Anahtar kelimeler: Uğratmış Tbkda Kusuruyla Edememede Açması Etmemiş İlliyet İfa Bağı Borca

T.C.

İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; borcun ifa edilmemesi halinde sözleşmeden doğan sorumluluk ve şartları sözleşmeden doğan borçların hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi halinde borçlunun sorumluluğunun şartları TBK’da düzenleme altına alındığını, buna göre borçlunun borca aykırı davranışının tazminat sorumluluğuna yol açması için; borçlu borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemiş olması gerektiğini, borca aykırı bu davranış alacaklıyı zarara uğratmış olması gerektiğini, borçlu, borcunu ifa edememede kusurlu olması gerektiğini, borcun ifa edilmemesiyle alacaklının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, borcun borçlunun kusuruyla ifa edilmemesi halinde alacaklının oluşan zararının tazminini isteme hakkı bulunduğunu, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderlerin, sözleşme yükümlülüğünün yerine getirilmesi veya karşı edimin kabulü için yapılan masrafların, sözleşmenin yerine getirilmesi esnasında doğan zararların, sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zararın, başka bir sözleşmenin yerine getirilmesinden doğan zararın, dava masraflarının menfi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşme süresine bağlı olmaksızın kar yoksunluğunun saptanmasında sözleşme süresi ile bir sorumluluk öngörülmediğini, sözleşme süresinin en üst sınırda olduğunu, davalı banka ile yatırım kredisi sözleşmesi görüşmeleri başladığını, müvekkil şirket tarafından güneş enerjisi kapsamında üretim santrallerinin yapımına ilişkin yatırım projesi kredi sözleşmeleri imzalandığını, taraflar arasında yapılan sözleşmeler davalı ile yapılan yaklaşık bir yıllık görüşmeler sonucu anlaşma imzalandığını, bu kapsamda müvekkil şirketin davalıya sözleşme gereği gerekli edimleri yerine getirdiğini ve kredi tahsisi sağladığını, müvekkil şirketin sözleşme kapsamına uygun olarak gerekli yatırımlara başladığını ve kısmen tedarik anlaşmaları yaptığını, kredinin kullanımının doğrudan olmayıp yapılan ve yapılacak yatırımların davalı tarafından onaylanması ile ödemenin ilgiliye yapılması şeklinde ön görüldüğünü, kredinin tahsis edilmesinin kredinin kullanıldığı veya hemen kullanılacağı anlamına gelmediğini, davalı bankaya istenilen ve sözleşme kapsamında tüm taahhütlerin verildiğini, gerekli koşulların müvekkil şirket tarafından yerine getirildiği için davalı banka tarafından müvekkil şirket hesabına arz edildiği şekilde kullanılmak üzere kredinin tahsil edildiğini, hesaplara intikali yapıldığını, müvekkil şirketin bu kapsamda gerekli yatırımları ve tedarik anlaşmaları yaptığını, ancak davalı bankanın ortada neden yokken tahsis ettiği krediyi sözleşmeye aykırı olarak iptal ettiğini, davalı işlemin yasal olmadığını anladığını ve ekte sunulan ek protokol metnini davacıya iletmiş olduğunu, bu işin yasal olmadığını ancak buna yasal kılıf uydurmak için sözleşmenin imzalanması için baskı yaptığını, bu talep ve eylemlerin bankacılık mevzuatına aykırı olduğu izah edildiğini, bunun imzalanmayacağı beyan edildiğini, sonrasında görüşmelere başlanıp sonuç alınamadığını, davalı bankanın bu kez hatalı olduğunu bildiği için almış olduğu bazı masrafları iade etmek durumunda kaldığını, mail ortamında ilettikleri ek protokolün hangi şartlarının yerine getirilmediğinin belirsiz olduğunu, kredi sözleşmesinde belirtilen koşulların yerine getirilmemesi durumunda kredinin tahsis edilmesinin mümkün olmayacağını, bu nedenle davalının bu yöndeki savunmalarının gerçekçi olmayacağını, davalı banka ile yapılan sözleşme kapsamında davalı bankaya enerji santrallerinin yapılacağı taşınmazların ipotek olarak verildiği, yapılan bağlantı anlaşmaları kapsamında gerekli rehin, temlik, kefalet, alacakların devir sözleşmelerinin davalı lehine verildiğini, bu sözleşmeler kapsamında yapılan bağlantı anlaşmalarına ilişkin ilgili kurumdan elde edilecek bedellerin davalıya rehin ve temlik edildiğini, bu bedellerin blokeli olan banka hesabına yatırılması gerektiğini, davalının sözleşme kapsamına göre alacaklarını bu hesaptan tahsil etmesinin kararlaştırıldığını, davalının kullandıracağı kredinin tüm teminatlarının garanti altında olduğunu, davalının amacının müvekkil şirketi zor durumda bırakmak olduğunu, davalı banka ve diğer davalıların haksız kazanç amaçlı hareket ettiğini, bu eylemin ahlaki olmadığını, davalının kullandırmış olduğu krediyi doğrudan müvekkile ödemediğini yapılan yatırımların kendi denetimi sonucu ilgili imalatçı veya tedarikçilere ödendiğini, kredinin başka alanda kullanılmasının olanaksız olduğunu, yatırım projesi kapsamında olması yapılan projenin bütün haklarının davalıya temlik edildiğini, üretime geçtiğinde elde edilecek gelirin davalıda korumalı olan banka hesabına aktarılacağını, öncelikle davalı buradan krediyi tahsil edeceğinin hüküm ve garanti altında olduğunu, müvekkil şirketin ortaklık yapısı ile ayni ortaklık yapısında olan diğer şirketlerin ticari faaliyetleri devam ederken davalı bankanın bu eylemi nedeniyle diğer bankalar tarafından olumsuz durum olarak algılandığını, kredilerin mevcut durumda korunmadığını, bankalar tarafından hesaplar kat edilerek yasal işlemlere başlandığını, bu şekilde diğer şirketlerin batışına neden olduğunu, bu eylemlerin yan etkilerinin ekonomik anlamda uğranılan zararın telafisinin mümkün olmadığını, müvekkil şirketin sözleşmeye güven duyarak sözleşme konusu güneş enerji santrali için yatırımlara başlandığını, bu yatırımların taşınmazı satın almasının, kiralamasının, bazı yatırımlara ilişkin bağlantı anlaşmalarının, alınan emtiaların, yapılan ödemelerin geri dönülemeyecek zarar oluşturduğunu, bu zararın tespiti ile davalı tarafından ödenmesi gerekeceğini, müvekkil şirketin yatırımı tamamlaması ile birlikte 10 yıllık alım sözleşmesi kapsamında belirlenen fiyat üzerinden ve üretilecek enerjinin satılması ve satıştan bankanın kredi borcunun mahsubu sonrası elde edilecek gelir yoksun kalınan kar olarak hesaplanması gerektiğini, bu hesaplamada üretim yapacak tesisin mevcut yatırım ile üretim yapması muhtemel yıl sayısı yani proje ömrünün esas alınması gerektiğini, müvekkil şirket ile davalı banka arasında 30.06.2016 tarihli kredi sözleşmesi ve ek sözleşmeler yapıldığını, 30.06.2016 tarihinde hesaplara intikal eden kredi tutarının onayları dışında geri çekilme işlemi yapıldığını, bu uygulamanın yasadışı olduğu bilindiğinden 10.08.2016 tarihli e-posta ve ekinin iletildiğini, tekrar yapılan görüşmede kredinin izinsiz biçimde hesaplardan geri alındığını, bu durumun müvekkile izah edilmediğinin, projenin risk altına sokulduğunu, bu durumun halen sürmekte olduğunu ve katlanarak arttığını, müvekkil davacının sözleşmelerdeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğinin açık olduğunu, bu durumun banka tarafından da kabul edilerek kredi tutarının hesaplara intikal ettiğini, koşullarda bir değişiklik olmadığı halde yapılan geri çekme işleminin bankacılık kanununa aykırı olduğunu, gerçek kişilerin olayların oluşumunda kredi sözleşmesinin yapılması için özel gayret gösterdiğini, davacı şirketin bu özel gayret nedeniyle başka bankalar ile bu yönde çalışmalar yapılmadığını, davalı bankaya daha iyi koşulların sağlanması için arz edilen şekilde işlemler yaparak yeni lehe koşullar yaratmaya çalışıldığını, bunu yaparak bankaya daha fazla gelir elde etmek ve bankalardaki konumlarının güçlendirmek ve bu şekilde şahsi menfaat temin etmek amacı ile hareket edildiğini, davalı ile yapılan sözleşme kapsamında müvekkil şirket tarafından yaptırılan yatırım bedeli için 10.000,00 TL yatırım bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesini, davalının sözleşmeye uygun davranmaması nedeniyle elde edilmesi muhtemel 10.000,00 TL yoksun kalınan karın dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesinin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalılar vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Dava değeri bölümünde, davanın değerinin 20 bin TL olarak gösterildiğini, davanın konusu bölümünde, davacı yoksun kalınan kar için 50 bin TL, maddi zarar için 50 bin TL olmak üzere 100 bin TL talep ettiğini, yargılama sonu bölümünde, davacı yatırım bedeli için 10 bin TL, yoksun kalınan kar için 10 milyon TL’nin tahsili talebinde bulunduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ Dava Dilekçesinin İçeriği” başlıklı 119. Maddesi gereğince, dava konusunun değerinin, açık bir şekilde talep sonucunun belirtilmesi gerektiğini düzenlediğini, bu sebeple, davacı dava değerini ve talebini tam olarak belirleyerek davasını açması gerektiğini, bu eksikliklerin sonradan tamamlanabilir nitelikte bulunmadığını davanın usul yönünden reddini, dava konusu ihtilaf davalı müvekkillerden ... T.A.Ş ile davacı arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ve eki sözleşmeler ile düzenlenen ticari kredi ilişkisinden doğduğunu, kredi sözleşmelerinin de kredinin de tarafları davacı ve davalılardan müvekkil şirket ... T.A.Ş. olduğunu, diğer davalılar, ... T.A.Ş.’nin tüzel kişilik olarak aldığı kararların icrası ile görevli çeşitli kademelerde görevli ... T.A.Ş. çalışanları olduğunu, sorumluluklarının şirket içi delegasyon ile belirlenmiş veya kendilerine atanmış görevlerinin ifasıyla sınırlı olduğunu, davacının karşısında hukuk kişiliği olarak tek muhatap ... T.A.Ş. olduğunu, ... T.A.Ş. tarafından alınmış kararların ifası nedeni ile çalışanların şahsi sorumluluğu söz konusu olamayacağını, gerçek kişi davalı müvekkiller hakkında açılan davaya husumet itirazında bulunduğunu, bu kişiler açısından davanın husumet yokluğu nedeni ile reddini, davacı taraf dilekçesinin 11’inci sayfasında, davanın gerçek kişilere yöneltilmesinin gerekçesi olarak bu kişilerin kredi sözleşmesinin yapılması için özel gayret gösterdiğini, bu şekilde bankadaki konumlarını güçlendirerek şahsi menfaat temin edeceklerini, dolayısıyla şahsi kusurları bulunduğunu iddia ettiğini, gerçek kişi müvekkilleri görevlerinin gerektirdiğinin dışında /üstünde olacak şekilde davacı şirketle herhangi bir iletişimlerinin olmadığını, müvekkillerinin davacı firmayı kredilendirmek için özel gayret göstermelerinin söz konusu dahi olmadığı 2014 yılında tanımlanan kredi limitlerine ilişkin taahhüt komisyonu ödenmediği takdirde limitin iptal edileceğine ilişkin yazının ekte sabit olduğunu, müvekkilleri gerçek kişilerin davacı şirkete özel ihtimam gösterdiği düşünülse dahi bunun hukuken kusur niteliği bulunmadığını, davacı, sayın mahkemenin yukarıda numarası yazılı dosyası ile açtığı davada, konusunu ve değerini tam ve açık olarak belirlemediğini, müvekkilleri banka tarafından iade alınan kredi nedeni ile zarara uğradığını iddia ettiğini, kabul manasına gelmemekle birlikte iade alınan kredinin tutarı ve bu kredinin iade alınması nedeni ile uğradığını iddia ettiği tutar belirli olduğunu, bu açıdan dava konusu alacağın likit olduğunu, davacının likit alacağı için davasını belirsiz alacak davası türünde açmasının HMK’ya aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin eklerine ilişkin usuli şartların yerine getirilmediğini, dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin dava dilekçesine eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer almasının zorunlu olduğunu, müvekkillere dava dilekçesinin eklerinin tebliğ edilmediğini, eklere ilişkin cevap ve savunmalarının saklı olduğunu, esasa ilişkin itirazlarının davacı ve müvekkil davalılardan ... T.A.Ş. arasında 19.04.2016 tarihinde niyet mektubu, 30 haziran 2016 tarihinde genel kredi sözleşmesi, 30 haziran 2016 tarihinde ek kredi sözleşmesi, 30 haziran 2016 tarihinde hesap rehin sözleşmesi imzalanarak 6.825.000 Euro tutarında kredi ...Tic.A.ş.’nin ... T.A.Ş. lehine rehinli ve blokeli olan ... numaralı hesabına aktarıldığını, müvekkil ... T.A.Ş. ile davacı arasında imza edilen niyet mektubu ve kredi sözleşmelerinde düzenlenen teminat şartlarının ve teknik danışman onayının tamamlanmaması sebebiyle söz konusu tutarlara ilişkin tasarruf yetkisinin davacıya geçmediğini, kredi tutarının hesapta blokeli olarak kaldığını, taraflar arasında bu hususta ihtilaf bulunmadığını, kredi tutarının blokeli olduğunu, 30.06.2016 tarihinde ilgili kredi tutarı davacı hesabına rehin blokeli olarak alacak geçildiğini, ilgili tarihte teminat eksiklikleri tamamlanmadığından ve teknik danışman teyidi bulunmadığından söz konusu kredinin davacıya kullandırılmadığını, müvekkil banka tarafından, davacı firmanın söz konusu eksiklikleri tamamlaması beklenir iken; 15.07.2016 günü ülkemizde darbe girişiminin yaşandığını ve hemen akabinde davacı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi ... eski yöneticisi ve hissedarı olmaktan dolayı gözaltı kararı verildiğini, gelişmeler üzerine davacı şirketin sıkıntıya girdiğini, ve davacı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmeler sonucunda işbu davaya konu proje finansman kredileri davacının bilgisi dâhilinde 01.08.2016 tarihinde davacı şirketin müvekkil bankaya rehinli ve blokeli olan hesaplarındaki kredi tutarlarının iade alındığını, söz konusu sözleşmeler tahtında tahsil edilmiş olan komisyonların davacı şirkete iade edildiğini, tüm bu gelişmeler ışığında müvekkil bankada sözleşmeyi sonlandırma ve krediyi kapatma gereği duyulduğunu, söz konusu kapama işlemi davacı şirketin bilgisi dâhilinde gerçekleştiğini, davacı şirket adına İsa Kaya 01.08.2016 tarihli maili ile kredi kapanması ile ilgili olarak müvekkil bankadan taahhüt yazısı istediğini, davacı şirket ortağı ve aynı zamanda davaya konu kredi sözleşmesinin garantörlerinden olan .... hakkındaki gelişmelerin “esaslı olumsuz etki” niteliğinde olduğu ve davacı-borçlu için temerrüt halinin gerçekleştiğini, davacının tasarruf hakkını kazanamadığı kredinin iade alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkillerin herhangi bir zarar sorumluluğundan bahsedebilmek için hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı şartlarının gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacının bu konuda herhangi bir delil ileri sürmediğini, şartlar konusunda bir açıklama yapmadığını, davacının davasının reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Eldeki dava, tazminat davasıdır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; Dosya üzerinden yapılan incelemede; Davacı ... A.Ş tarafından aşağıda açık adresleri pafta ve parsel numaraları bulunan "..." kurulma sahaları ile ilgili müracaat proje onaylama ve sistem anlaşmaları görülmekte olduğunu, ... ili ... ilçesi ... Köyü ... mevkii 140 ada 4,5,7,11,12 numaralı parseller;...tarih ve ... sayılı ... onaylı proje, ... ili ... ilçesi ... mevkii 440 ada 1 e parsel; █████/2015 tarih ve 15 ... sayılı ... onaylı proje, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... altı mevkii 170 ada 2 numaralı parsel; █████/2015 tarih ve ... sayılı ... onaylı prloje, ... ili ... ilçesi ... Köyü ... mevkii ... numaralı parseller; █████/2015 tarih ve ... sayılı ... onaylı proje, ... ili ... ilçesi ... Köyü ... mevkii 1120 ... parsel; █████/2015 tarih ve... sayılı ... onaylı proje, ... ili ... ilçesi ... mevkii 1513 numaralı parsel; █████/2014 tarih ve ... sayılı ... onaylı projeler olduğu ve uygulanabilirliği, sırası ile her biri için 821,2TL sistem bağlantı anlaşması bedeli olarak 6x821,2TL toplam 4927,2TL vergiler hariç bir harcama yapıldığı, projelerin çizimi ve onaylatılması için bir harcama kalemi gözükmediğinin tespit edildiğini belirterek dosya üzerinde yapılan incelemede davalının yukarda bahsedilen bölgelere ait projelerini çizdiği/çizdirdiği ...'a onaylattırdığı "Lisanssız Üreticiler İçin Dağıtırh Sistem Anlaşma"larını ... ve bağlı kuruluşları ite imzalattığını, Maddi zarar yönünden 4922,2TL ve oluşacak yasal faizin davalıya yana yükletilmesi
yönünde kanaat oluştuğunu, yoksun kalınan karın hesaplanması hususu uzmanlık alanına girmediğini belirtmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; mahkememizin ...ESAS ara kararı gereği dosya üzerinde yapılan incelemede davalının raporda bahsedilen bölgelere ait projelerini çizdiği/çizdirdiği ...'a onaylattırdığı "Lisanssız Üreticiler İçin Dağıtım Sistem Anlaşma"larını ... ve bağlı kuruluşları ile imzalattığını, Maddi zarar yönünden 4.922.2TL ve oluşacak yasal faizin davalıya yana yükletilmesi yönünde kanaat oluştuğunu, sektör değerlendirme kapsamında ...AŞ.'nin proje dahilinde bir faaliyette bulunmadığını ve bu bağlamda da proje dahilinde herhangi bir maliyetinin bulunmadığını belirtmişlerdir.
... 6. ATM'nin ... Talimat sayılı dosyası ile alınan Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; Davacı yanca, ... T.A.Ş., ... (... Ticari Şube Müdürü),... (... Ticari Şube), ... (... T.A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı) aleyhine dava açmış olmakla birlikte davalı gerçek kişilerin davalı Bankanın memurları olduğu ve banka talimatlarını uygulamakla mükellef olmaları nedeniyle, davalı gerçek kişilerin, davacıya tahsis edilen kredinin geri alınmasına bağlı olarak doğacak zararlardan sorumlu tutulamayacaklarını, davacı şirketin % 40 ortağı olan ... hakkında kredinin geri alınmasından sonraki bir tarihte verilmiş mahkeme kararının, kredi sözleşmesi ve ek kredi sözleşmesi hükümleri gereği, kredinin geri alınmasına sebep olabilecek bir husus olmadığı, bir başka deyişle, bitmiş bir işlem ile ilgili olarak işlem tarihinde gerçekleşmemiş bir olayın kredi geri dönüşünde esaslı olumsuz etki yaratmayacağını, davalı yanca, davacı yana tahsis edilen kredinin, davacı bilgisi ve izni olmadan davalı yanca davacı banka hesabından geri alınmış olması nedeniyle, davacının tesis edemediği her ... nedeniyle mahrum kaldığı brüt kar tutarının (Kurumlar Vergisi dâhil) 769.272,78 Euro, 6 MW Santral için mahrum kaldığı kar tutarının ise (769.272,78 X 6=) 4.615.636,68 Euro olacağını, davacının mahrum kaldığı kar tutarını davalı bankadan talep edebileceğini, davacı şirketin tesis ... tesis kurulumu için toplam 1.922.329,62,11 TL (664.543,39 USD) yatırım öncesi harcama yapmış olduğu, bu tutarın 1.175.698,58 TL'lik (405.563,52 USD) kısmının arazi alımı için harcanan tutar olduğu ve davacı yanca arazilerin elden çıkarılmasına bağlı olarak geri kazanım imkânı bulunduğu, geri kalan 746.631,04 TL'nin (258.979,87 USD) ise (santral kurulumu için harcanmış olan bağlantı anlaşması, proje onayı vb. harcamalar) geri kazanım imkânı bulunmadığı, davacı şirket tarafından ... santral projelendirildiği ve bir adedinin öz kaynak ile tesis edildiği, diğer santralların tesis edilemediği göz önünde bulundurulduğunda bu harcama tutarından tesis edilemeyen ...'e isabet eden (746.631,04/7*6x) 639.969,46 TL (221.982,75 USD) harcama tutarının davalı bankadan talep edilebileceğini belirtmişlerdir.
... 6. ATM'nin ... Talimat sayılı dosyası ile alınan Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2020 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davacı yanca, ... T.A.Ş., ... (...Şube Müdürü),... (...Şube), ... (... T.A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı) aleyhine dava açmış olmakla birlikte, davalı gerçek kişilerin davalı Bankanın memurları olduğu ve banka talimatlarını uygulamakla mükellef olmaları nedeniyle, davalı gerçek kişilerin, davacıya tahsis edilen kredinin geri alınmasına bağlı olarak doğacak zararlardan sorumlu tutulamayacaklarını, davacı şirketin % 40 ortağı olan ... hakkında kredinin geri alınmasından sonraki bir tarihte verilmiş mahkeme kararının, kredi sözleşmesi ve ek kredi sözleşmesi hükümleri gereği, kredinin geri alınmasına sebep olabilecek bir husus olmadığı, bir başka deyişle, bitmiş bir işlem ile ilgili olarak işlem tarihinde gerçekleşmemiş bir olayın kredi geri dönüşünde esaslı olumsuz etki yaratmayacağını, davalı yanca, davacı yana tahsis edilen kredinin, davacı bilgisi ve izni olmadan davalı yanca davacı banka hesabından geri alınmış olması nedeniyle, davacının tesis edemediği her ... nedeniyle mahrum kaldığı brüt kar tutarının (Kurumlar Vergisi dâhil) 769.272,78 Euro, ... Santral için mahrum kaldığı kar tutarının ise (769.272,78 X 6=) 4.615.636,68 Euro olacağı, davacının mahrum kaldığı kar tutarını davalı bankadan talep edebileceğini, davacı şirketin tesis ... tesis kurulumu için toplam 1.922.329,11 TL (664.543,39 USD) yatırım öncesi harcama yapmış olduğu, bu tutarın 1.175.698,58 TL'lik (405.563,52 USD) kısmının arazi alımı için harcanan tutar olduğu ve davacı yanca arazilerin elden çıkarılmasına bağlı olarak geri kazanım imkânı bulunduğu, geri kalan 746.631,04 TL'nin (258.979,87 USD) ise (santral kurulumu için harcanmış olan bağlantı anlaşması, proje onayı vb. harcamalar) ise geri kazanım imkânı bulunmadığını, davacı şirket tarafından ... projelendirildiği ve bir adedinin öz kaynak ile tesis edildiğini, diğer santralların tesis edilemediği göz önünde bulundurulduğunda bu harcama tutarından tesis edilemeyen ...'a isabet eden (746.631,04/7*6-) 639.969,46 TL (221.982,75 USD) harcama tutarının da davacı yanca, davalı bankadan talep edilebileceğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; GKS, NKS ve Hesap Rehni Sözleşmelerindeki söz konusu hükümlerin ve diğer yazışmaların usul ve esas bakımından bankaya haklı nedenle fesih imkanı verip vermediği ve hukuki geçerlilikleri Mahkemenin takdirinde olduğunu, somut olayda, davacının %40 ortağı bulunan ...ile ilgili yaşanan gelişmelerin sözleşmenin haklı feshine neden olabilecek bir hukuki olay olup olmadığı Mahkeme’nin takdirinde olduğunu, haklı fesih olarak görülmesi durumunda, davalı GKS, NKS ve Hesap Rehni Sözleşmelerine dayanarak kullandırmış olduğu krediyi geri çekme yetkisine sahip olacak ve rehinli hesaplara aktarılmış tutarı geri alabileceğini, haklı fesih olarak görülmemesi durumunda ise davalı temerrüde düşmüş olacağını, somut olayın gelişimi açısından değerlendirilmesi gereken bir diğer nokta ise tarafların █████/2016-█████/2016 arasında yaptığı hukuki işlemlerle bir ikale sözleşmesi yapıp yapmamaları olduğunu, dava dosyası incelendiğinde, davalı banka tarafından kanuni altlık olmaksızın bir yenilik doğuran hakkın kullanılmasından çok, taraflar arasındaki ikale sözleşmesi ile sözleşmenin sona erdirilmiş olduğu kanaati oluşmakta olduğunu, ikale sözleşmesi TBK’da düzenlenmiş olmasa da sözleşme serbestisi ilkesinde bu sözleşmenin yapılmasının mümkün olduğunu ve TBK m. 132 hükmüne kıyasen sözleşmenin şekle bağlı olmadığı bilinmekte olduğuhu (Kemal OĞUZMAN/Turgut ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2020, N. 1760). İşte somut olayda da, eposta yazışmalarından, sözleşmenin taraflar arasında ikale ile sona erdirilip erdirilmediği ve bu nedenle davacının zararlarını talep etmesinin mümkün olup olmadığı Mahkemenin takdirinde olduğunu, Mahkeme tarafından, haklı nedenle fesih olmadığı veya ikale yapılmadığı hükmünün kurulması durumda; yoksun kalınan karın ne olabileceğiyle ilgili yaptıkları analiz sonucunda makul üretim ve iskonto oranları esas alındığında yapılacak yatırımının net bugünkü değeri negatif çıkmakta olup yoksun kalınan kardan bahsedilememekte olduğunu, Mahkemenin işbu Rapor’da yer alan muhtelif üretim miktarı ve iskonto oranlarının esas alınmasını takdir etmesi durumunda, yoksun kalınan karın hesaplanması için ...karşılığı yoksun kalınan kar tutarının, kurulu güç miktarıyla çarpılması yeterli olacağını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; Heyetin Teknik ve Mali Müşavir üyesinin ulaştığı sonuçların: Davalı tarafından yapılan 1.043.588,55 USD yatırım bedelinin davalı banka tarafından davacıya ödenmesi gerektiğini, ayrıca, dosya içinde bulunan 30.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda yatırım giderlerinden dolayı, 221.982,75 USD davalı tarafından davacıya ödenmesine yönelik tespitine davacının bir itirazı olmadığının anlaşıldığını, yukarıda yapılan teknik değerlendirme ve hesaplamalar sonucunda, davalı şirket tarafından yapılması planlanan ... projeleri için (davalı bankanın krediyi geri çekmesi sebebiyle) mahrum kalınan net kar bedelinin 4.663.535,11 EURO olduğu ve bu bedelin davacı bankadan talep edilebileceğini, Heyetin Bankacı ve Hukukçu üyesinin ulaştığı sonuçların: 03.07.2020 tarihli Bilirkişi Raporu ile 03.07.2021 tarihli bilirkişi raporları arasındaki hesaplamaya ilişkin temel farkın indirgeme oranından kaynaklandığı, 03.07.2020 tarihli raporda indirgeme oranı -kredi faizinin %5 olmasından da hareketle- %5 olarak alındığı, 03.07.2021 tarihli raporda ise ...’e göre risksiz bir kazanç olan Türkiye eurobond faiz oranlarının 2016-2021 getiri ortalamasının %6,49 olduğu, dava konusu yatırımın daha riskli olmasından hareketle- %7 indirgeme oranı olarak alındığı; kredinin askıya alınma sürecine bağlı olarak krediye uygulanacak faiz oranının belirsizleşmesine bağlı olarak indirgeme oranının %5 olarak alınmasının doğru olmadığını, 30 Haziran 2016 tarihinde imzalanan Ek Kredi Sözleşmesinin 5.2.4.maddesinin ‘Kredinin İlk Kullandırımını’ düzenlediği; Ek Kredi Sözleşmesi’nin 5.2.4.maddesinde öngörülen Kredi Kullandırım Talebi’ne ve ‘Teknik Danışman Onayının’ tamamlandığına ilişkin bir tespit yapılamadığı gibi, tarafların karşılıklı ihtarları (Kasım/Aralık 2016) öncesi, davalının kredi kullanımı için gereken ön şartları yerine getirmediğine ilişkin bir veriye de dosyada rastlanmadığını, 29 Temmuz 2016 tarihinde Banka Genel Müdürlüğünde yapılan toplantı içeriği konusunda mutabakat bulunmamakla birlikte, ...’nın 01.08.2016 tarihli ‘kredi kapaması ile ilgili sizlerden taahhüt bekliyoruz’ mailinin bu toplantıda Banka’nın kredinin kapatılacağını veya iptal edileceğini davacı tarafa bildirdiği; 30 Haziran 2016 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi (GKS)’nin 2.2.maddesinin (“Müşteri'ye tahsis edilen kredi limitini, … tamamen veya kısmen kullandırmaya, azaltmaya, dondurmaya veya iptal etmeye yetkilidir. … bu hallerde Müşteri'yi yazılı veya sözlü olarak bilgilendirecektir”) Banka’ya bu olanağı verdiğini, devam eden süreçte taraflar arasında yapılmış bir mutabakat gözükmediği, taraflar arasındaki ihtarlar (Davacı tarafın 14.11.2016 tarihli; Davalı Banka’nın bu ihtara cevabı; Davacının 23 Aralık 2016 tarihli ihtarı) ve Banka’nın talebe bağlı olarak 28.12.2016 tarihinde ipoteklerin fekki için tapu müdürlüklerine yazdığı yazılar, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kredi ilişkisinin 01.08.2016-23.12.2016 tarihleri arasında askıda tutulduğu, bu tarihte davacı tarafından ‘kredinin kullandırılmaması nedeniyle tüm ipotek ve rehinlerin kaldırılması’ ihtarı ile sona erdirildiğini, 10.08.2016 tarihli e-posta ekindeki imzasız Ek Protokol’de, ‘kredinin kullanımını 31.12.2016 tarihine kadar bekleyeceğini’, yargılama sürecinde ise, krediyi özünde, ... hakkında 15 Temmuz 2016 tarihi sonrası başlatılan soruşturma nedeniyle kullandırmayacağını ifade eden Banka’nın krediyi kullandırmama yaklaşımı, süreç içinde anlaşma koşullarının oluşmaması ve sözleşmenin sona ermesinde temel etken gözüktüğünü, davalının, gerek..., gerek ... ile ilgili kredi sözleşmelerini firmalar adına imzalayan, kredinin garantörü/yükümlüsü olan .... hakkında 15 Temmuz 2016 tarihine bağlı olarak soruşturma başlatıldığını konunun 27 Temmuz 2016 tarihinde basına yansıması ile öğrendiğini, buna karşılık, Davacının, ... hakkındaki soruşturmayı 27.7.2016 tarihinde öğrenmiş ise, 22.08.2016 tarihinde yine aynı (...) grup içinde bulunduğu davacı tarafından ısrarla ifade edilen ...Şirketi için talep edilen 990.000 TL kredinin 22.08.2016 tarihinde nasıl tahsis edildiği sorusu açısından davalı Banka’nın bir açıklamasına rastlanmadığı gibi, davalı Banka’nın o günlerde, ‘kredinin ... hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle kullanımının askıya alındığını veya kullanımından vazgeçildiğini’ açıkça yazıya dökmemiş olmasının nedenine yönelik bir açıklamasının da görülemediğini, bir bankadan, etkin ortağı ve kredinin garantörü hakkında ‘terör örgütü’ olarak nitelendirilen bir yapının içinde bulunduğu gerekçesiyle başlatılan bir soruşturma olduğunu öğrenmesi ve/veya, müşterisinin varlığını tehdit eden veya faaliyetlerini oldukça olumsuz etkileyecek bir riskin belirmesi halinde, riski göre göre kredi kullandırmasının beklenemeyeceğini, Banka’nın, ... hakkında, uyuşmazlık dosyasına yansıyan soruşturmanın varlığını öğrendiği ve 29.07.2016 tarihli toplantıda davacı tarafa bu nedenle kredinin, soruşturmanın alacağı sürece bağlı olarak değerlendirilmek üzere askıya alındığını, kullandırılmayacağını ifade ettiğinin kabulü halinde, krediyi bu nedenle iptal etmesinin haklı olarak değerlendirildiğini, Bankanın, GKS’nin 2.2.maddesi uyarınca ‘iptal edebileceği limite’ bağlı olarak, davacı hesabına aktardığı, kendisine rehinli olan tutarı, davacının muvafakatını aramaksızın almasının sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilemediği, Bankanın limit iptalinin haklı kabul edilmesi halinde, kredi tutarını geri almasının da haklı olacağı; II.11.-Banka’nın, üstte ifade edilen süreç içinde davacının sözleşmeden dönmesi sonucunu yaratan eylemsizliğinin (veya eyleminin), bankacılık açısından anlaşılabilir olduğu; ancak, Banka’nın krediyi kullandırmamakta ‘anlaşılabilir haklılığını’ içeren gerekçelerinin temelini oluşturan ...’a ilişkin soruşturmanın, davacının da bildiği, bilmesi gereken veya neden olduğu olaylar olmadığının, soruşturma süreci sonunda beraat etmesi ile de netleştiğini, davacının, banka ile imzaladığı sözleşmelerde Banka’nın tek taraflı limiti iptal etme yetkisini kabul ettiği; Banka’nın limit iptalini davacıyı zarara uğratmak kastıyla, yani kötüniyetle iptal ettiğine ilişkin somut bir veri tespit edilemediği, davacının ifade edilen zararının, özünde 15 Temmuz 2016 olayı ile oluşan yeni şartların getirdiği sonuç olarak görüldüğü; bu açıdan zararın oluşumunda, sonuçta berat etmiş bulunan davacının bir kusuru görülememekle birlikte, davalı Banka’yı sorumlu gösterebilmenin de mümkün gözükmediği; her iki tarafın da elinde olmayan nedenlere bağlı olarak meydana gelen zararın paylaşılmasının hakkaniyet duygusuna uygun olduğunu, davalı Bankanın, peşinat komisyonu ile, o aşamaya kadar işlemlerden elde ettiği getiriden (kârdan) vazgeçtiği, krediyi geri alarak malvarlığındaki eksilmeyi de giderdiği; Davacının ise, ...’lerin yartırımı için yaptığı harcamaların bir kısmını taşınmazları satarak telafi etmekle birlikte, bir kısmını gideremediğini; bu açıdan, davacının kâr yoksunluğu talebinin olayın gelişimine uygun gözükmemekle birlikte, yatırım harcamalarından kaynaklanan zararının bir bölümünü davalı bankadan talep etmesinin makul ve adil olacağını, yatırım harcamalarından kaynaklanan zararın, davacının itirazının olmadığı 03.07.2020 tarihli raporda yer alan 221.982,75-USD ve üstte teknik ve mali müşavir bilirkişiler tarafından hesaplanan 1.043.588,55-USD olarak kabul edilmesi hallerine ve iki tarafında kusurunun olmayışına bağlı olarak yarı yarıya (%50 elli) veya Mahkeme’nin farklı bir oran belirlemesi ihtimaline göre çıkarıldığı ve buna göre ;
Zarar Paylaşım Tablosu
:
¸Tabloda yer alan zarar rakamının -davacının taşınmazları satarak elde ettiği gelirin düşülmesi ile yatırım harcamalarından kalan- 221.982,75-USD’nin kabul edilmesi halinde diğer (1.043.588,55-USD) tutarın ödenmesinin mükerrerlik yaratacağını, Bankanın krediyi kullandırmamasının davacının kusurundan kaynaklandığının kabul edilmesi halinde, davacının kusurunun sonuçlarına katlanacağı ve davlıdan herhangi bir talepte bulunamayacağı; Bankanın sözleşmenin sona erdirilmesinde kusurlu kabul edilmesi halinde ise davacının zararlarını karşılamakla yükümlü olacağını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; heyetlerinin Teknik ve Mali Müşavir üyesinin ulaştığı sonuçların: kök raporlarındaki tespit ve değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte görülemediğini, heyetlerinin Bankacı ve Hukukçu üyesinin ulaştığı sonuçların: kök raporlarındaki tespit ve değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte görülemediğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; Teknik İnceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davalı Bankanın kredi sözleşmesini iptal etmesinin, sözleşme hükümlerine göre sahip olduğu yetki ve bu yetkisini kullanmasına neden olan, davacı şirketin etkin ortağı, temsilcisi kredinin garantörü olan kişi hakkında, basit / etkin nitelik taşımayan bir neden olmayıp, ülkenin güvenlikle ilgili kamu kurumları tarafından belirlenen geniş kapsamlı bir olay niteliğinde bulunması nedeniyle yasal kovuşturmaya tabi tutulmasının, kredi sektöründeki risk analizleri bakımından haklı nedenlere dayandığı, bu nedenle davalının dava konusu kredi sözleşmesini sonlandırmasının haklı fesih niteliğinde olduğu, bu konuda davalının kusur / kötü niyet / haksız fesih olarak değerlendirilebilecek bir hareketinin bulunmadığı, dolayısıyla gerek ileriye dönük mahrum kalınan gelir ve gerekse kredi öncesi davacının kendi mali imkanları ile yapmış olduğu masraflar bakımından davalının ödeme yükümlülüğünü doğuracak nitelikte bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, Mahkeme tarafından yapılacak hukuki değerlendirmelere göre, davalının krediyi geri çekmesinin hukuka aykırılığının belirlenmesi ve ileriye dönük davacının muhtemel gelirinin/ karının 4.663.535,11 Euro, aynı hukuki değerlendirmeye bağlı olarak kredinin geri çekilmesinden önceki yatırımı tutarının 221.982,75 USD olacağı, Bankacılık ve Mali İnceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davalı Bankanın kredi sözleşmesini iptal etmesinin, sözleşme hükümlerine göre sahip olduğu yetki ve bu yetkisini kullanmasına neden olan, davacı şirketin etkin ortağı, temsilcisi kredinin garantörü olan kişi hakkında, basit / etkin nitelik taşımayan bir neden olmayıp, ülkenin güvenlikle ilgili kamu kurumları tarafından belirlenen geniş kapsamlı bir olay niteliğinde bulunması nedeniyle yasal kovuşturmaya tabi tutulmasının, kredi sektöründeki risk analizleri bakımından haklı nedenlere dayandığı, bu nedenle davalının dava konusu kredi sözleşmesini sonlandırmasının haklı fesih niteliğinde olduğu, bu konuda davalının kusur / kötü niyet / haksız fesih olarak değerlendirilebilecek bir hareketinin bulunmadığı, dolayısıyla gerek ileriye dönük mahrum kalınan gelir ve gerekse kredi öncesi davacının kendi mali imkanları ile yapmış olduğu masraflar bakımından davalının ödeme yükümlülüğünü doğuracak nitelikte bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, Borçlar Hukuku ile ilgili İnceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacının iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacağına hak kazanamadığını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; kök rapordaki değerlendirme ve kanaatleri değiştirecek yeni bir belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir.
Mahkememiz dosyası ile benzer hukuki uyuşmazlığı içeren ... 7.ATM'nin ... E. sayılı dosyası Uyaptan dosya arasına alınmış ve incelenmiştir.
30.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin 2.1. maddesinde "...Taraflar iş bu sözleşme ile Banka'nın kredi verme yükümlülüğü altına girmediğini kabul ve beyan ederler..." 2.2. maddesinde "...Banka, müşteriye tahsis edilen kredi limidini müşterinin değerlendirilme tarihi itibariyle ekonomik şartlara, Banka'nın kredilendirme politikalarına, kredi kullanım amacına, müşterinin mali durumuna, kredi vadesi, kredi ve teminatın türü ve benzeri nedenlere göre belirlenmiş olup anılan yapı ve koşulların değişmesine paralel olarak söz konusu limiti tamamen veya kısmen kullandırmaya, azaltmaya, durdurmaya veya iptal etmeye yetkilidir. ... Olumsuz piyasa istihbaratı sektörde meydana gelen olumsuz gelişmeler ve muacceliyet, temerrüt koşullarında belirlenen hallerden herhangi birinin oluşması gibi haklı sebeplerin varlığı halinde banka önceden herhangi bir bildirimde bulunmaksızın limiti kısmen veya tamamen iptal edebilecek, limitin kısmen veya tamamen iptalinden sonra müşteriyi bilgilendirecektir..." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Temerrüt (Muacceliyet) halleri ve takip hükümleri başlıklı 4.2.4. maddesinde "Kredi ile ilişkili veya krediye etki edebilecek izin, onay veya yetkilerin herhangi bir zamanda geri alınması, iptal edilmesi veya önemli tarzda değiştirilmesi" 4.2.10. maddesinde "...Kredilerden doğan taahhütlerini yerine getirmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı anlaşılan herhangi bir olayın vuku bulması veya iktisadi şartlarda değişiklik olması" kredi alacağının muaccel hale gelmesine neden olan sebeplerin arasında sayılmıştır.
Davacı şirket ile davalı banka arasında █████/2016 tarihinde genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve kredi bedelinin davacının hesabına geçtikten sonra davalı banka tarafından geri çekildiği, eldeki dava ile davacının kredinin geri çekilmesi nedeniyle uğradığı maddi zararın tazminine karar verilmesini talep ettiği, 30.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin 2.1. ve 2.2.maddesinde bankanın kredi verme yükümlülüğü altına girmediğinin ve bankanın limiti iptal etmeye yetkili olduğunun düzenlendiği, █████/2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrasında davacı şirketin ortaklarından, aynı zamanda sözleşmelerde garantör olarak imzası bulunan ... hakkında soruşturma başlatıldığı ve gözaltı kararı verildiği, davalı bankanın, davacı şirketin ortağı, aynı zamanda sözleşmenin garantörü ve kefili olarak imzası bulunan ...hakkında darbe girişini sonrasındaki süreçte soruşturma başlatıldığına ilişkin basında yer alan haberlere dayalı olarak davacının hesabına geçen krediyi geri çektiği, davacı şirketin ortağı aynı zamanda garantör olan ... ile başlayan sürecin davacı şirkete sirayet edip etmeyeceği, davacı şirketin yatırımına etkisi olup olmayacağı, projenin sekteye uğrayıp uğramayacağı ve bununla bağlı olarak davalı banka tarafından tahsis edilen kredinin geri dönüşünün riske girip girmeyeceği hususunda banka açısından belirsiz bir durum meydana geldiği, o dönemin koşulları içerisinde davalı bankanın, kendisine sözleşmenin yukarıda bahsi geçen hükümlerinde tanınan hakkı kullanması nedeniyle sözleşmeye aykırılıktan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle davalı bankanın sözleşmeyi ihlal ettiğinden bahsedilemeyeceğinden davalı bankaya karşı açılan davanın reddine karar verilmiş, ..., ... ve ... genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadıkları gibi sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle açılan tazminat davasında şahsi sorumlulukları bulunmadığından bu davalılara karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı tarafından süresi içerisinde talep artırım dilekçesi sunulmadığından HMK'nın 107/2 maddesi gereğince davanın ilk açıldığı değerine göre hesaplama yapılarak vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar ..., ... ve ...’a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2-Davalı ... T.A.Ş.’ye karşı açılan davanın reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732 TL karar ve ilam harcından 341,55 TL peşin harcın ve 50.000 TL ıslah harcının mahsubu ile artan 49.609,55 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... T.A.Ş. tarafından yapılan 100 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... T.A.Ş.'ye verilmesine,
6-Davalılar ..., ..., ... lehine takdir olunan 20.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ...'e verilmesine,
7-Davalı ... T.A.Ş lehine takdir olunan 20.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... T.A.Ş'ye verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!