 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin her hangi bir kar dağıtım kararı alınmadığı,Davalı şirketin 31.12.2020 tarihinde-16.826,57-TL zarar ederek yılı kapadığı, 2021 yılında 100.169,83- TL kar ettiği, Davalı şirket ortaklar kurulu tarafından davacının pay sahibi sıfatına sahip olduğu yıllarda, kâr dağıtımına ilişkin bir karar alınmamış olması sebebiyle, kar payı talep edemeyeceği, ortakların kârdan pay alma hakkı müktesep hak niteliğinde olup, genel kurul kararıyla tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmadığı,ancak bir ortağın kâr payının ödenmesini talep edebilmesi için bilançonun onaylanmış olması ve genel kurul tarafından kâr dağıtımına karar verilmiş olması gerektiği, davacının kâr payı alacağına ilişkin talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Davacı vekili; Yargıtay 11. HD nin 14.02.2022 tarih, █████████ esas, █████████ karar sayılı kararında"şirket tarafından ortağa fiilen kâr ödemesi yapılmış olması halinde, genel kurul kararı yokluğu tek başına kâr payı talebinin reddi sonucunu doğurmaz" denildiğini, 07.06.2021 tarihli , █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamda: “Şirket malvarlığından ortaklara yapılan düzenli ödemeler, fiili kâr dağıtımının varlığına karinedir.” şeklinde olduğunu, Somut olayda davacıya 12.042,29 TL ve 64.236,77 TL olmak üzere fiilen ödeme yapıldığı banka kayıtlarıyla sabit olduğunu, mahkemenin bu maddi olguyu yok sayarak kâr payı hakkının hiç doğmadığı sonucuna varmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket ortaklar kurulu tarafından, kar dağıtımına ilişkin bir karar alınmadığı ilişkin sonucun, gerçek duruma ve hukuka aykırı olduğunu, █████/2020 tarihli sözleşmenin 3. Maddesinde açıkça giderler karşılandıktan sonra kalan karın hisseler oranında eşit olarak dağıtılacağının kararlaştırıldığını, bu belgede bütün hissedarların imzası mevcut olduğunu, bunun da kar payının dağıtılması konusunda kesin bir anlaşma olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafından davalı şirketteki ortaklığına bağlı olarak kâr payının ödenmediği iddiasıyla, 22.05.2020 tarihinden 06 Nisan 2021 tarihine kadar kâr payının hesaplanarak payına düşen miktarın ödenmesi talebine ilişkindir. Şirketten ayrılan ortağa, hissesini devrettiği tarihe kadar olan kâr dönemi için, şirketin genel kurul kararıyla kâr dağıtımı yapılmasına karar verilmesi halinde, paylarını devir etmiş olması halinde de o dönemin kârından pay alma hakkına sahiptir. Somut olayda davacının ortak olduğu tarihlerinde kar payı dağıtım kararı alınmadığı tespit edilmiş, davacı tarafça genel kurul tarafından bir kar payı dağıtım kararı alındığı ileri sürülmemiştir.Kar payı alma hakkı şirket ortaklarına tanınmış bir haktır. Kar payı alma hakkı kar dağıtımı kararı alındığı tarihte şirket ortağı sıfatını haiz bulunanlara aittir. Şirketteki payını devir eden davacı ortak sıfatını kaybettiğinden, kar payı alma hakkı payları devir alan ortağa geçtiğinden davacının kar payı talebi haklı değildir. Davacı ortağa kar dağıtımı kararı alınmadan fiilen bir kısım ödemeler yapılması da kar payı talep hakkı vermeyeceği gibi hissedarlar anlaşmasının da ortaklık sıfatı devam ettiği müddetçe yapılacak kar payı dağımında dikkate alınabileceğinden davanın bu nedenle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.█████/2026