Anahtar kelimeler: Bbb Darlığından İstemli İleriye İbra Yoğunluğu Ortağı Ötürü Olağan Edilmeyerek

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retBölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.12.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat BBB ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 14.05.2018 tarihli olağan genel kurulunda alınan 6 no.lu kararla, müvekkilinin ibra edilmeyerek hakkında sorumluluk davası açılmasına ve 7 no.lu kararla, esas sözleşmeye aykırı olarak kendisi yerine hakim ortak tarafından önerilen ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına karar verildiğini, hakim ortak tarafından atanmış üç yönetim kurulu üyesinin kendi hisselerine tekabül eden oylarla ibra edilmesine rağmen müvekkilinin ibra edilmemesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 357. maddesinde düzenlenen eşit davranma ilkesine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, azlık hissedarları tarafından aday gösterilen müvekkilinin yönetim kuruluna atanmayarak tüm yönetim kurulu üyelerinin hakim ortak tarafından aday gösterilen üyelerden atanmasının esas sözleşmenin 12. maddesine aykırı olduğunu, zira bu madde ile hakim ortağın üç, diğer azınlık hissedarların da bir yönetim kurulu üyelik hakkının bulunduğunu, TTK'nın 360. maddesi gereği, yönetim kurulunda temsil edilme hakkına sahip grup veya azınlık tarafından aday önerilmesi yönteminin tercih edilmesinin bağlayıcı olduğunu, önerilen adayın haklı nedenle seçilememesi dışında, genel kurulun bu aday dışında başka bir kişiyi üye olarak seçemeyeceğini ileri sürerek davalı şirketin 14.05.2018 tarihli genel kurulda alınmış 6 ve 7 no.lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya yönelik talebin pay sahipliği sıfatından değil yönetim kurulu üyeliği ve ...’luğu nedeniyle olduğunu, TTK'nın 357. hükmünün dava konusu ihtilafla hiçbir ilgisi bulunmadığını; davacının şirkette ... vazifesi ile görevlendirildiğini, bu çerçevede şirketi devamlı olarak zarar ettirerek yüklü bir borç altına soktuğunu, şirketin birden fazla yönetim kurulu üyesine karşı birlikte sorumluluk davası yürütmek zorunluluğu bulunmadığını, davacının eşitlik ilkesi ve dürüstlük kuralına dayandırdığı gerekçelerin dava konusu olayla örtüşmediğini, şirketin 2017 yılında toplam 80.056.835,00 TL faaliyet zararı açıkladığını, bunun dahi davacının neden ibra edilmediğini açıkça ortaya koyduğunu; davacının kendi ibra edilmeme değil diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi için dava açabileceğini; davacının, davalı şirketle aynı ortaklık yapısına sahip ... A.Ş. unvanlı şirketten mülkiyetinin %100’ünü kendisine ait bulunduğu radyo kanallarına gerçekleştirdiği kaynak aktarımları olduğunu, davacının %100 sahibi bulunduğu ... A.Ş.’ye, 2019 ... A.Ş.’ye, ... A.Ş.’ye ve ... A.Ş.’ye toplamda 6.908.064,09 TL tutarında kaynak aktarımı gerçekleştirdiğini, kendi menfaati için şirketi çok büyük zararlara uğrattığını, ... A.Ş. ve söz konusu radyo kanallarıyla aralarındaki hesap ilişkilerinin öğrenilmesini talep ettiklerini, davacının usulsüz işlemleri hakkında ... CBS’nin ... no.lu soruşturma dosyasında şikayette bulunulduğunu; davacının 800.860,00 TL sermayesi olan davalı ... Holding A.Ş. tarafından devralındığı 05.09.2013 tarihinden itibaren yaklaşık 3.424.564,00 TL tutarında zarara uğrattığını, zararı ve mali yükümlülüklerinin tamamına ... Holding’in katlanmasına seyirci kaldığını, TTK'nın 360. maddesinde düzenlenen “Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsil Edilmesi” başlıklı maddenin istisnasının madde hükmünde yer aldığını, maddede haklı nedenin varlığı halinde tanınan bu imtiyazın uygulanmayacağının açıkça belirtildiğini, haklı nedenin her olayda ayrıca irdelenmesi gerektiğini, TTK'nın 360. maddesinde grup imtiyazı düzenlendiğini, maddede klasik “imtiyazlı pay” kurumundan farklı olarak “Pay Grubuna” imtiyaz tanınması söz konusu olduğundan bu hakkın imtiyazlı pay sahibi tarafından değil ancak grup tarafından birlikte kullanılması zorunluluğu olduğunun aşikar olduğunu, işbu davada belirtilen pay grubunun birlikte hareket etmesi gerektiğini, davacının tek başına yönetim kuruluna aday önerme hakkını kullanmasının söz konusu olmadığını, bu hakkın davacı ile birlikte ... ve ...’a tanınmış olduğunu, dolayısıyla bu hak kapsamında gerekli işlemleri bu pay sahiplerinin birlikte yapılabileceğini, iki pay sahibinin genel kurulda alınan kararın hukuka aykırılığına yönelik iddia ve itirazları bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6. madde kapsamında davalı şirketin 2017 yılı öncesi faaliyet dönemlerindeki, davacının da aralarında bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin, ilgili yıl olağan genel kurul kararlarıyla, ilgili yıl faaliyet dönemleri yönünden ibra edildikleri, dava konusu 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararlar ile önceki dönemlerde alınan ve iptal edilmemiş olan ibra kararlarının ortadan kaldırılamayacağı, 2017 yılı faaliyet dönemi yönünden yalnızca davacının ibra edilmemesine yönelik kararın, faaliyet raporları ve bilançoların oybirliği ile kabul edilmesi TTK'nın 424. maddesi uyarınca tüm yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticililerin ibrası sonucunu doğurduğundan kanuna aykırı olduğu, öte yandan sicil kayıtları arasında bulunan ve 2017 yılı faaliyet dönemini de kapsayan 25.11.20 16... .04.2017 tarihli yönetim kurulu kararları ile davacının yönetim kurulu başkan vekili olarak seçilmesine, şirketin yönetim kurulu başkanı ...ile başkan vekili davacının müşterek imzasıyla ve en geniş yetkilerle temsil ve ilzamına karar verilmesi karşısında, yönetim kurulu başkanı ...ve diğer yönetim kurulu üyeleri ... ile ...'un ibrasına karar verilmesine rağmen, yalnızca tek başına işlem yapma yetkisi bulunmayan davacının ibra edilmemesine karar verilmesinin kanun, ana sözleşme ve objektif iyiniyet kurallarına uygun olmadığının tespit edildiği ve gündemin 6 no.lu kararının TTK'nın 445/1 hükmü uyarınca iptali koşullarının oluştuğu; 7. madde kapsamında, davalı şirketin ana sözleşmesinin 12. maddesine göre; "Şirketin işleri ve idaresi genel kurul tarafından TTK hükümleri çerçevesinde seçilecek 4 üyeden oluşan bir yönetim kurulu tarafından yürütülür. Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi 3 (üç) yıldır. Şirket sermayesini temsil eden payların en az %15'ine sahip olan pay sahibi veya sahiplerinin ilgili Şiket'in yönetim kuruluna 1 (bir) üye, geri kalan %20'sine sahip olan pay sahibi veya sahiplerinin1 (bir) üye, geri kalan %30'una sahip pay sahibi veya sahiplerinin 1 (bir) üye ve geri kalan %35'ine sahip olan pay sahibi veya sahiplerinin 1 (bir) yönetim kurulu üyesi aday gösterme hakkı bulunacaktır." düzenlemesinin bulunduğu; davalı şirket tarafından, TTK'nın 360. maddesinde ifadesini bulan ve gündemin 6 no.lu ara kararına da konu edilen "haklı neden"e dayalı olarak davacının yönetim kurulu üyesi seçilmediğinin savunulduğu; davalının haklı neden olarak ileri sürdüğü, davacının ibra edilmemesine ve hakkında yönetici sorumluluğu davası açılmasına dair gündemin 6 no.lu ara kararının iptali koşullarının oluştuğunun yukarıda ifade edildiği; ana sözleşmede yer almak kaydıyla TTK'nın 360. maddesindeki "yönetim kurulu üyesinin belirli pay sahipleri arasından seçilmesi veya aday önerme hakkı"nın genel kurul tarafından, belirli pay grubunun gösterdiği adayın kendisine yönelik haklı nedenler bulunduğu ileri sürülerek o pay grubunun aday gösterme hakkının ortadan kaldırılamayacağı; adayın şahsından kaynaklanan haklı nedenler mevcut ise, genel kurulca, aynı grup pay sahipleri arasından aday olan veya önerilen başka birinin seçilmesinin gerektiği; somut olayda genel kurul kararıyla sermayenin %20'sine tanınan yönetim kuruluna aday gösterme hakkının, kanun ve ana sözleşmeye aykırı şekilde, bertaraf edilerek, dört yönetim kurulu üyesinin de sermayenin %80'ine sahip pay sahibi olan ... Holding A.Ş. tarafından gösterilen adaylar arasından seçildiği, yine kanun ve ana sözleşmeye aykırı olarak sermayenin %20'sine sahip pay sahiplerinin yönetim kurulunda temsil edilmesinin engellendiği, TTK'nın 445/1 hükmü uyarınca 7 no.lu genel kurul kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 14.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 ve 7 no.lu genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, davalı şirketin 14.05.2018 günlü olağan genel kurul toplantısında davacının ibra edilmemesine ve davacı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin alınan gündemin 6 nolu ve yönetim kuruluna üye seçimine ilişkin alınan 7 no.lu kararların iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,11.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.