Anahtar kelimeler: Davaticari Davadavacılar Babalarıdedeleri Talepli İstemli Hisse Oranının Kurulduğunu Şirkette Tedbir

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ
:█████/2026
NUMARASI
:████████ Esas (Derdest)
DAVA
:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; davalı şirketin bir aile şirketi olup 1966 yılında şirket ortaklarının babaları/dedeleri tarafından kurulduğunu, davalı şirkette müvekkili ...'ın hisse oranının %18,67, diğer müvekkili ...'ın ise hisse oranının %0,33 olduğunu, davalı şirketin 2024 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının TTK. 416/1 maddesi gereğince çağrısız olarak █████/2025 tarihinde saat 10:00'da şirket merkezinde yapılmasına karar verildiğini, müvekkili ...'ın karın dağıtılması talebinde bulunması sebebiyle █████/2025 tarihli yönetim kurulu kararı ile çağrılı genel kurul toplantısının █████/2025 tarihinde şirket merkezinde yapılmasına karar verildiğini ve toplantıdan önce şirket merkezinde bilançoların, kar zarar tablolarının ve finansal tabloların hazır bulunduğunun bildirildiğini fakat genel kurul toplantı tutanağında hazır bulunduğu bildirilen ve yasal olarak hazır bulundurulması zorunlu olan kayıtların hazır edilmediğini, şirketin hakim ortağı ... ile diğer ortakların vergi ödememek adına kar payı dağıtmadığı gibi yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı da ödemediğini ancak müvekkilleri hariç diğer tüm ortakların kendileri ve aile üyeleri için temsil giderleri, kiralık araç, danışmanlık ücreti vs. adı altında tüm vergi yükünün şirkete ait olmak üzere şahsi çıkar temin edildiğini, ertelenen genel kurul sonrasında aradan geçen 1 aydan uzun süreye rağmen █████/2025 tarihli toplantı öncesinde de ilgili bilgi, belge ve kayıtların incelenmek üzere hazır edilmediği gibi şifahi olarak da hiçbir bilgi verilmediğini, bağımsız denetçi raporunda yöneticilere sağlanan maddi faydaların yaklaşık 30 milyon TL olarak gösterilirken yönetim kurulu faaliyet raporunda bunun 0,00-TL olarak gösterilmesinin yönetim kurulu faaliyet raporunu imzalayan yöneticiler tarafından mali verilerin çarpıtıldığını gösterdiğini, söz konusu genel kurulda müvekkili ...'ın görevden alınması ve yerine yeni yönetim kurulu üyesinin seçiminin gündeme alınması için herhangi bir oylama yapılmadığını, müvekkilinin sadece görülen lüzum ibaresi ile herhangi bir haklı sebep belirtilmeden oy çokluğu ile görevinden azledildiğini, tüm bu nedenlerle █████/2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı şirket yönetim kurulu üyesi ... ihtiyati tedbir talebine karşı cevap dilekçesinde özetle; Haziran 2025 itibariyle şirkette yönetim kurulu üyesi olan ...'ın ...'dan muhtelif bilgi belge talebinin olmuş olup kendisine talep etmiş olduğu ilgili belgelerin verildiğini ve kendisi tarafından gerekli incelemelerin yapıldığını, davaya konu şirket genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek bir durum söz konusu olmadığını, genel kurul toplantısında ...'ın yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirilmesine ve yerine ...'in yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine ilişkin kararlar da dahil olmak üzere yönetim organının yeniden oluşturulması ve şirketin yönetim düzeni ile ilgili kararlar alındığını, bu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasının yönetim organı ve temsil düzeni bakımından belirsizlik doğurabileceğini, davalı şirketin tedarikçileri ve müşterileri açısından da yönetim istikrarının kritik bir unsur olduğunu, yönetim organı kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasının üçüncü kişiler nezdinde şirket içinde yönetim belirsizliği bulunduğu algısını meydana getirebileceğini, bu nedenlerle davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı şirket yönetim kurulu üyesi ... vekili ihtiyati tedbir talebine karşı cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların aksine ...'ın kar payı dağıtımına ilişkin talebinden dolayı değir ...'ın daha önce imza altına aldığı toplantı evrakı üzerinde sonradan değişiklik yapması ve ...'ın toplantı evrakını imzalamaması sebebiyle akamete uğradığını, genel kurul toplantısında ...'ın yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirilmesine ve yerine müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine ilişkin kararlar da dahil olmak üzere şirketin yönetim organının oluşumuna ve yönetim yapısının devamına yönelik kararlar tesis edildiğini, yürütmenin geri bırakılması veya mahkeme tarafından uygun görülecek bir tedbirin uygulanması talebinin kabulünün yargılama henüz sonuçlanmadan fiili ve geri etkisi sınırlı olmayan sonuçlar doğurma potansiyeline sahip olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen ihtiyati tedbir ve yürütmenin geri bırakılması taleplerinin incelendiğinde söz konusu istemlerin herhangi bir somut hukuki mesnede dayandırılmadığının açıkça görüldüğünü, bu nedenlerle davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı şirket yönetim kurulu üyesi ... vekili ihtiyati tedbir talebine karşı cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların aksine ...'ın kar payı dağıtımına ilişkin talebinden dolayı değir ...'ın daha önce imza altına aldığı toplantı evrakı üzerinde sonradan değişiklik yapması ve ...'ın toplantı evrakını imzalamaması sebebiyle akamete uğradığını, genel kurul toplantısında ...'ın yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirilmesine ve yerine müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine ilişkin kararlar da dahil olmak üzere şirketin yönetim organının oluşumuna ve yönetim yapısının devamına yönelik kararlar tesis edildiğini, yürütmenin geri bırakılması veya mahkeme tarafından uygun görülecek bir tedbirin uygulanması talebinin kabulünün yargılama henüz sonuçlanmadan fiili ve geri etkisi sınırlı olmayan sonuçlar doğurma potansiyeline sahip olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen ihtiyati tedbir ve yürütmenin geri bırakılması taleplerinin incelendiğinde söz konusu istemlerin herhangi bir somut hukuki mesnede dayandırılmadığının açıkça görüldüğünü, bu nedenlerle davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davacı vekilinin ileri sürdüğü dürüstlük kuralına aykırılık iddiası, özel denetim talebi ile azil kararı arasındaki illiyet bağının ve kötü niyet unsurunun tespitini gerektirmekte olup, bu hususların ispatı kapsamlı bir yargılamayı zorunlu kılmaktadır. Mevcut delil durumu itibarıyla davacı tarafından yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiği kabul edilemez. Öte yandan, TTK m. 364/2 hükmü uyarınca haklı sebep bulunmaksızın azledilen yönetim kurulu üyesinin tazminat hakkı saklı tutulmuş olup, azil kararının yürütülmesi halinde davacının uğrayacağı zararın tazminat yoluyla giderilebileceği, bu itibarla telafisi güç veya imkânsız bir zararın söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir. C) Diğer Genel Kurul Kararları Bakımından Dava dilekçesinde iptali talep edilen diğer genel kurul kararları bakımından yapılan değerlendirmede; HMK m. 389/1 uyarınca bu kararların yürütülmesinin geri bırakılmaması halinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı yönünde somut bir tehlike bulunduğu ortaya konulamamıştır. Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerden ihtiyati tedbir talebinin reddine ve TTK m. 449 hükmü gereğince, yürütmenin geri bırakılması talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'in yönetim kurulu üyesi olarak seçimine ilişkin karar bakımından yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini, ...'in yönetim kurulu üyesi olarak seçiminin kanuna aykırı olduğunu, kararın yürütmesinin geri bırakılmaması halinde telafisi güç zararlar doğacağını, 25.08.2025 tarihli toplantı gündeminde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve/veya yönetim kurulu üyesi seçimi için ilgili bir madde bulunmadığını, davacının yönetim kurulu üyeliği görevinden azlinin yıl sonu finansal tablolarının müzakeresi maddesi ile ilgili sayılamayacağını, davacının yönetim kurulu üyeliği görevinden azline ilişkin olumlu oy kullanan ..., ..., ..., ... ... A.Ş.'nin yıl sonu finansal tabloları ve yıllık faaliyet raporunun onaylanmasında da olumlu oy kullandığını, bu durumun ilgili kişilerin yıl sonu finansal tablolar ve yıllık faaliyet raporunun ortaya koyduğu sonuçlardan memnun olduklarını gösterdiğini, bu sebeple kanun gerekçesinde belirtilen amacın gerçekleşmediğini, davacının yönetim kurulu üyeliği görevinden azlinin yıl sonu finansal tablolarının müzakeresi maddesi ile ilgili sayılmasının mümkün olmadığını, davacı ...'ın yönetim kurulu üyeliği görevinden azli için haklı bir sebep bulunmadığını,davacının"görülen lüzum" ibaresi ile herhangi bir haklı sebep belirtilmeden oy çokluğu ile görevinden azledildiğini, davacının azline ilişkin toplantıda gerekçe talep edildiğini, ancak hiçbir gerekçe belirtilmediğini, haklı bir sebebin bulunmasına gerek olmadığının belirtildiğini, kararın yürütmesinin geri bırakılmaması halinde telafisi güç zararlar doğacağını, 2024 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu'nun okunarak onaylanmasına ilişkin yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini, şirketlerde bağımsız denetçi raporu şirket yönetiminin denetçiye tevdi ettiği bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle oluşturulduğunu, bizzat yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetçi raporunun yıllık yaklaşık 30 Milyon TL kadar bir fark içermesinin Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun şirket ortaklarını yanıltıcı, gerçek mali verileri yansıtmayan bir rapor olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişi incelemesi ile yer verilen rakamların gerçeği yansıtmadığının ve denetçi raporunda yer alan rakamı tutturmak için gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespit edileceğini, 25.08.2025 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanması kararının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, buna ilişkin yaklaşık ispat şartının sağlandığını, kararın yürütmesinin geri bırakılmaması halinde telafisi güç zararlar doğacağını, 2024 yılına ait hesap dönemi faaliyetlerine ilişkin bilanço ve kar-zarar hesaplarının okunarak onaylanmasına ilişkin yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini, yönetim kurulu üyeleri ... ile ...'in ibra edilmelerinin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TTK. 436. Maddesi gereğince .... A.Ş'yi temsilen şirketin hakim hissedarı hakkındaki ibra oylamasında oy kullanılmasının mümkün olmadığını, cevap dilekçesinde ileri sürülen şirketin 2024 yılı net dönem kârının geçmiş yıl zararlarını karşılamaya yeterli olmadığından kâr payına esas olabilecek bakiye oluşmadığı iddiasının yersiz olduğunu, şirketin 2024 yılına ait dağıtılabilir kârı bulunduğunu, şirketin kurulduğu günden itibaren yaklaşık 60 yıldır kâr payı dağıtımı yapılmadığının ikrar edildiğini, ancak bir anonim şirketin kurulduğu günden itibaren yaklaşık 60 yıldır kâr payı dağıtımı yapmamasının anonim şirketlerin nihai amacına aykırı olduğunu, kötü niyetli olarak kâr payının dağıtılmasına karar verilmediğini, kararın yürütmesinin geri bırakılmaması halinde telafisi güç zararlar doğacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, teminatsız olarak 25.08.2025 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını, talebin yerinde görülmemesi halinde uygun düşecek tedbir kararlarının alınmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:Talep, şirket genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davada; davalı şirketin █████/2025 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararına yönelik istinaf incelemesidir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava ... A.Ş.'nin █████/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların; açıkça kötü niyetli, hukuka, kanuna aykırı ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu iddiası iptali istemine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 449. maddesine göre, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisindeki belgeler nazara alındığında aile şirketi niteliğinde olan ortaklar arasında şirket içi ihtilafların oluştuğu anlaşılmakla birlikte toplanan deliller ve yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!