Anahtar kelimeler: İptaliyle Gaziosmanpaşa Sunmuş Düşüldükten Masrafı Arabuluculuk Devamına Borcu Takibe Şirkete

T.C.
İSTANBUL18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline borcu olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsili için Gaziosmanpaşa ... Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takip sonrası arabuluculuk öncesi müvekkili şirkete kısmi ödeme yaptığını, 21.10.2025 tarihinde 600.000,00-TL ve 24.10.2025 tarihinde 604.775,00TL müvekkili şirkete ödeme yapıldığını, toplam 1.204,775-TL düşüldükten sonra kalan icra vekalet ücreti, icra tahsil ve peşin harç, başvurma harcı, vekalet harcı ve icra tebligat masrafı yönünden itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini ve alacağın en az % 20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkete borcunun bulunmadığını, herhangi bir bağlayıcılığı olmayan davacı tarafça hazırlanmış hesap ekstresi adlı evrak ile kesin olarak yetkisiz icra dairesinde takibe başlandığını, davacı vekilinin sunmuş olduğu sözleşmede açıkça "6. hükümlülükler ve cezai şartlar 1- Her iki kuruluşta birbirlerinin çıkar ve menfaatlerini korumakla hükümlüdür. 2-Taraflar arasında bu sözleşmeden doğan bütün münasebetlerde, uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." İstanbul İcra Daireleri yetkili kılındığını, davalının Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünde başlatmış olduğu takibe açıkça yetki itirazı yapıldığını ve İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiş olmasına rağmen dikkate alınmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, ambulans hizmet sözleşmesine istinaden tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda davacı vekili tarafından sunulan dava ve beyan dilekçelerinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 01.01.2024-31.12.2024 tarihli ambulans hizmet sözleşmesi uyarınca sözleşme süresi sona ermiş ise de yeniden yazılı sözleşme yapılmaksızın ticari ilişkinin devam ettiğini, 2024-2025 yılı dönemine ait cari hesap alacağından kaynaklı olarak davalı aleyhine Gaziosmanpaşa ...Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davalının icra takibinden sonra asıl alacak için davacı şirket hesabına icra takibine esas borca mahsuben 21.10.2025 tarihinde 600.000,00-TL ve 24.10.2025 tarihinde ise 604.775,00-TL olmak üzere toplam 1.204,775-TL ödeme yaptığını, bu ödeme akabinde eldeki davanın ferilere ilişkin açıldığını beyanla icra vekalet ücreti, icra tahsil ve peşin harç, başvurma harcı, vekalet harcı ve icra tebligat masrafı yönünden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiş olduğu, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşme uyarınca yetkili icra dairesinin İstanbul İcra dairesi olduğundan bahisle usulüne uygun bir icra takibinin bulunmadığı yönünde usuli itirazda bulunmuş olduğu görülmüştür.6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.b) Yargı yolunun caiz olması.c) Mahkemenin görevli olması.ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.e) Dava takip yetkisine sahip olunması.f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun █████/2004 tarih, ███████-410 esas, ████████ karar sayılı ilamı da bu yöndedir.İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik
: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.Somut olay bakımından tarafların kabulünde olduğu üzere taraflar arasında geçerli olan Ambulans hizmet sözleşmesinin 6-Yükümlülükler ve Cezai Şartlar başlığının 2. Bendinde yer alan "Taraflar arasında bu sözleşmeden doğan bütün münasebetlerde uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri Yetkilidir" düzenlemesinin yer aldığı, bu hali ile icra dairesinin yetkisi uyarınca HMK m.17 hükmünün uygulanması gerektiği ve bu doğrultuda İstanbul İcra Daireleri yetkili iken takibin yetkisiz GOP ... Dairelerinde başlatılmış olduğu anlaşılmakla davalının usulüne uygun olarak icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itiraz uyarınca eldeki davada yetkili yerde başlatılmış usulüne uygun bir takipten bahsedilemeyeceğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Mahkememizce yapılan kontrolde işbu dava açılırken her ne kadar tevzi formunda dava değeri 1,00 TL olarak gösterilmiş ise de eldeki davanın asıl alacak bakımından itirazın iptali istemine ilişkin olmadığı, davalının takipten sonra ancak davadan önce yapmış olduğu asıl alacak ödemesinin mahsubu ile takibin ferileri yönünden itirazın iptali istemine ilişkin olduğu hususu nazara alındığından mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı, 05.12.2024 Tarihli "Dava, icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. ... Davacı icra takibinde 7.200,00 TL asıl alacağın tahsili talebinde bulunmuş, davalı, takip tarihinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce 7.200,00 TL'yi ödemiştir. Takipten sonra, ancak davadan önce borçlu tarafından yapılan ödeme yönünden dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Nitekim davacıda dava dilekçesinde borcun ferileri yönünden takibin devamını sağlamak için bu davanın açıldığını belirterek talep sonucunda da bakiye bedel yönünden takibin devamını talep etmiştir. Yargıtay HGK kararı ve Yargıtay 19. HD'nin 12.02.2013 tarihli ve ██████████ E., █████████ K. Sayılı kararında belirtildiği üzere, bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının asıl alacak tutarına yönelik bir davası olmadığından bu hususta karar verilmemesi, icra takibinde alacağın fer'ileri olarak istenen talepler yerine getirilmediğinden ve o talepler bakımından itirazın iptaline karar verilmedikçe yerine getirilmesi de mümkün olmadığından icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretine yönelik itirazın iptali ile takibin bu yönler bakımından devamına karar verilmesinden ibaret olmalıdır.Ayrıca alacağın fer'ileri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı olmayıp, somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına esas alınabilecek matrah bulunmadığından, davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerekir. Diğer taraftan işleyecek faiz, icra harç ve vekalet ücreti, dava değerinde dikkate alınmayacağından, somut davada dava değeri olarak asıl alacak tutarı esas alınmıştır." şeklindeki gerekçeli ilamı da dikkate alındığında işbu davanın konusunu oluşturan icra takibinde takipte kesinleşen miktarın 1.198.581,83 TL olduğu hususu ve hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlığını taşıyan 7. Maddesinin 2. Fıkrasının "(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindeki düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;1-Davacının davasının usulüne uygun bir takip bulunmaması sebebiyle HMK m.114/2, 115 hükümleri uyarınca usulden reddine2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m.7/2 hükmü uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.