Anahtar kelimeler: Alçıpan İkisinde Ustası Şantiyelerinde Çalışıp Ayda Yurt Dönemde Tatili Kesinlik
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 7. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.11.2005 - 16.07.2007, 22.11.2007 - 04.06.2010, 31.10.2010 - 06.12.2011, 06.05.2012 - 24.06.20 13... .11.2013 - 02.09.2014 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde alçıpan ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacının çalıştığı dönemde ayda iki hafta tatili gününde çalışıp ikisinde dinlendiğini, fazla çalışma yaptığını, genel tatil günlerinde de çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, aylık net ücretinin 2.500,00 (USD) olduğunu, barınma ve 3 öğün yemeğin işverence karşılandığını, hak kazandığı işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket çalışanı olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, yurt dışında çalışan işçiye çalıştığı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ücretin brüte çevrilmemesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada bulunan davacının yurt dışı iş sözleşmesi esas alınarak uyuşmazlığın çözümünde ... iş mevzuatının esas alındığı dosya kapsamı ve yurt dışı giriş çıkış kayıtlarına göre davacının 22.11.20 05... .09.2014 arasında 7 yıl 2 ay 26 gün davalı işyerinde çalıştığı, davacının aylık ücretinin 2.500,00 USD olduğu, barınma ve yemek gideri ile %5 genel sağlık sigortası da eklenerek tazminata esas brüt ücretinin 2.781,57 USD olarak belirlendiği, davalı tarafından kıdem tazminatı ödendiği ve/veya iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği ispatlanamadığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerektiği, ... iş mevzuatına göre davacının kullanmadığı izin günlerine göre davalı tarafından izin karşılığı olarak ödenen 121,31 USD mahsup edilerek yıllık izin ücretinin ve karşılığı ödenmeyen fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ...’da çalıştığı, taraflar arasında çalışılan ülke hukukunun uygulanacağına dair iş sözleşmesi hükümleri bulunduğu, cevap dilekçesi ile olayda Türk hukukunun uygulanamayacağının davalı tarafça savunulduğu, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde ... hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesindeki değişiklik ile hak düşürücü sürenin 1 yıl olarak düzenlendiği, fesih ve dava tarihi nazara alındığında hak düşürücü sürenin dolduğu, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı, davanın yabancı hukukun uygulanması sonucunda reddedilmiş olması karşısında, davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve taraf masraflarının üzerlerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalının cevap ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde dava konusu işçilik alacaklarına 5-10 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürerek itirazda bulunduğunu, bu kapsamda davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini,
2. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, içtihat değişikliğinin ancak Yargıtay Dergisinde veya başka yolla yayınından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini,
3. Yabancı hukuktaki hak düşürücü süre/zamanaşımı düzenlemesinin somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağını, ... iş hukukunda zamanaşımı sürelerinin yeniden başlatılmasına dair hâkime takdir yetkisi tanındığını, sürelerin yeniden başlaması gerektiğini,
4. İmzalanan matbu sözleşmeye dayanılarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından söz edilemeyeceğini,
5. Davalının bu uyuşmazlığın Türk iş hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını,
6. Emsal kararlar neticesinde arabuluculuk giderinin ve davacının yaptığı yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi gerektiğini, ileri sürmüştür
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ve yargılama giderlerine ilişkindir.
1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde ... hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, ancak ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesindeki değişiklik ile hak düşürücü sürenin 1 yıl olarak düzenlendiği, fesih ve dava tarihi nazara alındığında hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılıp davanın reddine karar verilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 01.11.2010-06.12.2011 tarihleri arasındaki üçüncü çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerinde ise de ilk iki çalışma dönemi ile son iki çalışma dönemi bakımından varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 22.11.2005 - 16.07.20 07... .11.2007 - 04.06.2010 tarihleri arasındaki birinci ve ikinci çalışma dönemlerinde ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır.
06.05.2012 - 24.06.20 13... .11.2013 - 02.09.2014 tarihleri arasındaki dördüncü ve beşinci çalışma dönemlerinde ise Türkmenistan'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının 22.11.2005 - 16.07.2007, 22.11.2007 - 04.06.2010 tarihleri ile 06.05.2012 - 24.06.20 13... .11.2013 - 02.09.2014 tarihleri arasındaki birinci, ikinci, dördüncü ve beşinci çalışma dönemleri bakımından, bu dört dönem birleştirilerek uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
2. ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla davacının 01.11.2010 - 06.12.2011 tarihleri arasındaki üçüncü çalışma dönemi açısından söz konusu zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu sürelerin zamanaşımı süresi olarak değil hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi de hatalıdır.
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!