Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Görüşleri İstirdat Başkan Yazim Konya Katip Layihalar Menfi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ... Esas-... KararİSTİNAF EDEN DAVACI
: ........VEKİLLERİ
: Av..... & Av.....DAVALI
: ........VEKİLİ
: Av.....DAVA
: Menfi Tespit ve İstirdatİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ
: █████/2026YAZIM TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:DAVA
: Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılından bu yana, Konya İli, Seydişehir ilçesinde kiraladığı binalarda öğrenciler için yurt-pansiyon işletmeciliği yaptığını, FETÖ hain darbe girişimi sonrasında FETÖ'nün yurtlarının kapatılması nedeni ile öğrenciler için barınma ihtiyacı doğması nedeniyle müvekkilinin bu durumu değerlendirerek FETÖ'nün kapattığı yurtlarından bir tanesini satın alarak Seydişehir ilçesinin tek yurt işletmecisi olacak ve şimdiye kadar kirada yurt işletirken kendisinin binasında bu işi yapmaya karar verdiğini, böylece şimdiye kadar kirada yurt işletirken kendisinin binasında bu işi yapacağını, vereceği kira bedeline biraz ekleme yapmak suretiyle alacağı kredinin taksitlerini ödemek suretiyle yurt binasının mülkiyeti kendisine geçmiş olacağını, bu fikir doğrultusunda KHK ile kapatılan FETÖ vakfına ait tapuda Konya İli, Seydişehir İlçesi, ........ Mahallesi ... ada ve ... parselde kayıtlı beş katlı betonarme bina bulunan ve daha önce FETÖ tarafından öğrenci yurdu olarak kullanılan taşınmazın bedelini ödeyecek birikmiş parası olmadığından ........ Bankası Seydişehir Şubesi'nden 750.000,00 TL kredi kullandığını ve geri kalan miktarı ise, daire olarak ödeyerek bu taşınmazı satın aldığını ancak, daha sonra taşınmazın önceki malikinin KHK ile kapatılan vakıf ve derneklerden ve el konulan şirketlerden olması nedeniyle bu satışın muvazaalı değerlendirildiğini ve taşınmaza el konularak tapu kaydının Hazine adına tescil edildiğini, müvekkilinin bu tescil işlemine ilişkin olarak açtığı davanın Konya .... İdare Mahkemesi'nin ... E- ... K. sayılı kararı ile reddedildiğini, bu kararın müvekkili tarafından istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı kararı ile reddedilmesi sonrası, temyiz edilmesi üzerine de Danıştay .... Dairesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı onama ilamı ile onandığını, böylece anılan işlemin yargı safahatı içerisinde iptal edilmeyerek hukuka uygun bulunduğunu, müvekkilinin kredi kullanarak yaptığı satın alma işleminin hukuka aykırı işlem olması nedeniyle bu taşınmazın satın alınmasında kullanılan kredinin de aynı kapsamda hukuka aykırı hale geldiğini, müvekkilinin öğrenci yurdu ve arsasını satın alma işlemi muvazaalı sayılmış olduğundan, müvekkilinin ticari amaç güderek çekmiş olduğu kredi sorumluluğunun devam etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin satın alması hukuka aykırı sayılarak tapu kaydı elinden alınmış iken aynı zamanda bu tapunun alınması için kullanılan krediden, kapatılan vakfa ve şirkete banka tarafından aktarılan bedelin müvekkiline iade edilmediğini, iptal edilen tapu kaydı için almış olduğu ve satım için kullandığı bedel kadar da bankaya borçlandığını, en azından bankanın da bu kredinin kullanılmasındaki kusuru tespit edilerek buna göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini, bu nedenle de Konya Valiliğini Maliye Hazinesine izafeten davalı gösterdiklerini, Valiliğin müvekkilinin mülküne kapatılan KHK'nın malı olduğu için el koyduğuna göre kapatılan KHK'nın kasasında olan kredi bedelini müvekkiline ödemeyerek kullanılan kredi ve fer'ileri kadar müvekkilinin zararına sebebiyet verdiklerini, bu nedenle diğer davalı banka ile birlikte müvekkiline karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin yapmış olduğu satın alma işleminin hukuka aykırı olması nedeniyle bu işlem için kullanılan kredinin geçersiz olduğunun tespitine, şimdiye kadar ödenmiş ve bundan sonra ödenecek bedellerin müvekkiline ödeme tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı ........ Bankası vekili, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesinde yalnız Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinde yer alan kesin hükümsüzlük kavramına dayanıldığını, bunun dışında yer alan hiçbir kanun maddesine dayanılmadığını ve yargı kararına ithafta bulunulmadığını, dilekçede olay sıralamasının anlatılması dışında müvekkili banka ile olan kredi sözleşmesinin neden hükümsüz olduğuna yönelik bir açıklamaya yer verilmediğini, kredi sözleşmesinin 16.03.2016 tarihli olup, terör örgütü olaylarından 4 ay önce akdedildiğini, sözü edilen terör gurubunun 15 Temmuz 2016 yılından önceki ticari ve ekonomik faaliyetlerini engelleyen herhangi bir kanun maddesi, tedbir ve benzeri olmadığı gibi, piyasalara, bankalara, devlet kurumlarının tüm derece ve makamlarına, güvenlik güçlerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine resmi makamlardan bir tüzel ve özel kişi şahıs listesi gönderilerek bu kimselerin faliyet, talep ve işlemlerinin durdurulmasının emredilmediğini, tayin, atama işlemlerinin durdurulmadığını, kredi, alış veriş alacak icra takibi davalar vb. hususlarının terör sayılacağının duyurulmadığını, kendisinin 2008 yılından bu yana Seydişehir ilçesinde öğrenci yurdu aldığını, kiraladığını işlettiğini ve sektördeki diğer kişi ve kurumları tanıdığını kabul beyan ve ikrar ettiğini, kendisinin bile sektördeki bu kimselerin terör örgütü üyeliğinden ve faaliyetlerinden haberi yok iken ve bu kimselerin taşınmazlarını hiç tereddüt etmeden alıp sahibi olmak isterken işlemine kredi veren müvekkilini suçlamasının da uygunsuz olduğunu, asıl hakları kaybolanın müvekkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, "...Kaldırma kararı sonrasında harç hususundaki eksikliğin giderilmesi hususunda mahkememizin █████/2024 tarihli celsedeki ara kararı ile sehven daha düşük miktar belirtilmiş ise de harç kayıtlarının incelenmesinde davalı tarafça dava değeri olan 813.095,73 TL için toplamda 15.304,71 TL harç ödendiği anlaşılmakla bu husustaki eksikliğin davacı tarafça giderilmiş olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; Taraflar arasındaki sözleşmelere istinaden tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri, getirmişler ise hangi oranda yerine getirdikleri, davacının davalının ödemiş olduğu edimleri depo etmek suretiyle davalıya devretmiş olduğu taşınmazları tekrar edinip edinmeyeceği, bu durum mümkün değil ise söz konusu taşınmazların bedellerini davalıdan talep edip edemeyeceği hususları olduğu anlaşılmıştır.Davalı ........ yönünden mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava dilekçesinde de anlaşılacağı üzere davacının KHK ile kapatılan FETÖ Vakfına ait tapuda Konya İli, Seydişehir İlçesi, ........ Mahallesi’ ... ada ve ... Parselde kayıtlı beş katlı betonarme bina bulunan ve daha önce FETÖ tarafından öğrenci yurdu olarak kullanılan taşınmazı satın almak için ........ Bankası Seydişehir Şubesinden 750.000,00 TL kredi kullandığını beyan ettiği dava dilekçesinde kredinin hükümsüzlüğüne dair iddiada bulunduğu ancak iddiasının ispatına dair herhangi bir delil dosyaya sunulmadığı gibi davalı ........ Bankasında kredinin alınarak yukarıda belirtilen ilgili taşınmazın satın alındığı ve kredinin teminat olarak da taşınmazın davalı bankaya ipotek verildiği anlaşıldığından taşınmazın idari bir işlemle davacının mülkiyetinden alınarak hazineye kaydedilmesinde davalı ........ Bankasının herhangi bir dahli ve sorumluluğunun olmadığı açıkça anlaşılmıştır.Yukarıda belirtilen nedenler ve diğer delil ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının davası ispatlanamadığından davanın esastan reddine karar vermek gerekmiş olup bu doğrultuda aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Öte yandan kaldırma öncesi verilen kararda da açıklandığı üzere Konya Valiliği yönünden dava tefrik edilerek mahkememiz ... esas sayılı dosyasına kaydedilmiş olduğundan ve söz konusu dosyanın incelenmesinde; █████/2022 tarihinde ... sayılı kararı ile "1- Davanın HMK 114/b maddesinde düzenlenen YARGI YOLUNA İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE dava dilekçesinin USULDEN REDDİNE,2-Alınması gereken 80,70 TL karar harcının peşin olarak alınan 170,78 TL 'den mahsubu 90,08 TL'nin davacıya iadesine , 3-Davacı tarafından tefrik edilen bu dosya için yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7. maddesine göre belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiş olduğu anlaşıldığından █████/2024 tarihli celse ara kararı ile Konya Valiliği'nin taraf sıfatının silinmesine karar verilmiş, bu doğrultuda uyap kaydından Konya Valiliği çıkartılmıştır." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, mahkemenin Konya Valiliği açısından verdiği tefrik kararı ile ........ Bankası açısından verdiği esastan ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçesiz şekilde ret kararı verildiğini, mahkemece deliller toplanmadan gerekçe kurulamayacağına göre, yargılamada tarafların ileri sürdüğü tüm belgelerin ve delillerin toplanması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonunda gerekçenin oluşturulması gerektiğini, tensip ile doğrudan ret kararı verilmesi, ret kararının taraflara tebliğ edilmeden ve hatta işbu kararda da belirtildiği üzere yazım aşamasında bundan vazgeçilerek tefrik kararı verilmesi ve tefrik kararından sonra duruşma açmadan ve tarafların delilleri, iddiaları ve savunmalarını almadan dosya üzerinden yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğundan dolayı ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, yapılan yargılamanın tek hakimle yürütüldüğünü ve tek hakimle karar verildiğini, kararın heyet tarafından verilmesi gerektiğini, müvekkilinin taşınmazı kredi ile satın aldığını, satın alma işlemi geçersiz sayıldığı takdirde kredi işleminin de kendiliğinden hukuka aykırı hale geleceğini, müvekkilinin hem taşınmazının elinden alındığını, hem de bu satın almadan dolayı kullandığı krediden dolayı borçlu duruma düştüğünü, taşınmazın ihtiyaç kredisi ile satın alınmış olup, bankanın da bu olayda dahilinin bulunduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ... E-... K. sayılı ilamı ile ''....Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı tarafça, davalı bankadan yukarıda özetlenen nedenlerle çekilen kredi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, menfi tespit istemine ilişkin dava değerinin 5.000,00 TL olarak gösterdiği ve peşin harcın da bu miktar ile istirdat talebi yönünden dava değeri olarak gösterilen miktarın toplamı üzerinden yatırıldığı, ancak dava dilekçesi talep ve sonuç kısmında menfi tespite konu miktarın belirtilmediği, mahkemece de bu talep yönünden dava değerinin belirlenmediği anlaşılmıştır.Bu nedenle, mahkemece menfi tespit talebine konu miktar yönünden davacıya açıklama yaptırılarak ve davacının bildirdiği miktar üzerinden eksik harç tamamlatılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, davacının talebi açıklatılmadan ve eksik harç tamamlanmadan, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davacının ve davalı Konya Valiliği'nin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre davacının ve davalı Konya Valiliği'nin sair istinaf istemleri şimdilik incelenmeksizin yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine...'' gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece, davalı Konya Valiliği'nin kaldırma kararından önceki aşamada da tefrik kararı ile dosyadan tefrik edildiği ve bu nedenle işbu davada taraf sıfatının kalmadığı belirtilmek sureti ile sadece davalı banka yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, mahkemece davalı Konya Valiliği yönünden Dairemiz kaldırma kararından önce de tefrik kararı verildiğinden ve sadece davalı banka yönünden değerlendirme yapılıp karar verildiği anlaşıldığından gerekçeli kararda bu hususlara yer verilmesinin maddi hataya dayalı olduğu ve sonuca bir etkisinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafından, Maliye Bakanlığı aleyhine açılan ve Konya .... İdare Mahkemesi'nin ... E-... K. sayılı dosyasında görülen davada; dava konusu işlemin, 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi uyarınca tesis edilmiş olduğu ve anılan madde uyarınca, KHK kapsamında kapatılan sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlardan 1/1/2014 tarihi ila bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibariyle devam edilen taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilerek, bu durum emredici olarak kurala bağlanmış olup, bu kapsamda, davacı tarafından █████/2016 tarihinde satın aldığı dava konusu taşınmazın kapatılan ........ A.Ş. tarafından piyasa değerinin oldukça altında bir fiyata kiralanmak suretiyle aynı faaliyete 3 ay süreyle devam edildiği yine, davacı tarafından teslim alınan taşınmazın Milli Eğitim Bakanlığı'nın █████/2016 tarih ve ... sayılı onayı ile kapatılan ........ olarak kapatılma tarihine kadar devam edildiği hususları hep birlikte değerlendirilerek, davalı idare tarafından yapılan dava konusu devir işleminin muvazaalı olduğu kabulü ile tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... E-... K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine ve temyiz edilmesi üzerine de Danıştay .... Dairesi'nin ... E-... K. sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Bu durum karşısında, davacı tarafça, davalı bankadan kredi çekilmesine sebebiyet veren işlemin muvazaalı sayılarak iptal edilmesi nedeniyle kredi işleminin de muvazaalı olduğu ve bu nedenle işbu krediden kaynaklı borçlu olmadığı ve kredi nedeniyle ödenen bedelin iadesi gerektiği iddiası ile işbu dava açılmış olmakla, iddianın ileri sürülüş şekli ve yukarıda da açıklanan deracattan da geçerek kesinleşen idare mahkemesi kararı nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde sonucu itibariyle bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır.....