Anahtar kelimeler: Geldiler Salı Başlanarak Sözlü Hazır Birleşen Kesinlik Ankara Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 35. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.MAHKEMESİ
: Ankara 2. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.Asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 06.11.2010-15.04.2015 tarihleri arasında pazarlama elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ile prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işçinin ihracat müdürü olarak görev yaptığı sırada haksız ve hukuka aykırı işlemlerle elde ettiği paraları Şirkete aktarmadığını, kendisinde bulunan parayı iade etmediğini, bu şekilde güven ilişkisi ve sadakata aykırı davrandığını belirterek oluşan zararın davalı işçiden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, diğer alacakların da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesi istemiştir.2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı birleşen dava davalısının 14.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporundaki tespitlere göre davalı birleşen dava davacısı Şirketi zarara uğrattığı, ancak davalı birleşen dava davacısı Şirketin davacı birleşen dava davalısının kendilerini maddi zarara uğratması sebebiyle birlikte aynı zamanda manevi olarak da kayba uğradıkları hususunu ispat edemediği, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mali müşavir bilirkişiler tarafından davanın tarafı olan Şirketin resmî kayıtları, ticari defterleri ve e-posta yazışmaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının müşteri tarafından kendisine ödenen tutarları eksik olarak işverene aktarması suretiyle 18.500,00 USD zarara uğrattığının kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, davacının iş sözleşmesinin zimmetine para geçirdiğinden bahisle feshedildiği, davacının bir aylık ücreti tutarını aşan tutarda işvereni zarara uğrattığı, davalı Şirketin feshinin haklı nedene dayandığı, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatının reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu, Mahkemece verilen ilk kararın sadece davalı- birleşen dava davacısı Şirket tarafından istinafı sebebiyle fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, bakiye ücret alacağı ve satıştan kaynaklanan prim alacağına hak kazanamadığı kabulünün davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, dosyaya sunulan belgelere, ilk ve ikinci kararının davacı tarafından istinaf edilmemesi sebebiyle bu aşamada itibar edilmeyeceği, yabancı para borcunun faizinde Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanması gerektiği, buna göre faize hükmedilmesi gerekirken alacaklara ticari faiz uygulanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl davada davacı ve birleşen davada davalı asıl temyiz dilekçesinde;1. Proforma faturasının bir teklif faturası olduğunu, bir diğer ifade ile ön fatura olduğunu, dolayısıyla yeni bir anlaşma yapılabileceğini, müvekkili tarafından düzenlenen 51.200,00 USD proforma fatura ile asıl faturanın birbiri ile uyumlu olduğunu, karşı firmanın kayıtlarında da proforma faturanın 51.200,00 USD olarak görüldüğünü, davalı Şirketin ticari defterlerindeki kayıtlarda da karşı Şirketten alacağının olmadığının açıkça görüldüğünü, müvekkilinin zimmetine para geçirdiğine dair belge bulunmadığını,2. Dosyaya sunulan e-posta yazışmalarının gerçeği yansıtmadığını,3. İş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, asıl dava konusu alacaklarının ödenmediğini, prim alacaklarının ödenmediğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davacının davalı işvereni zarara uğratıp uğratmadığı, buna bağlı olarak davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ve dava konusu diğer alacakların ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesince, davacı işçinin davalı işvereni eylemleri ile 18.500,00 USD zarara uğrattığı kabul edilerek maddi tazminat talebi hüküm altına alınmış ise de zarara konu olan olayda, davacı tarafından dava dışı müşteri Şirkete 55.200,00 USD tutarlı proforma düzenlendiği, sonrasında 51.200,00 USD tutarında proforma düzenlendiği ve bu tutar üzerinden davalı Şirket tarafından resmî faturanın düzenlendiği, dava dışı müşteri Şirketin kayıtlarında davaya konu proforma faturanın da 51.200,00 USD olarak belirtildiği, davacı tarafından düzenlendiği ve müşteri Şirkete gönderildiği belirtilen 55.200,00 USD tutarında proforma faturanın kayıtlarda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Proforma fatura alıcı tarafından teslim alınacak mal ve hizmet hakkında bilgi sağlayan bir teklif faturasıdır. Bu bakımdan proforma faturada düzenlenen miktar ve ürünler son aşamada değişikliğe uğrayabilmektedir. Dosya kapsamında bulunan ve son olarak düzenlenen proforma fatura ile davalı Şirketin düzenlediği maliye faturasının 51.200,00 USD olduğu, müşteri Şirketin kayıtlarında da aynı tutarların belirtildiği görülmektedir.Hâl böyle olunca davacı tarafından düzenlendiği belirtilen 55.200,00 USD tutarındaki proforma fatura ile son düzenlenen fatura arasındaki fark tutarın davacı tarafından zimmetine geçirdiğine ve bu fark tutarında davacıya fazladan müşteri Şirket tarafından ödeme yapıldığına dair belge ve kayıt bulunmadığına göre Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan maddi tazminat tutarında bu hususun dikkate alınmaması hatalı olmuştur.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davacı birleşen davada davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.