Anahtar kelimeler: Tedbire Bam Sektöründe Esaskarar Sinai Sınai İbareli Fikri Tanınmış Beri

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ E.TALEP KONUSU
: İhtiyati Tedbire İtirazTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen tarih ve ████████ E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 1972 yılından beri gıda sektöründe faaliyet göstermekte olup tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olan müvekkilinin, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin ███████████ sayılı "..." ibareli markasının 29 ve 30. sınıflarda tesciline yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle markaların görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer olmasının yanında, kapsamlarında bulunan mal ve hizmetleri de benzer oluşu nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davaya konu markanın tescili halinde davalı şirketin haksız bir yarar elde etmesi ve müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarının zedelenmesinin söz konusu olabileceğini, "..." ibaresi müvekkilinin ticaret unvanında yer aldığından SMK'nın 6/6 koşullarının da gerçekleştiğini ve davalı şirketin müvekkilinin markasına benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2025-M-6781 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davaya konu ███████████ numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca markanın devir ve temlikinin dava boyunca engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.Davalı şirket vekili, 1981 yılından beri gıda alanında faaliyet gösteren müvekkilinin, ayırt edici "..." markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." markasında "..." ibaresi öne çıkarılmadığından markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresinin Türkçe’de yaygın kullanılan, anlam itibarıyla jenerik bir sıfat olup, zayıf bir ayırt ediciliğinin bulunduğunu ve tanınmışlık, kötüniyet ve ticaret unvanına bağlı tescil engeli koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, itiraza konu ihtiyati tedbir kararının yargılama sırasında taraf değişikliğini önleme ve davanın uzamasını önleme amaçlı olarak verildiği, davalının taraf değişikliğini önlemek amacıyla verilen ihtiyati tedbir nedeniyle uğradıkları veya uğrayacakları bir zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı ve verilen ihtiyati tedbir kararının davalının herhangi bir zararına sebeb olacak nitelikte bulunmadığı gerekçeleriyle tedbir isteğinin reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." markasının tanınmış marka vasfında olup bu markayı taşıyan ürünlerin ülke içinde hemen hemen her markette satışının bulunduğunu, taraf markalarının her ikisinin tanınmışlığı nedeniyle müşterilerin markaları karıştırmasının söz konusu olmayacağını, müvekkilinin "..." markasında davacıya ait "..." markasının öne çıkarılmadığını, markanın bütün olup ibarelerinin bölünemeyeceğini, markaların ağırlıklı olarak kullanıldığı ürünlerin farklı olduğunu, davacının iddiasını yaklaşık olarak ispat ettiğinden söz edilemeyeceğini, teminat alınmamasının ve yargılama sonucunda elde edilecek bir menfaatin ihtiyati tedbir kararı ile elde edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tedbire son verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Talep, ihtiyati tedbire itiraza ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda 3. kişilere devrin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu, söz konusu ihtiyati tedbirin yapılan yargılama sırasında taraf değişikliğini önleme ve davanın uzamasını önleme amaçlı olarak verildiği, taraf değişikliğini önlemek amacıyla verilen ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan veya uğranılacak bir zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-İhtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbire itiraz edenden alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan harçtan mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına dair,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.