Anahtar kelimeler: Lrak Basra Mimar Alamadığını Şantiyede Bölgesindeki Boyunca Erdiğini Usd Başladığını
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 54. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin lrak Basra bölgesindeki şantiyede 07.12.2013 tarihinde aylık 6.000,00 USD ücret karşılığında mimar olarak çalışmaya başladığını, çalıştığı süre boyunca ücretlerini alamadığını, 03.06.2015 tarihinde iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak sona erdiğini, dava konusu alacaklara ilişkin olarak Ankara 45. İş Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, söz konusu yargılamada alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışma ücreti, bakiye ücret, kıdem ve ihbar tazminatlarının hesaplandığını, dava konusu alacaklar için davalıya ihtarname gönderildiğini, icra takibine konu edildiğini, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptaline takibin devamına ve takip konusu alacağın %20'sine kadar davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazları bulunduğunu, davacı ile proje bazlı olarak belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona erdiğini, ayrıca Iraktaki terör olaylarından kaynaklı olarak mücbir sebep oluştuğundan iş sözleşmesinin mücbir sebepten sona erdiğini, davacı ile imzalanan sözleşme gereğince yapılan fazla çalışmanın ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışması ve hafta tatili çalışma ücretlerinin ücrete dâhil olduğunu, ayrıca günlük 12.00-15.00 saatleri arası 3 saat öğlen molası ve 2 adet yarımşar saatlik çay molaları bulunduğunu, davacının sözleşme gereğince her iki ülke ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 07.12.2013-03.06.2015 tarihleri arasında davalı Şirketin Irak şantiyesinde mimar olarak çalıştığı, yaptığı iş ve çalıştığı bölge nazara alındığında aylık net 6.000,00 USD ücret aldığının kabul edildiği, davalı tarafça her ne kadar Irak'taki terör olayları nedeniyle iş sözleşmesinin mücbir sebeple feshedildiği iddia edilmişse de Irak'taki IŞİD olaylarının Haziran 2014-Eylül 2014 arası yoğun olduğu, davacının dönem dönem bu tarihlerde Türkiye'ye geldiği görülmekle birlikte iş sözleşmesinin devam ettirildiği ve ardından tekrar Irak'a çalışmak üzere gönderildiği, Haziran 2015'te ise davacının tekrar yurda girişini müteakip iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden ileri sürülmeksizin sonlandırıldığının kabulü ile davacının kıdem ve ihbar tazminatının hesaplandığı, dosya kapsamındaki mevcut e-posta yazışmalarında davacı tarafından gönderilen 22.09.2014 tarihli e-postada davacı her ay 2.000,00 USD avans aldığını kabul etmiş olduğundan e-posta tarihi göz önüne alınarak davacının Mart 2014-Ağustos 2014 tarihleri arası aylık 2.000,00 USD olmak üzere toplam 12.000,00 USD ödeme aldığının kabul edilip bu doğrultuda davacıya ödenmeyen 90.600,00-43.450,00-12.000,00=35.150,00 USD ücret alacağı olduğunun hesaplandığı, davacının 0,8 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek yapılan ikinci raporun hükme esas alındığı, davacının resmî tatillerde çalıştığı ve ücretinin ödenmediği anlaşıldığından bu alacak kaleminin de hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iddia ettiği dönemlere ilişkin ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, R.M. ve İ.M'ye ait banka hesabına yatırılan ücretlerin de ödenmesi gereken ücretlerden mahsup edildiği, elden ödendiği iddia edilen avans ödemesinin varlığı, dönemi ve miktarı somut bir şekilde davalı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilemediğinden Mahkemece e-posta iletisindeki beyan yorumlanarak 6 ay avans ödendiği kabulünün doğru olmadığı, zamanaşımı def’i cevap dilekçesi ile ileri sürülebileceğinden davacı vekilinin itirazının yerinde görülmediği, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından iş bitimi nedeniyle sonlandırıldığı, fesihte tazminat gerektirmeyecek haklı nedenin davalı işveren tarafından da ispat edilemediği değerlendirilerek Mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı tarafça sunulan ve müvekkilinin imzasını içermeyen ücret bordrolarında verildiği iddia edilen avansların ödenmediğini, bakiye ücret alacağının 54.783,00 USD olduğunun tespiti gerektiği,
b. İcra takibi ile davalı/borçlu taraf icra takibinden haberdar olup zamanaşımı def'inde bulunmadığından zamanaşımına uğramış alacak kalemi bulunmadığını,
c. Davalı tarafın davaya konu icra takibine yaptığı itirazın haksız ve kötüniyetli olup istinaf dairesince icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,
d. Davacının davalı Şirkette sabah 05.30 - akşam 19.00 saatleri arasında çalışmış olup yaptığı çalışmaların yıllık 270 saatin üzerine çıktığını dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarının da bu hususu doğruladığını,
e. Faiz bakımından da kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının önceki Irak çalışmasının da mücbir sebep nedeniyle fiilen son bulduğu ve bu nedenle Gürcistan'a gönderildiğini, Gürcistan çalışmasını da açık ve net şekilde 17.06.2015 tarihli dilekçesi ile 15.09.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kişisel sebeplerden dolayı istifa ile sonlandırdığı sabit olduğundan ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,
b. 2.000,00 USD avans ödemelerine ilişkin, Şirket ile yaptığı e-posta yazışmaları var iken, bu avans ödemelerinin gerekçesinde ispatlanamadığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu,
c. Davacının işveren vekili olduğu ve bu nedenle lehine fazla çalışma hesabı yapılamayacağına ilişkin savunmalarına neden itibar edilmediğine gerekçelerde değinilmediğini,
d. Cevap dilekçesi 16.03.2021 tarihinde ıslah dilerek, dilekçe ekinde davacının kendi el yazısı ile "sağlık sebepleri ve ailevi sebeplerden" istifa ettiğine dair istifa dilekçesi sunulduğu, son çalışmanın istifa ile sona erdiğinin dikkate alınması gerektiğini,
e. Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde dava konusunun Gürcistan'daki çalışması ile ilgili olmadığını, dava konusunun Irak'taki çalışmaları nedeniyle ödenmeyen işçilik hak ve alacaklarının tahsili amacıyla açıldığını ileri sürmüşse de davacı ile müvekkili Şirket arasındaki çalışma ilişkisinin devam ettiğini, aksi hâlin kabulüne Irak'da yaşanan İŞİD terör olaylarından kaynaklı mücbir sebeple bir sona erme hâli olduğundan ve belirli süreli iş sözleşmesi nedeniyle fiilen kendiliğinden sona erdiğinden kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını,
f. Davacının şantiye şefi olarak çalıştığı, işveren vekili olduğundan fazla çalışmaya hak kazanmadığını,
g. Dosyada mevcut 2. sözleşmede fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu da kararlaştırılmasına rağmen hesaplamada dikkate alınmadığını,
h. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını,
ı. Çalışılan ülke kanunlarının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, fesih, takibe konu alacakların ispatı ve hesaplanması ile faiz hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!