Anahtar kelimeler: Oğluve Yönettiğini Davalıbirleşen Onayan Müdür Babası Kardeşi Çıkarma Kurulduğunu Eşi
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI
: ████████ Esas, ███████ Karar
HÜKÜM
: Ortaklıktan çıkarma ve tasfiye payı verilmesi
Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde davalı şirket vekili, birleşen davada davacı ... vekili ve davalı-birleşen davada davacı ... vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:
KARAR
I. ASIL VE DAVALAR
1.Asıl ve birleşen ████████ E. sayılı dava dosyalarında davacılar vekili dava dilekçelerinde; davalı şirketin 1992 yılında müvekkili ..., babası ... ve kardeşi ... tarafından kurulduğunu, daha sonra davacı ..., müvekkillerinin oğlu...ve ...'in eşi ...'nin de şirkete ortak olduklarını, 1992 yılından itibaren şirketi tek yetkili müdür olarak müvekkili ...'nun yönettiğini, 18.01.2012 tarihinde ...-... ve ... dışındaki ortakların aralarında toplantı yaparak 20 yılı aşkın süredir şirketi başarıyla yöneten ...'nun temsil yetkisini kaldırdıklarını, şirketten uzaklaştırdıklarını, müvekkillerinin şirkete girişlerinin engellendiğini, defter ve belgeleri inceleme imkanlarının yok edildiğini, tarafların karşılıklı olarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurularında bulunduklarını, karşılıklı birçok dava açtıklarını, şirketin kayyımlar eliyle yürütüldüğünü, şirket ortaklarının birlikte çalışma, kazanç, paylaşım ve ortak iradesini kaybettiğini, şirketin zarar ettiğini ve hızla küçüldüğünü, şirket bilgilerinin müvekkillerinden gizlendiğini, şirkete ait benzin istasyonu ... bayiliğinin ortaklar arası çekişme nedeniyle iskan ruhsatı alınamadığından protokole rağmen tapuya şerh işleminin gerçekleştirilemediğini, davalı ... ve ...'nun bankalar nezdinde girişimleri sonucu bankaların şirkete verilen kredilerini dondurduğunu, şirkete ait arsa üzerine AVM projesinin anılan davalılarca engellendiğini, şirketin kira borçlarının idareye el koyan ortaklarca ödenmediğini, şirket emlak vergilerinin, KDV'lerinin usulüne uygun şekilde yatırılmadığını ve takip edilmediğini, şirketin alacaklarında azalma, borçlarında artış olduğunu, şirketin iyi yönetilemediğini ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenle feshine, fesih kararı ile birlikte tasfiye memuru atanmasına, şirketin tasfiyesine, haklı nedenle şirketin feshi talebinin kabul edilmemesi halinde kişisel ağır kusurlarıyla ortaklığı zora sokan ortaklar ... ile ...'nun ortaklıktan çıkarılmasına ve paylarının tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, davacı ... vekili 23.06.2015 tarihli dilekçesi ile tarafların 26.02.2015 tarihli sulh protokolü ve aynı tarihli ek protokol ile anlaşma sağladığını, protokolün dava konusunda uzlaşması/anlaşması mahiyetinde olduğunu, davanın ıslahı gerekmediğini, ancak Mahkemece protokol içeriğinin ıslah ile nazara alınabileceği düşünülürse davayı 26.02.2015 tarihli sulh protokolü ve ek protokol kapsamında ıslah ettiğini, protokolün icrasını teminen şirkete ait taşınmazların satışı taleplerine izin verilmesini, şirkete yönetim kayyımı atanmasını, davanın protokol kapsamında devam ettirilerek protokolün icrasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların ... Ltd. Şti.'nin ortakları olduğunu, şirket ortağı ...'nun hisselerini Ölünceye Kadar Bakma sözleşmesi ile oğlu davacı ...'na temlik ettiğini, diğer oğlu ...'nun bu sözleşmenin iptali için dava açtığını, hissenin halen tescili yapılamadığını, şirketin 1992 yılından kuruluşundan 2012 yılına kadar davalı ...'nun müdürlük görevini üstlendiğini, usulsüz işlemleri nedeniyle 2012 yılında genel toplantısında temsil yetkisinin daraltıldığını, bundan sonra davalı ...'nun şirketin fesih ve tasfiyesi davası açtığını, anılan dava devam ederken tarafların kişisel ve şirket mallarının paylaşımı konusunda protokol düzenlediklerini, protokolun davalı ...'nun taşınmazların şahsına devrinde ısrarcı olması ve sair nedenlerle protokolün uygulanamadığını, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince haricen imzalanan protokol uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesine karar verdiğini, anılan kararın Yargıtay tarafından sulh protokolünün geçersizliği, mahkeme önünde yapılmaması, devri öngörülen taşınmazların resmi şekilde yapılmadığı ve Türk Ticaret Kanunu'ndaki düzenlemelere uymadığı gerekçesi ile bozulduğunu, davalı ... tarafından şirket ve şirket ortakları aleyhine bir çok dava açıldığını, bu süreçte şirkete denetim ve yönetim kayyımları atandığını, şirketin tüm malvarlığına tedbir konulduğunu, tedbirler ve davalar nedeniyle şirketin ana iştigal konusu petrol ticareti ve benzinlik işletmelerinin sona erdiğini, tedbirler nedeniyle nakliye araçlarının yenilenemediğini, demirbaşların eskidiğini, şirkete ait daire ve dükkanların satılamayıp atıl kaldığını, mevcut personelin 50 işçiden, 7 işçiye düştüğünü, şirketin kira ve faiz geliri dışında ticari faaliyetinin kalmadığını ileri sürerek ... Ltd. Şti.'nin feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen ████████ E. sayılı dava dosyalarında davalılar vekili cevap dilekçelerinde; şirketin feshi için haklı sebebin varlığını davacıların ispatlaması gerektiğini, şirketin ve ortakların içinde bulunduğu olumsuzluklara kendi davranışı ile neden olan davacıların dava açma hakkının bulunmadığını, şirketin kâr ettiğini, şirketin feshini gerektiren haklı nedenlerin mevcut olmadığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini, davacı ortakların şirketteki payının ödenerek ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerince açılan fesih davası nedeniyle davanın usulden ve derdestlikten reddi gerektiğini, müvekkili ...'nun müdürlük görevinden alınmasından sonra davalı ...'in şirketi kötü idare ettiğini, şirketin akaryakıt işine son verdiğini, aynı konuda şirket kurarak haksız rekabette bulunduğunu, şirketin EPDK lisanslarını iptal ettirip kendi şirketlerine devrettiğini, sulh protokolünün uygulanmaması sebebinin davalı taraf olduğunu, davacı tarafın çözüm olarak bölünmeyi dayattığını, müvekkillerinin önerilerinin dinlenmediğini, tarafların sulh protokolünde şirketin tasfiyesini kararlaştırmadıklarını, şirketteki hissedarlığın tasfiyesini, verilecek taşınmazlar karşılığında müvekkili ...'nun hisselerinin davacı ...'e verilmesinin kararlaştırıldığını, şirketin aktif kalacağını ve tüm hisselerin ...'in olacağını savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen protokolün icrası ile şirkette müvekkillerine ait toplam 45,1 hissenin protokol uyarınca sayılan taşınmazların müvekkiline devrine müteakip davalı ...'na devrine, taraflar arsındaki 26.02.2015 tarihli protokolün gerçekleşmiş rızai ifa sebebiyle tapu devirlerine ilişkin şekle aykırılığın düzeldiği ve geçerli sayılacağına, bu nedenle protokolde müvekkillerinin 45,1 hisse bedeline karşılık davalı şirketin sayılan taşınmazlarının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesi uyarınca iptali ile müvekkili adına tesciline, mülkiyeti şirkete ait araçların protokol gereğince müvekkili ...'a devrine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı şirket ortakları arasında uzun süreden beri anlaşmazlıkların yaşandığı, bu anlaşmazlıkların çeşitli davaların konusu olduğu, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin, kendilerinden bu ortaklığın sürdürülmesinin beklenmesinin dürüstlük kuralı gereğince mümkün olmayacak şekilde ortadan kalktığı, ortakların da ortaklık ilişkisini sona erdirme yönündeki iradelerini ortaklık mallarının paylaştırılmasına yönelik sulh anlaşmasıyla gösterdiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 636/3 hükmü uyarınca şirketin feshi için haklı neden şartının bulunduğu, limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığının, şirketin devamı için zorunlu olması ve şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmalarının beklenemeyeceği dikkate alındığında bu durumun şirketin feshi için haklı sebep olarak değerlendirilmesinin gerekeceği, ancak şirketin halihazırda faal bir şirket olduğu, şirketin devamlılığı ve feshin son çare olması ilkeleri karşısında fesih yerine 6102 sayılı TTK'nın 636/3 hükmü uyarınca duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği, somut olayda en uygun çözümün ortaklardan birine çıkma hakkının kullandırılması gerektiği, davacı ...'nun ıslah dilekçesi ile tasfiye talebinden vazgeçtiği ve şirketin yaşatılmasını öngören protokole göre karar verilmesini talep ettiği, birleşen dosyada davacı ...'nun ise işbu dosya ile birleşen davası ile şirketin tasfiyesini talep ettiği ve protokolde kendisiyle ailesinin imzasına müteakip bir kısım kazanımları elde ettikten sonra sulh protokolünün uygulanmasını kabul etmeyip sulhen kabul ettiği hususu bu kez kabul etmeyerek şirket müdürlüğü yetkilerine dayanarak ihtilafı sonlandırmaması ve protokole aykırı olarak şirketin tasfiyesi talebinde bulunan taraf olması nedeniyle birleşen dosyanın davacıları ... ve eşi ...'nun hisse bedelinin ödenerek ortaklıktan çıkarılması gereken taraf olduğunun anlaşıldığı, şirketin aktif kira gelirleri, mal varlığı, gayrimenkulleri ve banka mevduatı bulunduğu, 6102 sayılı TTK'nın 376. maddesine göre borca batık durumda olmadığı, davalı-birleşen dava davacılarının paylarının gerçek değerini ödeyecek özkaynağa sahip olduğu, birleşen dosyanın davacıları ... ve ...'nun payının gerçek değeri ödenerek ...'nun kendi hissesine isabet eden ayrılma akçesine, muris-şirket ortağı ...'nun hissesine isabet eden ayrılma akçesi üzerinden kendisinin yasal miras payı olan 1/2 tutarı da eklenmek suretiyle şirketten çıkarılmasının 6102 sayılı TTK'nın 636/3 hükmü kapsamında “duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm” olduğu sonucuna varıldığı, hükme esas alınan 02.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda şirket ortaklarının ayrılma akçelerinin şirkete ait rapor tanzim sürecinde en güncel tarihli veriler kullanılarak hesaplandığı, 02.01.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek ve kök raporlarında, bir kısım taraf vekilleri beyanında en uygun çözümün sulh protokolü içeriği olduğu belirtilmiş ise de Yargıtay bozma ilamı içeriği de nazara alınarak bu görüşe itibar edilmediği, şirket ortaklarından muris ...'nun şirketteki hissesinin 26.03.2014 tarihli noterde düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile oğlu ...'na devrinin iptali talepli açılan ████████ E. sayılı dosyada işlemin muvazaalı olduğunun kabulü ile işbu dava dosyası ile aynı tarihte karara çıkarak henüz kesinleşmediği ve bu haliyle tarafların murisi ...'nun hissesinin kime kalacağı hususunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bir an için muvazaalı olmadığı kabul edilse dahi limited şirket hisse devri yönünden ölünceye kadar bakım sözleşmesinin geçerliliği bulunmadığı, dolayısıyla murisin payına düşen ayrılma akçesinin her bir mirasçısına miras hisseleri olan 1/2 oranında intikal etme durumunun değişmediği, 6102 sayılı TTK'nın 595/1 hükmü uyarınca, limited şirket hisse devrine dair sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onanmasının geçerlilik şartı olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 595/2 hükmü uyarınca, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse (somut olayda şirket sözleşmesinde aksinin öngörülmediği) esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının gerektiği, devrin bu onayla geçerli olacağı, somut olayda, genel kurulun onayının bulunmadığı, davacı tarafın dayanak olarak ileri sürdüğü 6102 sayılı TTK'nın 596. maddesinde "Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer" şeklinde düzenlemeye yer verilmiş ise de davaya konu olan ve davacıya hisse devrini öngören 26.03.2014 tarihli düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesindeki hükümlerin "miras hakkını ve hukukunu ilgilendiren miras hukuku nitelikli ölüme bağlı tasarruf olmadığı, borçlar hukuku nitelikli sağlararası bir tasarruf" olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla 6102 sayılı TTK'nın 596. maddesinde belirtilen usule değil, anılan Kanun'un 595. maddesinde öngörülen prosedüre tabi olduğu; ancak somut olayda bu prosedürün işletilmediği ve genel kurulun onayının bulunmadığı, dolayısıyla şirket hisse devrinin de geçerli olmadığı kanaatine varıldığı, her ne kadar davacı tarafça, şirketin diğer ortağı tarafından şirket hisse devrine konu ölünceye kadar bakma akdinin muvazaa nedeni ile iptaline dair dava açıldığı ve genel kurulun toplanamayacağı, karar alınamayacağı da ileri sürülmüş ise de sağlararası hisse devrini öngören ölünceye kadar bakım akdi yapıldıktan sonra murisin hayatta bulunduğu yaklaşık 3 yıllık süre zarfında 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde öngörülen prosedür gereği genel kurul toplanarak karar alınması süreci işletilebilecekken bu usulün işletilmediği, murisin ölümünden sonra limited şirketlerde genel kurulu toplantıya çağırma usulünün de kanunda belirtildiği şekilde uygulanmadığı, şirket hisse devrinin 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde belirtildiği şekilde tamamlanmaması dolayısıyla geçerli olmadığı sonucuna varıldığından ...'nun kendi payına düşen ayrılma akçesi ile murisi ...'nun hissesine isabet eden ayrılma akçesinin kendisinin yasal miras payı olan 1/2'si oranında ayrılma akçesinin toplamı kadar lehine ayrılma akçesine hükmedildiği gerekçesiyle asıl dava, birleşen davalar ve karşı dava yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 636/3 hükmü gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine şirket ortağı ...'nun ve ...'nun, davalı ... Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ortaklığından çıkartılmasına, ...'nun 131.258.812,465 TL çıkma payının kararın kesinleşmesi ile beraber ve ...'nun 263.043,71 TL çıkma payının kararın kesinleşmesi ile beraber davalı ...... Ltd. Şti.'nden tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı-davalı ... vekili, davalı şirket vekili, birleşen davada davacı ... vekili ve davalı-birleşen davada davacı ... vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 15.05.2025 tarihli, █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davalı şirket vekili, birleşen davada davacı ... vekili ve davalı-birleşen davada davacı ... vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen-karşı davalar, limited şirketin haklı nedenlerle feshi ve tasfiyesi, tasfiye memuru atanması, haklı nedenle şirket feshinin kabul edilmemesi halinde ortaklıktan çıkarma ve payların tasfiyesi istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı şirket, birleşen davada davacı ... ve davalı-birleşen davada davacı ... vekillerinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
V. SONUÇ
: Davalı şirket, birleşen davada davacı ... ve davalı-birleşen davada davacı ... vekillerinin karar düzeltme isteminin HUMK'un 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'un 442/3 hükmü uyarınca takdiren 3.605,00'er TL para cezasının karar düzeltme isteyenlarden ayrı ayrı alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!