Anahtar kelimeler: Kuponu Kuponlarının Hisseyi Devraldığını Yıllara Ödeyerek Bilançolara Kar Bunlara Almış
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Zamanaşımından ret
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 31.08.1998 tarihinde 234 adet hisseyi bedeli olan 90.090,00 DM ödeyerek devraldığını, davalı şirket tarafından müvekkiline almış olduğu hisselere karşılık hisse senetleri ve bunlara bağlı kâr payı kuponu ve yeni pay alma kuponu verildiğini; ancak geçmiş yıllara ait kâr payı kuponlarının kullandırılmadığını, kendisine yıllık bilançolara ait bilgi verilmediğini, müvekkilinin söz konusu davalı şirket tarafından mağdur edildiğini ileri sürerek müvekkili tarafından davalı şirkete her an geri alabileceği ve yüksek kâr payı taahhüdü nedeniyle ödenmemiş olan alacağın tespitine, haksız fiil sorumluluğu halinde müvekkilinin şirkete istediği an geri alabileceği taahhüdüyle yatırmış olduğu paradan şimdilik 5.000,00 TL'sinin ödenme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 17.06.2022 havale tarihli ıslah dilekçesinde; 5.000,00 TL üzerinden açılan davalarının ıslahı sonucunda toplam 215.571,50 TL’nin davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın öncelikle zamanaşımı ve dava şartları yönünden reddine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulü ile, davacıyla davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, 215.571,50 TL'nin 5.000,00 TL'sine 31.08.1998 tarihinden itibaren, kalan miktar olan 210.571,50 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı definin ileri sürüldüğü, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin dördüncü fıkrası ile 104. maddesinin ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davacının 31.08.1998 tarihinde davalı şirket hisselerini devraldığı, buna karşın eldeki davanın 27.02.2018 yılında 7.5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek Mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.12.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Somut olayda zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi çelişkili davranış yasağı kapsamında hakkın kötüye kullanılmasıdır. O nedenle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun Onama yönündeki görüşüne katılmamaktayım.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!