Anahtar kelimeler: Davaalacak Dikey Lpg Bayilik Yıldır İntifa Oto Gaz Muafiyetinden Akdedilen

T.C.
İSTANBUL16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2015KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş ile davalı arasında ilgili akaryakıt istasyonu üzerine ve ... a ş lehine 15 yıldır süreli intifa hakkı tesis edildiğini, ilgili istasyon üzerinde kurulu oto, gaz, lpg istasyon işletmeciliği taraflar arasında akdedilen 25.08.2010 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ile ... AŞ tarafından davalı tarafa verildiğini, rekabet kurulu, intifa hakkı ve bayilik anlaşmasından doğan dikey ilişkinin 25.08.2015 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlanabileceğine karar verdiğini, davalı tarafın 28.02.2012 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile taraflar arasında akdedilen bayilik anlaşmasının tek taraflı olarak feshedildiğini. Bunun üzerine davacı tarafın 30.03.2012 tarih ve ... nolu ihtarı ile fesihten kaynaklanan kâr kaybı alacağı olan 38.923 USD'nin 15 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiğini ihtara rağmen davalı şirketin müvekkillerin kâr kaybını ödemediğini ve bayilik anlaşmasının altıncı maddesi gereği istasyonu. Müvekkiline teslim etmediğini, bu nedenle davalı taraf teslim de gecikilen her bir gün için 1.000 usd ceza şartının müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, yine davalı tarafın bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle müvekkilinin uğradığı kar kaybının da müvekkili. Şirkete ödenmek ile yükümlü olduğunu, 38.923 USD Kar kaybı alacağının şimdilik 5.000 USD sinin müvekkili şirketten 14.03.2012 0509 2.015 tarihleri arasında hesaplanan 1.239.000 USD tutarındaki cezai şartın şimdilik beni usd'nin temerrüt tarihi olan 19 04 2012 tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin cevabi dilekçesinde özetle; Davacının ecrimisil talep hakkı bulunmadığını, somut olayda edilmesinin şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin Maliki olduğu akaryakıt istasyonunun bayilik sözleşmesinin fesih sonrası kullanım haklı ve yasal olduğunu, müvekkilinin taşınmazın Maliki olduğunu, kullanım ve mülkiyet hakkının davacı ile yapılan bayilik sözleşmesi müvekkilin maliki olduğu akaryakıt istasyonu içerisinde bir pompalı bir alanda konuşlandırılmak üzere kurulan Lpg satış ünitesine ilişkin olmadığını, işbu bayilik sadece LPG satışına ilişkin ve bununla sınırlıdır. Zaten davacı şirketin de sadece Lpg satışına dair faaliyet yetkisi olup başka bir ticari faaliyette bulunması hukuken ve ticaretten mümkün olmadığını, LPG dağıtıcısı ruhsatı haricinde ticari faaliyette bulunamayacak durumda olan davacının akaryakıt istasyonunun işletilmesi hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu itibar ile davacı yanın anılan akaryakıt istasyonunun kendisine verilmesi, taraflar arasında söz konusu olmayacak nitelikte tarih bir husustur. Davacı tarafça erimesiyle dayanak yapılan 25 08 2.010 tarihli bayilik sözleşmesinin altıncı maddesi de davacı yana ecrimisil talep hakkı vermemektedir. Yine aynı maddede bayinin kendisine bildirilmesinden itibaren 15 gün içerisinde istasyonunu Akpet gaza teslim etmek zorundadır şeklinde bir düzenleme mevcuttur ki bu halde de akaryakıt istasyonunun tümünün devrine ilişkin imiş gibi bir şekilde yazılmış olmasına karşın taraflar arasındaki Lpg sözleşmesi sadece istasyonun küçük bir kısmına Hasan yapıldığı için istasyona ilişkin bir düzenlemenin tarafların iradesine uygun düşmediği, işin şekil ve kapsamına açıkça aykırı olduğu sözleşmenin yorumlandığını da, tarafların amacının sarih olduğu değerlendirildiğinde bu maddedeki istasyonun tamamının davacıya verilmesi düzenlemesinin fiilen mümkün olmayacağı açıktır. Bu durumda sadece iş bu bayilik sözleşmesinin tip matbu. Nitelikli bir sözleşme olduğunun ispatında başka bir anlam ifade edemeyeceği gözler önüne sermektedir. Ayrıca yine aynı maddenin sadece lafzına baktığımızda istasyonun davacı şirkete devrinin, sözleşmenin davacı yanacağı feshine ilişkin olduğu davalının fesih halini kapsamadığı teslime ilişkin davacı yan yana talepte bulunulmadığı, bu tus da davalıya gönderilen ihtarnamede istasyonun tesliminin istenmediği açıktır. Görüldüğü üzere gerekli yapısı gerekse ruhu itibarıyla Ecrimisil talebinin dayanağı altıncı maddeye göre davacının ecrimisil talep hakkı bulunmadığını, takdirlerinize sunuyoruz. Dava dışı ... a ş ile müvekkil arasında yapılan irfan sözleşmesiyle davacının lehine veya aleyhine bir düzenleme bulunmamaktadır. sözleşmenin işbirliği gereği intihar sözleşmesi ancak taraflar açısından sonuç doğuracaktır. Davacının sözleşme gereği kar mahrumiyeti talep hakkı bulunmamaktadır. Müvekkillerin davacı tarafa borcu yoktur. Davacı tarafın müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmamaktadır. Somut olayda ortada 39.923 USD tutarında bir davacının alacağı yoktur. Kar mahrumiyeti adı altında kendilerince tespit ve tayin edilen bu bedelin müvekkiller açısından hiçbir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Nasıl ve ne şekilde tespit ettikleri sadece kendilerine maruf olan 70.061,40 TL karşılığındaki 39.923 usd tutarındaki alacak iddiası gerçeği ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye aykırıdır. Bir an için taraflar arasındaki 20 508 2.010 tarihli bayilik sözleşmesinin tüm yönleriyle hukuka uygun olduğu kabul edilse dahi. Bu sözleşmede kâr mahrumiyeti düzenlenmemiştir. Anılan sözleşmede sözleşmenin bayi tarafından feshine ilişkin hiçbir düzenleme yoktur. Bu hususta mahrum kalınan kârın davacı yanca talep edilebileceğine dair düzenleme de sözleşmede yoktur Davacının sunduğu rekabet kurulu kararı dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasında verilmiş bir karardır. Davacının tarafı olmadığı bir karardır. Herhangi bir hukuka uygunluk izlenimi uyandırması açısından beyan etmek gerekirse. Bu rekabet kurulunun kararı, davacının ecrimisil ve kar mahrumiyetine dayanak olmayacak niteliktedir. Tüm açıklanan bu nedenlerle; savacı yanın gerek ecrimisil gerekse de kar mahrumiyet talebi kötü niyetli talepler olup; müvekkili yıpratmak ve baskı altına almak için açılmış bir dava olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Bilirkişiler Mali müşavir ..., Hukukçu ... ile ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle; ".... BAM kararı davacının tazminini istediği yoksun kalınan kârın mutlaka davacı ticari defterleri incelenerek belirlenmesini öngörmektedir. Verilen görev ile sınırlı olarak yapılan inceleme ve değerlendirmede; Davacı tarafından ibraz edilen yasal defterlerde mali tablolarına göre davalı istasyonun ayrı bir hesapta takip edilmediği görüldüğünden ayrıştırmak mümkün olmamıştır. Her ne kadar yukarıda tahmini gelir kaybına ilişkin evrak ve tablolara yer verilse de, davacı tarafından tek taraflı tanzim edilen bu verilerin yoksun kalınan kârın hesaplanmasına esas alınamayacağı değerlendirilmektedir. Bilcümle hukuki tavsif ve değerlendirme münhasıran Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere, yüksek takdirlerinize saygılarımızla arz ederiz...." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.Bilirkişiler Mali müşavir ..., Hukukçu ... ile ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; "....Mali Bilirkişi değerlendirmesi ile; Verilen görev ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda yapılan inceleme ve değerlendirmede; Davacı tarafından ibraz edilen yasal defterlerde mali tablolarına göre davalı istasyonun ayrı bir hesapta takip edilmediği görüldüğünden ayrıştırmak mümkün olmamıştır. Davacı tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davalının alışlarına ait tabloya göre yapılan hesaplama sonucu; Davacının kar kaybının 6 ay olduğunun kabul edilmesi halinde 6.686,5 USD 3 ay olduğunun kabul edilmesi halinde; 2041,6. USD kar kaybı hesaplanabileceği görülmektedir. görüş ve kanaatimi içerir iş bu raporumu hukuki değerlendirme ve takdir Yüksek Mahkeme'nize ait olmak üzere, saygılarımla arz ederim. ... "Şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.Bilirkişi ... tarafından sunulan ek raporda ayrık görüş beyan etmekle bilirkişi raporunda özetle; ..."İşbu ek raporun mali değerlendirme kısmında mali bilirkişi tarafından yapılan kar mahrumiyeti hesabında; Makul Süre' nin belirlenmesi konusundaki görüş ve değerlendirme, sadece sektör uzmanı tarafından yerine getirilebilecek bir uzmanlık konusu olduğundan, mali bilirkişinin “Yargıtay tarafından bu süre 6 ay olarak kabul edildiğinden hareketle;” şeklinde Yargıtay'ın bir kabulünü varmış gibi beyanda bulunup uzmanlığı dışında “makul süre” belirleyerek kar mahrumiyeti hesabı yapmasına katılmadığımı takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Saygılarımla arzederim...." şeklinde ayrık görüş olarak rapor bildirmiştir.Bilirkişiler Mali müşavir ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle "... İstanbul BAM 43. HD █████████ esas █████████ karar sayılı ilamında " Eldeki davada davacı, ticari defterlerinin incelenmesi için yerinde inceleme yapılmasını talep etmiş fakat bilirkişi heyeti tarafından kar kaybı, belirlenen makul süre için davacı tarafından sunulan tahmini gelir kaybına ilişkin şemadaki verilere göre hesaplanmıştır. Mahkemece bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilerek belirlenen makul süre için davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak ve daha önceki yıllarda elde edilen kar miktarı esas alınmak suretiyle davacının kar mahrumiyeti isteyebileceği dikkate alınmadan, tek taraflı tanzim edilen tahmini gelir kaybına ilişkin evrakın dışında davacı tarafça somut verilere dayalı bir zarar ispatlanmadığı gerekçesiyle davacının kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır" yönünde tespitlerde bulunduğu dosyanın kar mahrumiyeti hesaplaması hususunda BAM ilamına göre miktarının tespiti yönünde verilen görevlendirme çerçevesine göre yapılan tespit, değerlendirme ve hesaplamalar neticesinde; Davacı şirketin, Ticari defterlerini TTK 64/3 kapsamında tasdik ettirdi ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbiri ile uyumlu olduğu ve doğruladığı, Davacı şirketin 2010-2011-2012 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil etti Taraflar arasında cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, 25.08.2010 sözleşme tarihinden 28.02.2012 fesih tarihine kadar 552 günde davacının davalıya 229.289 Kg LPG otogaz ürün sattığı, bunun karşılığında davalıya KDV hariç 1.037.959,00.-TL tutarında fatura düzenlediği, Davalı şirketin maliki olduğu taşınmaz üzerinde 29.07.2005 tarihinde dava dışı ... A.Ş.(... ... A.Ş) lehine 15 yıl süreli ve 65.000 TL bedeli intifa hakkı tesis edildiği, davacı ile davalı arasında 25.08.2010 tarihinde 5 yıl süreli " bayilik sözleşmesi" imzalandığı, bayilik sözleşmesinin 15.maddesinde haksız fesih halinde bayinin, maruz kalınan zarar ve satış kaybından dolayı mahrum kaldığı karı ödemekle Yükümlü olduğunun kararlaştırıldığı, Davalı şirket tarafından davacı şirkete keşide edilen ... 1. Noterliği 28.02.2012 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde özetle; "görülen lüzum üzerine" sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiği, bu ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, sözleşme fesih tarihi ile sözleşmenin normal bitim tarihi baz alındığında kalan sözleşme süresinin 28.02.2012- 25.08.2015 tarihleri arasında 1.274 gün olduğu, 25.08.2010 sözleşme tarihinden 28.02.2012 sözleşme fesih tarihine kadar 552 günde davacının davalıya 229.289 Kg LPG otogaz ürün sattığı, bunun karşılığından davalı şirkete KDV hariç 1.037.959,00.-TL fatura düzenlediği, bu fatura tutarının davalı şirketten elde edilen net satış toplamını oluşturduğu, Davacı şirketin 2010-2011 ve 2012 sözleşme dönemi içerisinde Vergi Dairesine vermiş olduğu Kurumlar Vergisi Beyannamelerinden elde edilen verilere göre; ana faaliyet karlılık oranının 96 5,04 olduğu, (bu oran tamamen davacı şirketin Gelir tablosundaki verilere göre hesaplandığı)Bu veriler üzerinden davacının davalıdan 552 gün içerisinde (1.037.959 x945,04) 52.313,13.-TL faaliyet kar'ı elde ettiği, Bu durumda davacının davalı şirketten 25.08.2010-28.02.2012 tarih aralığında günlük 52.313,██████-94,77.-TL faaliyet karı elde ettiği, Bahse konu akaryakıt istasyonu Bayi, ... İlçesinde bulunduğu için aynı yerde dağıtım şirketinin yeni bir bayilik tesis edebilmesi için 6 aylık bir süre gerekebileceği bu nedenle kar mahrumiyeti hesabının 6 ay olarak yapılması gerektiği, teknik görüşü göre; Sayın Mahkemeni olarak yoksun kalınan kar şel di tazminat miktarının 94,77.-TL x 180 Gün (6 ay) 17.058,60.- TL olarak hesaplanabileceği, bu tutarın davalı şirketin mahvına sebep olmayacağı, sonucuna ulaşılmıştır. ...." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.Dava; Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve kar mahrumiyetinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.Huzurdaki davada uyuşmazlık; davacı yanın akaryakıt bayilik sözleşmesi nedeniyle sözleşmenin kararlaştırılan süreden önce davalı tarafça feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ile akaryakıt istasyonunda bulunan malzemelerin teslim edilmemesinden dolayı cezai şart talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.Mahkememizden verilen █████/2018 tarih ve ... sayılı kararında ..." Davanın REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından █████/2020 tarihli dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurulmuş olduğu, İstinaf BAM. 43. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında ..." İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, cezai şart ve kar kaybı talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davalı şirketin maliki olduğu taşınmaz üzerinde 29.07.2005 tarihinde dava dışı ... A.Ş.(... ... A.Ş) lehine 15 yıl süreli ve 65.000 TL bedeli intifa hakkı tesis edildiği, davacı ile davalı arasında 25.08.2010 tarihinde 5 yıl süreli " bayilik sözleşmesi" imzalandığı , bayilik sözleşmesinin davalı tarafından ... 1. Noterliği'nin 28.02.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile feshedildiği görülmektedir.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi halinde davacının, sahibi olduğu intifa hakkı süresince satış istasyonundan istifade edeceği kararlaştırılmıştır. Maddenin devamında davalı bayinin, feshin kendisine bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde istasyonu davacıya teslim etmek zorunda olduğu aksi halde davacıya gecikilen her gün için 1000 USD cezai şart ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davaya konu intifa hakkının sahibi dava dışı ... A.Ş.(... ... A.Ş) olup, intifa hakkının Türk Medeni Kanununun 794.maddesi gereğince hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan, tapu kütüğüne tescil ile kurulan tescil işlemi tamamlanınca da herkese karşı ileri sürülebilen, kişi ile sıkı sıkıya ilişkili haklardan olduğu gözetildiğinde davacının sözleşmede yazılı "sahibi olduğu intifa hakkı süresince satış istasyonundan istifade edeceği" hükmüne dayanarak sözleşmenin feshinden sonra istasyonun kendisine teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak cezai şart talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru olup, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.Türk Borçlar Kanunu'nun 126/1. Maddesine göre ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde sözleşmenin feshinden sonra talep edilemez. Yani ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde sözleşmenin haksız feshinde kar mahrumiyeti zararı istenebilir.Taraflar arasındaki 25.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin 15.maddesinde haksız fesih halinde bayinin, maruz kalınan zarar ve satış kaybından dolayı mahrum kaldığı karı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda söz konusu bayilik sözleşmesi davalı tarafından ... 1. Noterliği'nin 28.02.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile "görülen lüzum üzerine" feshedilmiştir. Davalı taraf, bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin haklı bir gerekçe sunamadığına ve sözleşmeyi haksız feshettiğine göre davacının sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle oluşan kar mahrumiyeti zararından sorumludur.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 28.02.2012 tarihinde fesihle sona ermesi nedeniyle davacının 28.02.2012-25.08.2015 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek, davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunması mümkündür. Ancak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda bilirkişiye inceleme ve tespit yaptırılıp, böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli makul süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerekir.Eldeki davada davacı, ticari defterlerinin incelenmesi için yerinde inceleme yapılmasını talep etmiş fakat bilirkişi heyeti tarafından kar kaybı, belirlenen makul süre için davacı tarafından sunulan tahmini gelir kaybına ilişkin şemadaki verilere göre hesaplanmıştır. Mahkemece bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilerek belirlenen makul süre için davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak ve daha önceki yıllarda elde edilen kar miktarı esas alınmak suretiyle davacının kar mahrumiyeti isteyebileceği dikkate alınmadan, tek taraflı tanzim edilen tahmini gelir kaybına ilişkin evrakın dışında davacı tarafça somut verilere dayalı bir zarar ispatlanmadığı gerekçesiyle davacının kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 18.05.2023 tarih █████████- █████████ Esas ve Karar sayılı kararı)HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.Mahkememizden verilen █████/2018 tarih ve ... sayılı kararı İstinaf BAM. 43. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, dava mahkememizin ████████ Esasına kaydı yapılmıştır.Huzurdaki davada mahkememizce davanın reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında belirtilen kararın kaldırılmasına dair hususların tetkikinde davacının talep ettiği cezai şart ve kar mahrumiyeti tazminat kalemlerinden cezai şart bedeli hakkında verilen ret kararına ilişkin olarak istinaf ilamında ''Taraflar arasındaki bayilik sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi halinde davacının, sahibi olduğu intifa hakkı süresince satış istasyonundan istifade edeceği kararlaştırılmıştır. Maddenin devamında davalı bayinin, feshin kendisine bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde istasyonu davacıya teslim etmek zorunda olduğu aksi halde davacıya gecikilen her gün için 1000 USD cezai şart ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davaya konu intifa hakkının sahibi dava dışı ... A.Ş.(... ... A.Ş) olup, intifa hakkının Türk Medeni Kanununun 794.maddesi gereğince hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan, tapu kütüğüne tescil ile kurulan tescil işlemi tamamlanınca da herkese karşı ileri sürülebilen, kişi ile sıkı sıkıya ilişkili haklardan olduğu gözetildiğinde davacının sözleşmede yazılı "sahibi olduğu intifa hakkı süresince satış istasyonundan istifade edeceği" hükmüne dayanarak sözleşmenin feshinden sonra istasyonun kendisine teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak cezai şart talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru olup, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.'' denilmekle cezai şartın reddine dair mahkememiz tespiti yerinde görüldüğünden yeniden değerlendirme yapılmamıştır. Davacının kar mahrumiyetine ilişkin talebi bakımından ise TBK'nın 126. Maddesine göre ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceğinden müspet zararlardan olan kar mahrumiyetinin, sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde sözleşmenin haksız feshinde talep edilebileceği, taraflar arasında mevcut 25.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin 15.maddesinde haksız fesih halinde bayinin, maruz kalınan zarar ve satış kaybından dolayı mahrum kaldığı karı ödemekle yükümlü olduğu düzenlendiğinden ve sözleşmenin davalı tarafça herhangi bir haklı sebep ileri sürülmeden feshedildiği görülmekle davacının kar mahrumiyeti talep edebileceği anlaşılmıştır. İstinaf ilamı doğrultusunda mahkememizce bilirkişi heyeti görevlendirilmiş tanzim edilen ilk raporda ayrık görüş belirtilmesi nedeniyle eksik incelemelerin tamamlanabilmesi için yeni bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Tanzim edilen 25.03.2025 tarihli bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi ihtiva ettiği mahkememiz ve üst yargı denetimine açık yeterlilikte düzenlendiği anlaşılmakla hükme esas alınarak tanzim edilen rapora göre davacının dava konusu edilen istasyonun bulunduğu bölgede yeniden bayilik kurabilmesi için gerekli sürenin 6 ay olduğu anlaşılmıştır. Tanzim edilen 25.03.2025 tarihli raporda kar mahrumiyeti alacağı TL cinsinden hesaplanmış ise de taraflar arasındaki sözleşmede paranın nevinin USD cinsinden belirlendiği, davacının kar kaybının 6 ay olduğunun kabul edilmesi halinde 6.686,5 USD talep edilebileceğinin belirtildiği, alınan son raporda da yapılan TL cinsinden hesap ile uyumlu olduğu, davacının talebinin 5.000,00-USD olduğu anlaşılmakla istinaf ilamına ilişkin eksikler tamamlandığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi açıklandığı üzere;1-Taleple bağlı kalınarak davanın KISMEN KABULÜ ile 5.000,00 USD kar kaybı alacağın, 02.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.036,63-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 312,87-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 723,76-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 15.175,5-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 3.035,1-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan; 27,70-TL Başvuru Harcı, 312,87-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 340,57TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,6-Davacı tarafından yapılan; Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 30.066,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 25.054,41-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından yapılan 10.500 TL yargılama giderinin davanın ret nispetine göre 1.749,3 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına,8-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip ...E-İMZAHakim ...E-İMZA