Anahtar kelimeler: Şefleri Davaitirazın Havalandırma Mekanik Ettikten Şantiye Üstlendiğini Vasıtasıyla Taşeron Parselde

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin yüklenici olduğu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 338 Ada 40 Parselde yapılmakta olan inşaatın havalandırma ve benzeri mekanik işlerini taşeron olarak üstlendiğini, davalı tarafın müvekkilinin yaptığı işleri şantiye şefleri vasıtasıyla kontrol ettikten sonra müvekkil tarafından sunulan faturaları kabul ederek ticari defterlerine kaydedip ödeme yaptığını, ancak 03.01.2025 tarihli 2.542.239,57 TL ve 24.01.2025 tarihli 1.902.621,35 TL bedelli faturalardan kaynaklanan toplam 3.040.593,17 TL bakiye borcun ödenmediğini, bu alacak için ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini, takibin devamını, icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, bilakis alacağı bulunduğunu, davacı ile müvekkil arasında teyitleşilmiş usul ve yasaya uygun bir cari hesap ekstresinin bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya taraflar arasında akdedilen sözleşme dahi sunulmadığını, davacı tarafça hazırlanan hak ediş formlarında adet, metraj ve fiyat yönleri ile imza edilen anlaşmaya aykırı veriler işlendiğini, hak ediş formlarını düzenleyen ve imza eden iki kişinin iş sözleşmelerinin sonlandırıldığını ve haklarında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının işi 30.12.2024 tarihine kadar tamamlamadığını, ayıplı, eksik ve kusurlu hizmet verdiğini, fazla ödeme nedeniyle 20.03.2025 tarihinde 4.780.002,00 TL bedelli iade faturası düzenlendiğini, takas ve mahsup defini ileri sürdüğünü beyan ederek davanın reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine tahmil edilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; 08.07.2024 tanzim tarihli belgenin bir anlaşma değil ön keşif tutanağı olduğunu, altına elle şerh edilen hususların fiyata ilişkin olduğunu, sözleşme için gereken asgari unsurların bulunmadığını, işin keşif tutanağına göre değil inşaat projesine ve şantiye şeflerinin talimatlarına göre yapıldığını, keşif tutanağından fazla iş yapıldığını, hak ediş formları ve fatura içeriklerinin davalının çalışanları tarafından kontrol edildiğini, davalının müvekkilinin imalata başlaması için uygun ortam yaratılması ve bu uygun ortamın işin devamı boyunca sürdürülmesi halinde iş için ön görülen süreye uyulup uyulmadığından bahsedilebileceğini, işin davalı tarafça temin edilmesi gereken ... marka ... cihazlarının zamanında temin edilmemesi nedeniyle uzadığını beyan etmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Medeni Kanun m. 6'daki ispat yükü kuralı ve Borçlar Kanunu m. 42/1'deki "zararı ispat etmek davacıya düşer" hükmü göz önüne alındığında ispat yükünün davacıya düştüğünü, davacı yanın işbu davaya arabuluculuk son tutanağından başka bir belge sunmadığını, bundan sonra sunacağı belgelere de muvafakatlerinin olmadığını, ispatlanamamış bu davanın reddinin gerektiğini, müvekkil şirketin 08.07.2024 tarihli anlaşma ile tüm işin 11.500.000 TL'ye tamamlanacağı konusunda mutabık kaldığını, davacının 30 Aralık 2024 tarihine kadar tam ve eksiksiz bir şekilde işi tamamlayacağını taahhüt ettiğini ancak 13.02.2025 tarihine gelinmesine rağmen henüz işin büyük kısmının tamamlanmadığının tespit edildiğini, .... Noterliği'nin 13.02.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, davacı tarafça hazırlanan hak ediş formlarındaki verilerin bilinçli bir çalışma ile haksız kazanç temin etmeye dönük olarak hazırlandığını, basit bir anlatımla 1 birim fiyatlandırma yapılması gerekirken 4 birim fiyatlandırma yapılarak müvekkilden tahsil edildiğini, bu hususun oluşturulacak bir bilirkişi heyeti ile yapılacak yerinde inceleme sonucunda ortaya çıkacağını, müvekkil şirket muhasebe biriminin ödeme işlemine dayanak olan hak edişleri düzenleyen ve imza eden iki kişinin iş sözleşmelerinin sonlandırılarak haklarında suç duyurusu yapıldığını, davacı tarafça tanzim edilen ve müvekkilce ödenen faturalardaki tutarın fiili imalatın çok üstünde olduğu için iade faturası düzenlendiğini, davacı yanın iade fatura bedelini ödemediğini, bunun akabinde .... İcra Dairesi 2025/... numaralı dosya ile icra takibi başlatıldığını, takas ve mahsup defini ileri sürdüğünü beyan etmiştir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı takip dosyasında cari hesap alacağından kaynaklanan 3.040.593,00-TL asıl alacak için takip yapıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 24.03.2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 27.03.2025 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizin 24.12.2025 tarihli ara kararı ile inceleme günü verildiği ancak bilirkişi ücretleri yatırılmadığından incelemenin yapılamadığı, davacı vekilinin 03.02.2026 tarihli talep dilekçesi ile ücreti yatırmak için ek süre istendiği, 04.02.2026 tarihli ara karar ile davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırmak üzere yeniden iki hafta ek süre verildiği, davacı tarafa 2 kez süre verilmesine rağmen süresinde bilirkişi ücretini yatırmadığından, dosyanın bilirkişiye tevdi edilemediği görülmüştür.
HMK 190. Maddesine göre; İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Delil avansı, HMK'nın 324.maddesinde hükme bağlanmıştır. HMK'nın 324/2 maddesinde "taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü gibi gider avansının yatırılmaması ile delil avansının yatırılmamasının sonuçları farklıdır. Bilirkişi ücreti delil avansı niteliğindedir. Belirtilen avansın yatırılmaması halinde belirtilen delilden vazgeçilmiş sayılır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Taraflar Arasında Anlaşılan (Çekişmesiz) Hususlar:
Dosyanın incelenmesinden, tarafların aşağıdaki hususlarda anlaştıkları anlaşılmaktadır. Davacının davalı şirketin yüklenici olduğu İstanbul İli Sarıyer İlçesi İstinye Mahallesi 338 Ada 40 Parselde yapılmakta olan inşaatın havalandırma ve benzeri mekanik işlerini taşeron olarak üstlendiği hususu taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı tarafından 03.01.2025 tarihli 2.542.239,57 TL ve 24.01.2025 tarihli 1.902.621,35 TL bedelli toplam iki adet fatura düzenlendiği hususu da taraflarca kabul edilmektedir. Davalı tarafından davacıya muhtelif tarihlerde ödemeler yapıldığı, taraflar arasında 08.07.2024 tarihli bir belge bulunduğu hususları da çekişmesizdir.
Taraflar Arasında Anlaşamayan (Çekişmeli) Hususlar:
Buna karşılık tarafların aşağıdaki hususlarda anlaşamadıkları tespit edilmiştir.
1. Alacağın Hak Edilip Edilmediği
: Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davacının dava konusu 3.040.593,17 TL alacağının hak edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı, işleri yaptığını, şantiye şefleri tarafından kontrol edildiğini, faturaların kabul edilip ticari defterlere kaydedildiğini, bu nedenle borcun ödendiğini iddia etmekte; davalı ise müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını, bilakis alacağı bulunduğunu, hak ediş formlarının hile ile düzenlenerek gerçeğe aykırı verilerin işlendiğini, ayıplı ve eksik iş yapıldığını, fazla ödeme nedeniyle iade faturası düzenlendiğini, takas ve mahsup hakkı bulunduğunu savunmaktadır.
2. 08.07.2024 Tarihli Belgenin Hukuki Niteliği: Bir diğer uyuşmazlık konusu, 08.07.2024 tarihli belgenin hukuki niteliğidir. Davalı bu belgenin bağlayıcı bir sözleşme olduğunu ve toplam bedelin 11.500.000 TL ile sınırlı olduğunu ileri sürmekte; davacı ise bunun bir teklif veya ön keşif tutanağı niteliğinde olduğunu, işin bu belgeye göre değil inşaat projesine ve şantiye şefi talimatlarına göre yapıldığını, keşiften fazla iş yapıldığını iddia etmektedir.
3. Hak Ediş Formlarını İmzalayanlar Hakkında Suç Duyurusu: Davalının hak ediş formlarını imzalayan iki çalışan hakkında suç duyurusunda bulunduğu iddiası da çekişmeli bir vakıadır. Davalı bu kişilerin hile yaptığını ve iş sözleşmelerinin sonlandırıldığını belirtmekte; davacı ise hak ediş formlarının davalı yetkilileri tarafından kontrol edilip onaylandığını savunmaktadır.
4. İşin Süresinde Tamamlanıp Tamamlanmadığı: İşin süresinde tamamlanıp tamamlanmadığı konusu da taraflar arasında ihtilaflıdır. Davalı, işin 30.12.2024 tarihine kadar tamamlanması gerektiğini ancak 13.02.2025 tarihinde dahi henüz işin büyük kısmının tamamlanmadığını iddia etmekte; davacı ise ... cihazlarının geç tedarik edilmesi ve şantiye hazırlığının yapılmaması nedeniyle işin uzadığını savunmaktadır.
5. Alacağın Kapsamı ve Dayanağı
: Bir diğer önemli uyuşmazlık konusu, davacının alacak talebinin kapsamı ve dayanağıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde "cari hesap alacağı" ifadesini kullanmış, ancak bu cari hesabın içeriğini somutlaştırmamıştır. Alacak talebinin tamamının hakediş formlarına mı dayandığı yoksa bir kısmının hakediş dışı unsurlara mı dayandığı belirsizdir. Faturaların tamamının hakedişe dayalı olarak mı düzenlendiği yoksa hakediş dışı düzenlenen fatura bulunup bulunmadığı, cari hesapta başka alacak kalemlerinin (avans, ek iş, malzeme bedeli vb.) olup olmadığı hususları açıklığa kavuşturulmamıştır.
Mahkememiz, dava dosyasının incelenmesi neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğu kanaatine varmıştır.
Alacağın Dayanağının Belirlenmesi
:
Dosyanın incelenmesinden, davacının alacak talebinin hakediş formlarına dayalı olduğu anlaşılmakla birlikte, alacak talebinin tamamının hakediş formlarına mı dayandığı yoksa bir kısmının hakediş dışı unsurlardan mı kaynaklandığı belirlenememiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde "cari hesap alacağı" ifadesi kullanılmış, ancak bu cari hesabın içeriği somutlaştırılmamıştır. Faturaların tamamının hakedişe dayalı olarak mı düzenlendiği yoksa hakediş dışı düzenlenen fatura bulunup bulunmadığı, cari hesapta başka alacak kalemlerinin olup olmadığı hususları açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu belirsizliğin giderilmesi ancak ticari defterlerin incelenmesi ve hakediş formlarının ibrazı halinde mümkün olabilecektir.
Davalının Savunmasının Değerlendirilmesi
:
Davalının savunmasında ileri sürdüğü hususlar mahkememizce değerlendirildiğinde, öncelikle hile iddiası yönünden davalının hak ediş formlarını imzalayan çalışanların hile yaptığını iddia ettiği, ancak hangi hak ediş formunda, hangi kalemlerde, ne şekilde hile yapıldığını HMK m. 119 gereği somutlaştırmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca iddia edilen suç duyurusuna ilişkin savcılık dosya numarası mahkemece verilen süreye rağmen bildirilmemiş, tanık listesi sunulmamış, teknik firma tespiti belgesi ibraz edilmemiştir. Bu nedenle somutlaştırılmamış ve delillendirilmemiş hile iddiası üzerine tahkikat yapılmasına yer olmadığı sonucuna varılmıştır.
Eksik iş iddiası yönünden ise davalının işin 13.02.2025 tarihinde tamamlanmadığını beyan ettiği ancak işin halen eksik olduğunu iddia etmediği görülmüştür. Hakediş formu işin tamamlandığının ve teslim alındığının belgesi niteliğinde olduğundan, hakediş formlarının varlığı ve cari hesapta hak ediş alacağı dışında alacak talep edilmemiş olması halinde ayrıca eksik iş araştırması yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
Ayıp ve kusur iddiası yönünden davalının genel olarak ayıplı iş yapıldığını iddia ettiği ancak hangi işlerin ayıplı olduğunu, ayıpların niteliğini HMK m. 119 gereği somutlaştırmadığı tespit edilmiş, bu nedenle ayıp ve kusur incelemesi yapılmasına yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Takas ve mahsup iddiası yönünden davalının takas dayanakları olan ayıplı iş iddiasını somutlaştırmadığı görülmüştür. Eksik işe ilişkin ise hakediş formunun işin tamamlandığının ve teslim alındığının belgesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde, hakediş formlarının varlığı halinde ayrıca eksik iş araştırması yapılmasına gerek olmadığı, dolayısıyla iade faturası ve takas-mahsup iddiası yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
Sözleşme ve teklif tartışması yönünden bedel ve miktar açısından taraflar arasında 08.07.2024 tarihli belgenin sözleşme mi yoksa teklif veya keşif tutanağı mı olduğu tartışmalı olmakla birlikte, davacının alacak talebi hakediş formlarına dayandığından önceki belgenin hukuki niteliğinin araştırılmasına ancak hak ediş dışı işler nedeniyle de alacak talep edildiğinin belirlenmesi halinde gerekmekteydi.
Birim fiyat tartışması yönünden davalının keşifteki birim fiyatlar yerine farklı birim fiyatlar uygulandığını iddia ettiği, ancak bu iddianın hile iddiasına dayandığı ve hile somutlaştırılmadığından hakediş formlarındaki verilerin esas alınacağı, ayrıca birim fiyat karşılaştırması yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
Bilirkişi İncelemesinin Kapsamı
:
Yukarıda belirtilen hususlar dışında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi marifetiyle inceleme yapılması gerektiğine karar verilmiştir. Mahkememiz ara kararı ile bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, bir konu uzmanı ve bir inşaat mühendisinden oluşacak üçlü bilirkişi kurulu oluşturulmasına, bilirkişiye sarf edeceği emek ve mesai karşılığı her birine 17.000 TL olmak üzere toplam 51.000,00 TL ücret takdirine, bu tutarın davacı delil avansından karşılanmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi incelemesinin kapsamı olarak iddia, savunma, sunulan deliller, tüm dosya kapsamı ve tarafların ticari defter ve kayıtları değerlendirilerek netice-i talepleri karşılar tespit ve inceleme yapılması belirlenmiştir. Bilirkişinin yalnızca şu hususları incelemesi kararlaştırılmıştır:
Davacı tarafından düzenlenen hakediş formlarının varlığı, sayısı, tarihleri, imza sahipleri ve içerikleri;Hakediş formlarının davacı tarafından sunulan faturalarla uyumlu olup olmadığı;
Bu faturaların davalı şirketin ticari defterlerine kaydedilip kaydedilmediği ve kaydedilmiş ise kayıt tarihleri;Davacının faturalarının davalıya ne zaman tebliğ edildiği;
Davalı tarafından 20.03.2025 tarihinde düzenlenen iade faturasının davacı faturalarının tebliğinden sonra kaç gün içinde düzenlendiği ve VUK m. 227 gereği 8 günlük süreye uygun olup olmadığı;
Taraflar arasındaki cari hesap hareketlerinin incelenmesi, yapılan ödemelerin tespiti ve 3.040.593,17 TL bakiye borcun doğru olup olmadığı hususlarıdır.
Defter incelemesinin mahkememiz kaleminde 03.02.2026 tarihinde saat 14.30'da yapılmasına karar verilmiş, bilirkişiye inceleme gününün bildirilmesi ve bilirkişiye raporunu sunması için 3 ay süre verilmesi uygun görülmüştür.
Mahkememizce verilen bu ara kararında davacı vekiline iki ayrı ve bağımsız kesin süre verilmiştir.
Birinci kesin süre olarak, 6100 sayılı Yasanın 324. maddesi gereğince davacı vekiline 51.000,00 TL bilirkişi ücretini 2 haftalık kesin süre içinde mahkeme veznesine yatırması için süre verilmiş, eksiklik bulunması halinde tamamlanması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, aksi durumda bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin hazır bulunan taraflara tefhim, hazır bulunmayan taraflara tebliğ ile ihtarına karar verilmiştir.
İkinci kesin süre olarak, 6100 sayılı Yasanın 222. maddesi gereğince taraf vekillerine ticari defter ve kayıtlarını defter inceleme gününde ve saatinde sunmaları için kesin süre verilmiştir.
Davacı tarafından inceleme gününde ibraz edilmesi gereken belgeler:
Tüm hakediş formlarının aslı veya onaylı örneğiDavacı tarafından düzenlenen cari hesap ekstresi (detaylı)03.01.2025 tarihli 2.542.239,57 TL bedelli faturanın aslı ve tebliğ belgesi (varsa)
24.01.2025 tarihli 1.902.621,35 TL bedelli faturanın aslı ve tebliğ belgesi (varsa)Davalı tarafından inceleme gününde ibraz edilmesi gereken belgeler:
Ticari defterleri (yevmiye defteri, kebir defteri, envanter defteri - 2024 ve 2025 yıllarına ait)Davacının 03.01.2025 ve 24.01.2025 tarihli faturalarının ticari defterlere kayıt belgeleri
Davacıya yapılan ödemelere ilişkin belgeler (banka dekontu, ödeme makbuzu vb.)20.03.2025 tarihli ... numaralı 4.780.002,00 TL bedelli iade faturası.... Noterliği 13.02.2025 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname
Ara kararımızda kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde HMK 222. madde gereğince karşı tarafın HMK 222/2'de belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının karşı taraf lehine delil olarak kabul edilebileceği açıkça ihtar edilmiş, defter ve kayıtların sunulması hususunun hazır bulunan taraflara tefhim, hazır bulunmayan taraflara tebliğ ile ihtarına karar verilmiştir.
Ara kararımızda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için gerekli tüm unsurlar eksiksiz olarak yer almaktadır. Delil türü üçlü bilirkişi heyet olarak açıkça belirtilmiş, kalem kalem miktar 17.000 TL çarpı 3 eşittir 51.000 TL olarak gösterilmiş, avansın mahkeme veznesine yatırılacağı bildirilmiş, kesin sürenin 2 hafta olduğu belirtilmiş, defter inceleme gününün 03.02.2026 saat 14:30 olduğu açıklanmış, ibraz edilecek belgeler sayılmış, sonuçların açık ihtarı yapılmıştır. Kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için gerekli zorunlu unsurların tamamını içermektedir.
Mahkememizce verilen ara kararında belirlenen 2 haftalık kesin süre içinde davacı vekili 51.000,00 TL bilirkişi ücretini mahkeme veznesine yatırmamıştır. Bu husus mahkememiz dosya kayıtlarından sabittir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesi şu şekilde düzenlenmiştir:
"Birinci fıkrada, taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır; taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
İkinci fıkrada, taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer taraf bu avansı yatırabilir, aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
Üçüncü fıkrada tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır."
Anılan madde hükmü açıkça göstermektedir ki bilirkişi ücreti gibi delil ikamesi için gerekli giderler delil avansı niteliğindedir ve kesin süre içinde yatırılmaması halinde yaptırım talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılmasıdır.
Mahkememizce belirlenen 03.02.2026 tarihli defter inceleme günü için davacı vekiline HMK m. 222 gereği belge ibraz etmesi için kesin süre verilmişti. Davacı taraf defter inceleme gününde ibrazı istenen bu belgelerin hiçbirini ibraz etmemiştir. Bu husus dosya kayıtlarından sabittir.
HMK m. 222 hükmü şu şekildedir
:
"Birinci fıkrada, ticari defterlerin tutulması kanunla zorunlu kılınmış olan kimse bu defterleri ve belgelerini ispat için kullanamaz; ancak kanuna göre tutulan ticari defterler sahibinin tabi olduğu hukukî işlemlerden doğan borç ve alacak ilişkilerinde karşı taraf lehine delil olarak kabul edilebilir.
İkinci fıkrada, birinci fıkra uyarınca ispata elverişli olmayan ticari defterlerin karşı tarafın ticari defterlerini ibrazdan çekinmesi hâlinde delil olarak kullanılmasına karar verilebilir."
Davacı mahkemenin kesin süre ile ihtarına rağmen hakediş formlarını ibraz etmemiş, cari hesap ekstresini ibraz etmemiş, fatura tebliğ belgelerini ibraz etmemiş, defter inceleme gününe katılmamış veya belge getirmemiştir. Bu durum HMK m. 222/2 anlamında ticari defterlerini ibrazdan çekinme hâlidir.
Dava dosyasının incelenmesinden davacının alacak talebinin hakediş formlarına dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak alacak talebinin tamamının mı yoksa bir kısmının mı hakediş formlarına dayandığı, faturaların tamamının hakedişe dayalı olarak mı düzenlendiği, cari hesapta hakediş dışı başka alacak kalemlerinin bulunup bulunmadığı hususları somutlaştırılmamış ve belirlenememiştir.
Davalı vekili de cevap dilekçesinde "davacı tarafça hazırlanan ve ödeme dayanak evrakı olarak sunulan hakediş formları" ifadesini kullanmış, davacı vekili de cevaba cevap dilekçesinde "hak ediş formları ve fatura içerikleri davalının çalışanları tarafından kontrol edilmiştir" diyerek hakediş formlarının varlığını teyit etmiştir. Ancak davacı vekili hakediş formlarının aslını veya onaylı örneğini dosyaya ibraz etmemiştir.
Mahkememizce verilen ara kararında açıkça tüm hakediş formlarının aslı veya onaylı örneği istenmişti. Davacıya defter inceleme günü için kesin süre verilmişti. Davacı bu yükümlülüğü yerine getirmemiştir.
Hakediş formu eser sözleşmesinde işin tamamlandığının, teslim alındığının ve bedelinin kararlaştırıldığının belgesidir. Hakediş formlarının ibraz edilmemesi nedeniyle alacak talebinin kapsamı, dayanağı ve miktarı belirsiz kalmıştır. Ayrıca faturaların tamamının hakediş formlarına dayalı olarak mı düzenlendiği, yoksa hakediş dışı fatura bulunup bulunmadığı da tespit edilememiştir. Alacağın kapsamı ve dayanağı belirsiz olan bir talebin kabulü mümkün değildir.
Davacı vekili dava dilekçesinde fatura konusu işleri yaptığına dair keşif yapılması ve gerekirse bu işler ile bedelleri ve alacak miktarı hususunda inşaat ve makine mühendisi ile hesap bilirkişilerinden rapor alınması talebinde bulunmuştur. Davacı vekili keşif talebini HMK m. 119 gereği somutlaştırmamıştır. Davacı hangi işlerin keşfini talep ettiğini, hangi dönemlere ait işlerin inceleneceğini, hangi katlar veya bölgelerde inceleme yapılacağını, alacağının kapsamını belirtmemiştir. Davacı vekili cari hesap alacağı ifadesini kullanmış ancak bu cari hesabın hangi işlerden kaynaklandığını, hangi dönemleri kapsadığını, hangi metrajları içerdiğini somutlaştırmamıştır. HMK m. 119 uyarınca dava ve cevap dilekçesinde ileri sürülen vakıalar somutlaştırılmalıdır. Ticari defterlerin ve hak edişlerin incelenmeden keşfe gerekli olup olmadığı, keşif ile yapılacak somut bir tespitin bulunup bulunmadığı belirsizdir.
Davacının elinde bulunan deliller arasında somut olarak mevcut olan 03.01.2025 tarihli 2.542.239,57 TL bedelli fatura ve 24.01.2025 tarihli 1.902.621,35 TL bedelli faturalardır. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre fatura tek başına alacağın varlığını gösteren kesin delil değildir. Faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş olması, karşı tarafın itiraz etmemiş olması veya ticari defterine kaydetmiş olması gibi ek delillerle desteklenmesi gerekir.
Mahkememizce verilen bilirkişi ara kararı ile tam olarak bu hususun yani faturaların davalının ticari defterlerine kaydedilip kaydedilmediği ve kaydedilmiş ise kayıt tarihlerinin incelenmesi öngörülmüş, bu amaçla üçlü bilirkişi heyet görevlendirilmiş ve defter inceleme günü belirlenmiştir. Davacı bilirkişi ücretini yatırmayarak bu delilden vazgeçmiş, defter inceleme gününe katılmamış veya belge getirmemiş, HMK m. 222 gereği belge ibraz etmemiştir.
HMK m. 190 hükmünde ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıayı ispat ile yükümlü olan taraf üzerinde olduğu düzenlenmiştir. Medeni Kanun m. 6 hükmünde ise kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Bu genel ilke uyarınca davacı alacak iddia etmektedir ve ispat yükü davacıdadır. Davacının ispat yükümlülüğü işleri yaptığını, işlerin davalı tarafından kabul edildiğini, bedelin kararlaştırıldığını, faturaların düzenlendiğini, faturaların davalı tarafından kabul edildiğini ve borcun ödenmediğini ispat etmeyi kapsamaktadır. Davacı bu hususların hiçbirini yeterli delil ile ispat edememiştir. Özellikle alacağın dayandığı hakediş formlarını dosyaya ibraz etmemiştir ki bu alacağın temel dayanağının ispatsız kalması anlamına gelmektedir.
Davacının ispat yükümlülüğü sadece işleri yaptığını ispat etmeyi değil, aynı zamanda alacak talebinin kapsamını ve dayanağını somutlaştırmayı da içermektedir. Davacı alacak talebinin tamamının hakediş formlarına mı dayandığını, yoksa bir kısmının hakediş dışı unsurlara mı dayandığını açıklamamış, faturaların tamamının hakedişe dayalı olarak mı düzenlendiğini belirtmemiş, cari hesap alacağının içeriğini somutlaştırmamıştır. Bu belirsizliğin giderilmesi için mahkemece verilen süre içinde hakediş formlarını ibraz etmemiş, bilirkişi ücretini yatırmamış, defter inceleme gününe katılmamıştır. Sonuç olarak alacak talebinin kapsamı, dayanağı ve miktarı belirsiz kalmıştır. Belirsiz bir alacak talebinin kabulü mümkün olmadığından davanın reddi gerekmektedir.
Yukarıda yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 1.874,54-TL peşin harç 34.848,22-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 36.722,76-TL harçtan mahsubu ile bakiye 35.990,76-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 437.277,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!