Anahtar kelimeler: Stat Yakar İzmirde Tanesi Dur Ege Kavşaktan Sokaktan Düz Alanya

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan bir tanesi sigorta şirketi olduğundan, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davalı sigorta şirketinin Ege Bölge Müdürlüğü İzmir'de bulunduğundan tüm davalılar bakımından İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, 21.07.2024 tarihinde, davalı ... Taşımacılık Tic. Ltd. Şti'ne ait ve davalı ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın, müvekkiline ait... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracı ile, Antalya ili, Alanya ilçesi, Stat caddesinden kavşaktan düz devam ederken, sağ taraftaki Yakar sokaktan gelen davalı sürücü dur işaretini dikkate almayıp devam ettiği için müvekkiline ait... plakalı aracın sağ yan kısımlarına çarparak zarar verdiğini, olay yeri fotoğraflarına ve taraf beyanlarına göre, davalı şirket nezdinde sigortalı... plakalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanununun ilgili hükümlerini ihlal ederek maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, davalı ... A.Ş’nin kusurlu araç ile kaza tarihi itibarıyla geçerli ZMMS poliçesi bulunduğunu, bu kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkilinin seçimlik hakkını kullanarak ikamet ülkesine dönerek ...Büro isimli yetkili firma tarafından aracını kontrol ettirdiğini ve hazırlanan 26.09.2024 tarihinde düzenlenen ekspertiz raporuna göre hasar miktarının, KDV dahil 15.335,27 Euro, aracın tamir süresi olan 8 iş günü için günlük 78,00 Eurox8=624,00 Euro ikame araç tazminatı tespit edildiğini, ekspertiz raporu için 1.649,94 Euro ücret ödendiğini, davalı sigorta şirketine 10.10.2024 tarihinde başvurulduğunu, 23.10.2024 tarihinde temerrüde düştüğünü, müvekkilinin aracı yabancı plakalı olduğunu, müvekkilin daimi ikametgahının da Almanya olduğunu ve orada Euro üzerinden harcama yapacağından araçtaki zararın Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakları saklı kalmak üzere şimdilik 40,00 Euro hasar tazminatının davalı sürücü ve araç malikinden kaza tarihi olan 21.07.2024 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise, zmms teminat limitleri (200.000,00 TL) ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan (10.10.2024 + 8 iş günü) 23.10.2024 tarihinden itibaren müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, şimdilik 10,00 Euro ikame araç bedelinin davalı sürücü ve araç malikinden, kaza tarihi olan 21.07.2024 tarihinden itibaren müşterek ve müteselsilen Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, 1.649,94 Euro ekspertiz rapor ücretinin tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerinden sayılmasına,yargılama giderleri ile vakelet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız fiilin gerçekleştiği yer mahkemesinde görülmesi usul ekonomisine daha uygun düşeceğinden dosyanın yetkisizlik kararıyla Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine göndermesine karar verilmesi gerektiğini, kazada hangi aracın kusurlu olduğuna dair bir tespit, belirleme ya da rapor bulunmadığından, dava tarihi itibariyle davacının kesin ve muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceğini, taraflarca tanzim edilen █████/2021 tarihli Kaza Tespit Tutanağı ve kazanın oluş şeklini gösteren fotoğraflara göre kazada müvekkilinin değil, bizzat davacının kusurlu olduğunu, kaza anında müvekkilin aracının durduğunu, karşı aracın ise hareketli olduğunu, böylece davacının aracının, müvekkilin duran aracının önüne aniden ve çaprazlama girerek sağ arka kısmıyla müvekkilin aracının önüne sürtmek suretiyle zarar verdiğini gösterdiğini, davacı tarafın, kazada hasarlanan... plakalı aracı Kırşehir ili Merkez Sanayi Sitesinde bulunan ...simli iş yerinde tamir ettirdiğini ve bu tamir için iş yeri sahibine 13.000,00-TL ödeme yaptığını, davacıya ait araç... plakalı araç için Almanya'da hazırlanan özel ekspertiz raporuna dayanılarak talep edilen hasar bedelinin abartılı ve gerçek zararı göstermekten uzak olduğunu, davacının ekspertiz raporunda belirtilen parçaların alındığı ya da giderlerin yapıldığına dair bir fatura sunulmadığı halde KDV ödemesi talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ekpertiz ücreti olarak talep edilen 1.649,94 Euronun çok fahiş olduğunu, davacının ikame araç bedeli talebinin de yasal olmadığını, ikame araç kullanıldığına ilişkin fatura sunulmadığını beyan etmekle, dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere yetkisizlik kararı verilmesine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın Antalya'nın Alanya ilçesinde meydana geldiğni, davalıların yerleşim yerinin Ankara ve İstanbul olması nedeniyle İzmir Mahkemelerinin yetkili olmadığını, davacının davaya konu taleplerinin miktarı belirli olduğundan, belirsiz alacak davacı açılmasının mümkün olmadığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, kusur oranın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, hasar tazminatı, ikame araç bedeli ve ekspertiz ücretine ilişkin davacı lehine karara hükmetmesi durumunda söz konusu bedellerin hesabında davacının kusur oranının dikkate alınması gerektiğini, davacının aracında davaya konu kaza öncesinde herhangi bir hasar bulunup bulunmadığının tespinin gerektiğini, dosyaya sunulan ekspertiz raporunda yer alan onarıma ilişkin yedek parça, ek giderleri, işçilik ücreti ve boyama olarak belirlenmiş kalemlerin bilirkişi marifeti ile incelenmesi hasar ile uyumlu olup olmadıklarını tespit edilmesi gerektiğini, haksız fiilin türkiye'de meydana geldiğini, zarar ziyanın belirlenmesinde tamamen türk hukukunun uygulanması gerektiğini, Almanya'da yapılan hasar tespitinin Türk mahkemelerini bağlayan bir yönünün olmadığını, ikame araç bedeli talebine ilişkin olarak davacının aracının onarımda kaldığı süre boyunca kendisine ikame araç sağlanıp sağlanmadığının tespitinin gerektiğini beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir” düzenlemesinde bulunulduğundan yasal süre dolmadan açılan dava hukuka aykırı olup davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının belirsiz alacak talepli davasının yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, iş bu dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğinden yargılamanın ilerleyen aşamasında davalı tarafça davanın ıslah edilmesi halinde ıslah edilen kısım bakımından 2 yıllık zamanaşımının dolması söz konusu ise iş bu kısma ilişkin talebin zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacı tarafça ibrazı zorunlu olan belgelerin dosyaya ibraz edilmediğini, dava konusu... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 27.03.█████████ vadeli,... nolu karayolları motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında 200.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davacının hasar bedelinin ve araç tamirinin ekonomik olup olmadığının bilirkişi marifetiyle tespitinin gerektiğini, poliçede sigorta bedellerine KDV dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, ikamet araç talebinin poliçe timenat kapsamı dışında olduğunu, eksper atama yönetmeliğine aykırı olarak düzenlenen belgeye dayanılarak talep edilen ekspertiz rapor ücretinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının faiz talebinin yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, müvekkili şirkete zorunlu belgeler ile başvuru yapılmadığından öncelikle dava tarihinden itibaren faiz uygulanabileceği, aksi kanaatte ancak müvekkili şirketin temerrüdünün başlangıcı KTK’nın 98. ve 99. maddesine göre belirleneceğinden başvuranın bu talebi hukuka aykırı olduğunu beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
1-İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davacı... ile davalı ...'e ait vukuatlı aile nüfus kayıt örnekleri,
3- █████/2024 tarihli Kaza Tespit Tutanağı
4-Davalı ... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, dava konusu █████/2024 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığını ilişkin evrak ve kayıtlar,
5-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait tramer kayıtları,
6-Dava konusu kazanın gerçekleştiği █████/2024 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı araca ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU
:
Açılan dava, maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ile değer kaybı bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır.
İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır.
Her ne kadar davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekilince iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığı iddiası ile davanın dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay İçtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları göz önünde bulundurulduğunda davaya konu trafik kazasının gerçekleşmesinde kazaya karışan araçların kusur oranlarının ve davacıya ait araçta oluşan hasarın onarım bedeli ile ikame araç bedeli miktarlarının hesaplanmasının teknik bilirkişilerce yapılabileceği, tarafın teknik bilirkişiler vasıtasıyla belirlenebilecek hususları kendi başına belirleyerek dava açmasının kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, ayrıca Anayasa Mahkemesinin █████/2022 tarihli ve 31815 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ██████████ Başvuru numaralı █████/2022 Karar tarihli kararında, belirlenebilir bir alacağın belirsiz alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi akabinde davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin davacının mahkemeye erişim hakkını kısıtlar mahiyette olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin başvurulacak son çare olduğuna karar verildiği göz önünde bulundurularak, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili ve ... Anonim Şirketi vekilinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin ayrı ayrı reddine karar verilere yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, yetki itirazlarının olduğunu kazanın meydana geldiği yerin Antalya ili olması sebebiyle, Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki ilk itirazında bulunduğu görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, █████/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde ise yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, tarafların da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecekleri, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinin belirtildiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, davacının yerleşim yerinin ...adresinde olduğu, kazanın Antalya İli, Finike ilçesinde vuku bulduğu, davalı ...'in yerleşim yerinin Ankara İli, Keçiören ilçesinde, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin merkez adresinin ise Ankara İli, Yenimahalle ilçesinde bulunduğu, bu kapsamda davacı ve davalıların yerleşim ve merkez yerleri ile kazanın meydana geldiği yer açısından mahkememizin yetkili bulunmadığı, davanın yetkisiz mahkeme nezdinde açılması ile birlikte seçim hakkının davalı tarafa geçtiği, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunduğu ancak yetkili mahkemeyi belirtilmediği, bu kapsamda yetki ilk itirazının usul ve yasa hükümlerine uygun olmadığı, ancak davalı ... vekilinin ise süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazlarında usulüne uygun olarak yetkili mahkeme olarak Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerini bildirdiği göz önünde bulundurulduğunda davalı ... vekilinin yetki ilk itirazının haklı ve yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-1092 Esas ████████ Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Somut olayda, davacı vekili davayı müvekkillerinin murisinin yolcusu olduğu otobüsün malikine, işletenine, sürücüsüne ve zorunlu taşımacılık mali mesuliyet ve kasko sigortacısına yönelterek davayı bölge müdürlüğünün bulunduğunu düşündüğü yer olan Konya’da açmıştır. 14.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, kazanın meydana geldiği yer Aksaray’dır. Davacıların yerleşim yeri Karaman, her iki davalı şirketin merkez adresi ise Erzurum’dur. Sigorta şirketinin genel merkez adresi ise Ümraniye/İstanbul’dur. Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 7, 10, 14 ve 16. maddeleri uyarınca Erzurum Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile yetki itirazında bulunan davalılar bakımından dosya tefrik edilerek yetkisizlik kararı vermiştir.
Mevcut bu durum karşısında, davacılar davasını aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkete değil de, zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını ve kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirkete yönelttiğinden 2918 sayılı yasanın eldeki davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar, 2918 sayılı KTK’nın 110/2. Maddesi ile uyumlu olsa dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu araç otobüs olduğundan olaya 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilga edilen 25. maddesi uygulanmalıdır. Ne var ki her iki yasanın da ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmamaktadır. Kanunda bulunmayan bir düzenleme de yorum yolu ile genişletilemez. Bu durumda 4925 sayılı Yasanın 25. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca, bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (4925 s. Karayolu Taşıma Kanunu) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst merci olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.....'' gerekçelerine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin █████/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan █████/2024 tarihli ve ███████ Esas ███████ Karar sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Her ne kadar Anayasa yargısına hakim ilke ve esaslar gereğince, norm detimine konu itirazın dayanağını oluşturan davanın konusuyla sınırlı inceleme yapma zorunluluğu nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin anılan kararına konu iptal hükmü söz konusu kanunda yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresine ilişkin ise de, kararda yer verildiği üzere ilgili normun yorumlanmasına esas alınan ölçütler ile açıklamalar ışığında, Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer açısından yetkiye ilişkin kanunilik şartının da bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili olduğunun kabulü mümkün bulunmamaktadır. Keza İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı kararında yer alan karşı oy gerekçesinde de bu hususlar vurgulanmıştır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı... ile davalı ...'e ait vukuatlı aile nüfus kayıt örnekleri, davalı ... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, dava konusu █████/2024 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığını ilişkin evrak ve kayıtlar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait tramer kayıtları, dava konusu kazanın gerçekleştiği █████/2024 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı araca ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ile değer kaybı bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde ise yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, tarafların da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecekleri, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinin belirtildiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, davacının yerleşim yerinin... adresinde olduğu, kazanın Antalya İli, Finike ilçesinde vuku bulduğu, davalı ...'in yerleşim yerinin Ankara İli, Keçiören ilçesinde, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin merkez adresinin ise Ankara İli, Yenimahalle ilçesinde bulunduğu, bu kapsamda davacı ve davalıların yerleşim ve merkez yerleri ile kazanın meydana geldiği yer açısından mahkememizin yetkili bulunmadığı, davanın yetkisiz mahkeme nezdinde açılması ile birlikte seçim hakkının davalı tarafa geçtiği, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunduğu ancak yetkili mahkemeyi belirtilmediği, bu kapsamda yetki ilk itirazının usul ve yasa hükümlerine uygun olmadığı, ancak davalı ... vekilinin ise süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazlarında usulüne uygun olarak yetkili mahkeme olarak Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerini bildirdiği göz önünde bulundurulduğunda davalı ... vekilinin yetki ilk itirazının haklı ve yerinde olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesi hükmü gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili olduğunu beyan eden Av....ın yüzlerine karşı, davalı ... Anonim Şirketi vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!