Anahtar kelimeler: Yapsat Mersis Dedeleri Villa Vefatına Satımı Otel Dönük İstemli Sayıda

T.C.
İSTANBUL15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülen Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;Feshini talep ettikleri ... Türk Ticaret A.Ş. (Mersis No ...) müvekkillerinin dedeleri tarafından 1943 yılında kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, Ana sözleşmesinde yazılı faaliyet konuları ticaret üretim, ziraat, turizm ve inşaat olsa da, şirket kurulduğu tarihten muris ...'nin vefatına kadar geçen 75 yıl içerisinde sadece ileriye dönük arsa ve arazi yatırımları yapmış olup, emlak alım satımı veya yap-sat şeklinde inşaat faaliyeti söz konusu olmaksızın, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile çok sayıda konut, villa, işyeri, otel vb. taşınmaza da sahip olduğunu, Bu itibarla, aktif ticari faaliyeti bulunmayan şirketin temel gelir kaynakları taşınmazlardan elde edilen kira gelirleri ile nakit mevcudundan elde edilen faiz ve kur farkları gibi tamamen pasif nitelikli gelir kalemlerinden oluştuğunuMüvekkillerinin, babaları ...'nin 08.04.2019 tarihinde vefatı nedeniyle veraseten şirkette pay sahibi olduklarını ,müvekkillerinin kardeşleri olan hakim hissedarlar ..., İstanbul, Muğla, İzmir, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Balıkesir, Manisa ve Tekirdağ illerinde bir kısmı arsa vasfında 8 bin dönüm arazi ile konut, işyeri, otel, bağ evi, çiftlik binası, idari binalar, şaraphane, hamam gibi yüzlerce binadan oluşan taşınmaz mal varlığı bulunan şirketi Nisan 2019 döneminden itibaren müvekkilleri tamamen dışlayarak, şahsi menfaatleri doğrultusunda keyfi bir şekilde yönetmeye başladığını2018 yılı sonu itibarıyla 850 civarında gayrimenkul tapusu, değerli iştirak hisseleri, hisse senetleri ve 5,5 milyon dolar nakit mevcudu bulunan şirketi yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı sıfatlarıyla yönetmeye başlayan ... ve ... müvekkilleri şirkette %7,13 oranında pay sahibi olmalarını içlerine sindiremediğini,2007 yılında şirket aktifine kayıtlı ... ... mevkiinde (sit alanında) bulunan 134.752 metrekare büyüklüğündeki arazi kısmi bölünme yoluyla şirket aktifinden çıkarılmış ve ayni sermaye olarak konulmak suretiyle ... Turizm Yatırımları A.Ş. Kurulduğunu, ... AŞ'nin sermayesi 519.197,00 TL olup, müvekkilleri babalarının vefatıyla her biri % 6,52 oranında olmak üzere ... AŞ'de de pay sahibi olduklarını, ... AŞ'nin diğer pay sahipleri ise %29,75 ..., %29,75 ..., %6,52 ..., %10,86... ... ... ve %10,08 feshini talep ettikleri ... Türk Ticaret AŞ olduğunu,Yönetim kurulu başkanı ... ile başkan yardımcısı ...'nin 02.12.2019 tarihinde diğer ortaklardan habersiz olarak kendi aralarında düzenledikleri Pay ve Taşınmaz Devirlerine İlişkin Çerçeve Sözleşmesi ile devir ve temlikler gerçekleştirilmiş olup, bu devir ve temlikler neticesinde ... hiçbir bedel ödemeksizin ... AŞ'de % 66,70 oranında pay sahibi durumuna gelirken, hisselerini ...'ye devreden ...'de aynı şekilde hiçbir bedel ödemeksizin ... AŞ'nin en değerli varlıkları ile tüm nakit parasını şahsi mal varlığına aktardığınıdavalı ... AŞ'nin, % 10,08 oranında pay sahibi olduğu gayri faal ... AŞ'deki pay oranını (bedel ödeyerek) hisse devralmak suretiyle % 69,58 oranına yükseltmesi akla aykırı birdurum olduğu gibi, işbu hisse alımlarının sadece ... ve ...'nin hisseleriyle sınırlı tutulmasının şirketin içini boşaltmak suretiyle müvekkillerimizi zarara uğratmaktan başka hiçbir amaç taşımadığını, ... AŞ'deki hisselerini kendi belirledikleri bedel üzerinden ... AŞ'ye satan ve şirket açısından hiçbir anlam ve gerekliliği olmayan bu satın alma işlemini "şirkete değerli bir araziyi kazandırdık" şeklinde akla aykırı bir gerekçeyle genel kurula izah etmeye kalkan yönetim kurulu başkanı ..., müvekkilimiz ...'in ... AŞ'de sahip olduğu hisselerin aynı şartlarla ... AŞ tarafından satın alınması talebini hiçbir gerekçe göstermeksizin reddettiğini,2023 yılı itibarıyla şirkete en çok mali külfet yükleyen ... unvanlı iştiraklerde şirketin iştirak payı % 50 civarında olup, müvekkillerinin bu iştiraklerdeki hisseleri on binde 9 gibi sembolik oranlarda olduğunu Ancak, işbu iştiraklerin % 49 oranındaki hissedarları iştiraklere hiçbir mali katkı sağlamamakta olup, ...'nin keyfi kararlarıyla iştirak zararlarının tamamı yıllardır ... A.Ş. kaynaklarıyla finanse edildiğini, Şirketin kira ve gerçek faiz gelirleri yönetim giderlerini dahi karşılamaya yetmediğinden işbu gereksiz vergi yüklerinin ödenmesi için gereken mali kaynak ancak gayrimenkul satışıyla sağlanabildiğini,Sermaye şirketlerinin kuruluş amacı hakim hissedarın menfaatlerine hizmet etmek değil, hissedarlarına kar payı geliri sağladığını, Şirket 2019 yılında 28.137.604,51 TL, 2020 yılında 4.623.771,05 TL, 2021 yılında 5.090.885,40 TL, 2022 yılında 34.357.413,22 TL, 2023 yılında 39.215.227,12 TL vergi sonrası net kar açıklamış olup, şirkete hiçbir emek ve mesai harcamayan hakim hissedara genel kurul kararlarına da aykırı olacak şekilde her yıl bir servet tutarında ücret ve huzur hakkı ödenirken, davacı müvekkilleri hissedarlıktan doğan en temel hakları olan kar payı gelirinden sürekli olarak mahrum bırakıldığını,Şirketi tek başına yöneten hakim hissedar Hollanda'da ikamet etmekte olup, müvekkillerinin baba ve dedeleri zamanında uzun vadeli yatırım amacıyla satın alınmış olan gayrimenkulleri tipik bir mirasyedi tavrıyla satmanın dışında şirketin ana sözleşmesindeki amaçları doğrultusunda hiçbir faaliyet göstermediklerini,Şirket, hakim hissedarın yönetiminde olağan gelirleriyle yönetim giderlerinin ancak üçte birini karşılayabilen, 75 yıllık kazanımları olan gayrimenkul varlıklarının her yıl bir kısmını elden çıkarmaksızın varlığını idame ettiremeyecek kadar verimsiz bir yapıya dönüştüğünü, Aktif bir ticari faaliyeti bulunmayan şirketin 2023 yılı itibarıyla elde ettiği tüm kira gelirleri 10 milyon TL' den ibaret olmasına rağmen şirketin yönetim giderleri 22 milyon TL'dir. Ortaya çıkan 12 milyon TL tutarındaki faaliyet zararı ise yaklaşık 40 yıl önce yatırım amacıyla satın alınmış olup, maliyet değerleri sembolik düzeylerde kalmış olan 35 adet gayrimenkulün satışıyla ortaya çıkan enflasyonist karlar faaliyet geliriymiş gibi gösterilmek suretiyle gizlendiğini,Şirket açısından gereksiz yere ortaya çıkan yüksek miktarlardaki giderleri karşılayabilmek için yapılan gayrimenkul satışlarında satış fiyatları tamamen denetim dışında tutulmakta olup, her hangi bir değerleme çalışması yaptırılmaksızın hakim hissedarın keyfi kararlarıyla belirlendiğini, TTK 408. madde gereği önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olmasına rağmen, sadece 2023 yılında 35 parsel gayrimenkul satılmış olup, istismara açık olan bu tarz eylemlerin şirketi zarara uğratması kaçınılmaz olduğunu, şirketin yıllık kira gelirlerinin 10 milyon TL gibi cüzi bir miktarda kalmış olması, Lüleburgaz dışındaki arazilerden hiç kira geliri elde edilmemiş olması ticari mantıkla izah edilebilir bir durum olmadığını,Müvekkilleri ile kardeşleri olan hakim hissedar arasında güven ilişkisi ve uzlaşma olanağı kalmadığını, Davacıların pay sahipliğinden doğan hakları ile şirket malvarlığının korunabilmesi amacıyla kötü yönetimle şirketin daha büyük zararlara düçar olmasının önüne geçmek için, şirketin hacmi de göz önünde tutularak, tedbiren dava konusu şirkete yönetici kayyım atanmasına karar verilmesi tüm taraflar bakımından haklarının ve yasal çıkarlarının korunması bakımından gerekli olduğunu, Ayrıca Fesih veya ortaklıktan çıkarılma talebimizin sayın mahkemenizce uygun görülmemesi halinde de davacıların pay sahipliğinden doğan hakları ile şirket malvarlığının korunabilmesi amacıyla tedbiren dava konusu şirkete yönetim ve temsil kayyumu atanması gerektiğini, Uygulanması gereken maddede hakime tanınan geniş takdir yetkisi çerçevesinde kayyım tayini talebimizin de kabul edilmemesi halinde, hakim hissedar ... tarafından davacıların tasfiye payının yok edilmesine engel olunmak amacıyla, muris ...'nin vefat etmiş olduğu 08.04.2019 tarihinden önce şirket aktifine girmiş olan gayrimenkullerin tüm hissedarların yazılı onayı alınmadan satılamayacağına dair teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin mümkün ve gerekli olduğunu belirterek ;Davanın kabulüne, ticari açıdan verimsiz hale gelmiş olup, hissedarlar arasında menfaat dengesi gözetilmeksizin yönetildiği açık olan ... Türk Ticaret Anonim Şirketi'nin (Mersis No ...) TTK 531. maddesi uyarınca haklı sebeplerle feshine, Davacıların hisselerinin karşılığının karar tarihine en yakın gerçek değerleri üzerinden ödenerek müvekkillerimizin şirket ortaklığından çıkarılmasına, Davacıların pay sahipliğinden doğan hakları ile şirket malvarlığının korunabilmesi amacıyla tedbiren dava konusu şirkete yönetim ve temsil kayyumu atanmasına,Kayyım taleplerinin kabul edilmemesi halinde, hakim hissedar ... tarafından davacıların tasfiye payının yok edilmesine engel olunmak amacıyla, muris ...'nin vefat etmiş olduğu 08.04.2019 tarihinden önce şirket aktifine girmiş olan gayrimenkullerin tüm hissedarların yazılı orıayı alınmadan satılamayacağına dair tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle;Davacıların, merhum ...’nin 2019 yılında vefatı neticesinde murisin paylarının bir kısmının kendilerine intikali suretiyle pay sahibi haline geldikleri müvekkili ... 1943 yılında, davacılar ve ...’in hâlihazırdaki diğer pay sahiplerinin büyük annesi ve büyükbabası ile başkaca ortaklar tarafından kurulmuş, zamanla diğer pay sahiplerindeki paylar ... ailesi tarafından devralınarak ..., aile şirketi haline geldiğini,...’in pay sahipleri yapısı uzun yıllar boyunca davacıların da babası olan ... ile davacıların kardeşleri ... ve ...’den oluştuğunu, 6102 sayılı TK’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte anonim ortaklığın en az beş pay sahibinden oluşması şartı kaldırılınca inançlı olarak devredildiğini, bulunan cüz’i paylar da aile üyeleri/pay sahipleri tarafından geri alındığını, şirketin bazı gayrimenkullerini stratejik kira geliri elde etmek için elinde tutarken alım-satım ve proje geliştirme çalışmalarıyla da aktif ticari faaliyetini sürdürdüğünü,...’nin 2019 yılında vefat etmesi üzerine mirası eşi ... ve beş çocuğu; ..., ..., ... ve davacı (v) ... arasında yasal şekilde bölüştürüldüğünü, ...’in büyük pay sahipleri ve aynı zamanda yönetim kurulu üyeleri ... ve ... gerek hayata bakışları gerek ticari yaklaşımları itibariyle birbirinden çok farklı kişiliklere sahip olduğunu,... ile ... arasında akdedildiğini, 02.12.2019 tarihli Pay ve Taşınmaz Devirlerine İlişkin Çerçeve Sözleşme başlıklı sözleşme ile amaçlanan bu ayrılma işleminin ..., ... ve tüm pay sahiplerinin menfaatlerine en uygun şekilde yapılmasını sağlandığını,...’nin vefatı ardından mirasçılardan davacı ... ... ile ..., kendilerine intikal eden miras payını yeterli bulmayarak başkaca talepler ileri sürmeye başladığını, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/... E. sayısı altında görülen dava ile ...; .... Asliye Hukuk Mahkemesinde ... E. sayısı altında görülen dava ile ..., mirasçılardan ... ve ...’ye karşı miras sebebiyle tenkis davası yönelttiğini, Oysa yine kendilerine şirketlerden pay intikal eden ...ve ..., ne şirketlerin bugüne kadarki işleyişine uygun şekilde hâlihazırda devam eden faaliyetine karşı, ne de intikal eden miras payına yönelik herhangi bir talepte bulunmadığını,Davacıların ve diğer pay sahiplerinin annesi ... de 21.11.2023 tarihinde paylarını ...’ye satıp devrettiğini, TK m. 531’de,hükmü ile anonim ortaklıkta % 10 oranında paya sahip ortaklarının haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece bu talep karşısında feshe ya da bunun yerine ortağın çıkmasına izin verilebileceği düzenlendiğini, ancak kanunda haklı sebepten anlaşılması gerekenin ne olduğu tanımlanmadığını,davacıların bu iddialarının herhangi bir suretle somut olayda azınlığın şirketi haklı sebeple feshi talebinde bulunmasına kesinlikle olanak tanıyamayacağı hususunda fazlaca bir delile bile ihtiyaç yoktur; bugüne kadarki olağan genel kurul toplantılarında alınan kararlara bir göz atılması gerekli ve yeterli olduğunu,... genel kurulunca kâr dağıtmama kararı alındığı hâlde davacıların şimdi 2019 yılından beri kâr dağıtılmadığı savını ileri sürüp haklı sebep oluştuğundan söz etmelerinin hiçbir hukuki temeli olmadığını,müvekkilin esas iştigal konusu gayrimenkul alım-satım, geliştirme ve yatırım faaliyetleri olup , Bu faaliyetin gerçekleştirilmesi için şirket, stratejik kira geliri elde etmek için bazı taşınmazları elinde tutmakta, alım-satım ve proje geliştirme çalışmalarıyla da aktif ticaretini sürdürdüğünü, Bu tür şirketlerin kâr üretim modeli anlık faaliyetlerden değil, uzun vadeli yatırım, geliştirme ve satış süreçleri üzerinden şekilleneceğini,...’in pay sahipliği yapısına yönelik açılamalarda belirtildiği üzere, ...’nin vefatı sonrasında ... ve aynı şekilde ... şirket sermayesinin % 33,35’ine sahip olup, Taraflar arasında akdedilen Çerçeve Sözleşme gereğince ..., ...’nin paylarını devralarak şirkette % 66,70 oranında paya ulaştığını, Çerçeve Sözleşme ile ...’nin şirketin içini boşalttığını ileri sürmek ...’nin bizatihi kendisine zarar vermek için hareket ettiğini iddia etmek anlamına geldiğini, ..., annesi ...’nin % 11,89 oranındaki payını satın alarak şirketteki pay oranını % 78,59’a çıkarmıştır ki şirketin içini boşaltmaya çalışan bir kişinin bir de bedelini ödeyerek şirketteki payını artırmasının olağan akışa aykırı olduğunu, Çerçeve Sözleşme gereğince her biri sermayenin % 29,750861’ini temsil eden payına malik olan ... ve ...’ye ait ... payları için belirlenen değer 57.104.634 TL olduğunu,Çerçeve Sözleşme uyarınca ...’ye devredilen gerek Emirgan’da bulunan, gerek Datça’ya yer alan taşınmazların değerine yönelik iddiaları tamamıyla afaki olduğunu, genel kurul kararı gibi yönetim kurulu üyesine ödenecek mali hakların belirlendiği kararlar da hukuki denetime tâbidir. Yönetim kurulu üyesine ödenecek ücretin belirlendiği genel kurul kararının kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı mahiyet taşıması söz konusu ise TK m. 445 uyarınca, süresi içinde açılacak bir iptal davası ile kararın iptalini sağlanması mümkün olduğunu, ...’in tek kişilik yönetim kurulunda yer alan ...’ye ilk olarak 22.06.2023 tarihinde yapılan 2022 olağan genel kurul toplantısında, o dönemde şirkette pay sahibi olan ...’nin toplantıdaki temsilcinin önergesi ve davacılar dışındaki tüm pay sahiplerinin olumlu oyu ile, aylık net 160.000 TL ücret ve azami 700 USD’yi geçmemek üzere hayat sigortası yaptırılmasına karar verildiğini, Son olağan genel kurul toplantısı olan 19.09.2024 tarihli 2023 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısında da pay sahiplerinden ...’nin temsilcisinin önergesi ve davacılar dışındaki tüm pay sahiplerinin olumlu oyu ile, aylık net 260.000 TL ücret ve azami 700 USD’yi geçmemek üzere hayat sigortası yaptırılması karara bağlandığını, Yönetim kurulu üyesine ödenecek ücret belirlenirken şirketin mali büyüklüğü, emsal büyüklükteki şirketlerde ödenen ücretler vb. göz önüne alınarak ücretin makul olup olmadığı değerlendirilmesi yapılacağını, davacılar anılan her iki genel kurul kararına karşı da iptal davası açmış olup davalar halen derdest olduğunu belirterek ;davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava ; TTK 531 md gereğince haklı sebeple Anonim Şirketin feshi istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık , 31032 sicil numaralı ... ... Şirketi nin -mali yönden gerektirici hiçbir sebep bulunmamasına karşın 2019 yılından beri hiç kâr dağıtılmadığı,- şirketin ekonomik açıdan tamamen verimsiz hâle geldiği, amacını yerine getiremeyecek durumda olduğu,- ...’in çoğunluk pay sahibi ...’nin şirket kaynak ve imkânlarını sistematik şekilde kendisine aktardığı,Gerekçeleriyle TTK 531 md gereğince haklı nedenle feshi, fesih talebi kabul edilmediği takdirde % 7,13 pay sahibi davacı ... ve % 7,13 pay sahibi davacı ... nin paylarına isabet eden çıkma payının ödenmesi ve ortaklıktan çıkarılması istemi şeklinde tespit edilmiştir.Tarafların sunduğu ve bildirdiği deliller dosya içine alınmıştır.Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konusunda dosya kapsamı belgelerin değerlendirilmesi ile davacının istem ve talepleri konusunda Ticaret Hukuku nitelikli hesaplamalar uzmanı Prof. Dr. İrfan Akın , Y.Mimar /YYÜ Öğr. Gör. Şadiye Topçu ve Bağımsız Denetçi/SMMM ...'ın █████/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.Tüm dosya kapsamına göre;TTK 531.maddesi;Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.“Haklı neden” kavramı kanun koyucu tarafından tanımlanmamış, söz konusu kavramın niteliklerinin belirlenmesi ve tanımlanması yargı kararları ile öğretiye bırakılmıştır. Dolayısıyla burada hüküm içi boşluk yolu ile MK m. 4 hükmü uyarınca hâkime tanınmış bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Haklı nedenin mevcut olup olmadığı, her somut olayda o olayın koşulları dikkate alınarak mahkeme tarafından takdir edilecektir, (Ayoğlu, Tolga: “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y. 2013, S. 2, s. 226-227). Doktrinde ise, “…sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi dürüstlük kuralı gereği çekilmez halegetirdiği kabul edilebilecek hukuki olgu...” haklı sebep olarak değerlendirilmektedir, (Erdem, Nuri: Şirketler Hukuku Şerhi -Edit. Şenocak Kemal-, Ankara 2024, s. 3578). Doktrinde ise, İsviçre öğretisinden hareketle aile şirketlerinde ailevi/kişisel nedenlerin de haklı sebep meydana getirdiği belirtilmektedir. Bu bağlamda “… [Ş]irket bir aile şirketiyse pay sahipleri arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldıran tüm nedenler ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez hale getirebilir. Ayrıca ailevi nedenler, örneğin eşler arasındaki boşanma süreci dahi bu kapsamda haklı neden olarak gösterilebilir… Ancak bu tür sebeplerin TTK m. 531anlamında fesih için haklı neden olarak nitelendirilmeleri bakımından, şirketin pay sahipliği yapısı dikkate alındığında bir aile şirketi olarak kabul edilmeye uygun bir yapıda olması zorunludur.” (Ayoğlu, Tolga: “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y. 2013, S. 2, s. 227-228, dn. 27).Yargıtay uygulamasında da bu yasal düzenleme karşısında çok yerinde olarak haklı sebeple feshin şartlarının oluştuğundan söz edilebilmesi için ortağın öncelikle diğer ortaklık haklarını kullanması suretiyle hakkını elde etmeye çalışması aranmaktadır. Örneğin (limited şirketeverilmekle birlikte anonim ortaklık bakımından da aynen geçerli olan) Yargıtay 11. HD, 09.12.2019 tarih ve █████████ sayılı kararında,“… İlk Derece Mahkemesince, …. davacı ortağın TTK’nın 614. maddesi uyarınca öncelikle şirket müdür veya müdürlüklerinden bunların engellenmesi durumunda genel kuruldan alacağı izin ile bilgi alma ve inceleme hakkını kullanacağı, genel kurulun bu talebi reddetmesi halinde de mahkemeye müracaat edebileceği, …. davacı yanın söz konusu imkanları kullanmadan şirketin fesih ve tasfiyesini istemesinin haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği, TTK’nın 616/1-e maddesine göre, kâr payı hakkında karar verilmesinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, davacı ortağın, genel kurulun kâr payı talebiyle ilgili bir karar vermek üzere toplanmasını isteyebileceği ve genel kurulun sonucuna göre, ortaklıktan kaynaklanan dava haklarını kullanabileceği, bu yöntemlere tevessül edilmeden şirketin fesih ve tasfiyesinin bu nedenle talep edilmesinin de uygun olmadığı ….., ortaklar kurulu toplantısı çağrısı için yasal yollar belirlenmişken, bu yollara da müracaat edilmeden şirketin fesih ve tasfiyesinin talep edilmesinin de haklı olmadığı … gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. …. kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.” (karar metni için bkz. lexpera)Esasen aynı ilkelerin geçerli olduğu TK m. 638/2 kapsamında açılabilecek “haklı sebeple çıkma” davası bakımından da Yargıtay, haklı sebebin varlığından söz edilebilmesi için ortağın öncelikle diğer ortaklık haklarını kullanması suretiyle hakkını elde etmeye çalışmasını aramakta, ancak süreklilik kazanır şekil alan hak ihlâlleri bir çıkma sebebi olarak görülmekte, ayrıca haklı sebebin somut, nesnel verilere dayanması gerektiği, davanın kabulü için afaki iddiaların yeterli olmayacağı vurgulanmaktadır. Örneğin, Yargıtay 11. HD’nin 24.10.2018 tarih ve █████████ sayılı kararında“… Davacı bilgi almak için genel kurula ya da mahkemeye başvurduğu yönünde bir iddiada bulunmamıştır. Ortağın bilgi almak için her seferinde genel kurula ve mahkemeye başvurmak zorunda kalması halinde bu durum şirketten çıkma talebi için haklı sebep oluşturabilir…” (Karar metni için bkz. Yargıtay Hukuk ve Ceza Dairelerinin Türk Ticaret Kanununa İlişkin Kararları, İÜHF Anabilim Dalı, İstanbul 2019, s. 326-327),Yargıtay 11. HD’nin 06.04.2016 tarih ve 2015-█████████ sayılı kararında“… 6102 sayılı TTK’nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konuda inceleme yapabilir. Genel kurul bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Somut olayda, davacının bu konuda bir girişimde bulunmadığı, yasal yolları tüketmediği uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda davacının bir başına defterleri inceleme hususunda ihtar etmiş olması ve bu ihtara cevap verilmemiş olması nedeniyle haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış..." denilmek suretiyle, pay sahibinin her şeyden önce ortaklık haklarını kullanma yoluna gitmesi gerektiği, bu hakların sürekli şekilde ihlâl edildiğinin kanıtlanması olasılığında ancak haklı sebebin gündeme gelebileceği vurgulanmıştırSomut olayda; davacılar şirketin feshi için haklı neden olarak;Mali yönden gerektirici hiçbir sebep bulunmamasına karşın 2019 yılından beri hiç kâr dağıtılmadığı iddiası;Muris ...’nin 2019 yılında vefatı ile birlikte ...’te pay sahibi sıfatına sahip olan davacılar, bu tarihten sonra her yıl yapılan olağan genel kurul toplantılarına katılmışlardır. 21.07.2020 tarihinde yılında yapılan 2019 faaliyet yılı; 15.09.2021 tarihinde yapılan 2020 faaliyet yılı; 26.10.2022 tarihinde yapılan 2021 faaliyet yılı; 22.06.2023 yılında yapılan 2022 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantılarının tamamında “şirket kârının dağıtılmamasına oybirliğiyle” karar verilmiştir. Başka bir söyleyişle, anılan yıllara ilişkin şirket kârının dağıtılmaması bizatihi davacıların da oylarıyla alınmış bir kararlardır. [Ek-2 21.07.2020-15.09.2021-26.10.2022 ve 22.06.2023 tarihli genel kurul tutanakları ]Davacılar, yalnızca 19.09.2024 tarihinde yapılan 2023 faaliyet yılına ilişkin son olağan genel kurul toplantısında genel kurulca alınan kâr dağıtmama kararına karşı olumsuz oy kullanmışlardır, ardından da 03.12.2024 tarihinde hâlen İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. sayısı altında görülmekte olan bir iptal davası açarak, anılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep etmişlerdir. Kâr dağıtmama kararının geçerliliği konusunda yargılama bitmemiştir. Önceki yıllarda Davacıların kendi oylarıyla ... genel kurulunca kâr dağıtmama kararı alınmış olup, iddia gerçek bulunmamıştır. yoktur.Şirketin ekonomik açıdan tamamen verimsiz hâle geldiği, amacını yerine getiremeyecek durumda olduğu,Davacı şirketin faaliyet konusu gayrimenkul alım-satım, geliştirme ve yatırımdır. Alınan bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde; Davalı şirketin yasal defterlerinin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, ilgili Mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, belgelerin kaydedildiği dava döneminde Davalı tarafın Açılış ve Kapanış kayıtlarının Kanun öngördüğü süreler içinde yaptığı, Özkaynak değişim tablosuna göre davalı şirketin kar dağıtmamasını gerektirecek bir mali tablo olmadığı , Şirketin paylaşılan Mali verileri esas alınarak ekonomik açıdan “karlı/ verimli” olduğu , faaliyetlerine devam ettiği belirlenmiştir.Bu tespitler davalı şirketin verimsiz hale geldiği, faaliyet amacını ve konusunu gerçekleştirmediği iddialarını doğrulamamaktadır.-...’in çoğunluk pay sahibi ...’nin şirket kaynak ve imkânlarını sistematik şekilde kendisine aktardığı iddialarında bulunmuştur.Alınan bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde; ...’nin şirket kaynak ve imkanlarını sistematik şekilde kendisine aktardığı yönünde Kanuni Defter ve Belgelerinde herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı ,Sunulan “Kaynak aktarımı” na ait belgelerin tamamen şirketin ticari faaliyetinin devamı için zorunlu olan faaliyet giderlerine ait olduğu, ...’in tek kişilik yönetim kurulunda yer alan ...’ye 22.06.2023 tarihinde yapılan 2022 olağan genel kurul toplantısında, aylık net 160.000 TL ücret ve azami 700 USD’yi geçmemek üzere hayat sigortası yaptırılmasına karar verildiği, 19.09.2024 tarihli 2023 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısında da tüm pay sahiplerinin olumlu oyu ile, aylık net 260.000 TL ücret ve azami 700 USD’yi geçmemek üzere hayat sigortası yaptırılması kararı alındığı, kararların oybirliği ile alınması ve ücretin makul olması, davacıların iddiasını destekleyici başkaca somut delil, bilgi belge bulunmaması nedeniyle kaynak aktarımı iddiasının yerinde olmadığı takdir edilmiştir.Davacı tarafın şirketin TTK 531 md gereğince iddia ettiği haklı nedenlerin gerçekleşmediği, şirketin esas sözleşmesine ve kuruluş amacına uygun olarak faaliyetlerine devam ettiği, feshini gerektirecek yada davacının şirket ortaklığından çıkması şeklindeki alternatif çözümün uygulanmasını gerektirecek somut vakıalar bulunmadığı sabit olmuştur. Mahkememizce haklı nedenler gerçekleşmediğinden şirketin TTK 531 md gereğince feshi istemi kabul edilmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle;H Ü K Ü M /1-TTK 531 md gereğince haklı neden oluşmadığından asıl davanın ve birleşen davanın REDDİNE2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 732,00 -TL karar ve ilam harcının davacılar tarafından peşin yatırılan 615,40 -TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 116,6 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4-HMK 333.maddesi gereğince davacılar tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davacı ... Av. ... ve Davacı ... Vekili Av. ... e-duruşma ile, Davalı Vekili Av. ...'ın yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ...e-imzalıdır.Üye ...e-imzalıdır.Üye ...e-imzalıdır.Katip ...e-imzalıdır.-TASHİH ŞERHİ-Her ne kadar █████/2026 tarihli celsede "....TTK 531 md gereğince haklı neden oluşmadığından asıl davanın ve birleşen davanın REDDİNE...." denilmiş ise mahkememiz dosyasında birleşen dosya bulunmadığından maddi hata yapıldığı anlaşılmakla hükümde yer alan "birleşen davanın reddine " ibaresinin çıkarılarak hükmün;"....TTK 531 md gereğince haklı neden oluşmadığından davanın REDDİNE.." olarak tashihine karar verilmiştir.█████/2026Başkan ....¸e-imzalıdır.Üye ...¸e-imzalıdır.Üye ...¸e-imzalıdır.Katip ...e-imzalıdır.