Anahtar kelimeler: Azline Paya Seçildiğini Seçildiği Kurduğu İstemli Yanın Ayrılmış Müdür Hissesinin

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Ticari Şirket (Fesih İstemli), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Asıl - Karşı ve Birleşen Ticari Şirket (Fesih İstemli), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVA
: Davacı - karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ...’in 20.12.1994 tarihinde sermayesi 1.000 paya ayrılmış 100.000,00 TL sermayeli ... Şirketini kurduğu; şirketin sermayesinin 500 hissesinin davacı yanın, 500 hissesinin davalı yanın olduğunu, şirket kuruluşu ile şirket müdürü olarak ...'in seçildiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren 09.02.2020 tarihine kadar genel kurul kararı ile ...’in müdür seçildiği; 09.02.2020 tarihinden sonra aksi kararlaştırılıncaya kadar davalı ...'in şirketin genel müdürü olarak görevine devam edeceğini, şirket müdürü ...'in şirket faaliyetlerini yürütmesi için davacı yan adına işlem yapabilme yetkisi aldığını, ...'in diğer ortağı olan davacı yanın haberi olmadan, genel kurul kararı alınmadan şirketin ... şubesini açtığını, ...'in davacı yana keşide ettiği ... 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli azilname ile şirketin banka ve finansal işlemleri kapsamlı vekaletnamedeki yetkilerden davacı yanın azledildiği; sebep olarak “gördüğüm lüzum üzerine’’ ibaresi dışında başka bir sebep gösterilmediği; davacı yanın banka ve finansal işlemlerle ilgili vekilliğinden azledilmesinden 12 gün sonra şirket yetkilisi ...’in, davacı yanın haberi olmadan ...bank ... şubesinden 500.000,00 TL ve 1.094.142,50 TL olmak üzere şirket adına ihtiyaç sebebiyle kredi çektiğini, şirket muhasebe kayıtları incelendiğinde şirketin kredi çekmeyi gerektirecek borcu olmadığının görüleceğini, ...'in şirketten kendisine maaş ödemesi ve kâr ödemesi yaptığını davacı yanın 2021-2022 yılları faaliyet dönemi için yapılan genel kurul toplantısına çağrılmadığını belirterek TTK 636 uyarınca davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, ...’in payı ödenerek haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin █████/2023 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir ve şirkete kayım atanması taleplerinin reddine karar verilmiştir.
CEVAP - KARŞI DAVA
: Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; şirketin yeni açılan şubesinin “...” adresinde, şirket merkezinin tam karşısında olduğu; şube açılışıyla ilgili mal sahibiyle görüşen ve bu iş yerini kiralayanın bizzat davacı olduğunu, şirket ortağı ... tarafından davacı yana verilmiş olan mali ve parasal yetkiyi içeren vekaletnamenin 24.04.2023 tarihinde iptal edilmiş olduğunu, davacının mali işlerle ilgili çelişkili beyanlarından şüphelenen şirket müdürü ...’in, şirketin banka hesaplarını incelediğinde davacının şirketin banka hesabından şahsi hesabına paralar aktardığını fark ettiği ve davacıya parasal işler için vermiş olduğu vekaletnameyi 24.04.2023 tarihinde iptal ettiği; şirket tarafından alınmış her hangi bir karar olmamasına rağmen davacı ...’ın 10.12.2022 tarihinde 338.000 Euro tutarındaki bir parayı şirket hesabından kendi şahsi hesabına aktardığı, “ortaklar cari hesabına ödenen‘’ şeklinde bir açıklama yaptığını, geriye dönük banka hesapları incelendiğinde ise 14.06.2021 tarihinde 42.500 Euro, 01.06.2021 tarihinde 125.920 Euro, 25.02.2021 tarihinde 132.832 Euro, 20.10.2020 tarihinde ise 395.000 Euro gibi yüksek rakamlı tutarları şirket hesabından kendi hesabına aktardığının tespit edildiğini, şirket müdürü davalı ... tarafından bu tespitler yapıldığında davacıya olan güven ilişkisinin zedelendiği; davacının ortada hiçbir karar yokken şirket müdürünün de haberi olmadan yapmış olduğu şahsi hesabına para aktarma işlemi, davacının sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucunu ortaya çıkardığından şirket müdürü olarak davacıya parasal konular için verilmiş olan vekaletnamenin iptal edildiğini, davalı şirketin tekstil ürünleri imalat ve ihracat işi ile iştigal ettiğini, şirket alacaklarının 6 ay vadeli çeklerle ödendiğini, çeklerin ödeme zamanı 6 ay sonrası olduğundan bu zaman zarfında şirketin cari ödemeleri için nakit ihtiyacı hasıl olduğundan şirket ortakları tarafından şahsi hesaplarından şirket hesabına para aktarıldığını, davacıya verilen vekâlet iptal edildikten sonra şirketin işlerinden kendi isteğiyle uzaklaştığını, davacı tarafın vekâletinin iptalinden sonra şirketin cari ödemeleri için ...'in şirkete finansman sağladığını, çekilen kredinin bir kısmıyla şirketin kira, işçi ödemeleri, vergi ödemeleri vs. Yapıldığını, şirketin kurulduğu tarihten vekaletnamenin iptal edildiği tarihe kadar, şirketin mali işlerden sorumlu kişisinin davacı taraf olduğunu, şirketin müdürü ...'in maaş ödemesi ile kâr ödemesi aldığını yeni öğrendiği iddiasının yersiz olduğunu, Temmuz 2023 ayı itibariyle de şirkete hiç uğramadığını, şirkete geldiği dönemde de şirketin karar defteri ve şirket adına kayıtlı banka hesap ve müşteri maillerinin yer aldığı bilgisayarı da şirketten alarak kendisiyle birlikte götürdüğü; şirket merkezinde olması gereken karar defterini ve bilgisayarı sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak ve suç teşkil edecek şekilde kendi yanına aldığını, 21 Haziran 2023 tarihinde gerek şirkete gerekse de şirket ortağı ...’e, 2021-2022 faaliyet dönemi açısından genel kurulun toplantıya çağırılması için ihtarname çektiğini, 21 Temmuz 2023 tarihinde davacıya ihtarname gönderilerek şirkete ait karar defterinin geri getirilmesinin ihtar edildiğini, davacının ... 44. Noterliği ... yevmiye nolu ...tarihli cevabi ihtarnamesi ile şirket karar defterinin alındığı hususunun ikrâr edildiğini, şirkete ait karar defterlerinin iade etmeyeceğinin de beyan edildiğini, davacı tarafın şirket ortaklığı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ortalıktan kaynaklanan şirkete finansman sağlama hususunu ...’in üzerine yıktığını, davacı şirkete tedarikçi olan firmaları arayarak ham madde verilmemesi yönünde telkinlerde bulunduğunu, şirketin siparişlerini engellemeye çalıştığı; öte yandan çalışan personelleri de arayarak şirketi kapattıracağını, çalışmayı boykot etmeleri gerektiğini söylediğini belirterek davanın reddine ve karşı davanın kabulü ile davacı-karşı davalı ...’ın payının ödenerek haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
KARŞI DAVA CEVAP
: Davacı - karşı davalı cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket merkezinin bulunduğu adresin karşısında bulunan “..." adresindeki taşınmazın davalı şirketin deposu olarak kiralandığını, depo olarak kiralanan ve 7-8 yıldır depo olarak kullanılan dükkan için davacının kira ödemesi yaptığını, bu adresin şirketin şubesi olarak açılmış gösterildiğini, davacı yanın bu dükkânı şirketin şubesi olarak kullanacağına ilişkin herhangi bir kira sözleşmesi imzalamadığını, davacı yanın imzasının taklit edildiğini, bu konuda suç duyurusunda bulunulacağı; 19.12.2022 tarihinde davacının şahsi hesabına ödenen 338.000 Euro'dan, ertesi gün 20.12.2022 tarihinde diğer ortak ve şirket müdürü davalı ...'in hesabına 225.000 Euro gönderildiğini, ödemelerin tamamının şirket müdürü ve finansal işlemlerin denetimini yapan ...'in bilgisi dahilinde olduğunu, davacı yanın, davalı şirkete kendi şahsi hesabından borç verdiğini, davacı yanın şirketten kendi isteğiyle uzaklaşmadığı, davalı tarafından şirkete gelmesinin engellendiği; davalı tarafın kredi çekme konusundaki beyanlarının tutarsız olduğunu, hem şirketin krediye ihtiyacı olduğunu hem de üretim yapan ve kâr elde eden bir şirket olduğunu beyan ederek çeliştiğini, davalı ...'e ait ... A.Ş. bankasındaki hesap dökümlerinin celbinin talep edildiği; şirketin Mart 2023'te genel kurul toplantısının ve toplantı çağrısının yapılması gerektiğini, davalı taraflarca süresinde toplantı yapılmak yerine Nisan 2023'te davacının vekaleti iptal edildiğini, vekalet iptalinin üzerinden 2 ay geçtikten sonra, davacının çekilen kredilerden haberdar olduğunu, 21.06.2023 tarihinde davalıya ihtar gönderildiğini, davalının ise bu ihtara cevap vermediğini, bu ihtarın üzerinden 1 ay geçtikten sonra 21.07.2023 tarihinde defterlerin iadesi için ihtar gönderildiğini belirterek asıl davanın kabulüne ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
: Davacı vekili tarafından sunulan █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının sermayesi 1.000 y.bin paya ayrılmış 100.000,00 TL olarak ... Limited Şirketini kurduğunu, şirketin sermayesi, müvekkilinin 500 hisse karşılığında 50.000,00 TL ve ... 500 hisse karşılığında 50.000,00 TL olarak taahhüt edildiğini, şirket ortaklarının kararı ile şirketin sermayesinin 72.000 paya ayrılmış olarak 1.800.000,00 TL'ye çıkarıldığını, sermayenin 36.000 paya karşılık gelen 900.000,00 TL'si müvekkili ve 36.000 bin paya karşılık gelen 900.000,00 TL'si davalı olmak üzere taahhüt edildiğini, şirket yetkilisi ve müdürünün davalı ... olduğunu, davalının şirket müdürü olarak yetkilerini kötüye kullandığını, şirketi gereksiz yere borçlandırdığını, genel kurulu toplamadığını ve sorumluluklarını yerine getirmediğini, bu nedenlerden dolayı; davanın kabulü ile TTK 630. maddesi uyarınca davalının, ... Limited Şirketindeki önetim ve temsil yetkilerinin kaldırılarak müdürlükten azline, TTK 235. maddesi uyarınca yargılama sonuçlanıncaya kadar dava dışı ... Limited Şirketine kayyım atanmasına ve işbu hususun ticaret sicil müdürlüğüne tescil ve ilan edilmesine, kayyım atanması talebimizin kabul edilmemesi durumunda, TTK 235. maddesi uyarınca gerekli önlemlerin alınması ile yargılama sonuçlanıncaya kadar davalının müdürlük yetkilerinin sınırlandırılarak müvekkilinin imzası olmaksızın işlem yapmaması yönünde tedbir kararı verilmesine ve işbu hususun Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilan edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
: Davalı vekili tarafından sunulan █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile ‘’TTK 636. Maddesi uyarınca davalı ... Limited Şirketinin haklı nedenle feshi ve ortaklıktan çıkarma istemli dava açıldığını, taraflarınca da davacı ortak ...’ın payının bedelinin ödenerek haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması talepli olarak karşı dava ikame edildiğini davanın ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası derdest olduğunu, dava konusu şirketin tekstil ürünleri imalat ve İhracat işi ile iştigal ettiğini, şirketin iki ortaklı bir şirket olduğunu, %50 hissedarı ... ,%50 hissedarı ise davacı ...'a ait olduğunu, şirketin bütün mali ve parasal işlerinin yürüten ve kontrol eden davacı ... olduğunu, şube açılışı ile ilgili mal sahibi ile görüşen ve bu işyerini kiralayanın davacı olduğunu, davacının iddia ettiği şirket için içeriği gerçek olmayan faturalar düzenleterek iş bu faturalara ödemeler yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirketin bütün mali işleri şirketin finansal durumu ve bilançoları davacıya verilen vekaletin iptal edildiği 24.04.2023 tarihine kadar davacının elinde olduğunu, 24.04.2023 tarihinden bugüne kadar ise şirketin tüm belgeleri şirket merkezinde bulunduğunu, davacı ortağın dilediği zaman inceleyeceği konumda bulunduğunu, bu nedenlerden dolayı; davacının yargılama sonuçlanıncaya kadar dava dışı ... Ltd. Şirketine Kayyım atanması talebinin reddine, davacının davasının yargılama sonuçlanıncaya kadar davalı müvekkil ...’in müdürlük yetkilerinin sınırlandırılarak davacının imzası olmadan işlem yapmaması yönünde tedbir kararı verilmesi talebinin reddine, açılmış iş bu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Asıl davada davacı, ... ile şirket tüzel kişiliğine karşı açtığı davada asıl talebi şirketin fesih ve tasfiyesi, bu mümkün olmaz ise davalı ...'in ortaklıktan çıkarılması talebidir.
Bilindiği üzere, şirket feshi davaları yalnızca şirket tüzel kişiliğine açılmalıdır; şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli ve yeterlidir. O sebeple asıl davada fesih ve tasfiye talebi yönünden davalı ...'in herhangi bir pasif husumeti yoktur.
Asıl davadaki terditli, davalının ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden ise; bir ortağın ortaklıktan çıkarılması TTK 640. maddesinde düzenlenmiş olup, ortak ya genel kurulda alınacak bir karar ile ya da şirketin mahkemeden talebi ile çıkarılabilir. Dolayısı ile bir ortağın diğer ortağı ortaklıktan çıkarmak için mahkemeye müracaat edebileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu terditli çıkarma talebi yönünden de davacının aktif husumet ehliyeti yoktur. Bu sebeple asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davada taraf teşkil ve husumet kamu düzeninden olduğundan davalı ...'in duruşmada, kendisinin ortaklıktan çıkarılması yönündeki kabulüne itibar edilmemiştir. Zira kabulü düzenleyen HMK 308/2. Maddesindeki düzenlemeye göre, kabul için davada taraf ehliyeti olması şarttır. Anılan maddede "tarafların" üzerinde tasarruf edebileceği davalarda kabul mümkün kılınmıştır. göre tarafların üzerinde serbestt Asıl davadaki fesih ve tasfiye talebi ile karşı davadaki davalı ...'ın payının ödenerek ortaklıktan çıkarılması ve birleşen davadaki davalı ...'in yöneticilikten azli taleplerine gelince;
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, taşınmaz ve hesap hareketlerine ilişkin bilgiler, hesap hareketleri, ticaret sicil kayıtları, ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... 2. ATM'nin ... Esas sayılı dosya, ... 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... İcra Müdürlüğünün... ve... Esas sayılı dosya, ... 8. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosya, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosya, ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Ceza Dava dosyası, ... 11. ATM'nin ... Esas sayılı dosya UYAP suretleri, Vergi kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Mahkememizce ilk oluşturulan heyetten alınan 16.05.2024 tarihli rapor, banka hesaplarını ve demirbaşları irdelemiş ise de, davamızın asıl temelini oluşturan yöneti ...'e atfedilen eylemlere dair herhangi bir değerlendirme içermediğinden, bu bilirkişiler tarafından sunulan rapor yeterli görülmemiş ve 22.01.2025 tarihil celsenin 9 nolu ara kararı ile son derece tafsilatlı bir yeni bilirkişi görevlendirmesi yapmak gerekmiştir.
Sonradan atanan işbu bilirkişi heyeti, mahkememizde asıl lazım gelen ve görevlendirme ara kararına uygun bir rapor düzenlemişlerdir. Buna göre;
Şirket ortaklarına ilişkin cari hesap hareketleri; banka dekontları, defter-i kebir kayıtları, mizan verileri, mahsup fişleri, ödeme talimatları, EUR/TL hareketleri, şirketten ortaklara ve ortaklardan şirkete yapılan transferlerin tarih–tutar uyumlulukları, belgelerin hukuki niteliği ve kayıtların Tek Düzen Hesap Planı’na göre sınıflandırılması dikkate alınarak incelenmiştir. Yapılan bu incelemede, 2020–2023 dönemine ait ortaklar cari hesabının düzenli, karşılıklı ve belgeli bir sistem içerisinde yürütülmediği, aksine bazı dönemlerde tek taraflı müdahaleye açık biçimde işlendiği, birbirini teyit etmeyen mahsup işlemlerine yer verildiği ve açıklama içermeyen kayıtların yoğun olduğu tespit edilmiştir.
Özellikle 20.10.2020 tarihli 395.000 EUR tahsilatının kayıtlara işleniş şekli, ortaklar arasındaki parasal hareketlerin nasıl tutulduğuna dair genel bir örnek niteliği taşımaktadır. İlgili işlem, şirket kayıtlarında ortaklara “yarı yarıya” mal edilmiş görünmekte ise de, bu işlemin karşı ortak lehine fiilen gerçekleştiğine dair hiçbir banka dekontu, ödeme talimatı, havale, EFT veya teslim belgesi bulunmamaktadır. Buna rağmen muhasebe kayıtlarında her iki ortağın alacağından yarım
tutar mahsup edilmiştir. Bu kayıt, hem muhasebe sistemi bakımından usulüne uygun belgeye dayanmama, hem de ortaklar arasındaki borç/alacak dengesini tek taraflı muhasebe müdahalesiyle oluşturma niteliği taşımaktadır.
Ortaklar cari hesabında görülen diğer işlem grupları da benzer özellikler sergilemektedir. Örneğin bazı tarihlerde şirket hesabından ortak şahsi hesaplarına yönelik yüksek tutarlı transferlerin “ortaklara ödeme”, “ortaklar cari”, “ortaklardan alınan borç”, “alacaklandırma” gibi açıklamalarla kaydedildiği; ancak bu hareketlerin her biri için dayanak belge, mutabakat formu veya ortaklar arasında imzalı bir borç/alacak anlaşması bulunmadığı görülmektedir. Tek Düzen Hesap
Planı’nda yer alan 131–231 hesapların işletilmesi sırasında belge düzeni, doğrulama zinciri ve dönemsellik ilkesi zorunludur. Bu çerçevede dayanak belgesi olmayan, ortak iradesiyle doğrulanmamış veya ticari nitelikte izahat içermeyen kayıtların mali tablolar üzerinde doğrudan yanıltıcı etkisi vardır.
Cari hesabın bu şekilde tutulmasının mali analiz bakımından sonuçları şu şekilde genişlemektedir:
1. Gerçeğe Uygunluk ve Güvenilirlik İlkesinin İhlali TTK 64, VUK 215 ve TMS/TFRS temel ilkelerine göre tutulan muhasebe defterlerinin gerçeği yansıtması, işlemlerin açık, anlaşılır ve doğrulanabilir şekilde kaydedilmesi gerekir. Ortaklar cari hesabındaki belgesiz veya tek taraflı mahsup işlemleri, işletmenin gerçek borç/alacak durumunu yansıtma niteliğini zedelediği gibi, şirket finansal tablolarını objektif hale getirilemez bir noktaya taşımaktadır.
2. Dönemsellik ve Tutarlılık İlkelerinin Bozulması Muhasebe kayıtlarında yer alan 05.09.2023 tarihli düzeltme kayıpları ile önceki yıllardaki hareketlerin birbiriyle uyumsuz olması, bazı dönemlerde ortakların pasif konuma, bazı dönemlerde
aktif konuma geçirilmesi, cari hesap hareketlerinin “katmanlı ve dönemsel olarak değişen” bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Bu durum, muhasebe bilgilerinin hem geriye dönük hem ileriye dönük analizini imkansız hale getirmektedir.
3. Mahsup İşlemlerinin Hukuken Tartışmalı Hale Gelmesi Mahsup işlemlerinin geçerli olabilmesi için: Borcun varlığı, Alacağın varlığı, Her iki tarafın karşılıklı rızası ve Muhasebe kayıtlarında dayanıklılık ve doğrulanabilirlik şarttır.
Bu unsurlardan biri eksik olduğunda mahsup işlemi yok hükmünde kalır. Özellikle diğer ortağa hiç ödeme yapılmamışken yapılmış gibi ya da ortak tarafından şirkete borç yokken borç varmış gibi gösterilen kayıtlar, mali hile ihtimali dahi doğurabilir.
4. Ortaklar Arası Dengenin Bozulması Şirketler hukukunda ortaklar arasındaki mali denge, cari hesap üzerinden kurulur. Cari hesabın sağlıklı olmaması:
Kâr dağıtımını, Çıkma payı hesabını, Azil/fesih değerlendirmesini, Şirket değerlemesini ve Sermaye koyma borcu/tamamlama yükümlülüklerini doğrudan etkileyen bir problemdir.
5. Şirketin Finansal Tablolarının Güvenirliğini Zayıflatması Bilançonun aktif-pasif yapısının doğru okunması, ortaklara borç veya şirketten tahsil edilen meblağların doğru sınıflandırılmasına bağlıdır. Cari hesap kayıtlarının hatalı tutulması, bilançodaki öz kaynak yapısını da bozarak şirket değerinin olduğundan yüksek veya düşük görünmesine yol açabilir.
6. Çıkma Payı Hesabını Doğrudan Etkilemesi Ortaklar cari hesabı, bir ortağın çıkma payı hesaplanırken doğrudan dikkate alınır. Bu nedenle belgesiz mahsup işlemlerinin her biri çıkma payının: Eksik hesaplanmasına, Fazla hesaplanmasına
ve/veya yanlış ortak üzerinde borç yaratılmasına sebep olabilir.
Tüm bu tespitler bir araya getirildiğinde, ortaklar cari hesabının mevcut haliyle mali analiz için güvenilir bir dayanak oluşturmadığı, dayanağı olmayan mahsup işlemlerinin hem ortaklar arasındaki mali dengeyi hem şirketin gerçek özkaynak yapısını hem de tarafların dava taleplerinin değerlendirilmesini güçleştirdiği görülmektedir. Bu nedenle cari hesabın belge bazlı yeniden inşası, yani her işlemin dayanakları ile tek tek karşılaştırılarak düzeltilmesi gerekmektedir.
Şirket ortakları arasındaki mali ilişkiler içerisinde en kritik işlemlerden biri, 20.10.2020 tarihli 395.000 EUR tutarındaki tahsilat ve bu tahsilatın şirket kayıtlarına işleniş biçimidir. Bu işlem; tutar itibarıyla yüksek olması, ortaklar cari hesabı üzerinde kalıcı bir etki yaratması ve taraflar arasındaki maddi uyuşmazlığın ana eksenlerinden birini oluşturması nedeniyle özel bir inceleme gerektirmektedir.
Yapılan incelemede, ilgili tarihte gerçekleştirilen 395.000 EUR tahsilatın fiilen davacı ortak tarafından yapıldığı, bu tutarın şirket kasasına veya banka hesabına girmediği, işlemden sonra şirketin bu rakam üzerinde bir tasarrufta bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen muhasebe kayıtlarında bu meblağ, ortaklar arasında yarı yarıya bir çekiş veya tahsilat paylaşımı yapılmışçasına, her iki ortağın cari hesabına eşit şekilde dağıtılmıştır. Bu durum, muhasebe tekniği
bakımından birden fazla açıdan ele alınması gereken sorunlu bir yapı ortaya koymaktadır.
Şirket muhasebe kayıtlarında yer alan bilgiler, işlem tarihindeki fiili gelir akışını yansıtmamaktadır. 395.000 EUR’un: kimden alındığı, hangi ticari işleme istinaden tahsil edildiği, şirket adına mı yoksa ortak şahsi alacaklarına karşılık mı tahsil edildiği, şirket bankasına girip girmediği, girdiyse hangi hesapta takip edildiği ve girmediyse neden ortaklar arasında paylaştırıldığı gibi temel soruların hiçbirine kayıtlar çerçevesinde yanıt bulunamamakta olduğu,İşlemin muhasebede iki ortağın da hesabına eşit bölünerek yansıtılmasına karşın, karşı ortağa bu tutarın yarısına ilişkin bir ödeme yapıldığına dair: banka dekontu, EFT/havale kaydı, makbuz, teslim-tesellüm belgesi ve cari hesap mutabakatı gibi hiçbir belge sunulmadığı, Şirket kayıtlarında davacı, bu tahsilat nedeniyle 1.827.467,50 TL borçlandırılmış olduğu, ancak bu borcun doğmasına imkân sağlayacak fiili bir işlem bulunmamakta olduğu, bir ortak, şirkete borçlu sayılabilmek için: şirket adına olmayan bir tahsilatı kendisi için almış olmalı, şirket varlığını kişisel menfaati için kullanmış olmalı, şirket hesabına girmesi gereken bir parayı şirket hesabı yerine kendi hesabında tutmuş olmalı veya karşı ortağa fiilen ödeme yapmış
olmalı gibi koşullardan birinin gerçekleşmiş olması gerekir.Dosya kapsamındaki belgeler, bu şartların hiçbirinin gerçekleşmediğini göstermekte olduğu, Şirket kayıtlarında 05.05.2023 tarihinde ...’tan 3.500.000 TL tutarında kredi kullanıldığı, kredi kullanımından sonraki 08.05.2023 ve 09.05.2023 tarihlerinde ise toplam 1.594.142,50 TL tutarında ödemenin ortak ... tarafından şahsi alacağına mahsup edilmek üzere tahsil edildiği görülmektedir. Kredi kullanımının tarihsel akışı, ödeme planı, şirketin bu tarihteki nakit akışı ve kredi sonrası yapılan ödemelerin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, mali açıdan ayrıntılı ve çok yönlü bir analiz yapılması zorunlu hale gelmektedir.
1. Kredinin çekildiği tarihte şirketin likidite durumu ve nakit ihtiyacı Kredi kullanımının mali açıdan gerekçeli olup olmadığının tespiti için öncelikle şirketin kredi çekildiği tarih itibarıyla: Banka hesap bakiyeleri, Kasa mevcudu, Vadesi gelen çek/senet yükümlülükleri, Tedarikçilere olan kısa vadeli borçlar, İşçilik, kira, SGK, vergi yükümlülükleri ve Devam eden siparişlerin finansman ihtiyacı gibi unsurların birlikte incelenmesi gerekmektedir.
Mevcut belgeler incelendiğinde
:
 Kredinin çekildiği tarihte şirketin elinde kısa vadeli bölünmüş çekleri dışında büyük bir nakit baskısı oluştuğuna dair somut bir zorunluluk tespit edilememekte,
 Nakit sıkışıklığına ilişkin kayıtlar bulunmadığı gibi,
 Şirketin faaliyet döngüsünde olağanüstü bir finansman ihtiyacını gösteren herhangi bir belge
de yer almamaktadır.
Bu durumda kredinin, ticari gereklilikten çok başka bir amaçla çekildiği şüphesi doğmakta olduğu,
2. Kredinin hemen ardından ortak tarafından yapılan yüksek tutarlı tahsilatlar
Kredi kullanımının ardından yalnızca 1–2 gün içerisinde toplam 1.594.142,50 TL tutarında meblağın ortak ... tarafından kendi alacağına mahsup edilerek şirket hesabından çekilmiş olduğu,
Bu durum iki ihtimalden birini gösterir
:
A) Kredi, şirket için değil doğrudan ortağın şahsi alacağının karşılanması için kullanılmış olabileceği,
B) Kredi görünüşte şirket faaliyetleri için çekilmiş olsa bile, gerçekte ortağın alacak tahsilini finanse etmiş olabileceği,
Bu ikinci ihtimalde şirketin mali yükümlülüğü artmış; buna karşılık kredinin önemli bir bölümü şirket faaliyetlerine değil, ortak lehine tahsilata yönelmiştir.
Her iki ihtimal de şirketin mali yönetimi açısından ciddi risk oluşturduğu,
3. Krediden yapılan ödemelerin ticari gerekliliği Kredi çekildikten sonra aynı hafta içindeşirket tarafından:
1.850.000 TL – Time Tekstil, 104.358 TL – Akmoda ve 26.267 TL – YKK ödemeleri yapılmıştır.
Bu ödemeler, kredinin tamamının şahsi amaçla kullanılmadığına işaret etmiş olduğu,
4. Kredinin zamanlaması ile davacının yetkilerinin kaldırılması arasındaki ilişki Kredi 05.05.2023 tarihinde çekilmiş, davacının mali yetkilerinin kaldırılması ise 17.05.2023 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Bu iki işlem arasındaki 12 günlük yakın zaman ilişkisi, kredi kullanımının şirket ortaklığı ilişkisindeki gerilimle bağlantılı olarak gerçekleştirildiği izlenimi doğurmaktadır.
Bu durum, mali açıdan şu ihtimalleri gündeme getirir:
 Şirketin borçlandırılmasıyla davacının yönetim yetkileri fiilen azaltılmış olabilir.
 Kredi çekimi, davacı ortaktan bağımsız şekilde ve tek taraflı olarak yapılmış olabilir.
 Ortak alacağının kredi üzerinden tahsil edilmesi planlanmış olabilir.
Bu ihtimallerin tümü şirket yönetimi açısından mali sorumluluk doğuran niteliktedir.
Yapılan inceleme sonucunda
:
 Kredi kullanımının ticari zorunluluktan çok ortak alacağının tahsilinde kullanıldığına işaret eden ciddi mali bulgular bulunmaktadır.
 Kredi tutarı şirketin gerçek ticari ihtiyacından yüksektir.
 Kredinin hemen ardından yüksek tutarlı ortak tahsilatı yapılması, kullanım amacını tartışmalı kılmaktadır.
 Kredi faiz yükü ve maliyeti şirket zararına sonuç doğurmuştur.
 Kredi kullanımı ile davacının yetkilerinin kaldırılması arasında dikkat çekici bir zaman ilişkisi vardır.
 Bu nedenle kredi işlemi, şirketin mali yönetimi, ortaklar arasındaki finansal denge ve çıkma payı hesabı bakımından özel inceleme gerektiren en önemli mali işlemlerden biridir.
Dosya kapsamındaki bilgilerden, ... ilçesinde bulunan taşınmazın uzun yıllar boyunca şirket tarafından depo/ürün sevk alanı olarak kullanıldığı; buna karşılık şirket kayıtlarında söz konusu yerin “şube” olarak tescil edildiği ve bu tescilin işletmeye fiili bir katkı sağlayıp sağlamadığına dair herhangi bir ayrıntılı mali gerekçenin veya kararın yer almadığı anlaşılmaktadır.
Şube açılışının ardından şirketin satışlarında veya hizmet hacminde kayda değer bir artış olduğuna ilişkin belge bulunmamakta, Şubenin açılmasından sonra oluşan ciro, brüt kâr veya net kâr eğilimlerine ilişkin herhangi bir mali rapor yer almamakta, Şubenin ticari katkısını gösteren analiz, proje, fizibilite veya yönetim kurulu kararı sunulmamış bulunmaktadır.
Bu durumda şube açılışı ile şirketin ekonomik faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi kurulamadığından, mali sonuçlar açısından şubenin işletmeye değer katan bir varlık olduğu tespitinin yapılamadığı,
Şubenin açılması, şirket üzerine yeni bir mali yük getirdiği,
Diğer taraftan dosya kapsamında
: Şube açılışına dair ortaklar kurulunca alınmış bir karara rastlanmamış, Şubenin açılmasına gerekçe oluşturan mali veya operasyonel fizibilite raporu sunulmamış, Şubenin faaliyeti doğrultusunda tutarlı bir iş planı bulunmamakta olduğu,
Bu çerçevede şubenin
: Ticari bir gereklilik olmaksızın açılması, Faaliyet yürütmeyen bir işyerinin şube sıfatıyla gösterilmesi, Kira ve diğer giderlerin ortaklardan birine yüklenmesi ve Şubenin şirket faaliyetlerine somut bir katkı sağlamaması yönetimsel açıdan özen borcunun ihlali niteliği taşıyabileceği,
Bu nedenle şube açılışı, mali analizde ayrıca altı çizilmesi gereken bir yönetim kararı olup, şirketin mali yapısını olumsuz etkileyen ve ortaklar arası uyuşmazlıkta belirleyici nitelikte bir husus olarak kabul edilmesi gerektiği,
Şirketin 2021 ve 2022 faaliyet yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantıları, bir sermaye şirketinde hem mali hem hukuki açıdan zorunlu organ kararlarının alındığı, şirketin geçmiş yıl hesaplarının onaylandığı, yönetimin ibra edildiği ve pay sahiplerinin şirket üzerindeki en temel haklarını kullandığı platformdur. Bu nedenle genel kurulun yapılmamış olması, şirket mali yapısı ve ortaklar arası denge üzerinde derin ve çok
yönlü etkiler yaratmaktadır.
Genel kurul toplantısının yapılmaması nedeniyle: İlgili yıllara ait bilanço, Gelir tablosu, Nakit akım tablosu, Özkaynak değişim tablosu,Mali denetim raporları ve Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu genel kurul tarafından onaylanmamış olduğu, Bu durum dolayısıyla;
Genel kurulda onaylanmayan mali tablolar, TTK anlamında kesinleşmiş dönem mali tabloları olarak kabul edilemeyeceği,
Yönetim, her yıl genel kurula hesap vermek zorunda olmasına karşın genel kurul yapılmadığından;
Yönetimin yıl içindeki faaliyetleri denetlenemezdiği, Şirket varlıklarının nasıl kullanıldığı belirsiz kaldığı ve Ortakların bilgi alma hakkından yoksun bırakıldığı sonucuna varılabileceği, Genel kurul toplantısı yapılmadığı için şirket müdürleri ilgili yıllar bakımından ibra edilmemiştir.
İbra edilmemenin mali sonuçları şunlardır:
A) Müdürlerin dönem içi tüm işlemleri tartışmalı hâle gelir
İbra, yöneticinin
: Maddi, İdari, Ticari ve Mali işlemlerden dolayı sorumluluğunun kaldırılmasını sağlar.
İbra yoksa
: Her türlü şüpheli işlem mali incelemeye açık hale gelir. Ortaklar cari hesabındaki kayıtlar, Kredilerin kullanımı, Şube açılışı, Paravan şirket iddiası, Şirkete ait kaynakların kullanım şekli müdürün sorumluluğunda tartışmalı konuma düşer.
B) Azil davası bakımından ağırlaştırıcı mali bulgu oluşur Müdürün ibra edilmemesi, mali yönetim açısından ciddi bir güven sorunu yarattığından, TTK 630 çerçevesinde müdürün görevden alınması bakımından önemli bir kriterdir.
Genel kurul yapılmadığından şirket; Dönem kârını dağıtamamış, Kârı olağanüstü yedeğe aktaramamış, Geçmiş yıl zararlarını mahsup edememiş, Sermayeye ilave kararı alamamış ve Ortaklara kâr payı avansı ödeyememiştir. Bu durum ortaklar arasında mali adaletin sağlanamamasına neden olur.
Genel kurulun yapılmamış olması, ortakların en temel haklarından biri olan denetim, inceleme ve bilgi alma hakkının kullanılmasını engeller.
Bu çerçevede
: Şirketin mali durumu, Nakit akışı, Kasa/banka hareketleri, Tedarikçi borçları, Ortaklar cari hesabı, Paravan şirket ilişkileri, Kredi kullanımı ve Stok ve demirbaş hareketleri gibi kritik alanlar ortaklar tarafından görülemez hâle gelir. Bu durum TTK 616 ve 617’de düzenlenen yönetim yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelebileceği, Sonuç olarak; Genel kurulun yapılması: Şirket müdürünün yasal görevidir. Bu görev yerine getirilmediğinde yönetim zafiyeti doğar. Zafiyet mali açıdan şirketin sürdürülebilirliğini zedeleyeceği, Bu zafiyetin; TTK 630 uyarınca müdürün azli, TTK 636/3 uyarınca haklı sebeple fesih/çıkma, TTK 613 uyarınca ortak haklarının ihlali açısından önemli bir delil niteliği taşıyacağı,
Genel kurul yapılmaması tek başına bile şirketin mali disiplininin kaybolduğunu, şirketin ortaklarca denetlenemez hâle geldiğini ve yönetimin özen borcunu ihlal ettiğini gösteren güçlü bir mali bulgu olarak kabul edilmesi gerektiği,
Bu durum, mali açıdan şu sonuçlara yol açar: ...’in olması gereken kârı başka bir şirkete aktarılmış olacağı, Şirketin rayiç değer hesaplaması yapay şekilde düşeceği ve bu durumda Net kârı düşük gösterilen bir şirketin; Net aktif
değeri, Özkaynak toplamı, Çıkma payı hesaplaması ve Rayiç değeri otomatik olarak düşük çıkar.
Eğer sipariş akışı
: Müşteri → ... → ... (fason imalat) şeklinde yürümüşse, ...aradaki fiyat farkını kâr olarak elde etmiş olur.
Bu kâr ....’in olması gereken kârıdır.
Bu durumda ...; Daha düşük bedelle iş yapmış, Üretim kapasitesini kullanmış, Maliyet
yüklenmiş ve Buna rağmen hiçbir ek kâr elde etmemiş konuma düşer.
Bu, mali analiz açısından örtülü kazanç aktarımı veya kâr kaçırma niteliğinde değerlendirilir.
Paravan şirket kullanılması halinde ...’in: Brüt kâr marjı düşer, Faaliyet kârı düşer,
Dönem net kârı düşer, Özkaynaklar azalır ve Şirketin değeri düşük görünebileceği,
Şirket müdürünün veya ortağının, şirketle aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirketi dolaylı olarak kullanması halinde: TTK m. 613/1 gereği rekabet yasağı ihlali oluşur. TTK m. 626 gereği “şirketi zarara uğratma” söz konusu olur. Haksız rekabet hükümleri gündeme gelir ve Şirket aleyhine gerçekleştirilmiş örtülü işlem niteliği kazanır.
Şirket müdürleri, Türk Ticaret Kanunu uyarınca şirketin yönetim ve temsilinden sorumludur.
Müdürlerin şirkete karşı özen borcu, bağlılık borcu, dürüstlük kuralı, şeffaflık ilkesi, sadakat yükümlülüğü ve makul yönetici gibi davranma zorunluluğu bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki mali veriler, yönetim kararları, cari hesap hareketleri, kredi kullanımı, şube açılışı, belgelenmemiş işlemler ve şirket kaynaklarının kullanım şekli değerlendirildiğinde, müdür sıfatını taşıyan kişinin mali yönetiminden kaynaklanan çok sayıda kritik husus ortaya çıkmaktadır.
Bir şirket müdürü, şirketin tüm mali varlıklarını; nakit, banka hesapları, ticari alacaklar, stoklar, demirbaşlar, kredi limitleri ve cari hesap ilişkileri dahil olmak üzere makul bir tacir özeni ile yönetmekle yükümlüdür.
Dosya kapsamında ise
: Belgesiz mahsup kayıtları, Açıklamasız ortaklar cari hesap hareketleri, Kredi kullanımının şirket aleyhine sonuçlanması, Şubenin ticari katkısı olmaksızın yarattığı gider yükü, ... üzerinden yürütüldüğü iddia edilen paravan siparişler ve Genel kurul yapılmaması nedeniyle mali tabloların onaysız kalması müdürün özen borcunu yerine getirmediğine işaret eden ciddi mali bulgular olarak öne çıkmaktadır. Bağlılık borcu, müdürün şirket menfaatlerini kendi menfaati dahil hiçbir menfaat grubunun menfaatine feda edemeyeceği ilkesini içerir.
Dosya kapsamındaki bulgulara göre; Kredi kullanımından hemen sonra ortağın alacağı için yüksek tahsilat yapılması, Paravan şirket iddiası (...) Siparişlerin bilerek başka şirket üzerinden geçirilmesi, kârın bu şirkette bırakılması ve ...’in kârlılığının düşürülmesi sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali olarak sayılabileceği, Bir ortağın cari hesapta borçlandırılırken diğer ortağın borçlarının mahsup edilmesi ve belgesiz işlemlerle hesap dengesinin değiştirilmesi, ortaklar arasında eşitlik ilkesinin ihlali olarak kabul edilmesi gerektiği, Şirketi gereksiz gider yüküne sokmak sadakat borcuna aykırı olduğu, Yine dosya kapsamında: 395.000 EUR işlemine ait belge bulunmamakta olduğu, Milyon TL tutarında mahsup işlemlerinin dayanak kaydı olduğu, Bazı cari hesap hareketleri “açıklamasız” şekilde kaydedilmiş olduğu, Kredi kullanım gerekçesi belgelendirilmemiş olduğu nazara alındığında bu durumların mali açıdan müdürün görev kusurunun en ağır biçimi olup, VUK 215, TTK 64 ve TTK 375 kapsamında ağır ihlal niteliği taşıdığının kabulü olarak değerlendirilebileceği, Diğer taraftan Şirket müdürü: Genel kurulu toplantıya çağırmak, Finansal tabloları onaya sunmak, Yıllık faaliyet raporunu hazırlamak, Ortakların bilgi alma hakkını sağlamak ve Yıl sonu kapanış süreçlerini işletmek zorunda olmasına karşın Genel kurulun iki yıl üst üste yapılmadığı, nazara alındığında İç denetimin çöktüğünü, Mali disiplinin bozulduğunu, Yönetim fonksiyonunun uygulanmadığını ve Şirketin hukuken öngörülen yapısının işletilmediğini gösterdiği dikkate alındığında bu durumun bir müdür için en önemli yönetimsel kusurlardan biri olarak kabul edilmesi gerektiği,
Bir müdürün sorumluluğu, TTK’ya göre “makul bir yöneticinin aynı koşullarda yapması gerekeni yapıp yapmadığı” kriteriyle ölçülür.
Bu kriter çerçevesinde bakıldığında
:
Makul bir yönetici
: Şirkete gereksiz borç yaratmaz → kredi kullanımı şirket yararına mı?
Şirket kârını başka bir şirkete kaydırmaz → paravan şirket iddiası mali kayıp doğuruyor
Ortaklar cari hesabını belgesiz kayıtlarla değiştirmez → tüm kayıtlar belgesiz veya eksik
Şube açılışını fizibilite ile yapar → ticari gerekçe yok
Genel kurulu zamanında toplar → toplantılar 2 yıl yapılmamış
Şirketi denetlenebilir durumda bırakır → şirket mali yapısı bulanık hâlde
Ortaklar arasında eşitliği korur → işlemler taraflı görünmektedir
Bu karşılaştırma, mevcut müdür davranışlarının “makul yönetici standardı” ile bağdaşmadığını ortaya koymakta olduğu,
TTK m. 553 uyarınca müdür
:
 Kusurlu davranışıyla şirkete verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Bu kapsamda müdürün sorumluluğu; belge eksikliği, belgesiz kayıt, yanlış kredi kullanımı, yanlış
cari hesap yönetimi, kâr kaydırma, rekabet yasağı ihlali ve şube açılışındaki gereksiz maliyetler nedeniyle doğabilir.
Zarar doğması için
:
Kâr kaybı, Değer kaybı, Gereksiz maliyet, Şirketin borç yükünün artması ve/veya Ortakların mali haklarının zarara uğraması şeklinde sonuçların gerçekleşmiş olması yeterlidir.
Dosyadaki bulgular, bu zarar türlerinin birçoğunun potansiyel olarak mevcut olduğunu göstermekte olduğu,
A) Asıl dava – Çıkma / Haklı nedenle fesih
Müdürün mali yönetimi şirketi zarara uğratmışsa; şirket ortaklar arasında güven ilişkisi tamamen bozulmuşsa; ortaklara bilgi verilmemişse ve/veya finansal disiplin kalmamışsa bu durum haklı sebep oluşturur.
B) Birleşen dava – Müdürün azli Özen borcu ve bağlılık borcunun ihlali, mali hile ihtimali, rekabet yasağı ihlali, belgesiz mali işlem Gibi tüm unsurlar, müdürün görevden alınması için hukuken yeterli ve ağır nitelikte davranışlar olduğu,
C) Şirket değerlemesi / çıkma payı Müdürün mali hataları, şirket değerinin düşmesine neden olmuşsa, çıkma payının yanlış hesaplanmış olabileceği,
Yapılan inceleme sonucunda
:
 Müdürün mali işlemlerde şeffaflık sağlamadığı,
 Birçok işlemde belgesizlik ve açıklık eksikliği bulunduğu,
 Şirketi gereksiz borç yükü altına soktuğu,
 Ortaklar cari hesabını tek taraflı ve denetimsiz yönettiği,
 Paravan şirket iddiasının şirket kârlılığını düşürdüğü,
 Şubenin gereksiz gider yükü yarattığı,
 Genel kurul yapılmaması nedeniyle mali disiplinin çöktüğü,
 Bu nedenle hem “özen borcu” hem “sadakat borcu”nun ağır ihlal edildiği,
 Müdürün TTK m. 553 kapsamında mali sorumluluğunun doğabileceği, tespit edilmiştir.
Bu bulgular, hem fesih/çıkma talepleri açısından hem müdürün görevden alınması bakımından kritik mali kusur alanlarını oluşturmakta olduğu,
Şirket ortaklığı ilişkisinde çıkma talebi, haklı nedenle fesih veya pay bedelinin ödenmesi gereken hâllerde, şirketin gerçek mali durumunu yansıtan rayiç değerinin belirlenmesi zorunludur. Rayiç değer, şirketin hem geçmiş dönem performansına hem de mevcut finansal verilerine dayanılarak yapılan gerçekçi bir piyasa değeri analizidir. Bu değer, ortakların şirketteki payının parasal karşılığını doğrudan belirler.
Dosya kapsamındaki muhasebe kayıtları, banka hareketleri, kredi kullanımı, paravan şirket iddiası, şube açılışı, ortaklar cari hesabı hareketleri, belgelenmemiş işlemler ve uzun süre yapılmayan genel kurullar, şirketin özkaynak yapısını ve dolayısıyla rayiç değer analizini doğrudan ve derinden etkileyen çok sayıda mali sorun ortaya koymaktadır.
Bir şirketin rayiç değeri belirlenirken dört ana yaklaşım kullanılır:
A) Net Aktif Değer (NAD) Yaklaşımı
 Aktiflerin rayiç değerle yeniden ölçülmesi
 Borçların güncel değerle düşülmesi
 Ortaya çıkan özvarlığın paylara oranlanması
B) Gelir Yaklaşımı (İndirgenmiş Nakit Akımları – DCF)
 Gelecek dönem kâr tahminleri
 Nakit akış projeksiyonları
 İskonto oranı ve risk primi
C) Çarpan Analizi (Piyasa Çarpanları)
 Sektördeki benzer şirketlerin FAVÖK, ciro, kârlılık çarpanları
D) Defter Değeri Yaklaşımı
 Öncelikle VUK/TTK kayıtları
 Ancak defterlerin gerçeğe aykırılığı varsa güvenilir değildir.
Bu davada en büyük sorun, defter değerlerinin belgesiz, eksik, yanılabilir ve dönemsel olarak hatalı işlemler içermesidir.
Bu nedenle rayiç değer tespitinde mali defterlerin tek başına güvenilir veri olarak kullanılması mümkün değildir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede
:
Dosya boyunca tespit edilen her hatalı işlem, çıkma payını etkileyen değer kaybı yaratmakta olduğu,
Ciro ve kâr kaybı → Rayiç değer düşer C.C. Özen Tekstil iddiası doğru ise şirketin gelecekteki nakit akımı da geçmiş kârlılığı da eksik görünür.
2) Gereksiz kredi yükü → Rayiç değer düşer
Finansman giderleri artar → net dönem kârı düşer.
3) Şube giderleri → Rayiç değer düşer
Fayda yaratmayan maliyet → kârı düşürür → özvarlık azalır.
4) Ortaklar cari hesabının yanlış tutulması → Pay değeri yanlış çıkar
Davacı haksız şekilde borçlandırılmış olabilir.
5) Belgesiz işlemler → Değerleme güvenilirliğini ortadan kaldırır
Gerçek mali durum tespit edilemeyeceği, Tüm bu unsurlar çıkma payının düşük hesaplanmasına yol açar. Bu nedenle rayiç değer hesaplaması yapılırken öncelikle tüm mali hatalar düzeltilmesi gerektiği,
Çıkma payı hesaplamasında şu esas geçerlidir: Ortak, şirketten çıkarken payının gerçek değerini alır; hatalı veya eksik mali tablolara göre değil.
Bu nedenle
:
Ciro eksik gösterilmişse → düzeltilir
Kâr dışarı kaydırılmışsa → eklenir
Gereksiz kredi maliyeti varsa → finansal etki nötrlenir
Cari hesap yanlış ise →yeniden oluşturulur
Şube giderleri gereksizse → düzeltilir
Belgesiz işlemler → açıklığa kavuşturulur
Bu davadaki mali tablo, çıkma payının doğrudan yükseltilmesi gerektiğini göstermektedir.
Yapılan mali inceleme göstermiştir ki
:
Şirketin özkaynak yapısı hatalı işlemlerle bozulmuştur. Gelir ve kâr olması gerekenden düşük gösterilmiştir. Paravan şirket iddiası gerçekleşmişse kâr kaçışı vardır. Kredi ve şube işlemleri gereksiz maliyet yaratmıştır. Belgesiz işlemler finansal tabloların güvenilirliğini yok etmiştir. Genel kurul yapılmaması nedeniyle mali veriler kesinleşmemiştir. Tüm bu unsurlar rayiç değeri olduğundan düşük göstermektedir. Bu nedenle çıkma payının gerçek mali veriler düzeltilerek
hesaplanması gerektiği kabul edilmelidir.
Bilirkişilerin defter, banka hesap hareketleri, mal tablo ve bilançolara dayalı olarak ortaya koydukları bu analizlere karşı tarafların bir kısım yüzeysel itirazları olmuş ise de, bu itirazlar somut delilere dayanmadığı ve tespitleri çürütür mahiyette olmadığı için bu itirazlara itibar edilmemiştir.
Görüldüğü üzere bilirkişi heyeti tarafından yapılan, defter ve banka kayıtları ile tüm delillere dayandırılarak yapılan bu analizler sonucunda mahkememizde, davalı ...'in yönetimi sırasında, şirketin iç denetiminin tamamen ortadan kalktığı, ortakların mali bilgi alamaz hale geldiği, belgesiz büyük tutarlı işlemler yapıldığı, gereksiz borçlanmalar yapıldığı, cari hesapların gerçeğe aykırı şekilde tutulduğu, kârın başka şirkete kaydırılması muhtemel hale geldiği, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, şirket kaynaklarında tek taraflı tasarruf edildiği, müdürün özen, sadakat, mali kontrol sağlama ve ortaklar arasında adaletli olma yükümünü ağır surette ihmal ettiği sabit görüldüğünden asıl davadaki fesih ve tasfiye taleplerinin kabulüne, bir tasfiye memuru atanmasına, karşı davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne karar vermek, tedbiren karar kesinleşene kadar tasfiye memurunun şirkete kayyım olarak atanmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gereçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın usulden REDDİNE,
2-Asıl davada davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ aleyhine açılan fesih ve tasfiye davasının KABULÜNE,
-Davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin fesih ve tasfiyesine,
-Karar kesinleştiğinde tasfiye memuru olarak Bilirkişi ...'nun atanmasına,
-Bilirkişi ücretinin karar kesinleştiğinde ek kararla tayinine,
3-Karşı davanın REDDİNE,
4-Birleşen davanın KABULÜNE,
-Birleşen dava davalısı ...'in şirket müdürlüğünden azline,
-Davalı ...'in ... LİMİTED ŞİRKETİ'ndeki tüm yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla durulmasına,
- ... LİMİTED ŞİRKETİ'ne karar kesinleşinceye kadar tüm yönetim ve temsil yetkilerine haiz olmak üzere bilirkişi ...'nun kayyum olarak atanmasına,
5-Asıl dava yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken toplam 732,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 269,85-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 462,15-TL harcın davalı-karşı davacı ... Ltd. Şti.'den alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı- karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı-karşı davacı ... Ltd. Şti.'den alınarak davacı - karşı davalı ...'a verilmesine,
-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacı - karşı davalı ...'dan alınarak davalı ...'e verilmesine,
-Davacı - karşı davalı tarafından ödenen 269,85 TL peşin harcın davalı-karşı davacı ... Ltd. Şti.'den alınarak davacı - karşı davalı ...'a verilmesine,
6-Karşı dava yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken toplam 732,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 269,85-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 462,15-TL harcın davalı-karşı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı- karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı - karşı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacı - karşı davalı ...'a verilmesine,
7-Birleşen dava yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken toplam 732,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 269,85-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 462,15-TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
-Davacı tarafından ödenen 269,85 TL peşin harcın davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
8-Davacı - karşı davalı ve birleşen davacı ... tarafından yapılan 30.000,00 TL bilirkişi ücreti, 4.033,15 TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 34.033,15 TL yargılama giderinin davalı-karşı davacı ... Ltd. Şti. ile birleşen dava davalısı ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ...'a verilmesine,
9-Davalı - Karşı davacı ... Ltd. Şti.tarafından yapılan yargılama giderinin asıl dava kabul ve karşı dava red olduğundan kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı- karşı davacı ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere, oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!