Anahtar kelimeler: Coltd Clean Board Küspesi Mton Soya Davatazminat Dökme Fasulyesi Gemisine

T.C.
İSTANBUL17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)ESAS NO
:███████ EsasKARAR NO
:███████DAVA
:Tazminat (Gemi İpoteğinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2022KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Gemi İpoteğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından ...-5 nolu Nakliyat Emtia Taşıma Sigorta Poliçesi ile sigortalanan 3.053.516,01 USD değerindeki, 12.362.413 M/TON ağırlığında soya küspesi ve fasulyesi emtiasının Amerika'dan Türkiye'ye nakliyesinin ... ... Co.Ltd. tarafından deniz yolu ile taşınmasının taahhüt edildiğini,23.09.2002 tarihinde konşimento düzenlendiğini, ürünlerin “clean on board” kaydı ile ... gemisine yüklendiği geminin 16.10.2002 tarihinde ... Limanına ulaştığını, 16.10.2002-24.10.2002 tarihleri arasında tahliyenin gerçekleştiğini, 28.11.2002 tarihli dökme soya fasulyesi ıslanma raporuna göre seyir sırasında ambar birleşim yerleri, ambar siğilleri vb. yerlerden su alması sonucu vuku bulan ıslanma ve buna bağlı nem sonucu kızışma ve hasarların meydana geldiğinin tespit edildiğini, yapılan incelemede rutubet kaynağının deniz suyu olduğunun anlaşıldığını, rizikonun sigorta şirketine ihbar edildiğini, sigorta şirketi ile görüşmeler devam ederken donatan aleyhine ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/... E. sayılı davasının 31.12.2002 tarihinde açıldığını, görevsizlik kararı üzerine dosyanın İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyası ile davanın red edildiğini, temyiz üzerine kararın bozulduğunu, ... E. Sayılı dosya ile deniz suyu ile temas sebebiyle oluşan 715.325,85 USD 457.707,00 TL ilaçlama aktarma ve istif bedelinin donatandan tahsiline karar verildiğini, kararın temyizi üzerine yeniden bozma kararı verildiğini, ....ATM ... E. sayılı dosyasında nihai olarak 799.246,76 USD mal zararı, 58.707,00 TL ilaçlama, istif ve aktarma zararının tahsiline karar verildiğini, kararın 12.03.2013 tarihinde kesinleştiğini ancak donatandan herhangi bir tahsilat yapılamadığını belirtiğini, sigorta şirketinin düzenlediği “Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi” kapsamında kalan zararı tazmin etmediği gibi, taraflar yönünden geçersiz ve hukuken bağlayıcılığı bulunmayan hükümsüz bir protokol düzenleyerek 325.000 USD borç niteliğinde müvekkili şirkete ödeme yaptığını, sigorta şirketine karşı dava ve icra takibinin protokolde yasaklandığını, böylece sigortalısının yasal haklarını kullanmasının kanuna aykırı şekilde engellendiğini, Protokol gereğince sigorta şirketine teminat olarak verilen 325.000 USD bedelli teminat mektubunun paraya çevrileceğine ilişkin gönderilen ihtarname ve karşılıklı olarak işletilen ihtarnameler süreci sonunda 18.03.2021 tarihinde 325.000 USD teminat mektubu bedelinin grup şirketleri olan ... Gıda AŞ tarafından sigorta şirketine ödendiğini, teminat mektubunun bankaya iade edildiğini, yapılan ödemenin haksız bir baskı altında ticari itibarları düşünülerek yapıldığını, esasen borcu olmayan bir tutarın ödendiğini, protokolün birçok hükmünün geçersiz olduğu hususunda ... 2.Noterliğinin 19.03.2021 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sigorta şirketine bildirildiğini, 21.02.2003 tarihli protokolün kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle 818 sayılı BK 19 ve 20. maddeleri (TBK m.27) gereğince baştan itibaren kesin hükümsüz olduğunu, olay tarihinde yürürlükte olan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Yasasının 41/1 maddeleri gereğince, sigorta şirketlerinin aktif azaltıcı işlem yasağı dolayısıyla borç vermeleri, herhangi bir isim altında para kullandırmalarının yasak olduğunu, protokolün sigortacının kanun ile belirlenen ehliyet sınırı dışında kalan bir taahhüdü içerdiğini, iade edilmek üzere borç para verme işleminin ehliyetsizlik sebebiyle yok hükmünde olduğunu, ileride iade edilmek üzere borç para verilmesi sigortacının dürüst davranma yükümlülüğü ayrıca protokol hükmüne göre sigortalının dava açmamayı kesin şekilde taahhüt ve kabul ettirmesi de dava hakkının elinden alınması nedeniyle üstlük kuralına ve hukuka aykırılık oluşturduğunu, protokol kesin hükümsüz olduğundan dolayı, protokole dayalı herhangi bir yükümlülüğün ifası da borç olmayan şeyin ifası niteliğinde olduğundan iadesinin gerektiğini, taraflar arasında düzenlenen ...-5 no'lu “Nakliyat Emtia Taşıma Sigorta Poliçesi” konusu emtianın deniz taşıması sırasında eksik havalandırma ve ambarlara deniz suyunun sirayeti sebebiyle deniz rizikosu kaynaklı olarak hasarlandığının kesinleşmiş yargı kararları ile ortaya konulduğunu, poliçede ICC A (All risks) teminatı verildiği, hasarın poliçe kapsamında bulunduğunu, protokolün düzenlendiği tarihte teknik analizler ile sabit olduğu üzere sigorta şirketi teminat kapsamında bir rizikonun olduğunu bildiğini, sigortacının red sebebini protokolde netleştiremediğini muğlak ifadeler kullandığını, TTK m. 1281/2 gereğince teminat dışı halin varlığını ispat yükünün sigorta şirketine ait olduğunu, protokolde yapılan ödemenin sigorta şirketi tarafından ne şekilde adlandırılmış olursa olsun kısmi sigorta tazminatı ödemesi olarak nitelendirileceğini, riziko sebebiyle davacının zararının donatan aleyhine açılan .... ATM ... E. sayılı dosyasında 799.246,76 USD ve 58.707,00 TL ilaçlama bedeli, mal aktarma ve mal istifi bedeli olarak belirlendiğini belirterek, 21.02.2003 tarihli protokolün yasanın emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle baştan itibaren kesin hükümsüz olduğunun tespitini, deniz taşıması sırasında meydana gelen hasarın sigorta poliçesi teminat kapsamında kaldığını, haksız şekilde geri alınmış olan 325.000 USD içinde yer almak üzere yer almak üzere %10 kar/masraf marjı ile birlikte toplamda 879.171,00 USD sigorta tazminatının rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, zira davaya konu hasar tarihinin 23.09.2002 olduğunu, hasardan 21 yıl sonra huzurdaki davanın açıldığını, TTK 1420. Md. gereğince alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl her hal ve karda rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıl geçmekle sigorta sözleşmesinden doğan taleplerin zamanaşımına uğrayacağını, TTK 1482. Md. gereğince de 10 yıllık zamanaşımı süresi düzenlendiğini, 21 yıllık süre zarfında zamanaşımını kesen işlem olmadığını, protokol imza tarihinden itibaren de 20 yıl geçtiğini, protokolün hükümsüzlüğü talebinin de zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ... numaralı poliçe sebebiyle davacı tarafından hasar tazminatı ödenmesi talep edildiğini, ihbar üzerine eksper görevlendirildiğini, inceleme sonucunda hasar ve hasardan kaynaklı bir zarar olmadığının, olsa dahi poliçe teminat kapsamında bulunmadığının anlaşılması nedeniyle talebin reddedildiğini, durumun davacıya iletilmesinden sonra 21.02.2003 tarihli protokol ile bir anlaşma zeminine varılabildiğini, 325.000 USD ödeme gerçekleştirildiğini, ödeme karşılığında davacı tarafça müvekkili şirkete karşı herhangi bir dava veya icra takibi yoluna başvurulmayacağı davadışı donatana karşı açılan davanın kesinleşmesinden sonra yapılan ödemenin iade edileceği konusunda tarafların mutabık kaldıkları ve iade borcunun teminatı olarak 325.000 USD bedelli teminat mektubu verildiğini, davacının donatana açtığı dava ve safahatından hiçbir şekilde bilgi vermediğini, davanın davacı lehine kesinleştiği hususunda uzun zaman sonra bilgi sahibi olunduğunu, davacının protokole aykırı davrandığını, huzurdaki davada protokolün iptalini talep ettiğini, tarafların tacir olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak yükümlülüğü bulunduğunu, 20 yıl sessiz kaldıktan sonra protokolün gereğinin yerine getirilmesi istenildiğinde geçersizliğini istemesi niyetli bir yaklaşım olduğunu, TBK'nın temel ilkesi olan sözleşme özgürlüğü çerçevesinde protokolün düzenlendiğini, sigorta şirketinin tüm gereklerini yerine getirdiğini, TTK koruyucu hükümlerine aykırı bir hükmün protokolde yer almadığını, .... ATM ... E. sayılı dosyasında donatandan tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, protokolün geçersizliğine karar verilmesi halinde ise 20 sene sigorta tazminatı talebinde bulunulmamış olmakla sigorta şirketinin TTK 1472. Md. yeralan kanuni halefiyet hakkına dayalı hasar sorumlularına kullanacağı rücu hakkı elinden alınmı ikla TTK 1448. Md. yer alan sigortalının sigortacının rücu hakkını koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğini, bu sebeple de talebin haksız olduğunu, huzurdaki davanın zamanaşımı süresi içinde olduğunun kabulü halinde ise, hasarın poliçe genel ve özel şartları gereğince teminat kapsamında bulunmadığını belirterek öncelikle talebin zamanaşımı sebebiyle reddini, esas yönünden taraflar arasında geçerli bir protokolün varlığı ve hasarın poliçe teminatı kapsamında olmaması dikkate alınarak davanın reddini karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler tarafından tanzim edilen 26.03.2024 tarihli raporda;Taraflar arasında düzenlenen nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesi ile davacı şirket tarafından Kuzey Amerika'dan ithal edilen 12.362.413MT ağırlığında 3.053.516,01 USD değerindeki Soya Fasulyesinin deniz yolu ile ... isimli gemi ile ...ABD'den .../Hereke/Türkiye'ye taşınması sırasında oluşacak nakliyat rizikolarına karşı sigorta teminatı verildiğini, dava konusu taşımanın poliçe teminat süresi içinde olduğunu, poliçenin tabi olacağı genel ve özel şartlar, Emtia Nakliyat Sigortası genel şartları ve Institute ... (A) CL 382 Yük Klozları ve devamında sayılan klozlar olarak belirtildiğini, All s klozu teminatı Enstitü Yük Klozlar (A) kapsamında düzenlenmiş olduğunu, bu kloz ile “Bu sigorta, aşağıdaki 4,5,6 ve 7. klozlarda istisna edilenler hariç, sigorta edilen şeyin her türlü riziko nedeniyle uğrayacağı zıya veya hasarı kapsar.” şeklinde kapsam belirlendiğini, en geniş şekli ile teminat verildiği poliçede ayrıca “sigortalı bir rizikodan kaynaklanması şartıyla 4d-a ve 4-b maddeleri ile kızışma, kekleşme, bozulma, topaklaşma, taşlaşma riskleri teminata dahil edilmiştir.” Şeklindeki özel şart ile sigorta şirketi tarafından ısınma ve kızışma rizikosu için teminat verildiğini, emtianın gemiye temiz olarak yüklendiğini, 2 ve 6 no'lu ambarlara alındığını, deniz nakliyesi sırasında ıslanma meydana geldiğini, ... Gıda Kontrol ve Araştırma Enstitüsü ile ... Gıda ve Teknolojisi Araştırma Enstitüsü raporlarına göre sodyum ve kalsiyum değerlerinin yüksek tespit edildiğini, sodyum oranı yüksekliğinin deniz suyu ile teması gösterdiğini, hasarın deniz rizikosu olan deniz suyu ile temas kaynaklı olması, ayrıca poliçe özel şartı ile kızışma hasarına teminat verilmesi dikkate alındığında poliçe teminat kapsamı içinde kaldığını, sigortalı davacı tarafından, taşıma sırasında zarar oluştuğunun tahliye sırasında anlaşılması üzerine 22.10.2002 tarihinde ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D. iş dosyası ile başvuru yapıldığını, gemi üzerine tedbir alındığını, ....ATM ... E sayılı dosyasında 799.246,76 USD mal zararı, 58.707,00 TL ilaçlama, aktarma, istif bedelinin donatandan tahsiline karar verildiğini, taraflar arasında düzenlenen 21.02.2003 tarihli protokolün tanzim edildiği aşamada, tarafların taşıma ve hasar tasfiye sürecinden karşılıklı bilgileri olduğu ve bilgilerin protokolün giriş bölümünde belirtildiğini, ....ATM ... E sayılı dosyasında davacının mal zararının 799.246,76 USD olduğunun tespit edildiğini, emtia uzmanı olarak bilirkişi heyetinde uzman olmadığı, kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edilen zarar miktarı dikkate alındığında %10 poliçede yer alan kar/masraf ilave bedel şartı ve sigorta bedeli üzerinden %0,50 oranındaki muafiyet şartı uygulandığında 862.376,66 USD mal zararının poliçe kapsamında olduğunu, ancak, bu tutarın davacı tarafından talep edilip edilemeyeceği hususunun, uyuşmazlığa konu protokolün geçerli olup olmadığı ve iddiaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitine bağlı olduğunu, buna göre Protokolün, Sigorta Murakabe Kanununun 41.maddesine aykırı düştüğü ve bu aykırılığın normun koruma amacı bakımından aynı zamanda taraflar arasındaki sözleşmeyi kesin hükümsüz hale getirdiği kabul edilecek olur ise; davalı sigorta şirketinin yaptığı 325.000-USD tutarındaki ödemenin “kısmi hasar tazminatı ödemesi” olarak kabulünün gerekeceğini, söz konusu tutarın teminat mektubuna bağlanmış olması sebebiyle teminat mektubu bedeli olan 325.000 USD'nin, 18.03.2021 tarihli ... Bankası AŞ dekontu ile ... Şirketi hesabına, davadışı ... Gıda ve Yem Sanayi Tic. A.Ş. tarafından iadesinin borçlunun borcunu ifa maksadıyla (üçüncü kişinin ifası olarak) yapılmış olması durumunda, borç olmayan şeyin ifası anlamında sebepsiz zenginleşme teşkil edeceği ve davacının zararlarını dava dışı donatandan veya banka teminat mektubundan tahsil etmemiş olması halinde iadesinin istenebileceğini, davacının bu kısım dışında kalan bakiye sigorta tazminatı talebi yönünden zamanaşımı sürelerinin dolmuş olacağı, bununla birlikte şayet TMK m.2/11 hükmüne aykırılık görülürse zamanaşımı savunması dinlenemeyeceğinden davacının ispat ettiği zararı kapsamındaki bakiye (325.000USD dışındaki) sigorta tazminatı alacağının davacının zararlarını dava dışı donatan'dan veya Banka Teminat Mektubundan tahsil etmemiş olması halinde veya tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla- davalıdan tahsil edebileceği sonucuna varılması gerekeceğini, TMK m.2/1I hükmüne aykırılık bulunmadığı kanaatine varılacak olur ise zamanaşımı def'i sebebiyle davacının alacağını talep edemeyeceği sonucuna varılması gerekeceğini, Protokolün, Sigorta Murakabe Kanununun 41.maddesine aykırı düşmediği veya aykırı düşse bile bu aykırılığın normun koruma amacı bakımından aynı zamanda taraflar arasındaki sözleşmeyi kesin hükümsüz hale getirmediği kabul edilecek olur ise; davalı sigorta şirketi protokolde sorumlu olduğunu kabul etmediğinden ve yapılan 325.000-USD tutarındaki ödeme ödeme ödünç karakteri arz edeceğinden, kısmi tazminat ödemesi olarak görülemeyecek ve bu durumda davacının sigorta tazminat alacağının tamamı açısından zaman aşımının işleyip işlemediğinin değerlendirilmesinin gerekeceğini, yukarıda zamanaşımını düzenleyen hükümler dikkate alındığında, kural olarak zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, bununla birlikte zamanaşımı savunmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil edip etmeyeceği yönünden sayın mahkemenin somut olayı takdir etmesi gerektiğini buna göre; şayet TMK m.2 hükmüne aykırılık görülürse zamanaşımı savunması dinlenemeyeceğinden davacının ispat ettiği zararı kapsamındaki sigorta tazminatı alacağının davacının zararlarını dava dışı donatandan veya banka teminat mektubundan tahsil etmemiş olması halinde veya tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsil edebileceği sonucuna varılabileceği, TMK m.2/1l hükmüne aykırılık bulunmadığı kanaatine varılacak olur ise zamanaşımı def'i sebebiyle davacının alacağını talep edemeyeceği sonucuna varılması gerekeceğinin sonuç ve kanaatine varılmıştır.2. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 12.12.2025tarihli raporda; davacı şirketin merkez adresinde defterleri ve ilgili yıllar detay mizanları üzerinde yapılan incelemede; dava dışı satıcı şirketten herhangi bir tahsilatın yapılıp yapılmadığının yasal defter kayıtları ile tespiti mümkün olmadığını, bu sebeple davacı şirketten incelenen yıllara ait, genel mizanda yer alan tüm yabancı para cinsinden olan bankalarına ait kaşeli imzalı banka ekstreleri talep edildiğini, davacı şirketin yıllar itibarıyla kesinleşmiş detay mizanlarında yer alan banka hesap bilgileri ve ekstreleri sunulan banka hesapları aşağıdaki gibi olup, incelenen 2012-2024 yıllarına ait ... TL hesap ekstresi, ...Bankası ve ... Bankası'na ait hesap ekstrelerinde; dava dışı ..., dava dışı ... Ltd. veya ... Acenteliğine ait herhangi bir ödeme/tahsilat kaydına rastlanılmadığını, davacı tarafından ibraz edilen dava dışı grup firması ... Gıda ve Yem San. Tic. A.Ş 2022 yılı cari hesap ekstresinde; dava dışı şirket tarafından davalıya 18.03.2021 tarihinde, ... Bankası yoluyla ödenen 325.000 USD karşılığı 2.589.145 TL'nin dava dışı şirketin hesabına 01.11.2022 tarihinde “adımıza ... Anonim Sigortaya ödenen” açıklaması ile alacak davalı hesabına borç kaydedilmiş olduğunu, ödemeye ilişkin banka dekontunun ibraz edildiğini, protokol hükümlerinden sigortacının sigorta tazminatını ödemek veya sigorta tazminatına mahsuben ödeme yapmak gibi bir amaçla hareket etmediğinin anlaşıldığını, davacı sigortalının da, protokol'ün bu açık hükümleri karşısında, yapılan ödemeyi kısmi bir tazminat ödemesi olarak değerlendirmesinin mümkün olmadığını; bu itibarla, ortacının ileride geri ödenmek üzere ve sigortalının ihtiyaç duyduğu nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla sigortalısına kredi verdiğini; bu işlemin mülga SMK m. 41 uyarınca yasaklanmış olan “sigorta işlemlerinden doğanlar hariç olmak üzere diğer kişi veya kurumlar lehine kredi sağlamak ” niteliğinde olduğunu; davalının davacının ekonomik açıdan zor durumda olduğu bir süreçte dava konusu protokol ile davacının sigorta sözleşmesinden doğan haklarını ahlaka aykırı derecede sınırlandırdığı sigorta sözleşmesinden doğan borçları gereği zaten gidermekle zararın tazmini için davacının sigorta sözleşmesinden doğan, hak arama özgürlüğü de dahil olmak üzere bir çok hakkını ortadan kaldırdığını, bu şekilde donatana rücu etmek gibi esasen kendi yükümlülüğünde olan hususları dahi davacıya yüklediğini, bu sebepten dolayı dava konusu protokol'ün ahlaka aykırı olması itibariyle TBK m. █████ hükmü uyarınca kısmen hükümsüz olduğunu, protokolün yalnızca sigorta sözleşmesine aykırı olmayan hükümlerinin ayakta kalabileceği ve dolayısıyla davalının yapmış olduğu 325.000,00 USD'nin sigorta teminatı olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, davacının davalıdan protokolün akdinden sonra almış olduğu sigorta teminatını daha sonra iade etmiş olduğu tarihin 18.03.2021 tarihi olduğunu, işbu davanın ise 13.12.2022 tarihinde açılması dolayısıyla sebepsiz zenginleşme teşkil eden bu ödemenin iadesi için kanun koyucu tarafından TBK m. 83 hükmünde öngörülen sürenin henüz dolmadığını, kaldı ki davacının donatana karşı açılan davanın kesinleşmesinin ardından yaklaşık olarak 8 yıl sonra bu ödemenin iadesini talep etmesinin çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturabileceğini, davacının karşılanmamış olan bakiye zararı bakımından ise davalının zamanaşımı savunmasında bulunduğunu, bu alacak kalemi bakımından zamanaşımı süresinin dolduğunu, ancak davalının sigorta sözleşmesine ve hukuka aykırı protokol ile bu zamanın geçmesine bizzat sebebiyet vermiş olması itibariyle zamanaşımının dolmuş olduğu hususundaki iddiasının dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilebileceğini, Emtia Nakliyat Sigortası Genel Şartları, poliçede atıfta bulunulan Enstitü Yük Klozları (A) ve poliçede yer alan özel şartlar kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda ve sigortacı tarafından gerçekleşen rizikonun teminatın kapsamı dışında kaldığının ispatlanmamış olması karşısında, meydana gelen rizikonun teminat kapsamında olduğunu, .... ATM'nin yukarıda zikredilen kesinleşmiş kararında mal zararının miktarının 799.246,76 USD olarak hesaplandığını, davacının işbu davada, mal zararı ve poliçedeki %10 kâr/masraf ilavesi ile toplam 879.171 USD talep ettiği ancak poliçede yer alan “sigorta bedeli üzerinden 40,5 tenzili muafiyet” klozu gereği bu tutardan 16.794,34 USD'nin düşülmesi gerektiğini, bu çerçevede sigortacıdan talep edilebilecek sigorta tazminatının 862.376,66 USD olarak hesaplandığının sonuç ve kanaatine varılmıştır.Dava; davalı sigorta şirketi nezdinde Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın gemi ile taşınması sırasında hasarlanmasından kaynaklanan ve ....ATM'nin ... Esas sayılı dava dosyasında hüküm altına alınan zararın, davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup taraflar arasında ki uyuşmazlık konuları; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı, hasarın sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, davalı ile davacı şirket arasında düzenlenen protokolün geçerli olup olmadığı, protokol nedeniyle sigortacının sorumluluğunun sona erip ermediği ve davacının davalı sigortacıdan istenebileceği hasar tazminatının ne kadar olduğu hususlarında toplanmaktadır.Dava konusu yük hasarı ile ilgili davacı ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş. tarafından, taşımayı yapan ... Gemisi Donatanına karşı 31.10.2002 tarihinde açılan dava dosyası incelendiğinde; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002-... E. sayılı dosyasında verilen görevsizlik kararı ile davanın... Mahkemesinin 2005-... E. numarasını aldığı, bu dosya üzerinden “emtiada kullanım amacını engelleyecek hasardan bahsedilemeyeceği, bahsedilmesi halinde ise TTK 1062/2 md. gereğince davalı donatanın sorumluluğu olmayacağı” gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, Yargıtayın temyiz incelemesi sonucunda “...davaya konu dökme yükün deniz suyu ile temas etmesi ya da teknik kusurdan kaynaklanmayacağı gözetilerek, buna göre inceleme yapılması gerektiği” gerekçesi ile kararın bozulmuş olduğu, bozma sonrası dosyanın 2007-374 E. numarasını alarak, bu esas üzerinden verilen 01.02.2011 tarihli karar ile; "Talebin Kısmen Kabulüne, 715.325,85 USD emtia zararı ve 58.707,00 TL'nin donatandan tahsiline" karar verildiği, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Yargıtay tarafından yapılan 2. Temyiz incelemesi sonucunda “tazminat hesaplanmasında dikkate alınan %10,5 oranında indirim yapılmasının yerinde olmadığı, taşınan malın yükleme yerindeki özelliklerinin yükleme ülkesindeki yetkili kurumca belirlenmiş olması ve malın bu haliyle satın alınıp konişmentoda belirtilen özelliklerle temiz olarak yüklendiğinin belirtilmesi karşısında bu nitelikleri ile değeri belirlenen malın, belirtilen niteliklerinin hasar olarak kabul edilmek suretiyle tekrar indirim yapılamayacağı” gerekçesi ile kısmen bozma kararı verildiği, 2.Bozma ilamından sonrası ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden yargılama yapıldığı, 12.03.2013 tarihinde verilen ... K. sayılı kararında ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyalarında alınan tespit raporlarına atıfta bulunularak, “ ambar kapak contalarında aşınma olması nedeniyle 2 ve 6 no'lu ambarlarda taşınan yükün deniz suyu ile temas ettiği, üründe Sodyum oranının fazla çıkmasının deniz suyu temasını ortaya koyduğu, ıslanma sebebiyle ambarın iyi havalandırılmaması ya da havalandırmanın yanlış yapılmasından dolayı deniz suyu ile ıslanmış olan emtiada, ortamda oluşan rutubet nedeniyle küf oluştuğu, deniz suyu ile temasın ötesinde ambarın havalandırılmamasından kızışma nedeniyle ısınma meydana geldiği, emtia renginin değiştiği, hasarlı ürünlerin ilaçlama yapılarak, kurutulması ve aktarma ve istifi yapılarak 2.254.269,24 USD bedelle satışının yapıldığı, sigortalı mal değerinin 3.053.516 ÜSD olduğu davacının karşılanmayan mal zararının 799.246,76 USD olduğu” tespitine yer verilerek “Davanın Kısmen Kabulü ile 799.246,76 USD mal zararı, 58.707,00 TL ilaçlama, aktarma ve istif bedelinin donatandan tahsiline” karar verildiği ve kararın temyiz edilmeyerek 02.07.2013 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Hasarın meydana geliş şekli ile ilgili olarak dosyada ... Ltd.Şti. tarafından düzenlenen Survey Raporu, boşaltma limanında yapılan analizlerle ilgili düzenlenen Analiz raporları, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyalarında düzenlenen bilirkişi raporları ve donatan aleyhine çılan dava sonucu Yargıtay denetiminden geçerek 02.07.2013 tarihinde kesinleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.03.2013 T. ... E. sayılı dosyasında verilen ... K sayılı karar ve söz konusu dosyaya ait Yargıtay kararlarında vurgulanan tespitlerine göre; dava konusu soya fasulyesi cinsi emtianın gemiye temiz olarak yüklendiği ve 2 ve 6 no'lu ambarlara alındığı, deniz nakliyesi sırasında ıslanma meydana geldiği, ... Gıda Kontrol ve Araştırma Enstitüsü ile ... Gıda ve Teknolojisi Araştırma Enstütisü raporlarına göre, sodyum ve kalsiyum değerlerinin yüksek tespit edildiği, sodyum oranı yüksekliğinin deniz suyu ile temas ettiğini gösterdiği, ambarlarda yeterli havalandırma yapılmamasının da etkisi ile soya fasulyesinde oluşan rutubet dolayısıyla küflenme, renk değişikliği, kızışma meydana geldiği saptanmıştır.Sigortalı emtianın 23.09.2002'de ... gemisine yüklendiğini tevsik eden konişmento (North American Grain Bill of Lading) dosyaya ibraz edilmiştir. 28.11.2002 tarih ve ██████ numaralı sörvey raporundan sigortalı emtianın gemiden boşaltılmasına nezaret edildiği; emtianın kekleşip küflendiği; ambar ısılarının çok yüksek olduğu; gemi ambarlarındaki emtianın üntüsü değerlendirilerek geminin seyir esnasında ambar kapakları birleşim yerleri ve benzeri olası yerlerden su alması sonucu emtiada vuku bulan ıslanma ve buna bağlı olarak nem sonucunda da kızışma ve hasarların meydana geldiği kanaatine varıldığı; laboratuvar testleri sonucunda emtiadaki rutubet kaynağının deniz suyu olduğunun tespit edildiği” anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan analiz raporları; ... 2. AHM'nin ..., ... D. İş sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporları ve donatan aleyhine açılan dava sonucunda kesinleşen .... ATM'nin 12.03.2013 tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararından, emtianın gemiye temiz olarak yüklendiğini, taşıma sırasında ambara sızan deniz suyu ile temas neticesinde ıslandığı, vuku bulan ıslanma ve ambarlardaki yetersiz havalandırmaya bağlı nem sonucunda yükte kızışma, kekleşme ve bunun sonucunda da bozulma meydana geldiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen ...-5 numaralı Nakliyat Emtea Taşıma Sigorta poliçesi ile davacı şirket tarafından Kuzey Amerika'dan ithal edilen...MT ağırlığında 3.053.516,01 USD değerindeki Soya Fasulyesinin deniz yolu ile ... isimli gemi ile ...ABD'den .../Hereke/Türkiye'ye taşınması sırasında oluşacak Nakliyat rizikolarına karşı sigorta teminatı verilmiştir. Poliçenin tabi olacağı genel ve özel şartlar, Emtia Nakliyat Sigortası genel şartları ve... (A) ... Yük Klozları ve devamında sayılan klozlar olarak belirtilmiştir. All Risks klozu teminatı Enstitü Yük Klozlar (A) kapsamında düzenlenmiş olup, bu kloz ile “Bu igorta, aşağıdaki 4,5,6 ve 7. klozlarda istisna edilenler hariç, sigorta edilen şeyin her türlü riziko nedeniyle uğrayacağı zıya veya hasarı kapsar.” şeklinde kapsam belirlenerek, en geniş hali ile teminat verilmiştir. Emtia Nakliyat Sigortası Genel Şartları, poliçede atıfta bulunulan Enstitü Yük Klozları (A) ve poliçede yer alan özel şartlar kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, soya fasulyesi emtiasında meydana gelen rizikonun sigorta teminatı kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır.Dava konusu yükte meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı saptanmış olmakla birlikte taraflar arasında düzenlenen 21.02.2003 tarihli protokolün geçerli olup olmadığı, protokol gereğince davalının sigorta poliçesinden kaynaklanan sorumluluğunun sona erip ermediği tespit edilmelidir.Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 21.02.2003 tarihli protokol ile ilgili yaptığı açıklamalarda; sigorta şirketinin düzenlediği “Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi” kapsamında kalan zararı tazmin etmediği gibi, taraflar yönünden geçersiz ve hukuken bağlayıcılığı bulunmayan hükümsüz bir protokol düzenleyerek 325.000 USD borç niteliğinde müvekkili şirkete ödeme yaptığını, sigorta şirketine karşı dava ve icra takibinin protokolde yasaklandığını, böylece sigortalısının yasal haklarını kullanmasının kanuna aykırı şekilde engellendiğini, Protokol gereğince sigorta şirketine teminat olarak verilen 325.000 USD bedelli teminat mektubunun paraya çevrileceğine ilişkin gönderilen ihtarname ve karşılıklı olarak işletilen ihtarnameler süreci sonunda 18.03.2021 tarihinde 325.000 USD teminat mektubu bedelinin grup şirketleri olan ... Gıda AŞ tarafından sigorta şirketine ödendiğini, teminat mektubunun bankaya iade edildiğini, yapılan ödemenin haksız bir baskı altında ticari itibarları düşünülerek yapıldığını, esasen borcu olmayan bir tutarın ödendiğini, protokolün birçok hükmünün geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.Davalı vekili ise buna karşılık yaptığı savunmalarında, hasarın poliçe teminat kapsamında bulunmadığının anlaşılması nedeniyle talebin reddedildiğini, durumun davacıya iletilmesinden sonra 21.02.2003 tarihli protokol ile bir anlaşma zeminine varılabildiğini, 325.000 USD ödeme gerçekleştirildiğini, ödeme karşılığında davacı tarafça müvekkili şirkete karşı herhangi bir dava veya icra takibi yoluna başvurulmayacağı, dava dışı donatana karşı açılan davanın kesinleşmesinden sonra yapılan ödemenin iade edileceği konusunda tarafların mutabık kaldıklarını ve iade borcunun teminatı olarak 325.000 USD bedelli teminat mektubu verildiğini, davacının donatana açtığı dava ve safahatından hiçbir şekilde bilgi vermediğini, davacının protokole aykırı davrandığını, davacının 20 yıl sessiz kaldıktan sonra protokolün gereğinin yerine getirilmesi istenildiğinde geçersizliğini istemesinin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu bildirmiştir.Sigorta şirketleri kendi borçları veya sigorta işlemlerinden doğanlar hariç olmak üzere personeli, ortakları, iştirakleri veya diğer kişi veya kurumlar lehine mal varlığını teminat olarak gösteremez, kefil olamaz ve kredi sağlayamazlar. Aktif azaltıcı işlem yasağı, 6762 s. TTK m. 137'de sözü edilen kanuni istisnalardan biri olarak kabul edilmiş ise de, bu noktada taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 21.02.2003 tarihli Protokol'ün başka işle iştigal yasağına yahut aktif azaltıcı işlem yasağına aykırılık teşkil edip etmediği, bu çerçevede geçersiz olup olmadığı değerlendirilmelidir.Protokol'de “sigortacı ... Şirketi'nin varlığı iddia edilen yük hasarının ve bundan kaynaklanan zararların varit bulunmadığı ve/veya sigorta teminatına girmediği görüşü ile, sigortalı ... Tekstil'e herhangi bir ödeme yükümlülüğü altında olmadığını bildirdiği” açıklandıktan sonra, “taraflar arasındaki görüş farklılığının giderilemediği; bunun üzerine ... Şirketi'nin malların nakliye sırasında sigorta teminatına giren bir sebeple hasarlanmadığı görüşünü muhafaza etmesine rağmen, sigortalı ... Tekstil'e ileride istirdat etmek koşuluyla 325.000 ABD Doları ödeyeceği” ifade edilmektedir.Protokol'ün 6. maddesine göre, “taraflar işbu protokolün ... Tekstil'in teklifi üzerine ve onun çıkarları doğrultusunda akdedildiğini beyan ederler. İşbu protokolün ifa edilmesi sayesinde ... Tekstil donatan aleyhine açmış olduğu ve lehine sonuçlanacağını hesapladığı dava sonuçlanmadan evvel derhal kullanabileceği nakde kavuşmuş olacaktır.” Protokol'ün 3. Maddesine göre “... Şirketi tarafından ödenen 325.000 ABD Doları, sigortalı ... Tekstil'in ... gemisi donatanı aleyhine açmış olduğu davada verilen kararın kesinleşmesi üzerine, hüküm ne yönde olursa olsun, ... Şirketi'ne, en geç 15 gün içinde nakden ve defaten iade edilecektir.” Protokol'ün 5. maddesi uyarınca ise, “... Şirketi, ... Tekstil'den almış olduğu teminat mektubunu ancak, ... Tekstil'in donatana açtığı davanın kesinleşmesini müteakip yukarıda 3. maddede belirtilen prosedüre ... Tekstil'in uymaması halinde kullanabilir ve/veya nakde çevirebilir.” Sigorta şirketinin meydana gelen zararın teminat kapsamında olmadığı görüşünde olduğundan ödeme yapmayı reddettiği; buna karşılık sigortalının talebi üzerine, sigortalının donatana karşı açtığı dava kesinleşince iade edilmek üzere bir ödeme yapmayı kabul ettiği görülmektedir. Protokol'de yer alan “... Şirketi'nin varlığı iddia edilen yük hasarının ve bundan kaynaklanan zararların varit bulunmadığı ve/veya sigorta teminatına girmediği görüşü ile, sigortalı ... Tekstil'e herhangi bir ödeme yükümlülüğü altında olmadığını bildirdiği” ile “taraflar arasındaki görüş farklılığının giderilemediği; bunun üzerine ... Şirketi'nin malların nakliye sırasında sigorta teminatına giren bir sebeple hasarlanmadığı görüşünü muhafaza etmesine rağmen, sigortalı ... Tekstil'e ileride istirdat etmek koşuluyla 325.000 ABD Doları ödeyeceği” ve “işbu protokolün ifa edilmesi sayesinde ... Tekstil'in donatan aleyhine açmış olduğu ve lehine sonuçlanacağını hesapladığı dava sonuçlanmadan evvel derhal kullanabileceği nakde kavuşmuş olacağı” ifadeleri karşısında, sigortacının sigorta tazminatını ödemek veya sigorta tazminatına mahsuben ödeme yapmak gibi bir amaçla hareket etmediği; davacı sigortalının da, protokolün bu açık hükümleri karşısında, yapılan ödemeyi kısmi bir tazminat ödemesi olarak değerlendirmesinin mümkün olmadığı belirlidir.Bu itibarla, sigortacının ileride geri ödenmek üzere ve sigortalının ihtiyaç duyduğu nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla sigortalısına kredi verdiği kanaatine ulaşılmış olup, bu işlem mülga SMK m. 41 uyarınca yasaklanmış olan “sigorta işlemlerinden doğanlar hariç olmak üzere ... diğer kişi veya kurumlar lehine kredi sağlamak” niteliğindedir.Davacı tarafın protokole karşı bir diğer iddiası kesin hükümsüzlük nedeniyle geçerli olmadığına ilişkindir. Mülga SMK m. 41 hükmü ile; “Sigorta şirketleri bizzat iştigal konularıyla ilgisi olmayan taahhüt ve işlemlere girişemezler. Sigorta şirketlerinin ortakları ve çalışanları şirket statüsü veya genel kurul veya yönetim kurulu kararıyla saptanan hükümler dahilinde personele yapılan ödemeler, yardım veya verilen avanslar hariç şirket kaynaklarını dolaylı veya dolaysız olarak kullanamaz, aktifin değerini düşüren işlemlerde bulunamazlar. Sigorta şirketleri kendi borçları veya sigorta işlemlerinden doğanlar hariç olmak üzere personeli, ortakları, iştirakleri veya diğer kişi veya kurumlar lehine mal varlığını teminat olarak gösteremez, kefil olamaz ve kredi sağlayamazlar.” şeklinde düzenleme yapılmıştır TBK m. 27 uyarınca “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” Protokol'ün akdedildiği tarihte yürürlükte olan 818 s. (mülga) BK m. 20'ye göre ise; “Bir akdin mevzuu gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batıldır.” Yasaklayıcı bir hükmün yaptırımı, söz konusu hüküm ile güdülen amaç çerçevesinde tayin edilmelidir. İlgili hüküm ile korunmak istenen bizatihi sigorta şirketidir. Bu sebeple bu yönde bir düzenlemenin geçersiz olması halinde varılacak olan sonuç, kredi alan davacının, borç olarak aldığı tutarı talep halinde vadeden önce davalıya iade etmekle yükümlü olmasıdır.Bununla birlikte uyuşmazlık konusu protokol bir başka geçersizlik sebebi daha ihtiva etmektedir. Somut olayda sigorta şirketi olan davalı, kredi sağlaması yasak olmasına rağmen davacıya 325.000,00 USD oranında kredi sağladığını beyan etmektedir. Buna karşılık Davacının zararını donatandan tahsil etme yükümlülüğü üstlendiği, zararını ister tahsil etsin, ister tahsil etmesin davalıdan aldığı krediyi geri iade etme yükümlülüğü altına girdiği görülmektedir. Sigorta sözleşmesinin amacı, sigorta ettirenin belirli bazı riskler karşılığında oluşacak olan zararının tazmini hususunu teminat altına almaktır. Somut olayda davalının sigorta sözleşmesinden doğan borcunu ifa etmek yerine, davacıya kredi vermesi, davacının zararını tazmin etmek için donatana karşı dava açma yükümlül üstlenmesi, bu davanın başarısız olma ihtimalinde doğan risklerin de davacıya yüklenmesi ve ayrıca davacının davalıya teminat mektubu vermiş olması dikkate alındığında; davalının sigorta sözleşmesinden doğan bütün yükümlülüklerini protokol ile açıkça davalıya devretmiş durumdadır.Oysaki, davalının sigorta sözleşmesi gereğince yapması gereken davalının zararını gidermek, akabinde ise bunun tazmini için donatana rücu etmektir. Ancak, dava tarafları arasındaki Protokol ile davacı, sigorta şirketi olan davalının yapmakla yükümlü olduğu edimleri üstlenmekte, üstelik tahsilat hususunda başarısız olma ihtimalini dahi kendi üstüne almaktadır. Taraflar arasındaki Protokol hükümleri yorumlandığında, her ne kadar kredi sözleşmesi tabiri kullanılmış olsa da TBK. m. 19 gereği sözleşmelerin yorumunda yalnızca taraflarca kullanılan ifadelere bakılmaksızın, tarafların gerçek ve ortak iradelerinin de esas alınmalıdır. Taraflar protokol m. 3 hükmünde ve m. 5 hükmünde esasen davacının donatana açmış olduğu davadaki kararın kesinleşmesi halinde teminat mektubunun nakde çevrileceğini kararlaştırmışlardır. Bu husus da açıkça göstermektedir ki taraflar, davacının zararını karşılayabilmesi mümkün olan ana kadar herhangi bir ödeme yükümlülüğü altında olmayacaktır. Bununla birlikte davacının davayı kaybetmesinin riski de davacı üzerinde bırakılmıştır. Bu durumda esasen davacının sigorta sözleşmesi ile sahip olduğu hakları, 21.02.2023 tarihli protokol ile dolanılmak istediği açıktır. Bu şekilde davalı, kendi yükümlülüklerini davacının üstüne yüklemiş, ödediği bedel için kredi ifadesi kullanılmak suretiyle sigorta teminatı kapsamından çıkarılmasını amaçlamıştır. Böylelikle davalı, davacının zararının tazminini donatandan sağlamış olduğu ihtimalde, ödediği bedelin iadesini sağlamayı hedeflemiştir. Olay tarihinde finansal zorluklar içerisinde bulan davacının bu protokol hükümlerini kabul etmiş olması, işbu protokolün sigorta sözleşmesi ile bağdaşmayan ve davacının içinde bulunduğu finansal zorluk karşısında kabul etmek zorunda kaldığı protokolün m. 3 hükmünün ahlaka aykırı olduğu hususunu ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle somut olayda TBK m. 27/1 uyarınca kısmi hükümsüzlük söz konusu olduğundan davalı tarafça ödenen bedel sigorta teminatı olarak nitelendirilmiştir.Taraflar arasındaki 21.02.2003 tarihli protokolün m. 3 hükmünün ahlaka aykırı olması dolayısıyla geçersiz olduğu değerlendirilmiştir. Protokol gereğince davalı sigorta şirketi davacıya yapmış olduğu 325.000,00 USD ödemeyi 18.03.2021 tarihinde kendisine iade edilmiş olduğundan TBK. m. 82 hükmünde düzenlenen zaman aşımı süresi iş bu davanın açılmış olduğu 13.12.2022 tarihinde dolmamış olacaktır. Kaldı ki davalının, donatan aleyhine açılan davadaki karar 02.07.2013 tarihinde kesinleşmiş olmasına rağmen bedelin iadesini 18.03.2021 tarihine kadar talep etmemiş olması, davacıda 325.000,00 USD'nin iadesinin kendisine yöneltilmeyeceği hususunda bir güven yaratmış olmaktadır. Bu ihtimalde davalı sigorta şirketinin kararın kesinleşmesinden yaklaşık 8 yıl sonra işbu bedelin iadesini talep etmiş olması da çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil etmektedir.Davacının ne donatandan ne de davalı sigorta şirketinden tazminini sağlamamış olduğu zararı bakımından ise her ne kadar TBK. m. 146 hükmündeki on yıllık zaman aşımı süresi geçmiş olsa da, somut olayda davalının, davacının kendisine dava açmayacağı hususundaki taahhüt kapsamında 2003 yılında davacıya 325.000,00 USD ödeme yapmış olmayı kabul ettiği açıktır. Davalı, sigorta sözleşmesinden doğan yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle davacının ekonomik açıdan sıkıntıya düşmesine yol açmış, akabinde ise ekonomik sıkıntı içerisinde olan davacıya kendisine dava açmaması şartıyla kısmi bir ödeme gerçekleştirmiştir. Bu anlamda protokolün m. 2 hükmünün davalının kişi özgürlüğünü ahlaka aykırı derecede sınırlaması sebebiyle TMK. m. █████ hükmüne aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Hak arama özgürlüğü de TMK. m. 23 kapsamında korunan kişilik haklarından olup, somut olayda davalının ekonomik açıdan zor duruma düşmesinden yararlanılması suretiyle ahlaka aykırı derecede sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla davalının sigorta sözleşmesine aykırı davranması ve Protokol'ün TMK. m. █████ hükmüne aykırı olmasından cihetle aynı zamanda hukuka da aykırı şekilde davacının kendisine karşı dava açmasını engellemiş olduğu kesindir. Zira davalıya dava açması ihtimalinde davacının bu defa teminat mektubunun nakde çevrilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalması söz konusu olacaktır. Bu halde sözleşmeye ve hukuka aykırı şekilde davacının kendisine karşı dava açmasını engelleyen davalının zamanaşımı iddiasında bulunması hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edebilecek mahiyette olduğundan davalının zaman aşımı itirazı yerinde görülmemiştir..... ATM'nin yukarıda açıklanan kesinleşmiş kararında mal zararının miktarı 799.246,16 USD olarak hesaplanmıştır. Davacı iş bu davada ise, mal zararı ve “poliçedeki %10 kar/masraf ilavesi ile toplam 879.171 USD'nin tahsilini talep etmiştir. Bununla birlikte poliçede yer alan “sigorta bedeli üzerinden %0,5 oranında tenzili muafiyet” klozu gereği bu tutardan 16.794,34 USD'nin düşülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede sigortacıdan talep edilebilecek sigorta tazminatı tutarı 862.376,66 USD olarak hesaplanmıştır.Davacının dava konusu emtianın satın alma bedelini dava dışı satıcıya ödediği donatan aleyhine açmış olduğu davada kesinleşmiştir. Davacının hasarla ilgili devam eden süreçte satıcı şirketten herhangi bir tahsilat yapıp yapmadığı husunun tespiti amacıyla incelenen ticari defter kayıtları ve 2012-2024 yıllarına ait ..TL hesap ekstresi, ...Bankası ve ... Bankası'na ait hesap ekstreleri üzerinde yapılan mali incelemede dava dışı ..., dava dışı ... Ltd. veya ...Acenteliğine ait herhangi bir ödeme/tahsilat kaydına rastlanılmamıştır.Davacının iş bu davada isteyebileceği sigorta tazminatı alacağı bakımından tespit edilmesi gereken bir başka husus yük hasarını teminat mektubunu paraya çevirmek suretiyle tahsil edip etmediğidir. Bu konuda yapılan inceleme ile, olaydan sonra davacının talebi üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasında taşımada kullanılan geminin seferden men edilmesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiği, (davacının tedbir teminatı olarak ...Bankası ... ... Şubesine ait 476.386,00 USD bedelli 22.10.2022 tarihli teminat mektubunu mahkemeye sunduğu) seferden men kararının teminata kaydırılması için gemi donatanı tarafınca ... Bankası ... Şubesine ait 28.10.2002 tarihli 3.175.903,89 ABD Dolarlı tutarında teminat mektubunun verildiği, ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasında İstanbul ...Mahkemesinin ...Esas ve 06.12.2005 tarihli müzekkeresine cevaben yazmış olduğu 13.12.2005 tarihli yazıda; ... D.iş sayılı dosyaya donatan tarafından ibraz edilen ... Bankası ... Şubesine ait 28.10.2002 tarihli 3.175.903,89 ABD Doları bedelli teminat mektubu ile anılan dosyaya davacı tarafından ibraz edilen ...Bankası ... Şubesinin 22.10.2002 tarihli 476.386,00 ABD Dolar bedelli teminat mektubunun müzekkere ekinde gönderildiğinin bildirildiği, söz konusu cevabi yazı üzerine İstanbul ...hakiminin imzası ile söz konusu teminat mektuplarının 20.10.2005 tarihinde kasaya alındığına dair şerh verildiği, böylelikle teminat mektupları asıllarının İstanbul Deniz İhtisas Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasına celp edilerek mahkeme kasasına alınmış olduğu,... İhtisas Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında verilen 20.12.2005 tarihli ara karar ile;"11.10.2005 tarihli celsede davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş olup, bu nedenle HUMK'nın 11.maddesi 2.cümlesi gereğince ihtiyati tedbir kararı mürtefi olduğundan davacı yanca sunulan ... Bankası ... Şubesine ait 28.10.2002 tarihli ... seri nolu 3.175.903,89 USD bedelli teminat mektubunun davalıya veya Ahsu kabza yetkili vekiline iadesine" karar verildiği, ara kararın altında davacı vekili Av. ...'nun sözkonusu teminat mektubunu aldığına dair 21.12.2005 tarihli kendi el yazısı ve imzasının yer aldığı görülmüştür.( davacının ihtiyati tedbirin teminatı olarak ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş dosyasına sunduğu ...Bankası ... ... Şubesine ait, 476.386,00 USD bedelli teminat mektubu da Deniz İhtisas Mahkemesi dosyasından 18.01.2011 tarihinde davacı vekili ...'e teslim edilmiştir)Sonuç olarak davacı, dava konusu yük hasarından kaynaklanan zararını gemi donatanından tahsil edemediği gibi, davalı ile yaptığı protokol kapsamında kendisine ödenen 325.000,00 USD'yi 18.03.2021 tarihinde iade etmiş olduğundan, yukarıda açıklanan tüm nedenlerle; .... ATM'nin 12.03.2013 tarih ve E. .... Sayılı kesinleşmiş kararı ve sigorta poliçesi hükümlerine göre tespit edilen 862.376,66 USD sigorta tazminatının 21.03.2003 olan protokol tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı sigortacıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine dair dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Taraflar arasında düzenlenen 21.02.2003 tarihli protokol'ün geçersiz olduğunun TESPİTİNE2-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 862.376,66 USD'nin 21.03.2003 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,3-Koşulları oluşmadığından davacı yanın icra inkar tazminatı talebin ile davalının reddedilen kısma ilişkin kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,4-Karar harcı olan 1.100.171,76 TL'den peşin alınan 280.011,92 TL'nin mahsubu ile bakiye 820.159,84 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Davacının peşin olarak yatırdığı 280.011,92 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 1.192.111,48 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 50.183,63 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 80.70 TL başvurma harcı, 500,00 TL posta gideri, 76.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 76.580,90 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 75.117,82 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,8-Davalı yargı gider toplamı olan 122.00 TL'nin (122.00 TL posta giderinin) davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 2.23.- TL'sinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,9-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL nin Arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 3.060,40 TL sinin davalıdan, 59,60.-TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,10-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair, hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Başkan ...✍e-imzalıdır.Üye ...✍e-imzalıdır.Üye ...✍e-imzalıdır.Katip ...✍e-imzalıdır.