Anahtar kelimeler: Wwwcom Salonu Salonunu Site Sitesinin Spor Koşulu Satışı Üyeliği Aşnin

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: █████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Ceza koşulu alacağı (Üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı .... A.Ş.'nin www...com alan adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, bu site üzerinden tüketicilere spor salonu üyeliği satışı gerçekleştirdiklerini, davalının gerçek kişi tacir olarak "..." isimli spor salonunu işlettiğini, taraflar arasında 18.1.2018 tarihinde üye iş yeri sözleşmesi imzalandığını, ayrıca ek protokol akdettiklerini, sözleşme uyarınca davalının "rakip firmalarla ticari faaliyete girmeyeceğini" taahhüt ettiğini, ancak bu taahhüdünü yerine getirmeyerek davacı ile aynı işi yapan ... isimli firmayla çalışmaya başladığını, bu durumun 5.10.2018 tarihinde noterce tespit edildiğini, bu nedenle davacının ihlal tarihine kadar davacının yerine getirdiği toplam bedelin on katı tutarında cezai şarta hak kazandığını iddia ederek, bu cezai şart alacağının 1.000 TL'lik kısmının ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 04.02.2020 tarihli davanın kısmen ıslahına ilişkin dilekçesi ile; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ek protokol'ün 3.1. maddesinin d fıkrasına göre her ilan başına 5.000-TL'den, şimdiye değin iki ilan yayınlanmasından 10.000-TL, Ek Protokol'ün 3.2. Maddesinin c fıkrasına göre ise Ek Protokol'ün imza tarihinden (18.01.2018) feshe kadar aylık 5.000,000 TL'lik dijital pazarlama hizmetinden kaynaklı toplamda (8 ay * 5.000-TL) 40.000,00 TL'nin on katı tutarında belirlenen 500.000,00 TL ceza koşulu alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; kısmi dava olarak açılan işbu davanın yargılamasına dava değeri nedeniyle tek hakim tarafından başlanıldığını ve dava dilekçesinin, davalının "Kozyatağı mh. Şemsettin ... cd. No: ..İç Kapı No: ..." adresine TK 21/2. Maddesi uyarınca tebliğ edildiğini, davacı vekilinin 4.2.2020 tarihli dilekçe ile dava değerini ıslahla 500.000 TL'ye yükselttiğini, davalı vekilinin ıslah dilekçesi ile davadan haberdar olunduğunu ve 29.5.2020 tarihli dilekçe ile tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürdüğü, UYAP'tan yapılan incelemede, davalının mernis adresinin 30.10.2017 tarihinden itibaren "Kozyatağa mh. ... cd. No: ... İç kapı no: .. Kadıköy" olduğu, dava dilekçesinin mernis adresinin güncellenmemesi nedeniyle yanlış adrese yapıldığı, buna göre dava dilekçesinin tebligatının geçersiz olduğu anlaşılmış olduğu, davalı vekilinin süresinde sunduğu █████/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle, davaya konu alacağın kaynağı olan sözleşme ve eklerindeki imzalarla yazıların davalıya ait olmadığını, davalının davacı ile herhangi bir sözleşme imzalamadığını, davalının Üsküdar 16. Noterliğinin 11.10.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile verdiği cevapta davacı ile aralarında imzalanmış herhangi bir sözleşme olmadığını davacıya bildirdiğini, yine davalının imzası bulunmayan Üye İş Yeri Sözleşmesi Ek Protokolünün 3.21. Dijital Pazarlama Çalışması Yükümlülüğü" başlıklı maddesinin a bendinde, davacının davalıya dijital pazarlama çalışmalarında bedelsiz destek olacağının ifade edildiğini, bu nedenle davacının davalıdan bedel talep edemeyeceğini, davalıya yapılan tebligatların usulsüz yapıldığının kabulü ile davalının davayı öğrenme tarihinin 12.5.2020 olarak tespitine, imza incelemesi yaptırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, sadece taraflar arasında düzenlenen işyeri sözleşmesinin davalı yanca ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Yani dava "davacının, davalı ile imzaladığı sözleşme nedeniyle hizmet bedeline" ilişkin değildir. Davacı, işbu davada davalıya verdiği hizmetin bedelini istememekte, sadece davalının imzaladığı sözleşme uyarınca davacının yerine getirdiği bedelin on katı tutarındaki cezai şartı talep etmektedir.Davacının istemine konu ceza koşulunun (cezai şartın) türlerinin düzenlendiği TBK m. 179 “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." hükmünü haizdir.Davacının iddiasına konu "Protokol" başlıklı sözleşmenin 4.1. hükmünce kararlaştırılan ceza koşulu (cezai şart) türü, her ne kadar taraflarca "ifaya eklenen ceza koşulu" olarak tabir edilmişse de TBK m. 179/I hükmünde düzenlenen "ifa yerine (seçimlik) ceza koşulu”dur. Başka bir deyişle protokolün 4.1. hükmünde düzenlenen ceza koşulu, borcun hiç ifa edilmemesi ya da kötü ifa edilmesi halinde muaccel olunca alacaklı, seçimlik yetkiye sahip olacak ve ifa ya da ceza koşulunun yerine getirilmesini seçecektir. Protokolün 4.1. hükmünde “İşbu münhasırlık taahhüdünün herhangi bir şekilde üye işyeri tarafından ihlal edilmesi halinde, ... tarafından ihlal tarihine kadar yerine getirilmiş olan yükümlülüklerin toplam bedelinin 10 katı tutarında cezai şartı, nakden ve defaten ...’a ödemekle yükümlüdür.” şeklinde olup protokoldeki imzanın davalıya ait olduğu veya davalının rızası dahilinde temsilcisi tarafından yapılması halinde taraflarca sözleşme özgürlüğünce hüküm tesis edildiğinden TBK m. 179/I hükmü uyarınca davacının ceza koşulu alacağına hak kazanacağı sabittir.Ancak yukarıda belirtildiği üzere davacı, işbu davada davalıya verdiği hizmetin bedelini istememekte, sadece davalının imzaladığı sözleşme uyarınca davacının yerine getirdiği bedelin on katı tutarındaki cezai şartı talep etmektedir. Bu nedenle davacının, davalının spor salonu ile ilgili yayınladığı ilânların yayınlanmasının davamız açısından bir önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan her ne kadar bilirkişiler ..., ... ve Dr. Öğretim Üyesi ... tarafından düzenlenen 16.9.2019 tarihli raporda "davacının davalıdan 11.1.2018 tarihinde 5 TL, 9.2.2018 tarihinde 35 TL olmak üzere toplam 40 TL ödeme aldığı" tespit edilmiş ise de bu tespitin işbu dava açısından bir önemi yoktur.Tüm bu nedenlerle davaya konu sözleşme ve ek protokol başlıklı belgenin davalı tarafından imzalandığı ve taraflar arasında cezai şarta ilişkin geçerli bir sözleşme olduğu davacı tarafça kanıtlanamadığından ve bu nedenle davacının ifa yerine ceza koşulu istemesi mümkün bulunmadığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı tarafa yapılan tebligatların usulsüz olmasından dolayı kusurlarının bulunmadığını, davalıya yapılacak tebligatların hatalı adrese gönderilmesinde mahkeme kaleminin kusurlu olmasına rağmen kusur kabul edilerek yok sayıldığını, taraflar arasında ticari ilişkinin olduğunu, üye iş yeri sözleşmesi ve sözleşmeye ek olarak akdedilen ek protokol ile müvekkili şirket arasında anlaşma sağlandığını, müvekkilinin www...com internet sitesi üzerinden tüketicilere spor salonu üyeliği satışını gerçekleştirdiğini, spor salonu üyeliği satın alan tüketicilerin müvekkilinin spor salonlarının tamamından yararlanma hakkına sahip olduklarını, davalı ile müvekkili arasında bu şekilde anlaşma sağlandığını, davalının ... isimli spor salonu işlettiğini, müvekkilinin anlaşması doğrultusunda davalının müvekkilden üyelik satın alan tüketicilere sahibi olduğu spor salonunu kullandıracağını ve bu konuda müvekkiline münhasırlık sağlayarak rakip firmalar ile herhangi bir ticari faaliyete girmeyeceğini, bunun karşılığında müvekkilinin bu kullanımlar için davalıya bir bedel ödeyeceğini ve davalının spor salonunun tanıtımı için dijital pazarlama çalışmalarını yapacağını, davalı için yapılan tüm reklam ve dijital pazarlama çalışmalarının dosyaya sunulduğunu, hiç kimsenin ticari ilişkisi içerisinde olmadığı birine sırf iyilik olsun diye piyasadaki müşteri kitlesini ve güvenirliliğini kullanarak reklam çalışması yapmayacağını, aksi durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bilirkişi raporunda dijital pazarlama çalışmalarına yer verildiğini, buna rağmen davalının kendileri ile çalışmadım hiç teklif almadım şeklinde yemin etmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin davalının reklamını yapmak gibi bir niyeti olamayacağına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin sırf bu nedenle ispat edilmiş olduğunun kabulü gerektiğini, davalı hakkında yalan yere yemin suçundan şikayette bulunma haklarının saklı tutulduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmede gerçekleştirilen pazarlama faaliyetlerinin bedellerinin belirlendiğini, mahkeme gerekçesinde hizmet bedelinin istenmediği sadece sözleşme uyarınca ceza şartının talep edildiğini, spor salonu ile ilgili yayınladığı ilanlarını önemi bulunmadığının belirtildiğini, eksik inceleme yapıldığını, dijital pazarlama bedelinin aylık 5.000,00 TL kabul edileceğinin düzenlendiğini, tespitin hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklanan ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, taraflar arasında üye iş yeri sözleşmesi ve ek protokolün düzenlenip düzenlenmediği, davacının sözleşme kapsamında yapmış olduğunu iddia ettiği ilanların sözleşmenin varlığı ve alacağın kabulü için yeterli olup olmayacağı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflara ait imza ve kaşenin yer aldığı, 18.01.2018 tarihli ... Üye İş Yeri Sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede; davalının üye iş yeri olarak yer aldığı, sözleşmenin 2.maddesinde; amaç ve konunun düzenlendiği, sözleşme konusunun üye iş yerinin ayrıntıları ek-A'da belirtilmiş olan hizmetlerinin ... vasıtasıyla müşterilerine satış sunulmasına ilişkin tarafların hak ve yükümlülüklerinin tespiti olarak belirlendiği, 4.maddede; tarafların hak ve yükümlülükleri başlığı ile; üye iş yerinin sözleşme süresi boyunca ... müşterilerine üye iş yeri sıfatı ile hizmet sunmakla yükümlü olduğu, 4.8.bentte; üye iş yerinin iş bu sözleşme süresince rakip firmalar ile doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir şekilde ticari ilişkiye giremeyeceği, (münhasırlık taahhüdü) iş bu münhasırlık taahhüdünün herhangi bir şekilde üye iş yeri tarafından ihlal edilmesi halinde ...'ın sözleşmeyi haklı nedenle feshedeceği ve/veya münhasırlık taahhüdünü ihlal sebebiyle tüm zararları talep etme hakkına sahip olacağına yer verildiği, sözleşmenin yürürlük tarihinin 5.maddede yer aldığı, imza tarihinde yürürlüğe gireceği ve 12 ay sözleşmenin yürürlükte kalacağı, tarafların sözleşmeyi en az üç ay önceden yazılı olarak sona ereceğini bildirmedikçe aynı şartlarla birer yıllık sürelerle uzayacağı hususuna yer verildiği, üye iş sözleşmesine ait ek protokolün yer aldığı, ek protokolün 4.maddesinde; üye iş yerinin yükümlülüklerinin düzenlendiği, 4.1.bentte; üye iş yerinin ek protokol süresi boyunca ve herhangi bir sebeple sona ermesinden itibaren 6 ay boyunca rakip firmalar ile doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir şekilde ticari ilişkiye giremeyeceği, münhasırlık taahhüdünün herhangi bir şekilde üye iş yeri tarafından ihlal edilmesi halinde ... tarafından ihlal tarihine kadar yerine getirilmiş olan yükümlülüklerin toplam bedelinin 10 katı tutarında cezai şart (ifaya eklenen) cezai şartın nakden defaten ...'a ödemekle yükümlü olduğuna yer verildiği, ek protokolün davalı şirket kaşe ve imzası yazılmak suretiyle dava dışı ... adı ve soyadının yer aldığı, davacı şirket tarafından ...'a dair dijital mecrada reklamların gerçekleştirildiği, davalı unvanı ile birlikte "şimdi ...'a" şeklinde reklamının yer aldığı, davacı şirket tarafından 05.10.2018 tarihinde Beyoğlu 36. Noterliğinde düzenlenen ihtarnamede; 18.01.2018 tarihli sözleşmenin ihlali nedeniyle cezai şart alacağının ödenmesi ve sözleşmeyi aykırı davranışları sonlandırılmasının talep edildiği, içeriğinde üye iş yeri ve ek protokol uyarınca üye iş yeri için 10.000,00 TL tutarında iki ilan yayınlandığı, dijital pazarlama yükümlülüğü açısından aylık 5.000,00 TL 8 ay için 40.000,00 TL harcama yapıldığı, üye iş yerine yatırım yapıldığı, muhatap şirketin ise münhasırlık taahhüdünü ihlal ederek müvekkilini zarara uğrattığını belirterek 4.1.maddesi gereğince cezai şart ödemekle yükümlü olduğu, toplam 500.000,00 TL tutarındaki cezai şartın üç gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, davalı tarafça 11.10.2018 tarihli Üsküdar 16. Noterliğinde düzenlenen ihtarnameye cevap ile bahse konu herhangi bir sözleşme veya benzeri evrakın olmadığı, şahıs işletmesi spor klubü olarak faaliyet gösterdikleri, çekilen ihtarnamenin firma ve şahsı ile alakası olmadığını, haksız yere ihtarname gönderildiği belirtilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin saklı tutulduğunun ifade edildiği, davacı tarafça 04.12.2018 tarihli dava dilekçesi ile iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Davalının dava dilekçesinde gösterilen adresine çıkarılan tebligatların adreste tanınmadığı gerekçesiyle bila tebliğ dönmesi üzerine Tebligat Kanunun 21.maddesi gereğince gerçekleştirilmiştir.23.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının bahsi geçen www...com internte web sitesinin kullanımda ve aktif olduğu, davalının spor salonu için davacının sözleşme ile dijital pazarlama ile ilan yayınları yükümlülüklerini yeri getirmiş olduğu, taraflar arasında yapılan ek protokol 4.1.maddesi gereğince; davalının rakip firmalar ile herhangi bir ticari faaliyete girmemeyi üstlendiği fakat bu kapsamda rakip firmalar ile çalışmış olduğu, TBK 179.maddesi gereğince ifa yerine ceza koşulunun düzenlendiği, davacının 1.000,00 TL'lik talebi doğrultusunda ceza koşulu alacağına hak kazandığı belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; bilirkişilerin tespit ettiklerini, rapora itirazları olmadığını belirterek, dava değerini 500.000,00 TL olarak ıslah etmişlerdir.Davalı vekili, müvekkiline gönderilen tebligatlara, dava dilekçesine, bilirkişi raporuna ve ıslah dilekçesine karşı itiraz ederek, müvekkilinin davadan ara karar ve ıslah dilekçesinden mernis adresine gönderilen tebligat ile haberi olduğunu, önceki tebligatların ikamet etmediği adreslere gönderildiğini, müvekkilinin 30.10.2017 tarihinde İstanbul ili Kadıköy ilçesindeki adrese taşındığını, 01.11.2017 tarihinde ilgili birimlere bildirimde bulunduğunu ancak dava dilekçesinin usulüne aykırı olarak farklı bir adrese tebliğe çıkarıldığını ve iade edildiğini, tebligatın iade edilmesi üzerine başkaca bir usulsüzlük yapılarak müvekkilinin 30.10.2017 tarihinden itibaren ikamet etmediği, mernis adresine tebligat gönderildiğini ve muhtıra teslim edildiğini, tebligatların eski mernis adresine gönderilmeye devam edildiğini, geçerli olmadığını, davadan 12.05.2020 tarihinde haberdar olduğunu, müvekkilinin sözleşme ve eklerindeki imzaları kabul etmediğini, yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını ihtarnameye cevapta sözleşme olmadığının açıkça belirtildiğini, raporun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, cezai şartın geçerli olamayacağını belirtilerek, imza incelemesi yaptırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi 23.06.2021 tarihli raporda; inceleme konusu belgelerin aslının temin edilmesi durumunda rapor düzenleneceği belirtilerek eksik hususlar bildirilmiştir.Davacı vekili 15.09.2021 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; ...'ün davalının çalışanı olduğunu düşündüklerini, her ne kadar sözleşmeleri davalının imzaladığını beyan etmişler ise de müvekkili şirketin böyle bir çalışana imzalatmış olabileceğini bu konuda yazılı beyanda bulunmak için süre talep ettiklerini, ...'ün nerede çalıştığının tespitini talep etmiştir.Davalı vekili aynı celsede zapta geçen beyanında; ...'ün müvekkili çalışanı olmadığını, daha önceden beyanda bulunduklarını, kim olduğunu bilmediklerini ifade etmiştir.Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi 02.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; inceleme konusu belgelerde ...kaşe izleri üzerinde atılı imzaların davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği ifade edilmiştir.06.04.2022 tarihli duruşmada davacı vekili zapta geçen beyanında; davalı tarafa yemin teklif ettiklerini ve yemin olarak da ...'ün imzalayıp imzalamadığı, çalışanı olup olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı aynı celsedeki yeminli beyanında, sözleşmeyi kendisinin imzalamadığını, ...'e veya başka birine yetki vermediğini, şirketin şahıs şirketi olduğunu, kendisinden başka bir yetkilisinin bulunmadığını, davacı şirket ile hiç çalışmadığını, kendilerinden teklif almadığını beyan etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı taraf davalının imzaladığını iddia ettiği sözleşme ve ek protokole dayalı olarak cezai şart alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı ise sözleşmeyi ve sözleşmedeki imzaları kabul etmemiştir. Bu durumda, davalıyı bağlayacak sözleşmenin varlığını ispat külfeti davacı taraftadır. Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde imzanın davalıya ait olduğu ispat edilememiştir. Diğer taraftan, ek protokolde üye iş yeri altında adı geçen ...'e ait SGK kayıtlarından davalı çalışanı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili 15.09.2021 tarihli zapta geçen beyanında, sözleşmeleri davalının imzaladığını belirtmiş ise de çalışana imzalatmış olabileceklerini ileri sürmüştür. Dava dışı gerçek kişinin davalı çalışanı olduğu ispat edilemediği gibi sözleşme ve ek protokolde davalı şirketi temsilen imzalandığına dair herhangi bir delil de mevcut değildir. Davacı tarafça, sözleşmenin davalı tarafça imzalandığı ispat edilememiştir. Yemin teklifi, davalı tarafça kabul edilip teklif edilen yemin eda edilmiş ve iddialar kabul edilmemiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar dijital reklamlarla gider yapıldığı ve söz konusu reklam giderlerinin müvekkili tarafından yapılmasının sebepsiz olamayacağı ileri sürülmüş ise de bu konu davalının sorumluluğunu gerektirmeyeceğinden aksine iddialar yerinde görülmemiştir. Sözleşme yapıldığı iddia edilen tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 12/1maddesinde, sözleşmenin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı olmadığına yer verilmiştir. Aynı yasanın 14/1 m. ise yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunmasının zorunlu olduğu, 15/1 de ise imzanın borç altına girenin el yazısı ile atılmasının zorunlu olduğuna yer verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık el ile atılan imzaya ilişkin olması nedeniyle yasanın farklı düzenlemesi değerlendirilmemiştir. Sonuç olarak, davacı tarafça davalının sorumluluğuna neden olacak, alacak iddiasını ispatlar geçerli bir sözleşmenin varlığı ispat edilemediğinden, davanın reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararında, yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU
: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.