Anahtar kelimeler: Korunduğu Aşkın Muğla Markayı Süredir Sınıfta Sınai İbareli Denizli Markanın

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkili şirket ile aynı faaliyeti alanı olan 43. sınıfta kullanmak üzere "... ... ..." ibareli markayı tescil ettirdiğini, müvekkiline ait "..." ibareli markanın 25 yılı aşkın süredir fiilen kullanımda ve tescilli olarak korunduğu, davalı taraf, müvekkili markasını bilmesine rağmen aynı sektörde hizmet veren işletme ile iltibas tehlikesini bilerek ve kötüniyetli olarak tescil talebinde bulunduğu, ilgili markanın haksız ve hukuka aykırı olarak tescil edildiği, yapılan tescil sürecinde ve sonrasında davalı tarafa haksız kullanım yaptığı hususu ihtarname ile bildirilmişse de davalı tarafından haksız kullanımın sürdürüldüğünü ileri sürerek davalının kötüniyetle tescil ettirdiği markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin tüm ülke çapında tanınmış "..." ve "... ... ..." markalarının sahibi olduğunu, müvekkili firmanın özellikle 43. sınıfta birden çok marka tescil ettirdiğini ve tescilli markalarını korumak ve tanıtmak adına da uzun yıllardır ciddi yatırımlar yaptığını, müvekkili firmanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde özellikle 43. sınıflardaki hizmetler bakımından birçok markasını koruma altına almış olup “...” esas unsurlu markalarının turizm sektöründe oldukça tanındığını, müvekkili şirkete ait mekanların sanat, spor ve cemiyet dünyasının uğrak mekanları arasında yer aldığını, müvekkiline ait davaya konu marka başvurusu 05.06.2018 tarihinde gerçekleştirildiğini, davacının müvekkiline ait marka başvurusuna karşı gerçekleştirilen itirazlarının reddedildiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının davaya gerekçe olarak ileri sürdüğü markalardan ██████████ sayılı marka ile müvekkiline ait ██████████ sayılı marka arasında tescilli oldukları sınıflar bakımından herhangi bir kesişme bulunmadığını, davacının, işbu hükümsüzlük davasına dayanak yaptığı ██████████ sayılı “... ...” ibareli markasını, ██████████ sayılı “... !” ibareli markasını, ███████████ sayılı “... ...!” ibareli markalarını müvekkili şirkete ait davaya konu markanın tescilli olduğu 43. sınıf bakımından ticari etki yaratacak mahiyette bir kullanımı bulunmadığını, hükümsüzlük iddialarına karşı kullanmama defi'nde bulunduklarını, kullanılmayan markalara dayalı olarak açılan işbu davanın reddi gerektiğini, davacının dayanak yaptığı markalar ile müvekkili markasının bir bütün olarak ilgili tüketiciler nezdinde bıraktığı algının da tamamen farklı olduğunu savunrarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla taraf markalarının biçim, anlam ve sesçil bakımından değerlendirilmesi neticesinde ortalama tüketici algısı dikkate alındığında bu markaların görsel ve duysal özellikleri itibariyle birbirine benzer olmadıklarını ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığının rapor edildiği, mahkemece resen yapılan incelemede de "..." kelimesinin Türkçe yarımada anlamına geldiği, genel kullanıma özgü bir ibare olduğu, davacının markasına ilişkin görsellerin incelenmesinde "... ..., "... ..., ... " gibi ibarelerle tanıtım ve görsellerinin oluşturulduğu, davalının markasına ilişkin şeklin incelenmesinde içi taralı alan olarak altıgen şeklin kullanıldığı, davacının markalarında kullanılan şekillerle hiçbir benzerlik göstermediği, davalı markasının "... ... ..." olduğu, davacının markasının başlangıç kısmında ... kelimesinin kullanıldığı, davalının markasının ana ayırt edici unsurunun "... ..." olduğu, ... ilçesinin coğrafi olarak yarımada olduğu ve ... kelimesinden sonra ... kelimesinin kullanılmış olduğu, dolayısıyla davalının markasında kullanılan kelimenin ... Yarımadası olarak algılanmasının sağlandığı, isim ve şekil olarak değerlendirildiğinde sıradan bir insanın her iki markayı karıştırma ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, davaya konu taraf markaları arasında iltibasa neden olacak nitelikte benzerlik olduğu iddiasına dayanan marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B.Değerlendirme ve GerekçeMarka hükümsüzlüğü istemine ilişkin açılan davada uyuşmazlık, davaya konu taraf markaları arasında iltibasa neden olacak nitelikte benzerlik olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Davacı, adına tescilli "..." esas unsurlu "...!" ibareli markalarına dayanarak davalı adına tescilli "... " ibareli markanın hükümsüzlüğü talep etmiştir. Davaya konu taraf markaları arasında "..." sözcüğünün genel izlenime hakim sözcük olması nedeniyle ortalama tüketicinin aklında kalan baskın unsur niteliğinde bulunduğu, bu kelimenin İngilizce'de "yarım ada" anlamına geldiği, söz konusu kelimenin belirtilen anlamı itibariyle çekişmeli 43. sınıftaki hizmetler yönünden herhangi bir tanımlayıcılığının olmadığı, davalı adına tescilli markanın bunun dışında kalan ''... '' ibaresindeki ...'nın turistik bir merkez olması ve ilçenin adına karşılık gelmesi karşısında hiçbir ayırt ediciliğinin olmadığı, "..." sözcüklerinin ise davalının çatı markası olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen markanın davalının çatı markasına, davacı markalarının esas unsurunun eklenmesi sureti ile oluşturulduğu, bu çerçevede davalı markasındaki ortak unsur dışında yapılan ilavelerin anılan ortak unsura göre zayıf ya da hiç ayırt ediciliğe sahip olmayan sözcükler olması karşısında hükümsüzlüğü talep edilen markanın genel izlenimine hakim olan ''...'' sözcüğü nedeniyle ortalama tüketicinin davaya konu markalar arasında okunuş, anlam ve görünüm itibariyle idari-ticari ekonomik bağlantı bulunduğu yanılgısına düşmek suretiyle karıştırabileceği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.