Anahtar kelimeler: Alçıpan Isınma Öğün Barınma Şantiyelerde Yemek Usd Yılları Yurt Net

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 30. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.MAHKEMESİ
: İstanbul 17. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 2003-2016 yılları arasında davalıya ait yurt dışı şantiyelerde alçıpan işlerinde çalıştığı, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği ve davacının Türkiye'ye gönderildiğini, davacının son ücretinin net 1.800,00 USD olduğunu, 3 öğün yemek, barınma ve ısınma gibi gereksinimlerin de işveren tarafından karşılandığını, yıllık izinleri kullandırmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının haftanın her günü 08.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, hafta tatili olan Pazar günü de bu çalışma şeklinin devam ettiğini, ayda 2 pazar istirahat edilip 2 pazar çalışma yaptığını, Ramazan ve Kurban bayramları ile resmî tatillerin tamamında çalışıldığını, işverence düzenlenen bordrolarda hile yapıldığını, davacıya her ay 1.800,00 USD fix ücret ödendiğini, bordrolar farklı kalemler içerse de toplamı aylık sabit ücret olan 1.800,00 USD’ye denk geldiğini ileri sürerek fazla çalışma alacağı, hafta tatili alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; elçilik projesi çalışmalarının ücret bordrolarının .... firması tarafından düzenlendiğini, davalı Şirket ile .... firması arasında 14.06.2012 tarihinde akdedilen hizmet sözleşmesi mevcut olduğunu, davacı işçinin işyeri kayıtlarının yurt dışı işyerinden henüz temin edilemediği, davacının davalı Şirketin yurt dışında çalışan diğer işçileri gibi belirli süreli sözleşmelerle proje bazlı çalıştığı tahmin edildiğinden, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin her bir sözleşmenin sona erme tarihinden başlamak üzere 10 yıllık, diğer alacaklar için ise 5 yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanması ve zamanaşımı süresinin geçmiş olması sebebiyle davacının talebinin reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının Rusya'da bulunan inşaat projelerinde 03.12.2007-14.10.2015 tarihleri arasında fasılalı dönemler hâlinde çalıştığı, sadece Rusya'da bulunan yurt dışı inşaat projelerinde görev almak üzere istihdam ettirildiği, Rus hukukuna göre zamanaşımı süresinin 3 ay olduğu, davacının dava tarihinden geriye 5 yıl önceki talep ettiği fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığı, davacının tüm çalışmalarının saat esasına göre kayıt altına alındığı, tutulan fazla çalışma şeritlerindeki çalışmalar saat ücretine göre ücretlendirilerek bordro tahakkukları yapıldığı, davacının saat ücreti esasıyla çalıştığı ve son olarak 5,17 USD/saat ücreti aldığını ve tüm haklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak asıl davanın kabulüne birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair 19.10.2022 tarihli kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2024 tarihli kararı ile; davacı yurt dışında çalıştığından, yazılı yurt dışı hizmet akdi bulunması hâlinde sözleşme ile seçilen ülke hukukunun, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan ve sırf yurt dışında istihdam edilmek üzere işe alınan ve daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşılan ilgili çalışma dönemlerinde ise uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan çalışılan ülke hukukunun tespit edilerek uygulanması gerektiği gerekçesiyle kaldırılması üzerine yeniden yargılama yapıldığı belirtilerek, Kuruma onaylatılan 20 04... tarihli yurt dışı iş sözleşmelerinin bulunduğu başkaca sözleşme bulunmadığı, davacının çalışmaları Rusya'da geçtiğinden mutad işyerinin Rusya olduğundan uyuşmazlığa Rusya İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, iş sözleşmesinin 14.10.2015 tarihinde sona erdiği, davanın ise 24.10.2018 tarihinde açıldığı, dolayısıyla Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde düzenlenen mahkemeye başvuru süresinin geçtiği gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, içtihat değişikliği nedeniyle dava reddedildiğinden davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece birleşen dava (fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı talepli) reddedilmiş olup, ilk karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunmadığı, dosyaya sunulan, İŞKUR onaylı, yurt dışı hizmet akitleri "Anlaşmazlık Hâlinde Uygulanacak Mevzuat ve Yetkili Makamlar" başlıklı 16. maddesi, "Bu sözleşmede yer almayan hususlarla ilgili doğabilecek anlaşmazlıklarda Türk mevzuatı uygulanır. İşveren ile işçi arasında iş ilişkisinden doğan ihtilafların giderilmesinde işverenin Türkiye'deki yasal ikametgahının bulunduğu şehrin mahkemeleri ile icra daireleri yetkilidir." şeklinde olup, sözleşmelerde ayrıca çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağına ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmediğinden, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ihtilafı hakkında Türk hukukunun uygulanmasının uygun olacağı, yine yıllık izin ile ilgili 10. maddesindeki, işçinin Türk iş mevzuatında belirtilen süre ve esaslar dâhilinde yıllık izin hakkı bulunduğu şeklinde düzenlenme bulunması ve ayrıca davacının dönemler hâlinde kesintili çalışma süresi mevcut olup, sunulan sözleşmelerin tüm çalışma dönemini de kapsamaması, dosya kapsamına nazaran somut olaya daha sıkı ilişkili olduğu anlaşılan Türk hukukunun uygulanmasının uygun olacağı, davanın kısmi dava olarak açıldığı, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararındaki tespit ve değerlendirmenin dosya kapsamına uygun olduğu davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı yıllık izin alacağının bulunduğu ancak bu alacak kaleminin ıslah edilmemesi nedeniyle taleple bağlı kalınarak asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Belirsiz alacak davası açılamayacağını,2. Bölge Adliye Mahkemesinin kararının Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu,3. Sözleşmenin 10. maddesinde yıllık izinde yabancı hukukun uygulanacağına dair madde olduğu hâlde Türk hukuku uygulandığını,4. Yurt dışı hizmet akdinde çalışılan yer hukukunun uygulanacağının belirtildiğini, işçinin çalışma yeri Rusya olduğundan Rusya hukukunun uygulanması gerektiğini,5. Bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuka, yıllık izin ile kıdem ve ihbar tazminatının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/2 hükmü; "İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli hâlinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır." şeklinde düzenlenmiştir.Dosya içeriğine göre; davacının davalıya ait işyerinde aralıklı dönemler hâlinde çalıştığı uyuşmazlık dışıdır. Davacının dosya kapsamında bulunan 14.10.2015 tarihli el yazılı istifa dilekçesinde; "22.07.2013 tarihinden bugüne kadar şirketinizde marangoz olarak çalışmaktayım. Tamamen serbest irade ve kararım ile hiç kimsenin baskısı altında kalmadan gördüğüm lüzum üzerine şirketiniz nezdindeki görevimden istifa ediyorum. İstifa kararı tamamen özel nedenlerle tarafımca verilmiş olup istifa kararımda şirketinizin herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Gereğinin yapılmasını saygılarımla rica ederim" denilmektedir. Söz konusu dilekçedeki imza inkar edilmediği gibi dilekçeye karşı irade fesadı iddiası ileri sürülüp ispatlanmış değildir. Kaldı ki davacı vekili dava dilekçesinde; son dönem çalışmanın işveren tarafından sona erdirilerek davacının Türkiye'ye gönderildiğini ileri sürmüş ise de sonraki beyanlarında davacının 2007 yılından itibaren Rusya'da yerleştiğini ve hâlen Rusya'da yaşadığını ifade etmiştir. Hâl böyle olunca bu dönem istifa ile sona erdiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı açıktır. Diğer taraftan 07.09.2004-01.04.2012 tarihleri arasındaki çalışma dönemi, iş bitimi nedeniyle sona erdiğinden bu dönem için davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı kabul edilmelidir. Mahkemece istifa ile sona eren dönem de dâhil edilerek hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.