Anahtar kelimeler: Süreç Edenin Görüşü Anadolu Beraatine Kötüye Neticesinde Edilebilir Esastan İstanbul

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararSUÇ
: Görevi kötüye kullanmaHÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddi, hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceSanığın beraatine dair İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2021 tarihli ve ████████ Esas, ███████ sayılı Kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 23.02.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile ''İddianameye konu 1 numaralı olayda; İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasını sanığın mazeretsiz olarak takip etmemesi neticesinde açılmamış sayılmasına sebebiyet vermesinde sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmasına rağmen bu husus gerekçeli kararda tartışılmayarak sanığın beraatine karar verilmesi, iddianameye konu 2 numaralı olayda; İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında karar celsesinde sanığın hazır olduğu ve hükmün yüzüne karşı tefhim edildiği anlaşılmakla sanığın vekillikten istifa dilekçesinin hangi tarihte verildiği, gerekçeli karar tebliğinin kime ne şekilde yapıldığı, istifa dilekçesinin katılana bildirilip bildirilmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması için denetime elverişli olacak şekilde ilgili dosyaya ait hükme esas teşkil edecek evrakların birer suretinin dosya içerisine alınmasının gerekmesi, ayrıca 1136 sayılı Yasa'nın 173. maddesi gereğince yargılama masraflarının katılana ait olduğu açık ise de, aynı maddenin 2. fıkrasının son cümlesi gereğince bu düzenlemenin aksine de sözleşme yapılabileceği göz önünde bulundurularak; katılanın beyanında dava açılmadan önce masraf ve vekalet ücretinin verilmediğini, davanın kazanılması halinde avukatın alacağı ücretin yarısını kendisinin alacağını kararlaştırdıklarını ileri sürdüğü, sanığın da davayı açtığında bütün masrafların kendisi tarafından yapıldığını, ilk davada vekalet ücretinin de verilmediğini ileri sürmesi göz önüne alındığında masrafların dava sonuna kadar avukat tarafından üstlenildiğinin anlaşıldığı, buna göre ıslah dilekçesi için gerekli masrafın da sanık tarafından karşılanması gerektiği, sanıkla katılan arasında böyle bir anlaşma bulunmasa dahi yargılama devam ederken ıslah nedeni ile ortaya çıkan masrafın avukat tarafından müvekkiline bildirilmesinin gerekmesi ve bildirim yükümlülüğünün de sanıkta olması nedeni ile katılana herhangi bir bildirim yapılmadan masrafın verilmediği ileri sürülerek dava için gerekli işlemleri yapmamakta sanığın haklı bir mazeretinin olmadığı ve atılı suçun oluştuğu halde sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi...'' gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1 ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 22.09.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Karar ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1, 2, 3. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.B. İstinafSanık ve katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine, katılan vekilinin istinaf başvurusunun ise 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1-h maddeleri gereği hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanığın Temyiz İstemiKatılanın şikayetinin kendisine değil maaşını ödemeyen firmaya olduğuna, katılanın vekilliğinden istifa etmesi sonrasında şikayetin kendisine yöneldiğine, avukatın hak arayıcı olduğuna, sponsor, masraf ödeyen veya kazanılamayacak davayı kazanması gereken kişi olmadığına, atılı suçu işlemediğine, usul ve hukuka aykırı kararın bozulması istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir:''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur.Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 17.02.2021 tarihli hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 23.02.2022 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 22.09.2022 tarihli hüküm ve bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 19.01.2023 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.Kabule göre de;Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında kurulan 22.09.2022 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve katılan vekilinin istinaf talepleri ayrı ayrı değerlendirilerek temyiz incelemesine konu kararın (1) numaralı bendinde istinaf başvurusunun esastan reddine, (2) numaralı bendinde ise hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle karışıklığa yol açılması,Hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARDeğerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 17.02.2021 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.11.2025 tarihinde karar verildi.