Anahtar kelimeler: Malezya Kökenli Ödül Distribütörü Distribütörlüğüne Ayından Firmada Sektörün Mart Geleceğinin

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Esastan retBölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile diğer müvekkillerinin 2013 yılı Mart ayından bu yana davalının distribütörü olduğunu, müvekkili ...'ın davalı firmanın distribütörlüğüne kadar uluslararası alanda bir çok ödül ve eğitim aldığını, anılan müvekkilinin başka firmada 13 yıl çalıştıktan sektörün geleceğinin açık olması nedeniyle Malezya kökenli olan ve ...'da Türkiye temsilciliği bulunan davalı şirketin distribütörü olarak işe başladığını, müvekkilinin ilk yılında 300 bin distribütör içerisinde Türkiye'de en iyi kazanç sıralamasına girdiğini ve davalının Malezya'da düzenlediği 20 15... . kutlamalarında ödül aldığını, müvekkilinin döndükten sonra yine başarı listesine girdiğini, ancak davalı şirketin, yöneticisi ...'in alt bayi olarak faaliyette bulunması nedeniyle taraflı davrandığını, müvekkili ile bir kısım bayilerin eşit işlem isteyerek hazırladıkları dilekçeyi merkeze sunması üzerine, anılan yönetici ile aralarının açıldığını, 20.09.2016 tarihinde davacı ...'ın lisansının iptal edildiğini, ...'a ve eşi ...’a 19.09.2016 tarihinde gönderilen elektronik posta ile müvekkillerinin başka network marketing firmasında faaliyet gösterdiğinden bahisle sözleşmenin 3.5.3 maddesi gereğince, inceleme yapılana kadar üyeliğin dondurulduğunun bildirildiğini, anılan yazının daha sonra davacı şirketi temsilen şirket müdürü ...'a gönderildiğini, daha sonra ise yapılan araştırmalar sonucu distribütörlüğün feshedildiğinin bildirildiğini, ... 11. Noterliğinin 29.09.2016 tarihli ihtarı ile müvekkillerinin haksız rekabetinin sonlandırılmasının istendiğini, müvekkillerince ... 2. Noterliğinin 10.10.2016 tarihli ihtarı ile başka bir ... marketing firmasında faaliyetlerinin olmadığı, iddia edilen network marketing firmasının adı, faaliyet yeri ve konusu hakkında bilgi ve belge istenerek haksız fesih nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların istendiğini, iş ilişkisinin haksız kesilmesi nedeniyle müvekkillerinin ödemelerini yapamayarak vade farkı ve faiz ödediklerini ileri sürerek vade farkı ve faiz ile manevi zararlar dışında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle yoksun kalınan kar için şimdilik 50.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 2013 yılı Mart ayından itibaren davalı şirketin distribütörü olduğunu, bu tarihe kadar ciddi uluslararası eğitim alan davacı ...'in sözleşme sonrasında da bir çok kez en iyi kazanç sağlayan bayi olduğunu, davalı tarafından düzenlenen organizasyonlarda ödül aldığını, yaklaşık 3,5 yıllık sürede 46.000 alt bayi sayısına ulaştığını, şirket yöneticisi ...'in aynı zamanda alt bayi olarak faaliyete başlaması üzerine bir kısım bayilerle birlikte yazılan ve Malezya'daki merkeze gönderilen dilekçe ile eşit işlem istendiğini, bunun üzerine 20.09.2016 günü davalı şirket çalışanının müvekkili ...'ı arayarak lisansının iptal edildiğini bildirdiğini, ... ve eşi ...'a 19.09.2016 tarihinde gönderilen müvekkilinin 28.09.2016 tarihinde tebliğ aldığı ihtarda da müvekkillerinin başka bir network marketing firmasında faaliyet gösterdiklerinin tespit edildiğinden bahisle araştırma süreci tamamlana kadar üyeliğinin dondurulduğunun bildirildiğini, 13.09.2016 tarihinde distribütörlüğünün feshedildiğine ilişkin yazı gönderildiğini, ... 2. Noterliğince gönderilen 29.09.2016 tarihli ihtarla müvekkilinin haksız rekabet oluşturan eylemlerinin sonlandırmasının istendiğini, müvekkillerince keşide edilen ... 2. Noterliğinin 10.10.2016 tarihli ihtarı ile müvekkillerinin başka network marketing firmasında faaliyetinin bulunmadığının bildirilerek buna ilişkin delillerin istendiğini, müvekkillerinin başka faaliyetlerinin bulunmadığı ve tüm gelirlerinin bu sözleşmeden kaynaklandığının da iletildiğini, müvekkillerinin haksız fesih nedeniyle ciddi zarara uğradıklarını, 2013 yılından 2016 yılına kadar toplam 1.272.056,06 TL kâr elde edildiğini, sözleşmenin en az 5 yıl süreceği düşünüldüğünde elde edilebilecek karın görüleceğini, sözleşme süresinin müvekkilinin çalışma performansına bağlı olduğunu, tanık beyanlarına göre davalı şirketin müvekkillerinin çalışmalarından memnun olduklarını ve sözleşmenin ifası sırasında herhangi bir şikayetlerinin olmadığını, sözleşmenin uzun yıllarca devam edebileceğinin görüldüğünü, müvekkilinin davalının menfi faaliyetleri nedeniyle yeni bir firma ile anlaşması aynı konuda yeni bir iş bulmasının imkansız olduğunu ileri sürerek, kişilik haklarını yönelik saldırı nedeniyle manevi zararın tespiti ve tahsili ile dava dosyasının ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve haksız fesih nedeniyle 50.000,00 TL manevi zararın faiziyle birlikte tahsiline, müvekkiline ait lisansın davalı tarafından açılarak iadesine, davalı ile sözleşme ilişkisinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların ... olarak bilinen Türkiye'de ise ... San. ve Tic. A.Ş. unvanı ile faaliyet gösteren doğrudan satış şirketinden distribütörlük aldıklarını, müvekkillerinin distribütörlüklerini de bu şirkete yönlendirmeye çalıştıkları hakkında, ..., ... ve ... gibi Türkiye sıralamasında ön sıralarda yer alan distribütörlerinden çok sayıda şikayet mektubu ulaştığını, mektuplar üzerine davacının savunmasının istenildiğini, davacının savunmasında kaçamak ifadeler kullandığını ve ... için çalıştığını ikrar ettiğini, yapılan değerlendirme sonucunda davacının ...’e üye olduğu ve müvekkili şirketin distribütörlerini bu şirkete yönlendirmeye çalıştığının anlaşılması üzerine distribütörlüğün sona erdirildiğini, Distribütörlük Sözleşmesinin 3.5.3 no.lu maddesinde 2. distribütörle çalışmanın yasaklandığını ve fesih nedeni sayıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden her ne kadar davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği beyan edilmiş ise de; dosya kapsamında dinlenen taraf tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları ve davalı tarafından haklı fesih sebebi olarak ileri sürülen hususların ispat edilememesi, haklı nedenle feshe ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil olmadığı dikkate alınarak, davalı tarafından taraflar arasındaki bağımsız distribütörlük sözleşmesinin haksız bir şekilde feshedildiği kanaatine ulaşıldığı ve davacıların bu fesih sebebiyle oluşan zararından davalının sorumlu olduğu, her ne kadar davacı █████/2019 tarihli dilekçesi ile denkleştirme/portföy tazminat talebinde bulunmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşme ve taraf beyanları dikkate alındığında davacılara, davalı şirket tarafından bağımsız distribütörlük imkanı tanındığı, sözleşme kapsamında davacılara belirli bir bölgede tek satıcılık veya münhasır yetkisi verilmediği, anılan hususun █████/2020 tarihli bilirkişi ek raporu ile sabit olduğundan davacıların şartları oluşmayan portföy/denkleştirme tazminat taleplerinin reddi gerektiği (Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. - ██████████ K. sayılı ilamı), birleşen dava bakımından yapılan incelemede; birleşen dosyada davacı vekili, davacılara açılan lisansın davalı tarafından tekrar açılarak iadesine, davalı ile çalışma akdinin devamlılığı hususunda karar verilmesini talep ettiği, davacı vekilinin yukarıda anılan talebinin esasen davalı tarafından haksız feshin iptali ile sözleşmenin devamına karar verilmesi talebine yönelik olduğuna kanaat getirildiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere fesih beyanının sözleşmeyi geleceğe etkili olarak sona erdiren bozucu yenilik doğuran bir hak olduğu, somut dosya bakımından değerlendirildiğinde, davalı tarafından taraflar arasındaki bağımsız distribütörlük sözleşmesinin feshedildiği anlaşıldığından, fesih tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşmenin geleceğe etkili olarak sona erdiğinin kabulü gerektiği, Yargıtay HGK.███████-693 E., ███████ K. sayılı ilamında belirtildiği üzere haksız fesih sebebiyle davacıların uğradığı zararı davalı karşılamakla yükümlü olup dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile bu zararın tespit edildiği, bu durumda davacıların birleşen dosya yönünden haksız feshin iptali ile sözleşmenin devamına karar verilmesi talebinin yerinde olmaması sebebiyle reddi gerektiği, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi, olay sebebiyle davacılarda oluşan itibar kaybı, davalının sözleşmenin feshinde haksız olması dikkate alınarak, davacılar lehine hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 13.511,52 TL yoksun kalınan kârın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, birleşen davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihi olan 28.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, distribütörlük sözleşmesinin feshinin iptali ile sözleşmenin devamına karar verilmesi isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında ... ve Prosedürler Kasım 2014 Türkiye baskısı başlıklı bir sözleşme ile sözleşme ilişkisinin kurulduğu ve ticari ilişkinin bu sözleşme kapsamında yürütüldüğü, belirtilen bu sözleşmede, davalı şirketin işlerini yürüten kişilerin bağımsız distribütör olarak tanımlandığı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde, davacının davalıya ait ürünün belirli bir bölgede satılmasını üstlenmek yerine, bulunacak yeni distribütörlerin sisteme eklenmesi ve bu kişilerin ekleyeceği yeni kişilerin gelirinden davacının pay alması şeklinde bir sistemin kurulduğu, ancak bu durumun, sonsuza kadar, davacının aynı miktarda gelir elde etmesi gerektiği ve bu gelirinin sonsuza kadar korunmasını gerektirmediği, sözleşmenin feshi halinde, feshin haklılığına veya haksızlığına bağlı olarak, sözleşme ve yasadaki genel düzenlemelere göre talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenebileceği, distribütörlük sözleşmesi, bir ürünün üreticisi ile distribütör arasında yapılan ve ürünün belirli bir bölgede ve belirli bir sürede dağıtımını düzenlediği, yasada tipik bir sözleşme olarak düzenlenmeyen distribütörlük sözleşmelerine, sürekli borç doğuran çeşitli sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacının ileri sürdüğü denkleştirme tazminatı veya bu şekilde hesaplama yapılmasına ilişkin talebi yerinde olmayıp, dosyadaki sözleşmenin davacılara münhasırlık yetkisi vermediği, ancak bu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini talep edilebileceği, zararın belirlenmesi ve kapsamının ispat yükünün davacıda olduğu, davalı tarafından, davacının sözleşmesinin feshedilmesi, haklı bir nedene dayanmadığından, fesih nedeniyle uğranılan zararların tazminin istenebileceği, bu tür uzun süreli sözleşmelerin feshi halinde kural olarak bayilik ilişkisine kıyasen yeni bir iş ilişkisinin kurulması için gereken süre kadar kâr kaybı tazminatına hükmedilebileceği, dosyadaki belgelerden kâr payı dışında, sözleşme nedeniyle yapılmış bir yatırımın varlığı ve bu nedenle zarara uğranıldığının kanıtlanmadığı, mahkemece zararın davacıların kayıtları ile belirlenmesi karşısında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 114/son maddesine göre sözleşmeler hakkında uygulama yeri bulunan aynı Kanun'un 50 ve devamı maddelerine göre zararın belirlenmesine gerek bulunmadığı, 05.09.2019 tarihli dilekçe ekinde farazi bir kazanç planı sunulmuş ise de, bu kazanç planının esas alınmasının mümkün olmadığı, davacılar vekilince özel amaçlı bilirkişi raporun dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de, dosya kapsamında yukarıda belirtildiği gibi davacı defterlerini esas alarak hesap yapan bir raporun bulunmadığı, yalnız farazi şekilde yapılan zarar hesabı bulunduğundan hukuken bunun dikkate alınamayacağı, bu nedenle asıl davadaki tazminat talebine yönelik istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarı yerinde görüldüğünden davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik taleplerinin reddi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacıların uğradığı maddi kayıpların usulüne uygun belirlenerek hüküm altına alınması karşısında, feshedilen bir sözleşmenin yeniden canlandırılarak tarafların ifaya mecbur edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tahsili, birleşen dava ise haksız fesih nedeniyle uğranılan manevi zararların tazmini ve sözleşmenin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 09.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi