Anahtar kelimeler: Aracıkamyon Terlemesi Tanesi Sıfır Tane Ekte Satımdan Arızalar Motor İmal

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLLERİ
:
DAVALI
:
VEKİLLERİ
:
DAVA
: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ...... Ve Tic. A.ş.'den .....tarihinde ekte sunulan faturalardan da görüleceği üzere imal yılı ....., .....marka ve .....model 2 tane sıfır km aracı(kamyon) tanesi 4.250.000,00 TL olmak üzere toplam 8.500.000,00 bedel ile satın aldığını, söz konusu .....ve .....plakalı araçlarda teslim alındıktan ve çalışmaya başlandıktan kısa bir süre sonra arızalar meydana geldiğini, yapılan incelemeler sonucunda söz konusu araçların motor terlemesi ve motor şanzıman bağlantı noktasında yağ kaçağı tespit edilmiş olup bu durum satıcı şirket yetkililerine bildirildiğini, müvekkili şirket yetkilileri, satıcı şirkete araçların iade edilmesini veya araçların değiştirilmesini talep etmiş ancak satıcı şirket tarafından değişiklik yapılamayacağını araçların ücretsiz onarımı için servise gönderilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketçe söz konusu araçlar satıcıya ait servise bırakılmış ve araçların bakım-onarımları 1 hafta sürdüğünü, .....ve .....plakalı araçlarda yapılan onarım ve değişimler satıcı şirketçe müvekkiline gönderilen faturalardan sabit olduğunu, müvekkili şirketçe satın alınan imal yılı ....., .....marka ve .....model 2 tane sıfır km araç(kamyon) da ayıp mevcut olduğundan, araçlar onarılıp değer kaybına uğradığından ve araçtan yoksun kalınmasından dolayı değer kaybı tazminatı ve araç mahrumiyet bedeli için (fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla) HMK 107/2 gereği dava değeri belirli hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik 200,00 Türk Lirasının (100,00 TL değer kaybı tazminatı ve 100,00 TL araç mahrumiyet bedeli) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi, vekalet ücreti ve yargılama giderleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .....Otomotive vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, husumet itirazı, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazı bulunmakta olduğunu, aracın serviste kaldığı süre hususunda mahkeme yanıltmakta olduğunu, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığında dair açıklamalarımız bir yana, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminata hükmedilecek olsa dahi, satış sonrası hizmetler yönetmeliğinde diğer motorlu araçlarda azami tamir süresi 45 iş günü olarak belirlendiğini, araçlarda meydana gelen arızalar değer kaybı oluşturacak nitelikte olmadığını, belirtilen gerekçelerle izah edilen hususlar ve re'sen gözetilecek hususlar gereği davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı .....Benz vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın bir ticaret şirketi olarak tüketici sıfatını taşımadığı göz önüne alındığında, hiçbir şekilde davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, satıştan kaynaklı uyuşmazlıktan dolayı tazminat talebi TBK'nın genel hükümlerine tabi olacağını, bu kapsamda davacı taraf ile müvekkil şirket arasında hiçbir sözleşmesel ilişki bulunmadığının altını çizmek gerektiğini, dava dilekçesinin ekinde yer alan .....tarihli faturalar da diğer davalı .....Ticaret A.Ş. tarafından davacı adına düzenlendiğini, Müvekkili şirket; davacı şirket ve diğer davalı satıcı şirket arasındaki hukuki ilişkiye herhangi bir sıfatla taraf olmadığını, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine dava konusu araçlarda imalattan kaynaklanan herhangi bir ayıp veya arıza bulunmamaktadır. davacının da ikrarında olduğu üzere her iki araç da davacı tarafından halihazırda sorunsuz bir şekilde kullanılmakta olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına
karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
BİLDİRİLEN VE TEMİN EDİLEN DELİLLER ;
1-Mahkememizce makine mühendisi bilirkişisinden aldırılan .....tarihli rapor;Dava konusu araçlarda meydana gelen arızaların niteliği, onarım süresi ve tekrarlamaması nedeniyle dava konusu araçların onarılmasının herhangi bir değer kaybına neden olmayacağı, .....plaka sayılı aracın makul onarım süresinin 5 gün olduğu,.....plaka sayılı aracın makul onarım süresinin 3 gün olduğu, araçların kullanılamaması nedeniyle oluşan toplam araç mahrumiyet bedelinin rapor tarihi itibariyle 29.369,84 TL olduğu, araçların kullanılamaması nedeniyle oluşan toplam araç mahrumiyet bedelinin dava tarihi itibariyle 26.840,47 TL olduğu, araçların kullanılamaması nedeniyle oluşan toplam araç mahrumiyet bedelinin arıza tarihi itibariyle 23.406,62 TL olduğu kanaatine varıldığı anlaşıldı.
2-Mahkememizce makine mühendisi bilirkişisinden aldırılan .....tarihli rapor; Dava konusu araçlarda meydana gelen arızaların niteliği, onarım süresi ve tekrarlamaması nedeniyle dava konusu araçların onarılmasının herhangi bir değer kaybına neden olmayacağı, dava konusu araçlarda meydana gelen arızanın giderilmesi için makul onarım süresinin her bir araç için 5 gün olduğu, Dava konusu araçlarla aynı özelliklere sahip beton mikserlerinin günlük kiralama bedelinin rapor tarihi itibariyle 9.000,00 TL, arıza tarihi itibariyle 6.516,84 TL olduğu, dava konusu araçların onarım süresince kullanılamaması nedeniyle toplam araç mahrumiyet bedeli arıza tarihi itibariyle 41.880,70 TL olduğu kanaatine varıldığı anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, satın alınan kamyonların ayıplı olması nedeniyle tamir süresinde mahrum kalınan kazanç kaybı ile değer kaybı bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde özetle davacı tarafça davalı .....San ve Tic AŞ den .....tarihinde imal yılı , .....marka ve .....model, sıfır km ve tanesi 4.250.000,00 TL olmak üzere toplam 8.500.000,00 TL ye 2 adet kamyon satın alındığı, araçların satın alınmasından kısa süre sonra arızalar meydana geldiği, Yapılan incelemeler neticesinde araçlarda motor terlemesi ve motor şanzıman bağlantı noktasında yağ kaçağı tespit edildi şirketçe bu durumun satıcıya bildirildiği satıcıya ait serviste araçların bir hafta boyunca kaldığı, Sıfır olarak satın alınan bu araçlarda kısa süre içinde motor arızası vermesine hayatın olağan akışına aykırı olup gizli ayıp teşkil ettiği bunun da kullanıcıdan kaynaklanmayan üretim hatası olduğunun sabit olduğu araçların tamirde kaldığı süre boyunca arızalarının motor arızası olması sebebiyle ticari değerlerinde de düşüş meydana geldi geldiği yani değer kaybı oluştuğu buna göre 7 gün boyunca kullanılamaması nedeniyle hem ticari kazanç kaybı hem değer kaybı talepleriyle davalı satıcı ve ithalatçı firmaların Ayrı ayrı türk borçlar kanunu hükümleri uyarınca müşterek Mehmet tesadüf sorumlulukları bulunduğu gerekçesiyle iş bu davanın açıldığı görülmüştür.
Davalı .....vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımı ve hak düşürücü süre içinde açılmadığı TK 23 ve TBK m. 223/2 uyarınca ayıbın süresinde ihbar edilmediği, .....plaka sayılı aracın servise giriş tarihinin .....; çıkış tarihinin ise .....olduğu, .....plaka sayılı aracın ise servise giriş tarihinin .....; çıkış tarihinin ise .....olduğu buna göre ilk aracın 3 gün, ikinci aracın 2 gün boyunca onarımda kaldığı, onarımın ise garanti kapsamında değerlendirilerek ücretsiz bir şekilde sağlandığı ve araçların sorunsuz olarak davacıya teslim edildiği, haliyle ilgili şirketin üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirdiği kaldı ki Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin ekinde yer alan listede malların azami tamir süresinin belirlendiği motorlu taşıtlar için ise azami tamir süresinin 45 iş günü olarak tespit edildiği buna göre araçların birinin 2 diğerinin ise 3 gün serviste kalarak ücretsiz bir şekilde onarımının sağlanıp davacıya teslim edildiği gözetildiğinde azami tamir süresinin de aşılmamış olması nedeniyle herhangi bir sorumluluğun doğmasının mümkün olmadığı bu sebeple de davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.
Diğer davalı .....AŞ vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise davaya konu araçların diğer davalı .....ve Ticaret AŞ den .....tarihinde satın aldığı davacı tarafın bir ticaret şirketi olarak tüketici sıfatını taşımadığı göz önüne alındığında hiçbir şekilde satıştan kaynaklı tazminat taleplerinden sorumluluklarının bulunmadığı TBK m.227/2 ve TBK m.112 uyarınca ayıplı ifa nedeniyle satıcının sorumlu olduğu üretici ve ithalatçıların ayıp nedeniyle alıcının uğradığı zararlardan dolayı sorumluluğunun bulunmadığı buna göre ilgili şirketin davaya konu aracın sadece ithalatçısı konumunda olduğu bu sebeple de davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği görülmüştür.
Davacı tarafın talebi araçtaki ayıp nedeniyle uğradığı kazanç kaybı zararı ile değer kaybı zararının genel hükümlere göre tazminine ilişkin olduğu gözetilerek uyuşmazlığa ilişkin mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir.
TBK 227. Maddesinin 2. Fıkrası "Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. " düzenlemesini içermektedir.
TBK 219/2 maddesine göre "Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur."
TBK 112. Maddesi ; Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ███████-1633 E.- █████████ K. Sayılı kararı).
Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
Davanın sonucunda verilecek karar kimin hakkını etkileyecekse husumetin o kişi ve kuruma yöneltilmesi gerekir. Taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet) da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı davası reddedilir (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312).
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).
Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir.
Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumetin; davalı bakımından pasif husumetin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def’i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir (Kuru/Arslan Yılmaz, s. 234- 237). (Emsal Yargıtay 15. H.D. ████████ E. ████████ K. Sayılı ilamı)
Buna göre tüm deliller toplandıktan sonra yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; Mahkememizce araçların onarımına ilişkin davacı ve davalı taraflardan garanti belgesi, iş emri, onarım ve onarım sonrası teslime ilişkin evraklar istenmiş, ayıbın varlığı ve niteliğinin tespiti ve tazminat hesabının yapılması amacı ile 1 makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, makine mühendisi .....tarafından dosyaya sunulan .....tarihli bilirkişi raporu uyarınca özetle dava konusu araçlarda meydana gelen arızanın kullanıcı kaynaklı olarak meydana gelmediği, meydana gelen arızaların dava konusu araçların üretim hatasından kaynakladığı, meydana gelen arızaların satıcının / imalatçının ağır kusurundan kaynaklanmadığı veya hile ile gizlenmediğinden gizli ayıp niteliğinde olmadığı, dava konusu araçlarda meydana gelen arızaların niteliği, onarım süresi ve tekrarlamaması nedeniyle dava konusu araçların onarılmasının herhangi bir değer kaybına neden olmayacağı, .....plaka sayılı aracın makul onarım süresinin 5 gün olduğu.....plaka sayılı aracın makul onarım süresinin 3 gün olduğu, araçların kullanılamaması nedeniyle oluşan toplam araç mahrumiyet bedelinin dava tarihi itibariyle 26.840,47 TL olduğunun tespit edildiği bu rapora karşı davacı ve davalı tarafların itirazlarının bulunması nedeniyle yeniden ek rapor alındığı, alınan .....tarihli ek raporda ise özetle araçların beton mikseri olarak kullanılması nedeniyle yine araçların bakım/ağır bakım veya motor rektefiye dönemlerinde sökülebilecek sökülebilecek aksamdan sızıntı meydana gelmesi nedeniyle üretim kaynaklı bir arıza olduğu sabit olmakla hasarın ağır kusur veya hile ile gizlenmediği ve gizli ayıp olmadığı, buna göre araçların onarımının 5 gün içinde tamamlanması nedeniyle onarımın yeterli ve makul sürede gerçekleştiği, araçların beton mikseri olarak kullanıldığının tespit edilmesi üzerine ( buna ilişkin bilirkişice yerinde fotoğraflandırma yapılmıştır) mahrum kalınan kazancın Yargıtay içihatları uyarınca amortisman giderlerinin mahsubu suretiyle 41.880,70 TL olarak hesap edildiği görülmüştür.
Buna göre araçların .....tarihinde satın alındığı, her iki araçta da motor arızası sonrası .....tarihinde .....plakalı; .....tarihinde ise .....plakalı aracın servis kayıtlarının açıldığı, araçların sırası ile 4 ve 2 gün içinde tamirlerinin yapılarak davacıya hasarsız şekilde teslim edildiği, hasarın devam ettiğine dair herhangi bir iddianın bulunmadığı, ayıbın üretim kaynaklı arızadan kaynaklandığı ancak ayıbın bilirkişice açık ayıp sayılması nedeniyle ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığı değerlendirildiğinde araçların en son servis kaydının her iki araç için de .....tarihi olduğunun yazılı olduğu, aracın yetkili servise götürülmesinin hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmekte olduğu (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi, 11.05.2015 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar)bu sebeple ihbarın, iş emri açılış tarihi kabul edilmesi gerektiği ve de ihbarın süresinde yapıldığı kabul edilmiştir.
Davalı .....AŞ aracın satıcısı; diğer davalı .....AŞ ise aracın ithalatçı firması olup dosyaya sunulan satış faturaları ile garanti belgesinden bu durum anlaşılmaktadır. Buna göre davacı ile davalı .....AŞ arasında bir satış sözleşmesi bulunmamaktadır. Ticari satımlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında kanunun 11/2 maddesinden farklı olarak üreteci veya ithalatçının bir sözleşme ile üstlenilmediği sürece satıma konu ürünün ayıplı olmasından dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacının; davalı .....AŞ nin ithalatçı/ üretici .....AŞ'den olan haklarına halef olmasını gerektirir sözleşmenin devri ya da TBK veya diğer yasal düzenlemelerde yer alan alacaklıya halef olmasını gerektirir bir hukuki ilişki söz konusu değildir. Sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacı aracın ayıplı olmasından doğan haklarını kendisinin yaptığı satım akdinin tarafı olan .....AŞ ye karşı ileri sürebilir. Davalı .....A.Ş.'nin aracın ithalatçısı/üreticisi olduğu, tüketici işlemi niteliğinde olmayan satımlarda ithalatçı/üretici ile satıcı arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığı, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacının ayıba karşı kefalet borcu kapsamında davalı .....AŞ 'den talepte bulunamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Ancak davacının, .....AŞ'den garanti sorumluluğu kapsamında talepte bulunulmasının mümkün olup olmadığının da tartışılması gerekir. Dosya arasına garanti belgesi sunulmuş olup aracın tamir edilmesi nedeniyle değer kaybı ve ikame araç bedellerinden ithalatçı firmanın sorumlu olduğuna dair açık hüküm bulunmamaktadır. Genel uygulamada garanti kapsamına meydana gelecek arızalara karşı parça ve işçilik bedellerinin garanti kapsamında karşılandığı, kazanç kaybı gibi zararların garanti kapsamına alınmadığı, kazanç kabının garanti sorumluluğu kapsamında kaldığını ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça bu konuda bir belge de sunulmadığından davalı .....in sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiştir. ( Emsal niteliğinde İstanbul BAM 43 HD █████████ E ve ████████ K)
Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin binek araçlara yönelik olarak ekinde yer alan tabloya göre binek araçların azami tamir süresi, '45 İŞ GÜNÜ' olarak belirtilmiş olup araçların ortalama 5 gün içinde onarımlarının yapıldığı, buna göre ilgili Yönetmelik kapsamında 45 iş gününü aşmayan ve bilirkişice de makul kabul edilen onarım nedeniyle davacının bilirkişice değer kaybının oluşmayacağı ikame araç bedelinin ise 41.880,70 TL olarak hesap edilmiş olsa da diğer davalı satıcının da sorumluluğunun bulunmayacağı anlaşılmıştır. (emsal niteliğinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ E ve █████████ K Sayılı ilamı )
Yukarıda açıklanan nedenler ile ithalatçı firma .....AŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine; diğer davalı satıcı .....AŞ yönünden ise davanın esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davanın red sebepleri farklı olduğundan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş, davalı .....AŞ lehine ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği için AAÜT m. 7/2 uyarınca nisbi vekalet ücreti takdir edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere;
DAVANIN REDDİ ile;
1-Davanın davalı .....A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davanın davalı ...... ve Tic AŞ yönünden ESASTAN REDDİNE,
3-Alınması gereken 732,00 TL maktu harcın peşin alınan 1.141,60 TL harçtan düşümü ile artan 409,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
4-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı .....AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.7/2 uyarınca reddedilen 41.780,70 TL üzerinden takdir edilen 6.684,8 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı .....AŞ ye verilmesine,
6-Davalı .....ve Tic AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.7/2 uyarınca reddedilen 41.780,70 TL üzerinden takdir edilen 41.780,70 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı .....ve Tic AŞ ye verilmesine,
7-6183 sayılı Kanun gereğince, dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 3.800,00.-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
8-Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!