Anahtar kelimeler: Sancılı Renkte Yayalara Işıklarının Karşıdan Hala Yandığı Geçerken Üzeri Operasyon

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2022
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; 09.11.2011 günü, saat 13:30 sıralarında, İstanbul İli ... İlçesi ... Caddesi üzeri, ... Merkezi önünde bulunan trafik ışıklarının araçlara kırmızı, yayalara yeşil renkte yandığı esnada müvekkili ...'nın karşıdan karşıya geçerken, sürücü... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpması neticesinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, operasyon, uzun ve sancılı tedavi sürecine rağmen hala eski sağlığına kavuşamadığını, meslekte kazanma gücü kaybı ve maluliyeti doğduğunu, İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında yargılama faaliyeti sonucunda sanık olan davalının suçunun sabit görüldüğünü ve hakkında cezaya hükmedildiğini, müvekkilinin işbu kaza neticesinde tedavi olduğunu, hastane masrafları, ilaç ve tedavi masrafları, hastaneye gidiş geliş yol masrafları gibi harcamalarda bulunduğunu, maluliyetinden dolayı kazanç kaybı ortaya çıktığını, müvekkiline çarpan ... plakalı aracın ... poliçesinin davalı ... nezdinde yapıldığını, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak sigorta şirketince taraflarına 1.005,43-TL tazminat ödemesi yapılacağının belirtildiğini, ancak ...Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile müvekkilin işbu kaza nedeni ile % 10 oranında malul kaldığının belirtildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi teklif edilen tazminat bedelinin oldukça düşük olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250-TL tedavi ve ulaşım gideri, 250-TL fizik tedavi ücreti, 250-TL bakım gideri, 250-TL aktif ve pasif dönem çalışma gücünde meydana gelen iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere şimdilik 1.000-TL maddi tazminat, 35.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 36.000-TL tazminatın kazanın meydana geldiği 09.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi poliçe teminat limitleri dahilinde olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı , cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat isteminin reddine, davalı sigorta şirketine karşı açılan manevi tazminat davasının reddine, davalı...'e karşı açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 7.000,00 TL'nin 09.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı... istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davacı müvekkili ATK'ya sevk edilmeden ve gerekli işlemler tamamlanmadan maddi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, mahkemenin manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü yönünde kurmuş olduğu karar açıkça hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin yüzünde kaza nedeniyle kalıcı yaralar meydana geldiğini, müvekkilin genç yaşta meslekten kazanma gücünden yoksun kaldığı gibi hayatı boyunca yüzünde var olacak bir yara iziyle yaşamaya mahkum bırakıldığını, davalının manevi tazminat miktarına yönelik beyanlarına itibar edilemeyecek olup kazanın meydana gelmesine tam ve asli kusuru ile sebebiyet veren davalının manevi tazminat miktarı yönünden de tam sorumluluğu bulunduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu kazada davacının çocuk arabasıyla önüne atladıklarını, bunun kasıtlı yapıldığına, kaza anında orada bulunan vatandaşlar tarafından bu kişilerin devamlı bu şekilde yaptıklarını, hatta çocuk arabasının içinde çocuk bulunmadığını, davacının avukat ile aynı ofiste çalıştığını, polis tarafından tutulan tutanakta ise kusurumun olmadığını belirtildiğini, hastaneden gelen raporda yaralanma olmadığı da belirtildiğini, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 09.11.2011 günü, saat 13:30 sıralarında, ... Caddesi üzerinde ki ... Merkezi önünde karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yayaya davalı sürücü... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağı incelendiğinde yayaların, iki yarı yaya geçidi olduğu halde, yaya geçitlerini kullanmadığı ve aniden yola atlayarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdikleri açıklanarak sürücünün her hangi bir kusurunun olmadığı, tüm kusurun yayalarda olduğu yönünde tutanak düzenlenmiştir.Aynı kaza sebebi ile İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda "sanık ve müştekilerin her birinin eşit oranda kusurlu" olduğu tespit edilmiş, mahkemece bu rapora itibar edilerek sanık olarak yargılanan sürücü ...'in mahkumiyetine karar verilmiş ve bu karar yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporu almamıştır. Ceza Mahkemesinde ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora itibar edilerek karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun █████/1989 gün E:███████-373, K:472 ve █████/2011 gün ve E:███████-50, K:████████ sayılı ilamları)
6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin kusura yönelik itirazlarının değerlendirildiği, ceza mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre değerlendirme yapılarak kusur oranı bakımından olayın oluş şekline uygun düşen ceza dosyasından alınan ATK kusur raporuna itibar edilerek davacı yaya ile davalı sürücü eşit kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava yaramalı trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici maluliyet tazminat istemine dayanmakta olup TBK'nın 50.maddesi gereğince tazminatın belirlenmesi için öncelikle davacının kalıcı veya geçici maluliyeti bulunup bulunmadığının belirlenmesi için maluliyet raporu alınması zorunludur. Somut uyuşmazlıkta dosya kapsamından dava dilekçesine ekli bir kısım tıbbi belge sunulmuş ise de maluliyet raporu tanzimi için dosyanın ATK'ya gönderilmesi üzerine ATK tarafından█████/2019 tarihli ön rapor gönderilerek bazı eksikliklerin tamamlanması, muayenelerin yaptırılması davacının bir Tıp Fakültesi ya da Eğitim Araştırma Hastanesine sevkinin sağlanarak yaptırılacak muayene ve gerekli tektikleri sonucu düzenlenecek raporlar ve tetkiklerin gönderilmesi istenmiş; ATK 2. İhtisas Kurulu ön raporu geldikten sonra İlk Derece Mahkemesince █████/2019 tarihinde davacının ...Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevki sağlanmış ve hastane tarafından █████/2020 tarihli rapor hazırlanarak CD ortamında mahkemeye gönderilmesi üzerine dosya tekrar ATK 2. İhtisas Kurulu'na gönderilmiştir. Ancak ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından kişide meydana gelmiş arazlar yönünde olay arasında illiyet bağı kurulabilmesi için olay tarihi olan █████/2011 tarihli tedavileri, çekilen tüm grafileri (BT MR direkt grafi) DICOM formatında gönderilmesi istemiştir. Bunun üzerine davacı vekiline, davacının kaza nedeniyle tedavi gördüğü hastanelerin bildirilmesi için mehil verilmiştir. Davacı vekili Uyap üzerinden gönderdiği dilekçe ile davcının tedavi gördüğü "İstanbul ....., .... Hastanelerini" bildirmiştir. Mahkemece bu hastanelere müzekkere yazılmış gelen evrakların bir kısmının kazayla ilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece █████/2022 tarihli 12 celse ve █████/2022 tarihli 13. celse de olmak üzere iki kez davacı vekiline " █████/2021 tarihinde gördüğü tedaviler sırasında çekilen tüm grafilerin (BT, MR, direkt grafi) DICOM formatında CD kopyaları ile birlikte, muayene bulguları, konsultasyon notları, epikriz raporları, hemşire gözlem notları, tetkik ve tedavi evrakları dahil tüm tıbbı belgelerin Mahkememize ibraz etmek üzere 2 hafta ek süre verilmesine(önceki duruşmada 2 hafta süre verilmiştir.) aksi halde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve mevcut dosya kapsamına göre karar verileceğinin ihtarına, duruşma tutanağının tebliği ile müzekkerelerin takibi için davacı vekiline elden takip yetkisi verilmesine, eksiklikler giderildiğinde dosyanın ATK'ya gönderilmesine" şeklinde ara karar kurulmuştur. █████/2022 tarihli 14. celsede davacı vekili "hastanelerden gelen mevcut evraklarla ATK'dan rapor alınmasını, mevcut evraklar ile rapor alınamaması halinde ATK ya müzekkere yazılarak muayene günü verilmesini" talep etmiştir. Mahkemece davacının muayenesi için ATK 2. İhtisas Kurulu'na yazı yazılmadan ve sevki sağlanmadan maddi tazminatlar yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar vermiştir.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, davacının muayenesi için sevki de sağlanarak ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi, geçici bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı ve süresi, kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre aktüer bilirkişiden rapor alınması; dava dilekçesinde yazılı tedavi giderlerine ilişkin talep bakımından da SGK'nın sorumluluğu kapsamında bulunmayan belgesiz tedavi giderleri ile bedellerinin belirlenmesi için doktor bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Davacı vekilince davacının tedavi gördüğü hastanelerin bildirilmesi ve gelen kayıtlar ile ATK dan rapor alınamadığının anlaşılmasına göre ve ceza dosyasına göre maddi olgunun varlığı gözetilerek talep doğrultusunda davacının ATK 2. İhtisas Kurulu'na sevkinin sağlanarak geçici ve sürekli iş göremezlik açısından rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de davacının yaranması derecesi, maluliyet oranı ve iyileşme süresidir. Maluliyetin belirlenmesi için rapor alınması gerektiğinden manevi tazminatın belirlenmesi de eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacı vekili ile davalı... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!