Anahtar kelimeler: Saraydüzü Dağ Yayla Uğraştığını Kesim Geciktirmek Satımdan Ncü İlçesinde Konkordato

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026 tarihli ara kararNUMARASI
: ███████ EsasDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
:█████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının uzun yıllardır Sinop ili Saraydüzü ilçesinde, dağ ve yayla alanlarında kesim işi ile uğraştığını, davacı ile davalı borçlu şirket arasında kurulan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından ifa edilen işler karşılığında düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacakları bulunduğunu, davalının borçlarını daha fazla geciktirmek amacıyla İstanbul Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden konkordato davası açtığını ancak kesin mühletin son döneminde davasından feragat etmiş olduğunu, bunun üzerine davacı tarafından, fatura alacaklarının tahsili amacıyla Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacının alacaklarını konkordato komiserliğine bildirdiği tarih olan 15.03.2024 tarihi itibarıyla davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek, bu tarihten itibaren işleyecek yıllık değişken oranlı yasal faiziyle birlikte tahsil talebinde bulunulduğunu, başlatılan takibe karşı davalı borçlu şirket, süresi içinde haksız şekilde borca itiraz ettiğini, alacağın tahsiline yönelik ciddi endişeler mevcut olduğunu, bu sebeple, dava süresince davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar ile borca yetecek miktarda diğer malvarlığı unsurları üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması zarureti doğduğunu belirterek; İstanbul Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında haksız olarak yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk Derece Mahkemesi'nin █████/2026 tarihli ara kararı ile; "Somut olayda ihtiyati tedbir talebi isteminin davanın konusu olmadığı, davanın alacak talebine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 389. Maddesi gereğince ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği hükmü karşısında dava konusu olmayan davalının mal varlığı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Para alacağının tahsiline ilişkin iş bu alacak davasında, uyuşmazlık konusu olmayan davalı şirketin malvarlığına tedbir konulması talebi yerinde olmadığından Mahkemece sonucu itibariyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinden isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının dava konusu olmayan hususlar hakkında ihtiyati tedbir talebinin şartları oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Mahkemenin talebin hukuki niteliğini hatalı değerlendirdiğini, HMK m.389/1’deki “ihtiyati tedbir uyuşmazlık konusu hakkında verilir” düzenlemesini esas alarak, para alacağı davasında davalı malvarlığına tedbir konulamayacağı gerekçesiyle talebi reddettiğini fakat eldeki talep; uyuşmazlığın esası olan para alacağının tahsilini güvenceye almak olup maddi anlamda “ihtiyati haciz” talebi olduğundan, mahkemenin açık bir tavsif hatasına düştüğünü, davalının borcu uzun süre ödemeyerek davacıyı oyaladığını, daha sonra konkordato sürecine girdiğine, kesin mühletin son döneminde davadan feragat ederek süreci sonuçsuz bıraktığını, mahkemenin dayandığı emsal kararın somut olaya da uygulanamayacağını, kararın ihtiyati tedbir değerlendirilmesine ilişkin olup somut olayda ihtiyati haciz talep edildiğini, ret yerine teminat mukabilinde koruma kararı verilebileceğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
:6100 sayılı HMK'nin 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati Tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmüne yer verilmiş,, son cümlede ise, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 390/3.fıkrasında ise, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar uyuşmazlığın konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olmayan mal, hak ve alacaklar üzerine de ihtiyati tedbir konulaması mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir şartları oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026