Anahtar kelimeler: Altuğun Kurgusal Aşdeki Ştinde Sistematik Koymak Stratejiyi Kurucu Yıllara Ahmet

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...Tic. A.Ş. vekili ile davalı ...ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Tic. A.Ş.’nin (... A.Ş.) kurucu ortaklarından biri olduğunu, kurucu ortaklardan Ahmet Altuğ’un vefat ettiğini, ... A.Ş. ve ... ve San. Ltd. Şti.’nde (... Ltd. Şti.) hakim pay sahibi ...’un müvekkilinin ... A.Ş.’deki az ve fakat belirleyici nitelikteki altın payına hukuka aykırı olarak el koymak için sistematik olarak yıllara sair kurgusal bir stratejiyi yürürlüğe koyduğunu, ...’un babasının vefatı üzerine kardeşi ihbar olunan Kaan Altuğ ile eşit paya sahip olması gerekirken hukuka aykırı eylemler silsilesi ile tüm kontrolü ele geçiren hakim teşebbüs haline geldiğini, ... Ltd. Şti.’nin müvekkiline keşide ettiği 24.01.2022 tarihli ihtarnamede müvekkilinin paylarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 208. maddesi tahtında; aslında hakim şirket konumunda bulunmayan ... Ltd. Şti. tarafından 6.756,00 TL gibi bir bedel üzerinden tek taraflı olarak satın alındığı ve müvekkilinin isminin ... A.Ş. pay defterinden silindiğinin belirtildiğini, şirketin tüm kontrolünü elinde tutan müteveffa ...’un müvekkilinin ... Ltd. Şti.’deki üstün başarılarına karşılık oğullarıyla birlikte müvekkiline yeni kurulan anonim şirkette pay verdiğini, 2010 yılından sonra ..., ..., ... üçlüsü arasında baş gösteren sorunların şirketlerin ticari faaliyetlerine sirayet ettiğini, babalarının vefatından sonrası için hisselerin yarı yarıya kendilerine kalacağını düşünen iki kardeşin şirketlerin yönetimlerinin kendilerine kalması için rekabet içerisine girdiğini, 2012 yılında ...’un temsil yetkisinin sona erdirildiğini, ...’un vefat etmesi üzerine ...’un yıllardır kurguladığı kompozisyonu hayata geçirerek ... Ltd. Şti.’nin hakim hissedarı konumuna geldiğini, müvekkilinin pay oranının her ne kadar sembolik olsa da tüm kontrolünü elinde tutan ...’un vefatı üzerine esasen müvekkilinin payının altın pay haline geldiğini, paydan rahatsız olan ve şirket içerisindeki pozisyonunu sağlama almak isteyen davalı ...’un 2017 yılından itibaren müvekkili pay sahipliğinden çıkarılmasını amaçladığını, davalının müvekkilinin paylarına kötüniyetli şekilde el koymayı amaçladığını, 6.756,00 TL tutarındaki sembolik dahi olmayan bir bedel ile müvekkilinin paylarına el konulmasının müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek müvekkilinin ... A.Ş.’deki 11 adet paya tekabül eden %0,25 oranında pay sahibi olduğunun tespitini, pay defterinin bu şekilde düzeltilmesini, davalı hakim teşebbüs ...’un hakim teşebbüs olduğunun, fakat 6102 sayılı TTK’nın 208. maddesinde belirtilen “satın alma hakkı” kullanmak için gerekli %90’lık oy veya pay çoğunluğuna sahip olmadığının tespitini, müvekkilinin haksız şekilde pay sahipliğinden çıkarılmasına karar verildiği ihtarnamede 18.01.20 22... /1 no.lu olduğu belirtilen ... Ltd. Şti. müdürler kurulu kararının yok hükmünde olduğunun ve müvekkilinin ... A.Ş. pay defterinden silinmesine ilişkin ... A.Ş. tarafından alınan yönetim kurulu kararının/ işleminin yoklukla malul olduğunun tespitini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının hiçbir zaman ortağı dahi olmadığı ... Ltd. Şti.’nde ortaklığının bulunduğunu ve şirketin büyüyüp gelişmesine katkı sağladığını iddia ederek Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, ..., ... ve ...’un kurup geliştirdiği müvekkilinde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereği 5 ortak bulunması zorunluluğu nedeniyle B grubu küçük bir hisse ile ortak edilen davacının dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarının şirket işlerinin yürütülmesine engel olması nedeni ile payının 6102 sayılı TTK’nın 208. maddesi uyarınca ... Ltd. Şti. tarafından satın alındığını, davacının suçlarını örtbas etmek ve borçlarını ödememek amacıyla ... A.Ş. ortakları, yöneticileri, çalışanları ve Merhum ...’un akli dengesinin yerinde olduğuna dair rapor veren doktorlar ile noterler aleyhinde resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık iddialarıyla asılsız suç duyurusunda bulunduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, itirazın reddiyle kararın kesinleştiğini, davacı tarafın tüm iddialarının mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; şirketin hissedarlarının merhum ..., davalı ... ile ...’un olduğunu, sermaye ödemelerinin 27.04.2006 tarihinde ... Ltd. Şti., ..., ... ve ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının ise ...’un kardeşinin çocuğu olduğunu, ...’un sermaye ödemesi olan 750,00 USD’nin davacı adına, ... tarafından ... A.Ş.’nin hesabına yapıldığını, 17.07.2007 tarihinde yapılan sermaye artırımı için de 1.580,00 USD’nin de ... Ltd. Şti. hesabından davacının hesabına aktarıldığını, daha sonra mahsup işlemi yapılarak kapatıldığını, davacının şirketin kuruluşu aşamasında sermaye bedeli ödemediğini, şirketin kuruluşuna davacının ortak olarak dahil edilmesi o tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümlerine göre anonim şirket kuruluşlarında 5 adet ortak şartının bulunması zorunluluğundan kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu edilen kararın ... Ltd. Şti. tarafından alındığını, kararın ... Ltd. Şti.’nin davacının da hisselerinin bulunduğu ... A.Ş’de “hakim şirket” olduğu belirtilerek ... A.Ş.’de 11 adet hisse (%0,002) sahibi davacının paylarının tamamının, ...’un dürüstlük kuralına aykırı ve pervasız davranışlarının şirkete sıkıntı vermesi, şirketin çalışmasını engellemesi nedenleriyle 6102 sayılı TTK’nın 208. maddesi hükümleri uyarınca satın alındığını, satın alınan payların devir bedelinin hesaplanan şirket gerçek değerine orantılı olarak toplam 6.756,00 TL olarak belirlendiğini, devir bedelinin davacının banka hesabına yatırıldığını, ... A.Ş.’ye yazılı bildirimde bulunulduğunu, davacının kaydının pay defterinden silinip anılan şirket adına kaydedildiğini, müvekkili hakkında açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının ... A.Ş.’deki 11 adet paya takabul eden %0,02 oranında pay sahibi olduğunun tespiti ile pay defterinin bu şekilde düzeltilmesine, ... Ltd. Şti.’nin 18.01.20 21... /1 no.lu müdürler kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, ... A.Ş.’nin 18.01.20 22... /2 no.lu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, ... yönünden davanın pasif husumetten reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davalı ... Ltd. Şti.’nin hakim şirket olarak kabul edildiği, davalı ... A.Ş., ... Ltd. Şti. ve dava dışı ... Sistemleri A.Ş.’nin fiili topluluk olarak “... Şirketler Topluluğu”nu oluşturduğunun kabul edildiği, ... Ltd. Şti.’nin bir aile şirketi niteliği taşıdığı, baba ...’un ölümü ile hisselerinin oğullarına intikal ettiği, ... A.Ş.’nin, ... Ltd. Şti.’nin büyük hissedarı olduğu, ... ve ...’un ...’un çocukları, davacının ise, ...’un kardeşinin çocuğu olduğu, şirketin toplam beş hissedarının bulunduğu, davacının 55.000 hissede B grubu 11 hissenin sahibi olduğu, her ne kadar davacı tarafından hakim teşebbüs iddiası ile dava açılmış ise da mahkemenin fiili topluluk ile oluşan şirketler topluluğu ve hakim şirket değerlendirmesinin yerinde görüldüğü, ... Ltd. Şti.’nin baba ...’un ölümünden sonra hisselerinin, oğulları olan diğer ortaklar ... ile ...’a geçtiği, son durumda iki ortağın hisseleri birbirine hakimiyet sağlayacak büyüklükte farklılık taşımadığı, bu nedenle davalı ...’un bu şirkette tamamen söz sahibi olmadığı, tek başına çoğu kararı alamayacağı, iki ortak arasındaki hisse farkının %2 olduğu, diğer yandan üç şirketten oluşan şirketler topluluğunda hakim şirketin ... Ltd. Şti. olduğu, davacı azınlığın paylarının alınmasının gerekçeleri davacıya gönderilen 24.01.2022 tarihli ihtarnamede; merhum ...’a vasi atanması talebiyle ikame edilen dava, davacı aleyhinde yapılan suç duyurusu, davacının suç duyurusu, İş Mahkemesi nezdinde taraflar arasında görülen davanın gösterildiği, bu durumda 6102 sayılı TTK’nın 208. maddesindeki koşulların bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği, davalı şirket tarafından en önemli gerekçe olarak Merhum ...'a vasi atanması talebiyle görülen vasilik davası ile davalı ... A.Ş.’nin ticari itibarının sarsıldığı, sektörde yara aldığı iddiasının gösterildiği, davacı tarafından merhumun fiil ehliyeti ile ilgili ortada bir emare yokken mahkemeye başvurulup şirketin itibarı zedelenmiş olsaydı söz konusu durum TTK’nın 208. maddesi anlamında farkedilir sıkıntı veya pervasızca hareket olarak tanımlanabileceği, ancak; dosyanın incelenmesinde hastane tarafından merhumun fiil ehliyetinin bulunmadığı şeklinde rapor verildiği, mahkemece nihai karar verilmeden önce durumun gereği olarak merhuma geçici vasi atandığı, yargılama sırasında merhumun vefatı üzerine karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiği, vasi atanmasını gerektirir bir rahatsızlık bulunduğunda her kurum ve vatandaşın ihbar hakkı ve görevi bulunduğundan davacının mahkemeye başvurması ve dava sırasında alınan raporda dikkate alındığında davacının kötüniyet ile hareket etmediğinin anlaşıldığı, davacı tarafından merhumun hayattayken sağlık durumu ile ilgili doktorlar ve davalılarla ilgili yapmış olduğu doktor raporlarının sahteliği ile ilgili suç duyurusunun açıklanan vesayet dosyası kapsamı, alınan raporda merhumun fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle salt kötüniyetle yapılmış bir şikayet olarak nitelendirilemeyeceği, her ne kadar kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de ve dava açılmasına yeterli bir şüphe bulunmamış ise de, merhumun yaşı da göz önüne alındığında davacının yasal şikayet hakkını kullanmasının 6102 sayılı TTKnın 208. maddesi kapsamında değerlendirilmediği, davacı aleyhine hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu isnadıyla ... A.Ş.’nin şikâyeti üzerine mezkur suçtan dava açıldığı, dosya kapsamı itibariyle bu davanın akıbetinin beklenmediği, ...’un şirketten aldığı iş avans ve harcamaları iade etmemesi, bunları zimmetine geçirmesi ve iş avanslarının şahsi harcamalar için kullanıldığının tespit edilmesi nedeniyle ... 17. İş Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosya bağlamında açılmış tazminat ve işe iade davasının bulunduğu, mahkemece görevsizlik kararı verildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkemenin görevli olduğu değerlendirilerek davaya devam edilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderildiği, söz konusu eylemlerin vesayet kararındaki gibi şirket aleyhinde infial yaratmadığı, davalının hissesinin küçüklüğü, bu eylemlerin 6102 sayılı TTK’nın 208. maddesindeki ağır sonuçları gözönüne alacak seviyede olmadığı, Mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinin yerinde görüldüğü, davalı ... hakim teşebbüs olmadığından mahkeme kararının yerinde görüldüğü, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde dosya kapsamında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili, davalılar ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, anonim şirket ortağının pay sahipliğinden çıkarılmasına dair kararın yokluğunun tespitine, pay sahipliğinin tespitine ve ortaklık pay defterine işlemesi istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılar ... ve Tic. A.Ş. ile ... ... San. Ltd. Şti.'ye ayrı ayrı yükletilmesine, 09.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.