Anahtar kelimeler: Sayıla Dönüşü Şeritte Çıkmış Cismani Yoldan Etmeden Sularında Dönüş Caddesi

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP
:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Davacı Vekili Dava Dilekçesinde; “ Müvekkil, dilekçe ekinde sunulan kaza tespit tutanağından da açıkça anlaşılacağı üzere; █████/2023 günü saat 22.06 sularında ... Caddesi üzerinde ... plakalı Motosiklet ile ana yolda seyir halinde iken, ... plakalı araç sürücüsü ... ana yoldan u dönüşü yasak olmasına rağmen karşı istikamete doğru dönüş yaptığı esnada yolu kontrol etmeden ana yola çıkmış, o anda karşı şeritte bulunan müvekkilin geçiş üstünlüğünü ve kanunda sayıla diğer maddeleri ihlal ederek huzurdaki dava konusu kazaya sebebiyet vermiştir. Davalı ...'in bir anda ana yola çıkması neticesinde, davalı kullanımındaki araç ile müvekkil kullanımındaki motosiklet arka kısımdan çarpışmıştır. Kaza akabinde müvekkil yola fırlamış, kaskı ile koruyucu ekipmanları olduğu için hayatı kurtulmuş ancak; müvekkil, kaza neticesinde ağır bir şekilde yaralanmıştır. Kazadan sonra müvekkilimiz olay yerinden ambulansla ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine, oradan da ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi sevk edilmiş ve derhal ameliyata alınmıştır. Kaza neticesinde müvekkilin çenesi kırılmış ve ... ile giderilemeyecek şekilde yaralanmıştır. Bunun yanında Müvekkilin vücudunda ezilmeler meydana gelmiş ve müvekkil, çok ciddi acı çekmiştir. Müvekkil; vücudunda oluşan ezilmeler sebebiyle uzun bir dönem ellerini ve ayaklarını hareket ettirirken büyük acılar çekmiştir. Müvekkil, kaza akabinde geçirdiği çene ameliyatları neticesinde yaklaşık olarak 2 ay süre ile pipetle beslenmek zorunda kalmış, katı gıda tüketememiş ve adeta elden ayaktan düşmüştür. Gelinen gün itibariyle; müvekkilimizin çenesinde 4 adet platin takılmış durumdadır. Müvekkilin alt çenesi tamamen uyuşuk haldedir. Müvekkilin ön iki dişi kırıktır ve şekli bozulmuştur. Müvekkilin arkada bulunan 1 dişi kırılmış, bir dişinin diğer dişlerle arası açılmıştır. Müvekkilin çenesinde, geçirdiği kaza ve ameliyatlar neticesinde şekil bozukluğu meydana gelmiştir. Müvekkil, ağzını kapattığında alt dudağı yamuk halde kalmaktadır. Müvekkil; kuru yemiş cinsinden çekirdek vs tüketmek istediğinde alt çenesi ağrı yapmaktadır. Müvekkil, bugün dahi sert gıdaları tüketememektedir. Müvekkil ameliyattan sonra 6 ay süreyle diş teli kullanmak zorunda kalmıştır. Müvekkilin diş teli kullanmak zorunda olması sebebiyle dişleri kalıcı olarak sararmıştır. Davalı ...; kaza tutanakları doğrultusunda, huzurdaki kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu'dur, davanın kabulüne karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
İhbar olunan ... Anonim Şirketi vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "█████/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı taraf, müvekkilinin malul kaldığından bahisle sürekli-geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi masrafları ve manevi tazminat talepleri sonucu işbu dava açılmış olup müvekkil şirket ihbar olunan konumundadır. Dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı araç müvekkil şirketçe ... sayılı Kasko Sigortası Poliçesi ile sigortalıdır. █████/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasına neticesinde sigortalı aracın uğradığı zarara ilişkin müvekkil şirket tarafından ... hasar numaralı dosya açılmıştır. Sigortalının zararının tespit edilebilmesi amacıyla ekspertiz raporu alınmıştır. (Ek: Eksper Raporu). Ekspertiz raporu doğrultusunda; █████/2024 tarihinde 37.765,91-TL hasar bedeli ödemesi yapılmıştır. Müvekkil şirket kazadan doğan sorumluluğunu araca ilişkin hasar onarım ödemelerini yaparak eksiksiz şekilde yerine getirmiş olup; başkaca bir gerçek zarar söz konusu olamayacağı açıkça ortadadır. herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirket, belirlenecek olan gerçek zarardan sigortalısının dava konusu olan trafik kazasındaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe teminatı ve limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacaktır. Kusur dağılımının tespiti için dosyanın alanında uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyete tevdi gerekmektedir. Aksi takdirde, kusur incelemesi yapılmadan verilecek hüküm eksik inceleme nedeniyle İstinaf ve/veya Yargıtay sürecinde ortadan kaldırılmaya/bozulmaya matuftur. En doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti vasıtası ile rapor alınması zorunluluk arz etmektedir, Haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini ” talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili Cevap Dilekçesinde özetle: "kask takmama veya moto kuryeye uygun kask takmama sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılmalıdır. Somut olayda, kaza tespit tutanağı incelendiğinde; somut olayda, Davacının kask gibi gerekli ve zorunlu olan koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığı tespit edilememiş olup, Davacının olay sırasında kask takmış olması halinde, baş, çene ve boyun uzuvlarını koruyucu kask takması halinde olay sebebiyle bu denli yaralanması mümkün olmayacağından, kask takılmaması sebebiyle davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğu tartışmasızdır. TBK. 52. (Eski BK 44. madde) maddesinde; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir” denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunu 78. maddesi uyarınca belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunlu olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23.06.2014 tarih, ... E. ve...K. sayılı kararında; *... Öte yandan davalı vekili olayda davacının müterafik kusurunun bulunduğunu da savunmuş olup, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığı hazırlık soruşturması sırasında verdiği 18.11.2009 tarihli kendi beyanıyla ve yargılama sırasında tanık olarak dinlenen dava dışı araç sürücüsünün beyanıyla sabittir. Buna göre, araçta yolcu olarak bulunan davacının bizatihi trafik kazasının meydana gelmesinde kusur yok ise de yaralanma şekli itibariyle, kaza sırasında zararın artmasını önleyecek güvenlik tedbiri olan emniyet kemeri takmamış olmasının müterafik kusur oluşturup oluşturmayacağının, buna göre BK'nun 44.maddesi (6098 sayılı TBK Mad.52) uyarınca maddi tazminattan makul oranda hakkaniyete uygun indirim gerekip gerekmediğinin irdelenip tartışılması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu yönden de yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir." Buna göre Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda zarar görenin müterafık kusuru sebebiyle hesaplanacak tazminat tutarından TBK md. 51-52 uyarınca uygun oranda indirim yapılması gerekirken yapılmamış olmasına itiraz ediyoruz. Diğer Davalılardan ...'in yargılandığı ... 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. ... K. Sayılı ilamında ilgili kusur oranın araştırılıp araştırılmadığı tarafımızca anlaşılamamış olup, ayrıca bu dosyanın kesinleşip kesinleşmediğinin de ilgili mahkemeden sordurulması talebimiz mevcuttur. Davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle: "█████/2023 tarihinde ... Sigorta A.Ş nezdinde sigortalı olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı motosiklet arasında meydana gelen kazada davacı ... bedensel zarara uğradığı iddiasıyla şimdilik 100 TL Geçici iş görmezlik, 100 TL bakıcı tazminatı ve 100 TL sürekli iş görmezlik tazminatı olarak üzere toplam 300 TL maluliyet tazminatının ve avans faizi ile 250.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek ticari temerrüt-avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebi ile Sayın Mahkemeniz nezdinde işbu davayı ikame etmiştir. Tarafımıza işbu davaya karşı beyanlarımızı sunma zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı yanın hukuki yararı bulunmamaktadır. Dava açıldığı tarihte tazminata ilişkin alacak kalemlerinin miktarı yahut değeri tam ve kesin olarak tespit edilebilir olduğundan davanın usulden reddi gerekmektedir.
Davacı vekili tarafından belirtilen davacı için tazminat belirlenebilir alacak kalemlerindendir. Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası talep sonucunda istenen alacağın tam olarak belirlenmediği, alacaklının dava açarken miktarını belirleyemediği alacağın tahsilini talep ettiği tür davalardır. Yukarıda da bahsetmiş olduğumuz gibi işbu dilekçeye konu olayda davacı vekilinin iddia ettiği maddi zararın miktarı belirlenebilir mahiyettedir. Dava dilekçesine konu edinilen zarar; gerçekte belirli veya belirlenebilir bir alacak olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasının şartlarını bulunmadığı halde davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuki yarar yokluğudur. Açıklanan bu nedenlerle işbu davanın usulden reddi gerekmektedir.
Her ne kadar trafik kazası neticesinde mağdur olan kişilerin, kaza nedeni ile ortaya çıkan zararlarının tazmini adına ilgili sigorta şirketine karşı dava açmadan evvel sigorta şirketine doğrudan başvuru yapmış olmaları yasal zorunluluk ise de, başvurunun eksiksiz olması ve etkin olması da gerekmektedir. Zira, başvurunun muhatabı sigorta şirketinin de başvuruya olumlu veya olumsuz geri dönüş yapabilmesi için başvuruyu değerlendirmesi gerekmekte olup nihai sonucun oluşması adına eksiksizliğin ve taleplerin net bir şekilde ortaya koyulması gerekmektedir. Nitekim davacı yan tarafından yapılan başvuruda talepler açık ve net şekilde belirli olmamakla birlikte eksik ve hukuka aykırı bir başvuru yapılmıştır.
Sigorta Şirketine zorunlu başvuru yolu dava şartı olup ilgili maddenin ekinde sunulan belgelerin başvuru sırasında sunulması gerekmektedir. Başvuru sırasında genel şartlarda gerekli bulunan evraklar müvekkil sigorta şirketine sunulmamış olması nedeniyle başvurunun eksik yapılmış olduğundan bahisle davanın usulden reddi gerekmektedir.
Davacı vekili müvekkil şirketten alacağın tazminini isterken alacağın muaccel ve dolayısıyla ödenebilir olmasını sağlamak için bütün belgeleri eksiksiz sunmadan sigorta şirketinden alacağın tahsilini talep edemez. Davacı vekili Müvekkil Şirket’e yapmış olduğu başvuru sırasında kanun maddesinde sayılan gerekli belgeleri sunmadan zararlarının giderilmesini talep etmiştir. İyi niyet ve azami güvene dayanan sigorta ilişkilerinde sigortacının somut olayın özelliklerine göre sorumluluğunu belirleyebilmesi için gerekli olan belge ve bilgiye ihtiyacı vardır.
Davacı tarafın geçirmiş olduğu söz konusu kaza nedeniyle malul kaldığına ilişkin başvurusu üzerine düzenlenen sağlık kurulu raporu; maluliyetinin kesin olarak tespiti için geçmesi gereken süreye uyulmadığından ve davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 1 yıl boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğinden hükme esas alınmak için uygun değildir. Bu nedenle davacının söz konusu kaza nedeniyle malul kaldığının tespiti için stabilizasyon süresi geçtikten sonra sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre de bir kaza nedeniyle malul kaldığını iddia eden mağdurun sakatlığının kalıcı olduğunu göstermek için tüm tedavileri tamamlandıktan sonra 12 ay boyunca beklemesi gerektiği belirtilmiştir.
Müvekkil ... Sigorta A.Ş.’nin kaza sebebiyle ortaya çıkan zarardan sorumluluğu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesindeki teminat limiti dâhilinde sigortalısının kusur oranıyla sınırlıdır. Davacı tarafından her ne kadar müvekkil şirket sigortalısına ait araç sürücüsünün kusurlu olduğu beyan edilmekte ise de tarafların kusur oranına ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Tarafların kazanın oluşumundaki kusur oranlarının Adli Tıp İhtisas Dairesince veya Kusur Bilirkişisi marifetiyle tespiti gerekmektedir. Kazanın oluşumunda tarafların kusur oranına ilişkin farklı sonuçlar ortaya çıkması karşısında Mahkemenizce müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu isabet eden bir tazminat söz konusu ise bunun tespiti için tarafsız ve objektif bir bilirkişi raporu almak gereği hâsıl olduğu açıktır.
Aynı zamanda, maluliyetie ilişkin olarak da 1 yıllık stabilizasyon süresi tamamlanmadığından dolayı, kaza tarihinden itibaren en az 1 yıl geçtikten sonra maluliyete ilişkin tekrardan tarafsız ve objektif bir rapor alınmalıdır.
Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, mahkemenizce tazminata hükmedilmesi halinde davacı tarafın davaya konu kaza esnasında motosiklet kullanırken kask ve koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığı tespit edilemediğinden dolayı müterafik kusur indirimi uygulanması gerekmektedir.
Dosya kapsamında sunulan kaza tespit tutanağında görüleceği üzere kaza sırasında davacı Kenan Temizer'in kask ve koruyucu ekipman takıp takmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Kaza nedeniyle davacı tarafın uğradığı zararın artmasında davacının motosiklet kullanırken kask ve koruyucu ekipman takmamış olması uğranılan zararı etkilemektedir. Bu nedenle, zarar ile kusur arasında doğrudan illiyet bağı oluşacaktır. Sonuç olarak, yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda Mahkemenizce davacı tarafın kask ve koruyucu ekipman takmadığının kabulü halinde müterafik kusurun varlığı kabul edilmeli ve tazminata hükmolunması halinde müterafik kusur indirimi tatbik olunmalıdır.
Geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin tazminat isteminin karşılanması bakımından taleplerin husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekmektedir. Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olunması halinde davacıdan yana SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususu araştırılması akabinde değerlendirme ve inceleme yapılması gerekmektedir. Zira, herhangi bir ödemenin yapıldığı tespit edilirse ödenen tutar hükmedilecek tutardan tenzil edilmesi de gerekmektedir. Davacı tarafın bakıcı gideri olarak nitelendirdiği muğlak ve belirsiz tazminat taleplerine ilişkin Müvekkil Şirket'in sorumluluğu bulunmamaktadır. Husumet eksikliği nedeniyle işbu taleplerin Müvekkil Şirket bakımından reddi gerekmekte olduğu açıktır. Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için aksi düşünüldüğünde dahi davacı yana SGK'dan ödenek kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılması gerekmekte, yapılan araştırma ile ödeme tespit edildiği halde hükmedilecek tazminattan sebepsiz zenginleşme yasağı ilkesi gereği tenzilat uygulanmalıdır.
Huzurdaki olayda, davayı usulüne uygun olarak yapılmadığından Müvekkil Sigorta Şirketi yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince temerrüde düşmemiş olup davacının faiz talebinin reddi gerekmektedir.
Müvekkil Sigorta Şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından Müvekkil Şirketin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceği gibi işbu salt nedenle faize hükmedilemez. Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise Müvekkil Şirket aleyhine avans faizine hükmedilmesi davacı taraf gerçek kişi olduğundan mümkün değildir.
Müvekkil Şirketin temerrüdü gerçekleşmemiş olduğundan davacının faiz isteminin reddi gerekmektedir. Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise Müvekkil Şirketin temerrüt tarihi; dava tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olacaktır ve uygulanacak faiz türü yasal faizdir. İşbu dava Borçlar Kanunu’nda bahsi geçen haksız fiilden kaynaklı tazminat istemlidir. Davacı taraf gerçek kişi olduğundan, taraflar arasındaki işlem ticari olarak nitelendirilemeyecektir. Bu nedenle olayda ticari avans faizinin uygulanmasının olanağı olmayıp yasal faiz uygulanması zaruridir. İşbu sebeple kabul anlamına gelmemekle birlikte, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise söz konusu olayda temerrüt tarihi olan başvurudan 8 gün sonrasından tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmalıdır.
Huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine,
sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddine,
yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline,
karar verilmesini saygılarımızla
Davalı ... Şirketi vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle: "Yukarıda easa numarası verilen sayın mahkemeniz dosyasında davalı ... Ulaşım vekili olarak bulunmaktayım. İlgili dava dilekçesi müvekkile tebliğ edilmiş olup süresi içerisinde cevap ve itirazlarımızı sunuyoruz. Öncelikle belirtmek gerekir ki sayın mahkemeniz iş bu dava konusu uyuşmazlık hakkında görevli değildir. İş bu nedenle öncelikle görevsizlik itirazında bulunuyoruz. Şöyle ki; görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup görev itirazımız mevcuttur. dava konusu uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmamakta olup haksız fiil nedenine dayanmaktadır.somut olayda, trafik kazası sonucunda, davacının maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat ın tahsilini talep etttiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafında ticari işletmesinden kaynaklanmadığı, davacının kullandığı araç ile davalıya ait aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklandığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiile dayalı tazminat davası olduğu anlaşıldığından, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. İş bu nedenle görev itirazında bulunmamız gereği hasıl olmuştur.Meydana gelen trafik kazası neticesinde tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağı ve sigorta şirketleri arasında belirlenen kusur oranları tarafımızca kabul edilmemekle, taraflara atfedilen kusur oranlarının yeniden belirlenebilmesi için dosyanın alanında uzman bilirkişi tarafından incelenerek yeniden belirlenmesi zaruridir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde beyan ettiği üzere davacının kusursuz olduğu iddiasını kesinlikle kabul etmiyoruz. tüm dosya kapsamı uzman bilirkişilerce incelenerek ayrıntılı ve gerekçeli kusur oranlarının belirlenmesi gerekmektedir. belirtilen tüm bu hususlar çerçevesinde trafik kazası tespit tutanağı ile birlikte tespit edilen kusur oranlarını kesinlikle kabul etmiyoruz. trafik kazası tespit tutanağının ve bu tutanak esas alınarak tespit edilen ve taraflara atfedilen kusur oranlarının yeniden incelenmesi zaruridir.
diğer yandan hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı yanın trafik kazası neticesinde maddi ve manevi zarara uğradığı iddia olunmaktadır. fakat bu hususu ispata yarar herhangi bir delil dosyada yer almamak ile birlikte sigorta şirketi tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı yapılmış ise hangi kaleme ve neye ilişkin ödeme yapıldığının tarafımızca bilinmeside mümkün değildir.davacı yanın davaya konu trafik kazasının oluşum şekli ve bu kazaya istinaden oluşan kusur oranlarına ilişkin iddia ve beyanlarını kabul etmemekle birlikte, davacının uğradığı zarar belirsiz alacak davası olarak davaya konu edilmiştir. Ortada gerçek bir maddi zarar var ise bu husus açık bir şekilde tespit edilecek niteliktedir. İş bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açması da usul ve yasaya uygun değildir. Ayrıca dava dosyasında davacının geçici iş görememezlik, bakıcı tazminatı , maluliyet tazminatı vs taleplerine ilişkin herhangi bir delil yer almaktadır. Bu sebeple varsayımsal biçimde iddia olunan taleplerin reddi gerekmekte olduğu kanaatindeyiz.
müvekkile ait araç zmms kapsamında sigortalı olup sürücü veya hatır yolcularının uğramış olduğu maddi zarar talepleri de zmms kapsamında sigorta şirketi tarafından karşılanmaktadır. davacı yanın sigorta şirketine bu hususta bir başvuru yapıp yapmadığı yapmış ise buna ilişkin herhangi bir ödeme alıp almadığı dava dilekçesinden anlaşılmamaktadır. ayrıca davacılar tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminat talebinin gerekçesi soyut iddialarla dile getirilmiş buna ilişkin bir maluliyet raporu veyahut hastane raporu dava dilekçesinde tebliğ edilmemiştir. iş bu nedenle davacıların ilgili talepleri de tarafımızca kabul edilemez niteliktedir. ayrıca müvekkil şirket ilgili aracı diğer davalı film şirkerine uzun süreli kiralamıştır. dolayısıyla hukuki olarak aracın işleteni sıfatına haiz değildir. her ihtimale binaen müvekkil şirkete ait araçlarda zmms dışında ihtiyari mali mesuliyet sigortası mevcuttur. dava sonunda dava dışı sigorta şirketine rucu etme ihtimalimize binaen davanın ilgili sigorta şirketine de ayrıca ihbar edilmesini talep etmekteyiz.
1-davanın imms tanzim eden dava dışı ... a.ş.'ne ihbarına,
görev yönünden itirazlarımızın dikkate alınarak sayın mahkemenizin görevsizliğine, Kanun ve Yargıtay İçtihatları dolayısıyla müvekkil yönünden haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilmiş bu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Mahkememizde görülmekte olan dava; █████/2023 günü saat 22:06 sularında davacının kullanmış olduğu motosiklet ile davalı ...'in kullanmış olduğu araç arasında gerçekleşen trafik kazası nedeniyle davacının davalılardan geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Kusur bakımından değerlendirme ... plakalı araç sürücüsü ...'in ; “Asli Kusurlu”, kusur oranının ise %100, ... plakalı motosiklet sürücüsü ... 'in “Kusursuz”, olduğu kanaatine varılmıştır, aktüeryal bakımdan değerlendirme; İddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı üzerinde yapmış olduğum inceleme sonucunda, yukarıda arz ve izah edilen hususlar doğrultusunda, dava konusu somut olayda tarafımca; Kazazede'nin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli engellilik oranının olmadığı görüldüğünden maluliyet raporuna istinaden kazazede yönünden sadece Geçici İş Göremezlik hesabı yapıldığı, Geçici İş Göremezlik hesabının Geçmiş (Bilinen) Dönem içerisinde sonlanan bir hesap olması sebebiyle, rapor/hesap tarihine göre yapılacak hesaplamada hangi Yaşam Tablosunun kullanıldığının ve hesap yöntemi olarak Progresif Rant Yöntemi ya da Aktüeryal Yöntem kullanılmasının ve de hesap tarihi itibariyle bilinen son güncel kazancın dikkate alınmasının hesaplamaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı, Davalı ya da dava dışı SGK tarafından davacıya yapılan Geçici İş Göremezlik ödemesi tespit edilmediği, davacının hesaplanan zararından bu yönde bir indirim söz konusu olmadığı, 30.10.2023 tarihinde gerçekleşen kaza ile ilgili; T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu 'nun ... sayılı raporu incelendiğinde; davacının trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle engellilik oranının %0 (yüzdesifir) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (Dört) Aya kadar uzayabileceği; Davacının hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararının 56.055,50 TL olduğu, Yargıtay kararlarına istinaden kaza tarihi itibariyle Geçici İş Göremezlik zararının karşılanacağı Kişi Başı Tedavi Teminatı Limitinin 1.200.000 TL olduğu, teminat limiti aşan zararının olmadığı ve hesaplanan bu tazminatın %100 kusurlu ... plakalı aracın ZMSS Sigortacısı Davalı ... sigorta sorumluluğunda olduğu Faiz türü bakımından dosya kapsamında davacı tarafın avans faiz talebi bulunduğu tespit edilmiş olup; hesaplanan tazminata yasal faiz uygulanması gerektiği; Her ne kadar davacı taraf sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuşsa da; dosya da sigorta şirketine başvuruya dair evrak tespit edilemediğinden bu haliyle faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği; Davacı tarafın talep ettiği 250.000 TL Manevi tazminata ilişkin takdirin sayın mahkemede olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan rapor aldırıldığı ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından sunulan raporda özetle: "Mevcut belgelere göre; ... oğlu, █████/2005 doğumlu ... tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan; 1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %0(yüzdesıfır) olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği" şeklinde rapor sunulmuştur.
Kazanın oluşumu ve kusur durumunun değerlendirilmesi bakımından yapılan değerlendirmede;
30.10.2023 gönü saat 22
:06 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla ... caddesi üzerinden .... istikametine seyir halinde iken Uydu sokak istikametine dönüş yapmak istediği esnada aracının komple sağ arka yan kısımlarına, aynı cadde üzerinde Akmerkez istikametine seyir halinde olan davacı ... idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımlarıyla çarpması sonucu iki araçlı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Nitekim ... 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen ... Esas ... Karar sayılı dosyasında da aynı tespitlerde bulunulmuştur. Bilindiği üzere ceza mahkemesi kararları maddi vakıa bakımından hukuk mahkemelerini bağlayıcı niteliktedir. Bu doğrultuda mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere; ... plakalı aracıyla ... caddesi üzerinden ... istikametine seyir halinde iken ... sokak istikametine dönüş yapmak istediği esnada aracının arka yan kısımlarına, aynı cadde özerinde ... istikametine seyir halinde olan ... plakalı motosikletin ön kısımlarıyla çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, davalı sürücünün Uydu sokağa gitmek üzere kavşakta sola dönüş yapmadan sağdan gelen trafiği kontrol etmemesinin, geçiş hakkına uymayarak, sağdan gelen ve emniyetle durdurulamayacak kadar kavşağa yaklaşmış olan motosiklete ilk geçiş hakkını vermemesinin sebep olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple ... plakalı araç sürücüsü ...’in; dikkatsiz ve özensiz davranarak, KTK'nın asli kusurları düzenleyen 84/h ile aynı kanunun 53/b maddesini ihmal ve ihlal ederek kazanın oluş ve sonucuna aslen etkisi sebebiyle %100 kusurlu olduğu, davacının olayın meydana gelişinde herhangi bir kusuru bulunmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarlarının belirlenmesi bakımından yapılan değerlendirmede;
Mahkememizce davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı, bakıcı ihtiyacının olup olmadığı ve maluliyet durumunun tespiti için ATK'dan rapor alınmıştır. ATK raporuna göre davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle sürekli maluliyetinin bulunmadığı, 4 aylık geçici iş göremezliğinin bulunduğu ve bakıcı ihtiyacının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı ihtiyacına ilişkin açmış olduğu tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
4 aylık geçici iş göremezlik bakımından ise aktüer bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama doğrultusunda davacının 4 aylık geçici iş göremezliğinin 56.055,50 TL olduğu tespit edilmiş ancak rapor tarihi itibariyle SGK'dan yapılan geçici iş göremezlik ödemesi olup olmadığı tespit edilemediğinden mahsup edilmediği bildirilmiştir. Mahkememizce SGK'ya müzekkere yazılarak davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle rücuya tabi iş göremezlik ücreti alıp almadığı hususları sorulmuş ve SGK tarafından █████/2023-█████/2023 tarihleri arasında rücuya tabi toplam 9.390,15 TL geçici iş göremezlik ödeneği aldığı bildirilmiştir. Bu nedenle bilirkişi tarafından yapılan hesaplamadan SGK tarafından rücuya tabi olduğu bildirilen 9.390,15 TL mahkememizce re'sen mahsup edilmiş ve bakiye 46.664,85 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine ve ilgili alacağa sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi diğer davalılar bakımından ise kaza tarihinden itibaren davacının aracının hususi olduğu ve tacir olmadığı da dikkate alınarak yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davalı ... aleyhine kısa süreli kiracı olması hasebiyle davacı tarafından dava ikame edilmiş, taraflarca dosyaya herhangi bir kira sözleşmesi ibraz edilmemiş ancak davalı ... tarafından kısa süreli kiracı olmadığı yönünde yahut diğer davalı araç maliki ... tarafından davalı ...'nin uzun dönemli kiracı olduğu yönünde bir itiraz dosya kapsamına sunulmadığından davalı ...'nin kısa süreli kiracı olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacının talep edebileceği manevi tazminat miktarının belirlenmesi bakımından yapılan değerlendirmede;
Öncelikle davalı ... Sigorta'nın ZMM sigortacısı olması nedeniyle 2918 sayılı KTK'nın 92/f maddesi uyarınca manevi tazminat talepleri ZMMS dışında kaldığından, davalı sigorta şirketi aleyhine ikame edilen manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Diğer davalılar bakımından ise; davacının ve davalı araç sürücüsünün sosyal ve ekonomik durumlarının tespiti için ilgili kolluk kuvvetlerine müzekkere yazılmıştır. Müzekkere cevaplarına göre davalının aylık 25.000,00 TL-35.000,00 TL gelirinin bulunduğu, davacının aylık 30.000,00 TL gelirinin bulunduğu tespit edilmiştir. UYAP üzerinden yapılan kontrollerde davacının ve davalı sürücünün üzerine kayıtlı taşınmaz ya da araç kaydı bulunamamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının aylık gelirinin 30.000,00 TL olduğu, olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, olay sebebiyle 4 ay geçici iş göremez kaldığı, davalı sürücünün aylık gelirinin 25.000,00 TL-35.000,00 TL civarında bulunduğu, diğer davalıların ise şirket oldukları dikkate alınarak davacı bakımından zenginleşme aracı olmaması fakat çektiği acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1)46.664,85 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
*Hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatına davalı ... bakımından temerrüt tarihi olan █████/2024 tarihinden diğer davalılar bakımından ise kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2)Davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri davasının reddine,
3)Manevi tazminat davası bakımından;
3-1)Davalı ... Sigorta aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine,
3-2)50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... (...) Ltd Şti ile ... A.Ş'den █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Maddi tazminat yönünden; Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.187,67 TL harçtan peşin-ıslah olarak alınan 1.046,17 TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.141,50 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Manevi tazminat yönünden; Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL harcın davalılar ... Şirketi, ... Anonim Şirketi ve ...'den alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 1.046,17 TL peşin-ıslah harcı, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1473,77 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Maddi tazminat yönünden; Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 46.664,85 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Maddi tazminat yönünden; Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 9.390,65 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 9.390,65 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9-Manevi tazminat yönünden; Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 50.000,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
10-Manevi tazminat yönünden; Davalı ..., ... (...) Ltd Şti ile ... A.Ş kendilerini vekil ile temsil ettirmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin█████/2025 günlü Resmi Gazetede yayınlanan ... Esas, ...Karar sayılı 25.12.2024 günlü kararı ile yargılama giderlerinin davanın kabul -ret oranına göre paylaştırılması gerektiğine dair 6100 Sayılı HMK'nın 326/2. maddesinin "Manevi Tazminat Davaları" yönünden uygulanmasının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiş olması dikkate alınarak reddedilen manevi tazminat bakımından davalı ..., ... (...) Ltd Şti ile ... A.Ş ve ... Sigorta Şirketi A.Ş. lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Manevi tazminat yönünden; davalı ... Sigorta şirketi aleyhine açılan dava tümüyle reddedilmiş olduğundan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta şirketine verilmesine,
12-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 1.116,00 TL'sinden davalı ... Sigorta şirketi tarafından, 2.484,00 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve Hazineye irat kaydına,
13-Davacı tarafından yapılan 2.061,00 TL tebligat, posta gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 5.850,00 TL ATK masrafı olmak üzere toplam 17.911,00 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 5.552,41 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
14-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin, davalı ... vekili, Davalı ... vekilinin yüzüne karşı ve diğer tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!