Anahtar kelimeler: İban Şasi Devralındığını Havalesi Satımdan Otomotiv Bahse İthal Plaka Euro

T.C.

İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma ait ... plaka sayılı ... şasi nolu aracın 08.12.2010 tarihinde davalılardan satın alındığını, dava konusu aracı davalılardan ...'ın ithal ettiğini, ... Otomotiv aracılığı ile davalılardan ...adına kayıtlı iken müvekkil kurum tarafından devralındığını, araç bedeli olan 96.000,00 EURO, banka havalesi yoluyla davalı ... vekili ...'nin ... no'lu Iban hesabına ödendiğini, bahse konu aracın .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar Sayılı ilamı ile müsadere edildiğini, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile istinaf taleplerinin reddedildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 13.03.2024 tarihli ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile müsadere kararının kesinleştiğini, müvekkil kurumun aracı tamamen iyi niyetli şekilde ve ticari teamüller çerçevesinde edin olduğunu, müsadereye konu suçu bilmemekle beraber suçla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin belirttiği bedel karşılığında aracı satın almış olmasına rağmen, müsadere kararı sonrası mülkiyet hakkının sona erdiğini ve araç bedeli oranınca zarara uğradığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 'Ayıptan Sorumluluk' Başlıklı 219. Maddesi uyarınca müvekkili kurumun satın olmuş olduğu aracın müsadere edilmesi sonrasında araçtan beklediği faydanın ortadan kalktığını, müvekkili kurumun bu sebeple uğradığı zarardan dolayı sorumluluğun davalılara ait olduğunu, müvekkilinin davalılara 08.09.2023 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamede davalılardan alınan aracın müsadere edildiğini ve bu müsaderenin müvekkil kurumla ilgisinin bulunmadığını bu nedenle zarara uğradığını ve müsadere kararının kesinleşmesi durumunda her türlü yasal yola başvurulacağı belirttiğini beyanla, ... plaka sayılı ... şasi nolu aracın müsadere edilmesi nedeniyle Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAPLAR
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle yetki itirazının bulunduğunu, yetkili mahkemenin davalı müvekkilinin Başakşehir İstanbul olması ve diğer davalının adresinin Avcılar İstanbul olması dolayısıyla Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, görev konusunda da itirazlarının bulunduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkili yönünden pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin hiç bir zaman işlemlerin tarafı olmadığını, dava tarihi itibariyle müvekkil gerçek kişi ...'ın SERMAYE ŞİRKETİ OLAN ... limited şirketinin müdürü ve ortağı olduğunu, bilindiği üzere sermaye şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olması sebebiyle şirket yetkililerinin, şirket borçları yönünden şahsi olarak sorumluluğunun ve taraf sıfatının bulunmadığını, davacının davasını öncelikle aracı satın aldığı kişiye karşı açmasının gerektiğini, dolayısı davanın görevsiz, yetkisiz mahkemede ve pasif husumet olmamasına rağmen müvekkiline açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu davanın değerinin belli olduğunu, aracın satım bedelinin 190.000 TL olduğunu, davanın belli bir bedel üzerinden açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline ayıbı öğrendikten sonra süresi için ayıp ihbarında bulunulmadığını, bir an için davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünüyor ise davacının elde etmiş olduğu faydanın satım bedelinden mahsup edilmesinin gerektiğini, davacının 08.12.2010 tarihinde davalıdan noter satış sözleşmesi ile satın aldığı araç üzerine müsadere kararı verildiğini, ancak aracın, satış tarihinden ( 08.12.2010) zapt edildiği tarihe kadar, davacının zilyetliğinde kalmış olması nedeniyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 229. maddesi 1. bendi gereğince, "alıcının elde ettiği yararlanmanın"da satış bedelinden tenzil edilmesinin gerektiğini, oysaki, satılanın zaptı ile birlikte, alıcının satılandan elde ettiği faydaların da, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre hükmedilen alacaktan mahsubunun gerektiğini, satın alınan aracın kullanımı şeklinde cereyan eden menfaatin iadesi mümkün olmadığından, aynı nitelikte bir araç kullanabilmek için davacının yapması gereken harcamanın hesaplanarak sözleşme çerçevesinde ödenen meblağdan mahsubunun gerektiğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla davacının davası haklı görülür ve davacının talebi sayın Mahkemenizce kabul görülürse; Borçlar Kanunu'nun 229. maddesinde alıcının satım bedeli ve faiz talep edebilmesi için ''sözleşme sebebiyle elde ettiği menfaatlerin tamamını'' iade etmek mecburiyetinde olduğunu beyanla öncelikle davanın yetkisiz Mahkemede açılması nedeniyle yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, davanın görevsiz Mahkemede açılması nedeniyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, dava değeri belirlenebilir iken alacağın bir kısmının dava edilmiş olması nedeniyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle reddine, huzurdaki davanın hak düşümü ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı dikkate alınarak davanın bu yönüyle usulden reddini aksi halde davacının aynı nitelikte bir aracı kullanabilmek için ödemesi gereken meblağı (araç kiralama bedelinin hesaplanarak beyan edilen zarardan mahsubunu, davaya konu satım sözleşmesi sebebiyle davacının yaptığı vergi mahsuplarının hesaplanarak beyan edilen zarardan mahsubunu, davaya konu aracın alımı sebebiyle davacının amortisman gideri göstererek elde ettiği vergi avantajından doğan menfaatinin beyan edilen zarardan mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki, görev ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri ve görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davaya konu edilen hususun araç bedelinin ödenmesi olduğunu, belirli olan alacak nedeni ile belirsiz alacak durumunun da olmayacağı ve HMK 107 gereğince artık iş bu davanın da açılamayacağının aşikar olduğunu, zira davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu .... Noterliğine ait ... yevmiye numaralı 08.12.2010 tarihli noter satış sözleşmesinde görüleceği üzere araç satım bedeli 190.000TL olduğunun anlaşıldığını, dolayısıyla söz konusu bedelin belirli olup, usule aykırı olarak açılmış olan işbu davanın reddinin gerektiğini, söz konusu aracı ithal eden şirketin ... Otomotiv İthalat İhracat Ltd. Şti. Olduğunu, müvekkilinin davaya konu aracı şirketten iyiniyetli olarak aldığını bir süre kullandıktan sonra sattığını, bu nedenle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte dava, aracı ithal eden şirkete karşı açılması gerektiğini, bu nedenle müvekkil hakkında, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının 08.12.2010 tarihinde müvekkilden aracı aldığını ancak araçtaki ayıp veya zapt durumu ile alakalı herhangi bir ihtar veya ihbarda bulunmadığını, aleyhe hüküm kurulması durumunda davacının araçta elde etmiş olduğu faydaların belirlenecek tazminattan indirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu beyanla işbu davanın ilk itirazları ile öncelikle usulden reddine, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Mahkememizdeki davanın; davacı ...'na davalılarca satılan özel kullanıma ( hususi) tahsisli aracın müsaderesi nedeniyle satıcı ve ithal eden davalılardan araç bedelinin iadesi için açılan tazminat davasından ibaret olduğu anlaşıldı.
Emsal olarak; İstanbul Ticaret Odası tarafından, ..... A.Ş.'ne karşı açılan alacak davasında İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar ve █████/2022 tarihli ilamında ''..Davanın davacısı İstanbul Ticaret Odası'dır.
Ticaret ve Sanayi Odaları tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır (5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 4.maddesi) Anayasamızın 135. Maddesinde “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” düzenlenmiştir. Madde 135- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunla gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir. Ülkemizde değişik meslek kollarında faaliyet gösteren çok sayıda kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ; Ziraat odası, esnaf ve sanatkarlar odası, ticaret odası, sanayi odası, ticaret ve sanayi odası, deniz ticaret odası, ticaret borsası, tabipler odası, eczacılar odası, diş hekimleri odası, veterinerler odası, mimarlar odası, değişik dallardaki mühendislerin odaları, noterler odası, muhasebeci-muhasebeci mali müşavirler odası, yeminli mali müşavirler odası, barolar ve bunların üst kuruluşu olan birlikler ile esnaf ve sanatkarların üst kuruluşu olan birlikler, federasyonlar ve Konfederasyon’dur.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.... Bu durumda ,mahkemece davanın ticari dava olmadığı ,genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilmeden, işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmakla ..'' denildiği, yine İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar ve █████/2025 tarihli ilamında da benzer tespitler ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun karara bağlandığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda incelenmiştir.
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır.
Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; dava konusunun; davacı ...'na davalılarca satılan özel kullanıma (hususi) tahsisli aracın müsaderesi nedeniyle satıcı ve ithal eden davalılardan araç bedelinin iadesi için açılan tazminat davası olduğu, alım satım sözleşmesinin TBK ve KTK'ya tabi olup, Ticaret Kanununda yer alan sözleşmelerden olmadığı gibi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan davacının tacir olmadığı anlaşılmakla; mutlak ve nispi nitelikte ticari dava niteliğinde bulunmadığından davanın görev yönünden HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu itibarla mahkememiz iş bu davaya bakmaya görevli olmadığından 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/1-2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği saptanmış olup, mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizde açılan işbu dava; davacı ...'na davalılarca satılan özel kullanıma ( hususi) tahsisli aracın müsaderesi nedeniyle satıcı ve ithal eden davalılardan araç bedelinin iadesi için açılan tazminat davası olduğu, alım satım sözleşmesinin TBK ve KTK'ya tabi olup, ticaret kanununda yer alan sözleşmelerden olmadığı gibi, davacının tacir olmadığı anlaşılmakla; mutlak ve nispi nitelikte ticari dava niteliğinde bulunmadığından davanın görev yönünden HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,
2-HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
4-Davalı yanın ilk itiraz ve taleplerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair, davalılar vekillerinin vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!