Anahtar kelimeler: İddiadavacı Kaybetmesi Fiilden Ekspertiz Doğduğunu Hasarına Araçta Zamanda Fiil Kazasından

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Açılan davanın, davalılara karşı haksız fiil teşkil eden trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat taleplerine dair olduğunu, davacıya ait aracın, ticari araç olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, 30.07.2025 tarihinde ...'ya ait sevk ve idaresindeki-------- plakalı araç, %100 kusurlu bir şekilde davacıya ait -------- plakalı aracın hasarına sebebiyet verdiğini, kaza sonrasında alınan ekspertiz raporuna göre davacıya ait araçta 145.376,00 TL hasar bedeli meydana geldiğini, aynı zamanda aracın değer kaybetmesi nedeniyle değer kaybı alacağı doğduğunu, davacıya ait ticari faaliyet gösteren ticari aracın kullanılamaması nedeniyle kazanç kaybı olduğunu, söz konusu kaza ve hasar sebebiyle -------- tarafından davacıya teşvik kesintisi kesildiğini, teşvik kaybı(kesintisi) alacağının da olduğunu, davalının bu yükümlülüklerine yerine getirmediğini, alacağın tazminini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa ait -------- plakalı --------- otobüsü ile davalı ...’nun sevk ve idaresindeki --------- plakalı hususi otomobilin 30.07.2025 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kazanın tutanak altına alındığını, tutanakta her iki tarafın beyanlarının alındığını, kroki çizildiğini, ve olay yeri fotoğraflarının tutulduğunu, davalının kendi şeridinde seyrederken yolcu alan otobüsün şeridine aniden kırması sonucu otobüsün sağ arka kısmına temas ettiğini karışta tarafın ise davalıya karşı "ters şeritten hatalı sollama" yaptığını iddia ettiğini, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde incelenen kazanın kusur komisyonunu her iki araca da %50 – %50 kusur oranı verdiğini, davacı tarafın sunduğu teknik uzman raporu ve hasar ekspertiz raporlarının bu resmi değerlendirmeyi yok sayarak davalıyı % 100 kusurlu göstermeye çalıştığını, davalının aracı -------Ş. nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası ile sigortalandığını, düzenlenen zorunlu mali mesuliyet ekspertiz raporu ile tespit edilen hasarın, kazanın ağırlığı ve hasarın boyutu hakkında objektif nitelikte delil olduğunu, davacının dosyaya sunduğu özel raporların tamamının bizzat davacı vekili tarafından görevlendirilmiş kişilerce hazırlandığını, mahkemeyi bağlayıcı olmaktan tamamen uzak olduğunu, davacının dava dilekçesinde “dava konusu miktarın belirsiz olduğu” iddiasıyla belirsiz alacak davası açtığını, somut olayda ileri sürülen zarar kalemleri (araç hasarı, kazanç kaybı, teşvik kesintisi) itibariyle HMK m.107 anlamında belirsizlik şartı bulunmadığını, davacının aracının, yukarıda poliçe bilgileri belirtilen -------.Ş. nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının sigortacıya başvurma yoluna gitmeksizin doğrudan davalıya karşı dava açmayı tercih ettiğini, davanın --------Ş.’ye ihbarı gerektiğini, davacı tarafça dosyaya herhangi bir fatura, ödeme belgesi, onarım sözleşmesi sunulmadığını, sadece tek taraflı raporlarla yüksek bedelli bir alacak talep edildiğini, davacının aracın işletilememesinden kaynaklı kazanç kaybı talep ettiğini ancak kaza nedeniyle aracın hangi süreyle trafikten çekildiğini, bu süreçte araç yerine ikame araç kullanılıp kullanılmadığını, aracın kazanç getiren bir ticari faaliyette fiilen kullanılıp kullanılmadığını, hangi günlerde, ne kadar gelir kaybına uğradığı hususlarında somut ve belgeli hiçbir delil sunulmadığını, kazanın iki yönlü bir yolda, otobüsün duraktan çıkışı esnasında meydana geldiğini, kusur oranının her iki taraf için de %50 olduğunu, davanın uyuşmazlığı sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına girdiğinin tespiti ile görevsizlik kararı verilmesi aksi durumda davanın reddini talep etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, hukuki niteliği itibari ile haksı fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.icari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması içinkural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.Dosyaya yansıyan belgelerden davalının tacir sıfatının bulunmadığı ve maliki olduğu aracın hususi nitelikte olduğu buna göre davalının faaliyetinin ticari nitelikte olmadığı, davacı tacir olup maliki olduğu araç ticari nitelikte olmakla birlikte davalı tacir olmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılamayacağı, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı ve davalının tacir sıfatına sahip olmadığı; görevli Mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,3-6100 sayılı HMK.'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti konusunun görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı)HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026