Anahtar kelimeler: Şahsım Alsa Faliyetlere Çatısı Aşikar Matbu İşinden İşbirliği Kurulacak Sunmuş

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; davacı ile davalı arasında █████/2025 tarihinde matbu olarak "işbirliği sözleşmesi" ismi çatısı altında bir hizmet sözleşmesi imzalandığını, her ne kadar adı işbu sözleşmenin adı "işbirliği sözleşmesi" olarak yer alsa da sözleşmenin mahiyeti gereği taraflar arasında taşımacılık işinden kaynaklanan bir taşımacılık hizmet sözleşmesi olduğu aşikar olduğunu, hukuki mahiyeti Taşıma işi hizmet sözleşmesi olan bu sözleşmede tarafların (şahsım ve davalının) sözleşme kapsamında kurulacak işbirliği çerçevesinde davacı tarafından yürütülecek faliyetlere ilişkin usul, şart ve esaslar ile tarafların hak ve sorumlulukları düzenlendiğini, bu sözleşme kapsamında davacı davalının ürünlerini belirlenen usul ve şartlara göre taşımayı üstlenmiş ve her taşıma başına da davalı tarafından ücret verileceği anlaşıldığını, davalı taraf; taşımacılık işi yaptığı kişilere ... adlı uygulama üzerinden iş(kargo) vermekte ve taşımacı kişi veya firma bu uygulama üzerinden gelen kargoları teslim alıp alıcısına ulaştırdığını, davalı taraf; şahsımın sözleşme kapsamında belirtilen usul, şart ve esaslara uygun olarak hareket ederek taşımacılık faaliyetini yürüttüğü süreçte birden davacıya kargo verilmemeye başlandığını, ardından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin davacının hesabı askıya alındığını, kargo ve hesabın askıya alınması ile ilgili sorunun çözülmesi için davalı tarafa tarafınca ihtarname gönderilmiş olup davalı tarafça bu ihtarnameye cevap verilmemiş; aksine taraflarına sözleşmenin feshedildiği şeklinde fesih ihbarnamesi gönderildiğini, söz konusu sözleşmenin feshedilmesi davacıyla davalı tarafın yönetici pozisyonundaki ... adlı şahıs arasındaki tartışma olduğunu, söz konusu tartışmada ... adlı şahıs davacıya hakaretler etmiş ve üzerine yürümüş olmasına rağmen davacı herhangi bir karşılık vermediğini, söz konusu olay kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla ispatlanacağını, şahsı kendi araç ve gerekleri ile borçlanarak bu işe girmiş davalı tarafın adaletsiz ve hakkaniyetsiz tutumuna karşında hakkımı savunmak/aramak eylemim karşısında taşımacılık hizmet sözleşmesi feshedildiğini, her ne kadar davalı taraf; sözleşmede hiçbir gerekçe göstermeden istediği zaman sözleşmenin feshedilebileceği maddesine dayanarak fesih yapmışsa da öncelikle işbu madde genel işlem koşulları niteliğinde bir madde olup hiçbir geçerliliği bulunmadığını, dolayısıyla davalı tarafın bu madde hükmü nazara alınarak yaptığı fesih haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arası sözleşme tarihi ile fesih tarihindeki altın alış-satış oranları nazara alınarak 500.000,00 TL üzerinden altın bazlı zarar hesaplaması yapılmasını ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin taleplerimiz saklı kalmak üzere; adli yardım talebinin kabulünü, davanın kabulünü, haksız fesih nedeni ile şimdilik 1000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davalı şirket, satın alınan ürünleri alıcılarına ulaştırmak için birçok taşımacı ile çalıştığını, davalı şirket ve taşımacılar arasında "İşbirliği Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme kapsamında kurulan işbirliği çerçevesinde taşımacı tarafından yürütülecek faaliyetlere ilişkin usul, şart ve esaslar ile belirlendiğini, davacı Mustafa Yılmaz da davalı şirketin çalıştığı esnaf kuryelerden biri olup davalı şirket ile arasında 15.01.2025 tarihinde imzalanan "İşbirliği Sözleşmesi" uyarınca davacı, belirli faaliyet bölgesi sınırları içerisinde taşımacılık faaliyetleri yürütmek ve ürün teslimatı yapmakla yükümlü olduğunu, davacı, taraflar arasındaki İşbirliği Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini zaman zaman ihlal etmiş, şirket bünyesinde huzuru bozan eylemlerde bulunmuş, davalı şirket tarafından kendisine herhangi bir taahhüt verilmemesine rağmen paket sayısının az olduğu iddiasıyla problem yaratmış, dağıtıma başlaması gereken saatlere riayet etmediğini, tüm bu nedenler, işbirliğinin devamını davalı şirket bakımından çekilmez kılmış ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.2. Maddesi uyarınca İşbirliği Sözleşmesi feshedildiğini, davacı 500.000 TL değerinde altın borç alarak araç satın aldığını, bu aracı taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği satın aldığını beyan etmekte ve sözleşmenin sona ermesi nedeniyle altın bazlı zarar ettiğini belirttiğini, ancak araç satın almak ve aracı satın almak için altın borç almak, sözleşmeye güvenilerek yapılan bir harcama olarak kabul edilemeyeceğini, davalı şirket aleyhine haksız ikame edilen davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet alacağının davacı tarafça ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, iş bu davanın niteliği itibariyle ticari bir davalardan olmadığı, 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı, dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, dosya içeriğinin incelenmesinde davacının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davacının tacir kaydının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usûl Kanununun 177. Maddesinde belirtilen limitleri aşmadığı anlaşılmış olup tacir sıfatının bulunmadığı, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!