Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Muhafaza Ürünlerin Ankara Haciz Özetle Karara Yoluna Manevi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ25. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████KARAR TARİHİ
: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: TazminatTaraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.Dava, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi tazminatın belirlenmesinde ürünlerin muhafaza altına alındığı tarihteki değerlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, yüksek yargı kararları gereği ürünlerin iade edilmesi gereken tarihte ki değerlerinin belirlenmesi gerektiğini, davalının haciz ve muhafaza işlemlerinde kötü niyetli olduğunu, yapılan işlemler sebebiyle müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını, buna rağmen hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunuileri sürmüştür.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, haksız fiil olarak nitelendirilen eylemlerin tamamının icra dairesi tarafından yapıldığını, icra dairesinin işlemleri sebebiyle müvekkilinden tazminat talep edilemeyeceğini, ayrıca haciz işlemlerinin devamına İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından █████/2019 tarih █████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamı ile karar verildiğini, ödeme emrinin haciz yapılan adrese tebliği yapıldığı gibi borçlu şirketin ticaret sicil adresinin burası olduğunu, davacının haczedilen malların kendisine ait olduğunu ispatlayamadığını, sunulan faturaların haczedilen mallar ile birebir eşleşmediğini, aralarında organik bağ bulunan davacı şirket ile dava dışı borçlu şirketin hangisine ait olduğunun tespit edilemediğini, bilirkişi raporlarının yeterli inceleme içermediğini, raporlara sunulan itirazların dikkate alınmadığını, davacı şirket yetkilisinin iş yerini borçlu şirketten devraldığını belirttiğini, borçlu şirket ile davacı şirketinde aynı alanda faaliyet gösterdiğini, işletmeyi devaralan şirketin borçlu şirketin borçlarından sorumlu olduğunu, kira sözleşmesinin ödeme emri tebliğinden sonra düzenlendiğini, borçlu şirketin bu adresten taşınıp davacı şirketin hemen faaliyete başlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, istihkak iddiasında bulunan kişinin şirketin gerçek yetkilisi olup olmadığının da araştırılmadığını, davacı tarafça yediemin ücreti ödenmediğini, ayrıca malların imhasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, yediemin deposunun bu zarardan sorumlu olduğunu, tazminat şartları oluşmayan dosyada çok yüksek miktarda manevi tazminata hükmedildiğini ileri sürmüştür.Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.6100 sayılı HMK'nın "Davaların yığılması" başlıklı 110. maddesinde; "Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır." hükmü düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca davacı, davalıya karşı birbirinden bağımsız olan birden fazla aslî talebini aynı davada birleştirebilir. Dava yığılmasında görünüşte tek dava var iken gerçekte talep sayısınca dava mevcuttur ve söz konusu bu birden fazla talepler birbirinden bağımsızdır. Önünde birden çok talep sonucu bulunması nedeniyle mahkemenin, her bir talebi ayrı ayrı incelemesi ve her biri için ayrı hüküm kurması gerekir. Bu yönüyle davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin davaların yığılması kapsamında değerlendirilmesi gerekir.Taraf vekillerinin maddi tazminat alacağı yönünden istinaf istemlerinin yapılan incelemesinde;İstinaf istemine konu edilen tutarın davalı yönünden 15.743,85 TL, davacı yönünden ise , davacı vekilinin iddiasına göre, tazminatın belirlenmesinde ürünlerin iade edilmesi gereken tarihteki değerinin dikkate alınması halinde dahi ıslah miktarı da gözetildiğinde reddedilen dava değerinin 21.004,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesinde öngörülen “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Ek Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle 2024 yılı için 28.250TL'dir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2 ve 352. maddeleri gereğince istinaf edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri karar tarihi itibariyle 28.250,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin ilk derece mahkeme kararlarının istinafı kabil değildir. İstinaf dilekçesi, kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf isteminin reddine karar verilebilecektir.İstinafa konu edilen miktar, her iki taraf yönünden yukarıda belirtilen istinaf kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde ilk derece mahkemesi kararının istinaf kabiliyeti olmayıp kesin olduğu Dairemizce dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda tespit edilmekle tarafların maddi tazminat alacağı yönünden istinaf dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Taraf vekillerinin manevi tazminat yönünden istinaf taleplerinin incelenmesine gelince;Türk Borçlar Kanunu 72. maddesi uyarınca, zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halükarda zarar veren eylemin gerçekleşmesinden itibaren on yıldır. Davacı tarafından açılan istihkak davası sonucu haczin hakszı olduğu tespit edilmiş ve bu karar █████/2021 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki davanın ise █████/2022 tarihinde açıldığının anlaşılmasına göre iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, davalının zamanaşımı itirazına yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Yargıtay 4 Hukuk Dairesi'nin █████/2018 gün, ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ''...Haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur...'' .Haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız haciz kararı olan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK’nın 49'ncu maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre haksız takip/haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının icra takibinde kötü niyetli veya ağır kusurlu olması da gerekmektedir.Somut olayda; öncelikle davalı tarafından yapılan hacizlerin haksız olduğu, davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında organik bağ, iş yeri devri veya muvazaa ilişkisi bulunmadığı taraflar arasında İstanbul 29. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında görülen istihkak davası ile tespit edilmiştir. İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karar İİK 97. maddesine göre takibin devamına ilişkin bir karar olup bu durum haczin yapılmasının mahkeme kararı ile olduğu anlamına gelmez. Davacı şirket tarafından, davalı şirketçe haciz yapılan iş yerine █████/2018 tarihinden sonra taşınıldığı, davalı şirket tarafından █████/2018 tarihinde çilingir marifetiyle kapının açılması suretiyle yapılan hacizde, adresin boş olduğu, borçlu şirkete ait evrak bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı şirket tarafından ticaret sicil kayıtlarına göre bu adreste faaliyete başlandıktan sonra davalı şirketçe bu kez █████/2018 tarihinde haciz yapıldığı, borçlu şirketin et ürünleri şirketiyken davacı şirketin kuru bakliyat üzerine faaliyette bulunduğu, iş yerinin mülk sahibinin haciz sırasında iş yerini davacı şirkete boş olarak kiraya verdiğini beyan ettiği, nitekim vergi denetmenleri tarafından borçlu şirket için yaptıkları denetimlerde bu adresteki faaliyetlerine son verildiğinin tespit edildiği, haciz sırasında haczedilen mallara ilişkin faturalar sunulduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının haciz ve muhafaza işlemlerinin yapılmasında ağır kusurlu olduğu, yeni faaliyete geçmiş bir şirket hakkında yapılan haciz ve muhafaza işlemeleri nedeniyle davacı şirketin ticari itibarı zedelenmiş olup kişisel değer niteliğinde olan ticari itibar tüzel kişiler yönünden kişilik hakkı kapsamında bulunduğundan, basiretli tacir gibi davranmayan davalının davacı şirketin uğradığı manevi zararı gidermekle yükümlü olduğu ve manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluştuğu kabul edilerek yerel mahkemece davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Manevi tazminatın miktarına gelince; kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hâkim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Somut olayın özellikleri, tarafların sıfatı, konumu, kusurun ağırlığı ve TBK’nın 58. maddesi hükmünde belirtilen ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının da yerinde olduğu kanaatine varıldığından taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle,1)Karar tarihi itibariyle 28.250,00 Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olup istinaf yoluna başvurulamayacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2, 346 ve 352. maddeleri gereğince tarafların maddi tazminat yönünden istinaf dilekçelerinin REDDİNE, Manevi tazminat yönünden ise İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince;a) Davalıdan alınması gerekli 2.732,40TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.476,34TL harcın mahsubu ile bakiye 1.256,06TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,b)Davacıdan alınması gerekli 732TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3)İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,4)Temyizi kabil olan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Başkane-imzaÜyee-imzaÜyee-imzaKatipe-imza