Anahtar kelimeler: Talepdavacı Sunmakta Birebir Endüstriyel Piyasaya Kolunda Taklit Ambalaj Sinai Satışa

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -------- kolunda tescilli---- ürünlerini piyasaya sunmakta olduğunu, işbu ürünleri piyasaya sunduğu ambalaj tasarımını da,------ müracaat ederek --- tescil nolu tasarımı kendi adına tescil ettirdiğini, bu tasarım tescili------- yenilendiğini, yaptıkları araştırmalar sonucunda davalı şirket tarafından müvekkilin tescilli tasarımının taklit edilerek müvekkilin ürünleri ile birebir aynı ürünlerin ------ markası altında müvekkilin tescilli tasarımı olan ambalaj ile satışa sunulduğu tespit edildiğini, müvekkilinin tasarladığı bu ürünler için emek, sermaye ve zaman harcadığını, Yıllar içinde bu tasarım ile müvekkilin markası bağdaşmış ve ambalaj tasarımına bakıldığında akıllara müvekkilin markası ve ürünleri gelmekte olduğunu, Davalı şirketin müvekkilin birebir tasarımını sadece marka değişikliği ile kullanarak müşteri kitlesini yanıltmaya ve sanki müvekkilin ürünlerini daha uygun fiyatlarla satıyormuş algısı yaratmaya çalışmakta olduğunu, davalı şirket tarafından hazırlanan fiyat broşüründe kullanılan resimler bile müvekkilin broşürüyle birebir olduğunu, davalı şirket müvekkil ile uzun zamandır ticari ilişki içerisindedir ve toplu ürün alımları yaptığını, dolayısıyla davalı şirket müvekkilin ambalaj ve ürünlerinden haberdardır, üstelik bu ürünleri müvekkilden kendisi için de satın almakta olduğunu, aynı zamanda davalı şirket yakın zamanda müvekkile ulaşarak kendi markası olan ----ettiği ürünlerin ambalajının basım hatası ile ------ kendisine teslim edildiğini ancak bu logonun üzerini kapatarak ürünleri kendi adına satışa sunacağını belirttiğini, taraflarınca ------ dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, dosyada bilirkişi ile davalının iş yerine gidilmiş ve müvekkilin tescilli tasarımının izinsiz ve hukuka aykırı şekilde kullanıldığı ve davacının bu ürünleri satışa koyduğu belgelendiğini, Bilirkişinin "Tespiti yapılan ürünler, talep eden -------- koruma altında olan tescilli tasarımında yer alan ilk dört ambalaj desenine benzerlik gösterenlerdir." "...ambalajda kullanılan çizgi, şekil, biçim, renk özelliklerinden kaynaklanan görünümleri ile benzerlik taşıyabilecek özelliktekiler tespit edilmiştir." tespitlerinde bulunduğunu, taraflarınca harici olarak tecavüzün tespiti için özel bilimsel mütalaa alındığını, mütalaada davalı şirketin müvekkil şirkete ait tescilli tasarımları izinsiz ve herhangi bir hukuka uygunluk sebebi bulunmaksızın kullanmış olduğu, bu eylemin ------ aykırılık oluşturduğu ile yoksun kalınan kazancın da talep edilebileceği tespit edildiğini belirtmiş ve müvekkilime ait tescilli tasarıma yönelik tecavüz ve haksız rekabetin öncelikle tedbiren durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; bu meyanda davalının tasarım hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerine ihtiyaten el konulmasına, dava sonunda ürünlerin tarafımıza teslimine aksi halde imha edilmesine; bu sebeplerle müvekkilin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla tarafımızca belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından şimdilik 1.000,00 TL belirsiz alacak ile 500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tarafımıza ödenmesine; mahkemece verilecek hükmün Türkiye çapında tirajı en yüksek 3 gazetede ikişer hafta ara ile iki defa yayınlanmasına, davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, tazminat alacağına ilişkin belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından davanın reddinin gerektiğini, HMK'nun 107. maddesi gereğince ve --------- tarihli kararında da belirtildiği üzere, alacak miktarının alacaklı tarafından belirlenebilir durumda olmasına rağmen davacı tarafından belirsiz alacak davası açılması halinde söz konusu davanın reddi gerektiğini, anılı kararda bu şekilde açılan davada hukuki yarar bulunmadığından da bahsedildiğini, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, müvekkiline ait ambalajlar ile davacının tescilli ambalaj desenlerinin benzerlik taşımadığını, bilirkişi raporlarının da hukuki ve maddi hatalar içerdiğini, müvekkile ait ürünlerin ambalajları ile davacının tescille koruma altına alınmış ambalajları ilk görüşte birbirinden ayırt edilebilir nitelikte olup bilgilenmiş bir kullanıcının söz konusu ambalajları birbirine karıştırmasının mümkün olmadığını, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 58. Maddesi, “Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu kanundan doğan haklarını kullanabileceğini, müvekkiline ait ambalajlar, davacının koruma altındaki tasarımı ile kıyaslandığında yazı, punto, görseller vb. bakımından birçok ayırt edici özelliği haiz olup iki şirkete ait ambalajların herhangi bir alıcı ya da tüketici tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, her iki ambalajda aynı renkler kullanılmış olsa da, kullanılan renklerin tonu farklılık gösterdiğini, bunun yanında tarafların marka logoları ambalajlar üzerinde geniş bir yer tutmakta olup iki ambalajın bilgilenmiş bir kullanıcı tarafından benzer olarak algılanmasının beklenemeyeceğini, davacının herhangi bir zarara uğramadığı gibi, bir zarar bulunsa dahi müvekkil şirketin eylemleri ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığını, endüstriyel tasarım hakkına tecavüz, hukuki niteliği itibariyle bir haksız fiil olduğunu, TBK'nun 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için kusur, hukuka aykırı bir fiil, zarar ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında bir nedensellik bağı unsurlarının bir arada bulunması gerektiğini, somut olayda davacının iddia edilen endüstriyel tasarım hakkı ihlalinden kaynaklanan bir zararı bulunmadığını, müvekkili şirketin de, sipariş edilen ürünlere bağlı olarak, -------------marka ürünleri veya piyasadan temin ettiği diğer ürünleri müşterilerine satmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu ambalajlarda bulunan ürünler, müvekkil şirketin kendi müşterisi olan işletmelere sipariş sonucu satılmakta olup bu işletmelerin davacının ürünleri ile müvekkil şirketin ürünlerini karıştırmasının mümkün olmadığını, bu itibarla kabul anlamına gelmemek ihtirazi kaydıyla, somut olayda bir endüstriyel tasarım hakkı ihlali söz konusu olsa dahi davacının bundan kaynaklanan bir zararının olduğunun ileri sürülmesinin imkansız olduğunu, zira müvekkili şirketin ürünleri, davacının ürünleri zannedilerek satın alınmış ve davacının satış rakamları bu nedenle azalmadığını, ürünlerin niteliği itibariyle, piyasadaki hiçbir alıcı, oto silecekleri ve silecek lastikleri satın alırken özellikle ------- ürün talep ettiğini belirtmemekte; satın almalarda yalnızca ürünün cinsini ve fiyatını dikkate aldığını, bu bakımdan, davacıya ait ürünlerin ambalajları ile müvekkil şirkete ait ürünlerin ambalajları birbirine benzese dahi bu durum satış rakamlarına herhangi bir şekilde etki etmeyeceğini, davacının ürün satışlarının yıllar itibariyle düşüş gösterdiği yönündeki iddiasının da müvekkili şirketin eylemleri ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, müvekkil şirketin, satışlarının büyük çoğunluğunu ---- üzerinden online olarak gerçekleştirdiğini,-------- sisteminde ürünlerin ambalajı görünmemekte, yalnızca ürün adı, markası ve fiyatı gibi bilgiler yer aldığını, dolayısıyla müşterilerin ürün ambalajlarını karıştırması ve müvekkil şirkete ait ürünleri davacıya ait ürün zannederek satın alması teknik olarak mümkün olmadığını, davacının, müvekkili şirketin eylemleri sonucu manevi zarara uğradığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirkete ait ambalajlar ile davacının ambalajları birbirinden kolaylıkla ayırt edilebileceğini, tüm bu nedenlerle, davacının tecavüzün önlenmesi, ürünlerin imhası veya iadesi, maddi ve manevi tazminat ile sair talepleri hukuki dayanaktan yoksun olup huzurdaki davanın reddedilmesi talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın otomobil sileceği ambalajları üzerindeki kullanımlarının davacı adına tescilli ---- tescil nolu tasarım tesciline ilişkin haklarını ihall edip etmediği ayrıca haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, tecavüz ve haksız rekabetin oluşması halinde maddi ve manevi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
:
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. ----- gelen gelen yazı cevabında; davalı ---------kayıtlı görüldüğü, faal tescil tarihinin ---olduğu anlaşılmıştır.Davacının ---- numarasıyla kayıtlı görüldüğü, son tescil tarihinin --- olduğu anlaşılmıştır. -------- D. İş sayılı yazı ile ürün örnekleri ve dosyaları, dosyamıza celb edilmiştir.
Dava dilekçesinde belirtilen unsurlarda rapor düzenlenmesi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve hazırlanan heyet raporu dosyamıza celb edilmiştir. Raporda özetle; "• Davacı tarafa ait ------ numaralı tasarım tescilleri ile Dava dosyasına delil olarak sunulan davalı tarafa ait ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları" yönünde görüş bildirilmiştir.Davalıya ait ---dönemi ticari defter ve kayıtlarına ilişkin inceleme yapılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve hazırlanan bilirkişi raporu dosyamıza celb edilmiştir. Tarafların beyan ve itirazları, kayıtlar ile dosyada mevcut deliller dikkate alınarak, davacı tarafın tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönündeki talepler yönünden rapor düzenlenmesi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve hazırlanan -----tarihli rapor dosyamıza celb edilmiştir. Raporda özetle; "Tasarım değerlendirmeleri kapsamında; ----- numaralı tescil içerisindeki ----sıradaki tasarımlar--------- D.iş sayılı dosyasında davalı tarafın adresinde tespiti yapılan ambalaj tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcıda bıraktıkları genel izlenimlerinin farklı olduğu, Davacı tarafça sunulan görsellerin delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususu Mahkemenin takdirinde olmak kaydıyla, ---------- karşılaştırması yapılan ambalaj tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcıda bıraktıkları genel izlenimlerinin benzer olduğu, Davacı tarafça sunulan görsellerin delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususu Mahkemenin takdirinde olmak kaydıyla, Şekil 8’de karşılaştırması yapılan ambalaj tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcıda bıraktıkları genel izlenimlerinin farklı olduğu, Davacı tarafça sunulan görsellerin delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususu Mahkemenin takdirinde olmak kaydıyla, Şekil 9’da karşılaştırması yapılan ambalaj tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcıda bıraktıkları genel izlenimlerinin benzer olduğu, aynı tasarımların------ numaralı tasarım ile farklı oldukları, SMK ve Haksız Rekabet Değerlendirmeleri Kapsamında; Tasarım uzmanı bilirkişinin tespitleri doğrultusunda davacıya ait ------ numaralı tescil içerisindeki --------- sıradaki tasarımlar ile davacı tarafça sunulan görsellerin delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususu Mahkemenin takdirinde olmak kaydıyla,---- karşılaştırması yapılan ambalaj tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcıda bıraktıkları genel izlenimlerinin benzer olduğu sonucuna varıldığından davacının -------- tasarım tescili içerisinde yer alan ----- numaralı tasarımlarına tecavüz edildiği,------kararlarında kümülatif korumanın kabul edilip edilmediğine yönelik farklı kararlar bulunduğundan davalı eylemlerinin TTK 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmediğini Sayın Mahkemeniz takdirine bıraktığımızı, Mali Değerlendirmeler Kapsamında; Davacının tazminat talebi olan SMK 151/2-a maddesi olduğu bu maddeye göre hesaplama yapılabilmesi için Davalının dava konusu üründen ne kadar satış yaptığının miktar olarak bilinmesi gerektiğinden Takdir Sayın Mahkemenizde olarak iki hesaplanma yapılmıştır. Buna göre Hesaplama 1 : Sayın Mahkemenin uygun görmesi durumunda yeni bir talimat raporu ile 6.2.c bölümünde ayrıntılı olarak izah edilen hesaplama ile davalının dava konusu üründen ne kadar satış yaptığı tespit edilirse bu miktarın 4,4017 TL ile çarpılması sonucunda tazminat talebinin hesaplamasının tam yapılabileceği, Veya Hesaplama 2 ile Davacı şirketin Davalı şirkete Dava konusu ürün satışları----- yıllar itibariyle satışı azalmıştır. ---- ürün başı satış karı ----muhtemel hak sahibinin elde edeceği muhtemel gelir olarak hesaplanmıştır." yönünde görüş bildirilmiştir. Dosyanın mali rapor düzenleyen bilirkişiye tevdi ile; tarafların itirazları dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesi istenmiş ve hazırlanan rapor dosyamıza celb edilmiştir. Ek raporda özetle; "1-SMK m.151/2(a) uyarınca fikri mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelire göre tazminat hesaplaması yapılmaktadır. Söz konusu tazminat hesaplaması yapılırken hak sahibinin markasını kullanması yoluyla ne kadar gelir elde edebileceği dikkate alınmaktadır. Muhtemel gelire ilişkin tazminat hesaplaması yapılırken hak sahibinin ticari kayıt ve defterleri, ticari faaliyetinin hacmi, markasal değer gibi unsurlar üzerinde bilirkişi tarafından detaylı bir inceleme yapılmaktadır. Oysa, davacı taraf---- olup, davalı tarafın ---- olması nedeniyle ve mahkemenizin talimatı gereğince tarafımızca davacı vekilinin de belirtiği üzere davalının defterleri incelenmiştir. 2-Davacı vekili “… yalnızca davalının ön muhasebe kayıtları incelenmiş olup Bu durum, mevzuat ile çelişmekte olduğunu, müvekkil şirketin uğradığı muhtemel zararın yalnızca davalının ön muhasebe kayıtlarından ve davalının net kazancı üzerinden tespit edilebilmesi imkansız olduğunu, bilirkişinin yalnızca davalının ön muhasebe kayıtlarını inceleyerek muhtemel gelir hesaplaması yapması mevzuata aykırı olduğunu,” belirtmiş olmasına rağmen, incelemelerimizde davalı şirketin -------- yılı mizan ve gelir tabloları da dikkate alınmıştır. 3-Davacı tarafından “Buna göre hesaplamanın merkezinde, hak sahibinin uğradığı kayıp ve yoksun kaldığı kazanç yer almalıdır. Ancak bilirkişi, davacının değil, davalının faaliyet zararına odaklanarak, müvekkilin zararıyla hiçbir bağlantı kurmamış; yalnızca davalının sunduğu ön muhasebe kayıtlarıyla sınırlı bir hesaplama yapmıştır.” denilmiş olup, yukarıda da belirtildiği üzere davalının sadece ön muhasebe kayıtları değil, mizan ve gelir tabloları da dikkate alınmış, ancak davacının ticari defterlerini inceleme yetkimiz olmadığından ve davacının İstanbul’da bulunması nedeniyle davacının zararları ile bir bağlantı kurulmamıştır. 4-Davacı tarafından “Davalının müvekkilin tescilli tasarımı ile dava konusu ürünleri satışa sunduğu ve bunlardan gelir elde ettiği bellidir. Davalının faaliyet giderleri, finansman giderleri ve satış maaliyetlerinin satış bedelinden fazla olduğundan bahisle SMK 151/2-a tazminat hesaplaması yapılmaması hukuka aykırı olduğu” belirtilmiştir. Oysa, tarafımızca yukarıda da belirtildiği üzere davacının ticari defterlerinin tarafımızca verilen görev kapsamında incelenmesi mümkün olmayıp, davalının gelirinin hesaplanması için elbette satışlara isabet eden faaliyet giderleri, finansman giderleri ve satış maaliyetlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Kaldı ki, SMMM bilirkişisi olarak hesaplamalarımızda ilgili şirketin muhasebe kayıtlarından, tablolarından hareket etme zorunluğu vardır. 5-“Bilirkişi raporunun tümünde yalnızca davalının kayıtlarının incelendiğini, raporun dayanağını oluşturan davalıya ait ön muhasebe kayıtlarının, yalnızca beyan niteliğinde olduğunu, bağımsız denetime açık olmadığını, İşbu kayıtlar davalı şirketin kendi içinde tuttuğu adi kayıtlardan ibaret olup bu kayıtlar esas alınarak bilirkişi raporu tesis edilemeyeceğini, davalıya ait Fatura dökümleri, stok kayıtları, sevk irsaliyeleri ve detaylı satış listeleri gibi objektif ticari belgeler üzerinden analiz yapılmadığını, bu nedenle hesaplamalar hem yetersiz hem de denetlenemez durumda olduğu…” belirtilmiştir. Oysa kök raporumuzda “Önce mizan tetkiki yapılmış ve ----- oto camları için (silgi kolu, silgi süpürgesi ve komple silgi seti) ayrıntılı satış hesabı kaydının tutulmadığı, satışlarının KDV oranları baz alınarak ve faturalar esas alınarak hesaba alındığı, çünkü oto elektrik yedek parça ve aksesuar çeşitleri gibi çok geniş yelpazesi satışlarının bulunması nedeniyle muhasebe kayıtları esas alınarak dava konusu ürünleri tespit etmenin mümkün olmadığı, tespit edilmiştir. Bu nedenle, davalı şirketin ön muhasebe servisinden silgi kolu, silgi süpürgesi ve komple silgi seti satışları ile ilgili ön muhasebe kayıtları istenilmiştir.” denilmek suretiyle davalının satış hasılatını ve satışlarını ve ilgili hesapları ayrıntılı tutmadığı için ön muhasebe kayıtlarından yararlanıldığı belirtilmiştir. Ön muhasebe işlemleri elbette bir şirketin yasal defteri değildir. Ancak, ön muhasebe işletmelerin temel muhasebe işlemlerini takip etmektir. Ön muhasebe işletmelerin parayla ifade edilen işlemlerini; nakit para akışı, stok takibi, cari takipleri, müşterileri, çek ve senetleri, banka hesaplar gibi kalemlerin kayıtlarını ve bunların hareketlerini takip etmek için kullanılır. Bu anlamda da satışların ve diğer kalemlerin detaylarını bize göstermektedir. Adi kayıtlar değildir. Ayrıca tarafımızdan kök raporumuz ekinde sunulan ve davalı tarafından tarafımıza ibraz edilen oto camları için silgi kolu, silgi süpürgesi ve komple silgi seti hasılat listelerinden ------------ hasılat elde edildiği belirtilmiş ve ibraz edilen bu ön muhasebe kayıtlarında hem faturaların tarihi, hem fatura numaraları ve hem de tutarlar bulunmaktadır. 6-“Dava dilekçesi ekinde sunulan ön muhasebe kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin zararı yalnızca davalının haksız rekabetinden değil davalının tasarım tecavüzünde bulunduğu ürünleri daha evvel müvekkil şirketten satın almasından ancak tasarım tecavüzüne konu ürünleri üretip piyasaya sürmesinden de kaynaklanmakta olduğunu” belirten davacı kendi sunduğu ön muhasebe kayıtlarını önemsemekte, tarafımızca sunulanları ise dikkate almamaktadır. 7-“Bu iki yönlü zararın, muhtemel gelir hesabında dikkate alınması gereken asli unsurlar olduğunu, buna ilişkin deliller, dava dilekçemiz ekinde daha evvel sunulmuş ancak bilirkişi tarafından bu belgeler hiç incelenmediğini, yeniden tesis edilecek bilirkişi raporunda müvekkilin satışlarının düştüğüne dair tespitlerin de yapılması, ayrıca davalı şirketin müvekkil şirket ile olan ticari defter kayıtları incelenerek davalının yıllar içinde ürün satın almayı bıraktığının tespit edilmesi, bu haliyle de müvekkilin muhtemel gelirinin hesaplanması gerekmekte olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 66/2-a maddesine göre yapılacak hesaplama esas itibariyle marka hakkı sahibinin ticari kayıt ve defterleri, ticari faaliyetinin hacmi ve markasının değeri gibi unsurlara dayanmasının gerektiğini, Bununla birlikte marka sahibinin elde edeceği muhtemel gelir hesaplanırken mütecavizin ticari faaliyetinin boyutunun da incelenmesi gerekebileceğini, Sözgelimi taklit ürünlerin mütecavizin iş yerinde ele geçirilmesi durumunda marka sahibinin muhtemel geliri, bu ürünlerin niteliğinin ve miktarının belirlenmesinin yanında mütecavizin ticari kayıtlarına veya sipariş fişlerine göre ne miktarda üretim yaptığının, ele geçirilenler dışında önceden satış yapıp yapmadığının, başka yerde stoklarının bulunup bulunmadığının, bu ürünleri hangi fiyattan sattığının da tespitinde fayda olduğunu, Davalı----------müvekkil şirketten satın aldığı ürünlerin yıllar içindeki değişimi aşağıdaki tabloda yer almaktadır. tablo incelendiğinde müvekkil şirketin iki yönlü zarara uğradığı açıkça anlaşılacağını, Görüleceği üzere, davalı yan, müvekkile ait tasarımı tescilli silecekleri üretip satmaya başladıktan sonra müvekkil şirketten satın alımı durdurmuş yalnızca müvekkil şirket farkına varmasın diye sembolik satın alımlar yapmıştır. Kısacası müvekkilin SMK 151/2-a uyarınca uğradığı zarar çok daha ciddi boyutlardadır ve işbu zarar yalnızca davalının net kazancı üzerinden yapılacak bir inceleme ile hesaplanamayacağı” belirtilmiştir. a-Müvekkilin satışlarının düştüğüne dair tespitlerin de yapılması, ayrıca davalı şirketin müvekkil şirket ile olan ticari defter kayıtları incelenerek davalının yıllar içinde ürün satın almayı bıraktığının tespit edilmesi istenildiğinden davalının--------- yılına ait davacıya ait alışları davalıdan istenilmiştir: b-556 sayılı KHK’nın 66/2-a maddesine göre yapılacak hesaplama esas itibariyle marka hakkı sahibinin ticari kayıt ve defterleri, ticari faaliyetinin hacmi ve markasının değeri gibi unsurlara dayanmasının gerektiği belirtilmiş olmakla birlikte yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere tarafımıza sadece davalı kayıtlarının inceleme yetkisi verilmiştir. c- Davacı tarafından, “Bununla birlikte marka sahibinin elde edeceği muhtemel gelir hesaplanırken mütecavizin ticari faaliyetinin boyutunun da incelenmesi gerekebileceğini, Sözgelimi taklit ürünlerin mütecavizin iş yerinde ele geçirilmesi durumunda marka sahibinin muhtemel geliri, bu ürünlerin niteliğinin ve miktarının belirlenmesinin yanında mütecavizin ticari kayıtlarına veya sipariş fişlerine göre ne miktarda üretim yaptığının, ele geçirilenler dışında önceden satış yapıp yapmadığının, başka yerde stoklarının bulunup bulunmadığının, bu ürünleri hangi fiyattan sattığının da tespitinde fayda olduğu” belirtilmiştir. Davalının gelir tablosunun incelenmesinden davalının üretim yapmadığı, yani 620. Satılan Mamuller Maliyeti (-) Hesabının mizanda yer almadığı görülecektir. d- “Davalı----------müvekkil şirketten satın aldığı ürünlerin yıllar içindeki değişimi aşağıdaki tabloda yer almaktadır. tablo incelendiğinde müvekkil şirketin iki yönlü zarara uğradığı açıkça anlaşılacağını, Görüleceği üzere, davalı yan, müvekkile ait tasarımı tescilli silecekleri üretip satmaya başladıktan sonra müvekkil şirketten satın alımı durdurmuş yalnızca müvekkil şirket farkına varmasın diye sembolik satın alımlar yapmıştır. Kısacası müvekkilin SMK 151/2-a uyarınca uğradığı zarar çok daha ciddi boyutlardadır ve işbu zarar yalnızca davalının net kazancı üzerinden yapılacak bir inceleme ile hesaplanamayacağı” belirtilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere davalının gerek ---- yılı gelir tablosunun incelenmesinden----- bölümünde sadece -------- Hesabı söz konusu olup, zaten bu da davalı tarafından üretim yapılmadığını, sadece malım alım satımı yapıldığını göstermektedir.
DAVALI İTİRAZI ;Davalının ------ tarihli dilekçesinde ilk olarak muhasebe kayıtlarından dava konusu ürünlerin ayrıştırmasının yapılmadığı, müvekkil şirketin muhtemel gelirinin tüm ürünler esas alınarak yapıldığı, bunun da müvekkilinin muhtemel gelirinin fahiş derecede yüksek hesaplanması sonucunu doğurduğu belirtilmiştir. Oysa tarafımızca kast edilen davalının düşündüğü gibi dava konusu ürünlerden elde edilen gelir değil, firmanın tüm faaliyetlerine aittir ve buradan davalının dava konusu ürünlerinden bu kadar gelir edildiği anlamı çıkartılmamalıdır. Öte yandan kök raporumuzda da belirtildiği üzere mali tablolarından ürün bazında gelirleri tespit etmek mümkün olmadığı için ön muhasebe kayıtlarına müracaat etme zorunluluğu doğmuştur. Kaldı ki, ön muhasebe kayıtları da faturalara dayanmaktadır. Tarafımızca yapılan hesaplamalar davalının mizanlarına dayanılarak yapılan tahlillerdir. Davalı şirket, SMK 151/2-a maddesi gereğince yapılacak olan hesaplamanın davacı kayıtları üzerinde yapılması gerektiğinden söz etmiştir. Haklıdır. Ancak, mahkeme tarafından davalı defterler üzerinde inceleme yapmamız istenildiği için bu yönteme başvurulmuştur. Davalı ayrıca satışların büyük kısmının ----- üzerinden yapıldığını, tarafımızca bu sistemin dikkatte alınmadığı belirtilmiştir. Oysa, şirketlerin mali durumu ile ilgili tahliller mali tablolara göre yapılır. Nitekim, ürün bazındaki satışların ve maliyetlerinin ayrıştırmasının firma tarafından yapılması gerekmektedir. Raporumuzda, --------- sonu itibariyle davalının/tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, davacının elde edebileceği muhtemel zararın -------- olacağı anlaşılmıştır.” denilmekle kast edilen davalının sadece dava konusu ürünleri satmış olsaydı ve faaliyeti de sadece dava konusu ürünler olsaydı, davalının ---- zarar edeceği vurgulanmak istenilmiştir. Yoksa davacının zarardan kurtulduğu yönünde bir kastımız olmamıştır. Zaten davalıya dava konusu mallar satılmıştır. Raporumuzda, ------ yılı ile ilgili tahlil yapılırken 3. Geçici Vergi Dönemi ile ilgili tahlil yapıldığı belirtilmiştir. Zira raporumuzun sunulduğu tarih itibariyle henüz ------yılı Kurumlar Vergisi Beyan dönemi gelmemiştir. Mevcut olan veriler dikkate alınmıştır. " yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
:
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-b, 55, 56, 58, 81, 149,150 ve 151. Maddeleri, TTK'nın 54 vd. Maddeleri.
GEREKÇE
: Dava tasarım hakkına tecavüzden ve haksız rekabetten kaynaklı, tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır. Davacı taraf, davalı tarafça satışa sunduğu araç sileceği ------ markasını taşıyan araç silecek kutularının davacı tarafın ------- tescil numaralı çoklu tasarımları yönünden tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tasarım hakkından kaynaklı maddi ve manevi tazminatın tazmine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SMK'nun 55. maddesinde tasarım "ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümü" olarak tanımlanmış, bu kanun uyarınca tescil edilmiş olması halinde tasarımın tescilli tasarım olarak korunacağı düzenlenmiştir. Yine SMK'nun 56. maddesinde, tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı, 58. maddesinde ise tasarım sahibinin, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 81. maddesinde de tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için önerilerde bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak tasarım hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı adına tescilli tasarımın tescil kaydı, incelendiğinde davacı tarafa ait ----- tescil numaralı tasarımın ---- adet tasarımı içerir çoklu tasarım olduğu, tasarımın ----- tarihinde tescil edildiği, --- tarihinden itibaren 5 yıl süre ile yenilendiği ve halen koruma altında bulunduğu sabittir. Bu tespitten sonra davalı tarafa ait ---- kutu tasarımları ile davacı taraf adına tescilli tasarım karşılaştırılarak yapılan değerlendirmeleri içerir---- tarihli raporda, davacı tarafa ait-------- numaralı tasarım tescilleri ile dava dosyasına delil olarak sunulan davalı tarafa ait ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, yine Mahkememizce tahkikat aşamasında alınan -------- D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitlere konu davalı ürünü ile davacı tarafa ait tasarım karşılaştırıldığında davalı ürününün davacı tarafa adına tescilli ----tescil numaralı çoklu tasarımın ---------numaralı tasarımlar yönünden farklı olarak algılandığı, ancak davacı tarafça dosyaya sunulan ve tedbirin değerlendirilmesi yönünden Mahkememizce alınan raporda da incelenen ve tahkikat aşamasında alınan heyet raporunda belirlenen davacıya ait---------- ambalajları arasında genel ambalaj yapısı, mavi ağırlıklı arka plan kullanımı, uzun ve dikey kutu formu, ürün görsellerinin belirgin şekilde ön yüzde yer alması, kurulum talimatlarının küçük ikon veya görsellerle desteklenmesi ve ----------- vurgularının kullanılması açısından benzerlikler bulunmaktadır; ayrıca karşılaştırılan tasarımların genel yerleşim şemalarının ---------- benzer şekilde kurgulanması, tüketicide ilk bakışta belli düzeyde bir görsel yakınlık hissi uyandırabilecek ortak unsurlar olarak öne çıktığı, bu haliyle benzer algılandıkları, --------- ambalajları arasında genel ambalaj yapısı, uzun ve dar dikey form, mavi ağırlıklı zemin rengi, ön yüzde büyük bir silecek görselinin konumlandırılması, ambalajın ön yüzeyinin üst kısmında ürün boyutunun belirgin şekilde gösterilmesi benzer olup, alt kısımda ürünün özelliklerine dair küçük ikonların yer alması, arka yüzde kurulum talimatlarının sıra düzenleri bakımından farklılıklar bulunmakta olsa da; her iki tasarımda da ----------- gibi ifadelerin kullanılması, tüketicide yüzeysel bir bakışta ortak bir görsel algı oluşturabilecek unsurlar olarak dikkat çekmektedir. Tasarımların genel izlenimleri bakımından bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktıkları etkilerin benzerlik yönünde baskın geldiği anlaşılmakla birlikte farklılık unsurları detayda kaldığı, bu hali ile benzer olarak algılandıklarına dair değerlendirme ve tespitler dikkate alındığında davalı tarafa ait ürünlerin davacı tarafa ait--- tescil numaralı çoklu tasarımın ----------- numaralı tasarımları yönünden bilgilenmiş kullanıcıda bıraktıkları genel izlenim olarak benzer algılandıkları ve bu hali ile davacı tarafın tasarım hakkına tecavüz eder mahiyette olduğunun sabit olduğu, sunulan davalı ürünleri üzerinde yapılan incelemede ürünlerin üzerinde ---------- kullanıldığı ve bu haliyle davalı tarafa ait marka tescil belgesi de dikkate alındığında bu ürünlerin davalı tarafa ait olduğun sabit olduğu, bu hususta davalı tarafın da açık bir itirazının söz konusu olmadığı dikkate alındığında söz konusu tasarıma konu ürünlerin davalı tarafa ait ürünler olduğu ve bu ürünlerinde davacı taraf adına tescilli --- tescil numaralı çoklu tasarımın----- tasarımlar yönünden tasarım hakkına tecavüz eder mahiyette olduğu, her ne kadar---- numaralı tasarımlar yönüyle farklı değerlendirme yapılmış ise de----- numaralı tasarımlar cihetiyle raporların birbirini teyit eder mahiyette olduğu ancak ----- tarihli raporda hem benzer olan tasarımlar hem de farklı algılanan -------numaralı tasarımların neden farklı algılandıkları hususunun denetime elverişli olarak açıklandığı dikkate alındığında ---- tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilmiş ve ----- numaralı tasarımlar yönünden tasarım hakkına tecavüzün tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın tasarım hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talebi değerlendirilmiş, SMK'nun 149 ve devamı maddeleri gereği davacı tarafın tasarım hakkına tecavüzün varlığı halinde maddi tazminat talep hakkının bulunacağı kabul edilmiş, davalı tarafın 151/2-a Maddesi gereği yoksun kalınan kazanç yönünden talepte bulunduğu dikkate alınarak taraf kayıtları üzerinde yapılan incelemede ihlalin gerçekleştiği dönemde davalı tarafın ihlali olmasaydı elde edeceği muhtemel gelirin -------- olacağı yönündeki tespitin tarafların kayıtları dikkate alınarak hesaplandığı kabul edilmiş ve bu miktar yönünden davacı tarafın maddi tazminat alacağının taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar vermek gerekmiş, fazlaya ilişkin talebin yerinde olmadığı kabul edilerek bu miktar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalının davacı adına tescilli tasarım hakkına tecavüzün de sabit olduğu bu sübut karşısında davacı tarafın davalı taraftan SMK'nın 149. Maddesine göre manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davalının tasarıma konu kullanımlar, ticari iş hacmi, markanın itibarı, değeri, tarafların ticari ve ekonomik durumları, tecavüz eyleminin işleniş şekli ve somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında --------Manevi tazminatın uygun olduğu kanaati ile marka hakkına tecavüzden kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, yine SMK'nın 149/1-g maddesi gereği tecavüzün varlığı halinde davacı tarafın kararın yayınlanmasını talep hakkı bulunduğu kabul edilerek kararın yayınlanması talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf, davalının tescilli tasarımdan kaynaklanan haklarına tecavüz etmesinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini de talep etmiştir.---------- Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, sınai mülkiyet hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 554 sayılı Endüstriyel Tasarım KHK’nın 48. maddesi uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi. 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacı adına tescilli tasarımın koruma kapsamında kalan tasarımı iş yerinin tasarımında kullanması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, tüm bu gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
1-Davalı tarafın satışa sunduğu araç sileceği ----------markasını taşıyan araç silecek kutularının davacı tarafın --------- tescil numaralı çoklu tasarımlarının---------numaralı tasarımları yönünden tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, TECAVÜZÜN DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE VE SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-120.809,91-TL Maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-50.000,00-TL Manevi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4-Karar kesinleştiğinde kararın --------- çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalı tarafça karşılanmasına, fazlaya ilişkin yayın talebinin REDDİNE,
5-Davacı tarafın haksız rekabet talepleri yönünden davanın REDDİNE,
6-Alınması gerekli 12.009,57-TL harçtan, peşin alınan ve tamamlama harcıyla alınan 10.665,39-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.344,18-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan 11.153,79-TL harç, 38.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.300,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 50.453,79-TL'nin kabul ret oranına göre 8.081,80-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 50.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen haksız rekabet davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Bakiye avansın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!