Anahtar kelimeler: Tehdidi Satımdan Cebri İstirdat İkame İik Borçlusu Ödemenin İhbarnameleri İhbarnamelerine

T.C.
İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İşbu davanın, davacının üçüncü kişi sıfatıyla kendisine gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında yapmak zorunda kaldığı ödemenin iadesine ilişkin İİK m.72 kapsamında ikame edilmiş istirdat davası olduğunu, davacı ile icra takibinin borçlusu arasında herhangi bir ticari, hukuki veya sözleşmesel borç ilişkisi bulunmadığını, davacının, yalnızca İİK m.89 kapsamında gönderilen haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz edilmemesi sebebiyle icra takibi bakımından borçlu kabul edildiğini ve bu nedenle icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi üçüncü kişinin maddi hukuk bakımından gerçekten borçlu olduğu anlamına gelmediğini, davacı müvekkili tarafından yapılan ödeme gerçek bir borcun ifası niteliğinde olmayıp cebri icra tehdidi altında yapılmış bir ödeme olup davalı tarafın elde ettiği bedel hukuken sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, dolayısıyla icra dosyasına yapılan toplam 136.423,62-TL ödemenin İİK m.72 uyarınca istirdadı zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı alacaklı tarafından İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyası ile borçlularının ...A.Ş. (VKN:..), ...ve ... Ltd. Şti. (VKN: ...) aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu takip kapsamında davacı müvekkili ...'a üçüncü kişi sıfatıyla İİK m.89 uyarınca haciz ihbarnameleri gönderildiğini, davacı müvekkilinin hukuki bilgi eksikliği nedeniyle söz konusu ihbarnamelere süresi içerisinde itiraz edemediğini, bu nedenle icra takibi bakımından borcu kabul etmiş sayıldığını, ancak bu durum yalnızca takip hukuku bakımından sonuç doğurmakta olup, davacı müvekkilin takip borçlusuna gerçekten borçlu olduğu anlamına gelmediğini, haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle müvekkili hakkında cebri icra tehdidi doğmuş ve müvekkil bu tehdidi bertaraf edebilmek amacıyla ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu kapsamda davacı müvekkili tarafından; 08.01.2026, 20.02.2026, 23.02.2026 tarihinde olmak üzere toplam 136.423,62-TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından yapılan söz konusu ödemeler doğrudan icra dosyasına yapılmış olduğunu, tahsil edilen bedel davalı alacaklıya intikal ettiğini, müvekkili tarafından yapılan bu ödemeler gerçek bir borcun ifası olmayıp yalnızca cebri icra tehdidinin ortadan kaldırılması amacıyla yapılmış ödemeler olduğunu, söz konusu ödemelerin yapılmış olmasının maddi hukuk bakımından gerçek bir borç ilişkisi yaratmadığının kabulünün gerektiğini, davacı ile takip borçlusu arasında herhangi bir ticari ilişki, sözleşme ilişkisi veya borç doğuran hukuki ilişki bulunmadığından davacının takip borçlusuna karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının; takip borçlusu ile herhangi bir ticari ilişkisi, sözleşme ilişkisi, cari hesap ilişkisi bulunmamakla beraber taraflar arasında herhangi bir mal veya hizmet alımı da söz konusu olmadığını, haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği tarihler itibarıyla da davacının takip borçlusuna karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, bu hususun yargılama sırasında sunulacak banka kayıtları ve diğer deliller ile açıkça ortaya konulacağını,İstanbul ... İcra Dairesi'nin... E. Sayılı dosyası kapsamında cebri icra tehdidi altında ödenen toplam 136.423,62-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine, karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, icra dosyasına konu kambiyo senet alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle İİK md. 89 uyarınca üçüncü kişi davacı tarafından yapılan haksız ödemelerin taraflarına iade edilmesine ilişkin istirdat davasına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.Dava konusunun İİK md. 89'a dayandığı, taraflar arasında hukukî bir ilişkinin bulunmadığı gözetilerek yerleşik yüksek mahkeme içtihatları uyarınca davanın ticari dava olmadığı ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği kanaatine varıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulden REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun tespitine,2-Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine,4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına,Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18.03.2026Katip¸Hakim¸