Anahtar kelimeler: Dilme Ebatlama Kauçuk Amerikan Doları Cinsinden Bıçak Makinelerinde Sipariş Parça

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, █████████
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Dava, dilme/ ebatlama makinelerinde da kullanılmak üzere sipariş edilen bıçak, ara parça ve kauçuk parçalarının ayıplı tesliminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı şirket vekilince mahkemenin yetkisine itiraz edilerek, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, Amerikan Doları cinsinden talepte bulunulamayacağı, Alman hukukunun uygulanması gerektiği, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Mahkemece '' yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak hukukun tayininden önce çözümü gereken sorun açılan davada mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı meselesidir. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın özel borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Türk hukukunda, yabancı unsurlu davalarda mahkemelerin milletlerarası yetkisi MÖHUK'un 40. maddesinde, kural olarak iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına atfen düzenlenmiştir. Buna göre HMK, TBK, TTK ve sair kanunlarda yer alan yetki kaideleri, aynı zamanda yabancılık unsuru içeren davalarda milletlerarası yetkisini de tesis etmektedir. Diğer bir ifade ile, yerel yetkinin tesisi için aranan irtibat noktaları, milletlerarası karakterli davalarda Türk mahkemelerinin yetkisi için de yeterli sayılmıştır. Davada münhasır yetki veya kamu düzeni söz konusu değildir. HMK'nın 18/2 maddesi kapsamında ve MÖHUK'un 47/1 maddesine göre yetkili mahkemenin geçerli şekilde belirlendiği, HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartının genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığı, bu nedenle yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede, dava açılamayacağı hususu eldeki davada değerlendirilmiş olup, zira dosyaya davalının tercümesini sunduğu ve bunun davacı tarafça da taraflar arasındaki sözleşme olduğunu kabul ettiği sözleşmenin 12.2. Maddesinde sözleşmeden doğan tüm uyuşmazlıkların çözümünde Köln Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda somut uyuşmazlık bakımından Köln Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, bu doğrultuda davalı vekili tarafından ileri sürülen milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. '' şeklindeki gerekçeyle mahkemenin yetkisizliğine, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı şirket vekilince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf talebinde özetle, taraflar arasında yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılan geçerli ve bağlayıcı bir yetki anlaşması bulunmadığı, davalının dayandığı yetki kaydının sözleşmeye dâhil olmayan genel işlem koşullarında yer aldığı ve müvekkile sözleşme kurulmadan önce bildirilip açıkça kabul edildiğinin ispatlanamadığı, buna karşılık, sözleşmenin ifa yeri ve ayıplı ifadan doğan zararın meydana geldiği yer Türkiye olup, müvekkilin ticari merkezinin Türkiye’de bulunması nedeniyle HMK ve MÖHUK uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin mevcut olduğu, ilk derece mahkemesince, Türk mahkemelerinin yetkisini bertaraf edecek nitelikte açık bir irade beyanı bulunmadığı hâlde, sözleşmeye dâhil olmayan bir yetki kaydına hukuki sonuç atfedilerek yetkisizlik kararı verilmesi, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) uyarınca mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığı, davadaki talebin ayıplı teslim nedeniyle uğranılan zararın tespit ve tahsiline ilişkin olduğu, davalı şirketin yabancı menşeli bir şirket olup, şirket adresinin Almanya'da bulunduğu bu neenle uyuşmazlığın yabancılık unsuru içerdiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas- █████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,
2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!