Anahtar kelimeler: Bitlis Bozulmuştur Alanında İli İlçesi Köyü İlamına Kesinlik Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: 2020/5 E., ███████ K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sonucu, Bitlis ili ... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 613, 625, 645, 660, 672, 686, 698, 722, 744, 627, 655, 736, 7 46... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) hükümlerine göre oluşturulan tapu kayıtları nedeni ile Hazine adına tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, bozma sonrası verilen 07.04.2014 tarihli ve 1996/4 Esas, ███████ Karar sayılı kararla; "... 672, 686, 625, 698, 6 13... sayılı parsellerin kadastro tespitinin iptali ile 698, 6 13... sayılı parsellerin vergi kaydına dayalı, 672, 6 86... sayılı parseller ise senetsizden olmak üzere ... mirasçıları adlarına payları hüküm fıkrasında gösterilmek suretiyle tesciline, dava konusu 746 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile kararın ekinde yer alan bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 29.800 metrekaresi 744 sayılı parselin aynı tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 39.630 metrekaresi, 645 sayılı parselin aynı tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 5560 metrekaresi (yüzölçümündeki bölümünün 4560 metrekaresi senetsizden), dava konusu 655 sayılı parselin aynı tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 2.450 metrekare yüzölçümündeki bölümünün senetsizden olmak üzere ... mirasçıları adlarına payları hüküm fıkrasında gösterilmek suretiyle tesciline, 746 sayılı parselin aynı tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.200 metrekare, 744 sayılı parselin aynı tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 370 metrekare, 645 sayılı parselin aynı tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 920 metrekare, 655 sayılı parselin aynı tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1300 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmakla kadastro harici bırakılmasına, dava konusu 645 sayılı parselin yine aynı raporda (B) harfiyle gösterilen 29.270 metrekare yüzölçümündeki bölümün ise son parsel numarası altında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 754, 6 86... sayılı parsellerin kadastro tespiti gibi aynı miktar ve vasıflarla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı ... tarafından açılan ve işbu dava ile birleşen 2014/1 Esas sayılı davanın kabulü ile, dava konusu 660 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile aynı miktar ve vasıflarla dahili davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.10.2018 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; ".... İlk Derece Mahkemesince, 12.04.20 14... .04.2014 tarihlerinde 'tashih şerhi' adı altında az yukarıda belirtilen hükümde düzeltme yapılmış ve hakkında mükerrer hüküm kurulan 686 parsel sayılı taşınmaz önce 12.04.2014 tarihli tashih şerhi ile hükmün (f) bendinden çıkarılmış 15.04.2014 tarihli tashih şerhi ile (f) bendinden çıkarılan 686 sayılı parsel yerine esas kararla hakkında hüküm kurulmayan 722 parsel sayılı taşınmaz ve daha önce vergi kaydına dayalı olarak ... mirasçıları adına tesciline dair hüküm kurulan 698 sayılı parsel yazılarak taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) ' hükmün tashihi ' başlıklı 304. maddesinde, tashihin koşulları açıklanmış olup, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Ne var ki 12.04.20 14... .04.2014 tarihli tashih şerhleri hükümdeki açık maddi hataları düzeltmekten uzak olup, gerek öncesinde vergi kaydına dayalı olarak davacı yararına hüküm kurulan parselin tashih şerhi ile Hazine adına tesciline karar verilmesi, gerekse de hakkında gerekçe ve hüküm bulunmayan 722 sayılı parselin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar değiştirilmiştir. Tashih veya tavzih, verilen hükmün hukuka uygunluğunu kontrol etmeye yarayan bir kanun yolu olmadığı gibi, yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. ...'' denilerek bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu 613 sayılı parselin, toprak tevzi komisyonunun 55 sayılı parseline uygulanmayan 1937 tarihli ve 74 tahrir numaralı vergi kaydı mahalli bilirkişi beyanları ve harita çakıştırması sonucunda, hudut ve mevki itibarıyla 613 sayılı parsele uyduğunun anlaşıldığı, üç tarafı kadim yol diğer sınırı ihtilafsız şahıs sınırı olan parselin sabit sınırlı olup sınırları ile 1937 tarihli ve 74 numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı, bu vergi kaydının başkaca bir parsele revizyon görmediği araştırılarak mevki itibarıyla uyan komşu parsellerden hiç birine uygulanmadığının sabit olduğu, belirtmelik şagili olarak davalıların murisi ...'nun okunduğu, mahalli bilirkişilerin kendilerinin ve kendilerine babalarından aktarılan bilgilerine göre taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 1900'lü yılların başlarına kadar uzandığı, davalı parselin kuru tarım arazisi olarak davacılar ve öncesinde murisleri tarafından ekilip biçilerek kullanıldığının bildirildiği, mahallinde yapılan keşif ve ziraat raporlarının da bu yönde olduğu, davalı parselin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, bu itibarla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde yazılı zilyetlikle mülk edinme koşullarının Hazine tapularının oluştuğu 1964 tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu gerekçeleriyle bu parselin davacı adına tescil edilmesine karar verilmesi gerektiği, dava konusu 698 parselin davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan ve mahallindeki keşifte uygulanan 1937 tarihli ve 117 numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı zilyetlikle mülk edinme koşullarının Hazine tapularının oluştuğu 1964 tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu, davacı adına 1937 tarihli ve 117 tahrir numaralı vergi kaydının zilyetlikle birleşmekle 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi uyarınca davalı parselin davacı adına kayıt ve tesciline karar vermek gerektiği, dava konusu 6 27... sayılı parsellerin vergi kaydı miktar fazlası olarak kesilmiş oldukları, diğer taraftan davacının sunduğu keşifte uygulanan 1936 tarihli ve 211, 21 numaralı vergi kaydının mevki ve tüm sınırları ile davalı 627 sayılı parsele uyduğu, dava konusu bir diğer parsel olan 754 sayılı parselin ise senetsiz olarak değerlendirilmesi gerektiği, 754 sayılı parsele uygulandığı belirtilen 27.03.1953 tarih ve █████, 2 80... numaralı kararın bir örneğinin Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkeme arşivinde araştırıldığı ancak bulunamadığı zira keşifte tek tek okunan vergi kayıtlarından hiç birinin bu parsele uymadığı belirtmelik şagili olarak davalıların murisi ...'nun okunduğu, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı zilyetlikle mülk edinme koşullarının Hazine tapularının oluştuğu 1964 tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu bu nedenlerle, 627 parselin davacı adına 1937 tarihli ve 211, 21 tahrir numaralı vergi kaydının zilyetlikle birleştiği, 754 sayılı parselin ise senetsiz olarak 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi uyarınca davacı adına tesciline karar vermek gerektiği, dava konusu 6 25... sayılı parsellere uygulanan 1937 tarihli ve 107 numaralı vergi kaydının komşu dava dışı komşu 745 sayılı parsele uygulandığı, bu itibarla dava konusu 6 25... sayılı parsellerin senetsiz olarak değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca davalı 744 sayılı parselin dosyada mevcut kıyı kenar paftasında gösterilen 0370.00 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, dava konusu 655 sayılı parsele toprak tevzi komisyonu ve tapulama çalışmaları sırasında herhangi bir vergi kaydı uygulanmadığı, keşifte de mahalli bilirkişi beyanlarına göre dosyada mevcut hiç bir vergi kaydının uymadığı, bu parselin senetsiz olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu 686 ve dava dışı 687 sayılı parsellere uygulanan 1937 tarihli ve 150 tahrir numaralı vergi kaydı sınırları itibarıyla dava konusu 686 ve dava dışı 687 sayılı parsele birlikte uyduğu ancak Tapulama Müdürlüğü miktarıyla geçerli kabul ederek 1937 tarihli ve 150 numaralı vergi kaydının sadece dava dışı 687 sayılı parsele uygundığı, vergi kaydı miktar fazlası olan davalı 686 sayılı parselin ise yine senetsiz duruma düştüğü, aynı şekilde dava konusu 672 ve dava dışı 673 sayılı parsellere uygulanan 1937 tarihli ve 157 tahrir numaralı vergi kaydının dava dışı 673 sayılı parsele revizyon gördüğü, kayıt fazlası davalı 672 sayılı parselin senetsiz olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu 736 ve dava dışı 737 sayılı parsellere uygulanan 1937 tarihli ve 116 tahrir numaralı vergi kaydının dava dışı 737 sayılı parsele revizyon gördüğü, keşifte de mahalli bilirkişi beyanlarına göre dosyada mevcut başkaca hiç bir vergi kaydının davalı parsele uymadığının tespit edildiği, kayıt fazlası davalı 736 sayılı parselin senetsiz olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu 746 sayılı parsele uygulanan 1937 tarihli ve 106 tahrir numaralı vergi kaydının komşu 747 sayılı parsele revizyon gördüğü, keşifte de mahalli bilirkişi beyanlarına göre dosyada mevcut başkaca hiç bir vergi kaydının davalı parsele uymadığının tespit edildiği, dava konusu 722 ve dava dışı 723 sayılı parsellere uygulanan 1937 tarihli ve 121 tahrir numaralı vergi kaydının sınırları itibarıyla dava konusu 722 ve dava dışı 723 sayılı parsele birlikte uyduğu ancak yine miktarıyla geçerli kabul ederek 1937 tarihli ve 121 numaralı vergi kaydını sadece dava dışı 723 sayılı parsele uygulandığı, keşifte de mahalli bilirkişi beyanlarına göre dosyada mevcut başkaca hiç bir vergi kaydının davalı parsele uymadığının tespit edildiği, kayıt fazlası davalı 722 sayılı parselin senetsiz olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu 645 sayılı parsele toprak tevzi komisyonu çalışmaları sırasında herhangi bir vergi kaydı uygulanmadığı, ancak davacı tarafından dosyaya sunulan ve keşifte uygulanan 1937 tarihli ve 211-25 tahrir numaralı vergi kaydı tüm sınırları itibarıyla dava konusu 645 sayılı parsele hudutları itibarıyla dört hududu ile uyduğu, 645 sayılı parselin sınırları etrafında kadastro harici yerler olduğundan genişletilebilir sınırlı olduğu, bu nedenle ... numaralı vergi kaydı miktarıyla geçerli olduğundan 1000.00 m²lik kısım vergi kaydına istinaden kalanının ise senetsizden değerlendirilmesi gerektiği, davalı 660 sayılı parsel dışında dava konusu tüm parsellerde ise, belirtmelik şagili olarak davalıların murisi ...'nun okunduğu, yalnız 698 sayılı parselde okunan....'nin sehven yazılmış olduğu, bu kişinin mirasçılarının da keşif sırasında dinlendiği ve davalı parselleri nizasız fasılasız olarak ...'nun kullandığını teyit ettikleri mahalli bilirkişilerin kendilerinin ve kendilerine babalarından aktarılan bilgilerine göre taşınmazlar üzerindeki davacılara ait zilyetliğin 1900'lü yılların başlarına kadar uzandığı, davalı parsellerin kuru tarım arazisi olarak davacılar ve öncesinde murisleri tarafından ekilip biçilerek kullanıldığının bildirildiği, mahallinde yapılan keşif ve ziraat raporlarının da bu yönde olduğu, davalı parsellerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, bu itibarla 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı zilyetlikle mülk edinme koşullarının Hazine tapularının oluştuğu 1964 tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi uyarınca davalı parselin davacı adına kayıt ve tesciline karar vermek gerektiği, ne var ki 100 dönüm sınırlaması dikkate alındığında, yalnızca 627, 6 98... sayılı parseller ile 645 sayılı parselin 1000.00 m²lik kısmının vergi kaydı kapsamında kaldığı, diğer taşınmazların ise senetsiz olarak değerlendirilmeleri gerektiği, bu nedenle davacıya tercih hakkı tanındığı, davacının murisi adına daha önceden de toplam 5260 m² senetsizden iktisap bulunduğu, davacının öncelikle 625, 744, 627, 7 46... sayılı parsellerin kendisine verilmesini talep ettiği, 660 sayılı parselde zilyetliklerinin bulunmadığı, 744 sayılı parsel 39.630.00 m² olup 370 m²sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, senetsizden edinme koşulları oluşan parsellerden 625 sayılı parsel 12500.00 m², 746 sayılı parsel 29800 m² olup 4200 m²sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, 672 sayılı parsel 2250. 00... , 686 sayılı parsel 6000.00 m² olmakla önceki senetsizden edinme miktarı olan 5.260 m² de eklendiğinde senetsiz edinme miktarının 100 dönüme tamamlanması için kalan 4.560 m²nin ise vergi kaydı kapsamında 1000 dönüm bulunan 645 sayılı parselden kesilmek suretiyle 4.560 m² senetsizden olmak üzere toplam 5.560 m²nin ise 645 sayılı parselden ifrazı ile davacı adına, senetsizden iktisap miktarını aşan diğer parsellerin ise davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği, dava konusu 660 sayılı parselin ise mahallinde yapılan keşif ve sonrasında hazırlanan fen bilirkişi raporunda 8 sayılı parsele isabet ettiğinin anlaşıldığı, toprak tevzi komisyonu ve tapulama müdürlüğü tarafından toprak tevzi komisyonunun bu parseline uygulanan 1937 tarihli ve 63 tahrir numaralı vergi kaydı mahalli bilirkişi beyanları ve harita çakıştırması sonucunda, hudut ve mevki itibarıyla 660 sayılı parsele uyduğunun anlaşıldığı, ancak yine yerel bilirkişi beyanlarına göre her ne kadar belirtmelik şagili olarak davacıların murisi okunsa da bu parselin 1940'lı yıllardan beri .... ailesi tarafından kullanıldığı bildirilmiş, keşif mahallinde bulunan davacı da gerçekten da bu parseli kendilerinin hiç kullanmadığını, çok uzun yıllardır 60 yıldan fazladır burayı .... ailesinin kullandığını, kendilerinin de hiç bir niza çıkartmamış olduklarını beyan ettiği, daha sonra ... davaya müdahale talebinde bulunduğu ve dahili davacı sıfatını aldığı, duruşmada tanıkların dinlenerek ..... ailesinin bu taşınmazının taksimen ...'a ait olduğu, halen de kullanılmakta olduğu, açıkça bir devir olmasa da zımnen taşınmazın dahili davacılarca önceden beri kullandırıldığı bu bakımdan 20 yıllık nizasız fasılasız ekonomik amaca uygun zilyetliğin Hazine tapularının oluştuğu tarihe kadar dahili davacı lehine gerçekleştiği, ... adına senetsizden tescil araştırması yapılarak senetsizden edinme sınırının aşılmadığının anlaşıldığı, bu itibarla 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı zilyetlikle mülk edinme koşullarının Hazine tapularının oluştuğu 1964 tarihine kadar dahili davacının murisi .... ..... yararına gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalı parselin dahili davacı ... adına tesciline karar vermek gerektiği, dava konusu bazı parsellerin Van Gölü kıyısında olması nedeniyle davalı parsellerin bulunduğu bölgede kıyı kenar çizgisi çalışması yapılıp yapılmadığı araştırıldığı, 2010 yılında kıyı kenar çizgisi çalışması yapıldığı, buna ilişkin evrakların dosya içerisine alındığı, 2013 yılında yeniden sorulması ile kıyı kenar çizgisinde yeni bir çalışma yapıldığı ancak bu bölgede bir değişikliğe gidilmediğinin bildirildiği, keşif mahallinde Jeoloji bilirkişisinin gerekli ölçümleri yaptığı, dosya kapsamındaki güncel verilere göre bilgisayar ortamında paftaların çakıştırılması ile koordinatlı olarak rapor hazırladığı, 744 sayılı parselin 370 m²sinin, 746 sayılı parselin 4200 m²sinin, 655 sayılı parselin 1300 m²sinin ve 645 sayılı parselin 920 m²sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edildiği, her bir parsel üzerinde (A) harfiyle işaretlenen bu bölümlerin özel mülkiyete konu olamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu, 2709 sayılı Anayasa'nın 43. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle 15.05.1965 tarihli ve 33 numaralı tapu kaydına artık değer verilemeyeceği bu itibarla taşınmaların kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümlerinin kadastro dışı bırakılmasına karar verilmesi gerektiği ..." gerekçeleri ile, davacı ... tarafından açılan ve ... mirasçılarının müdahil oldukları işbu dava ile ... tarafından açılan ve işbu dava ile birleşen ... numaralı davanın kısmen kabul kısmen reddine, Bitlis ili .... ilçesi .... köyü, 672, 6 86... , 6 13... sayılı parsellerin kadastro tespitinin iptali ile 6 13... sayılı parsellerin vergi kaydına dayalı, 672, 6 86... sayılı parseller ise senetsizden olmak üzere gibi aynı miktar ve vasıflarla muris ...'nun mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında müştereken tapuya tesciline, 746 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile kararın ekinde yer alan bilirkişi ..... tarafından hazırlanan raporda (B) harfiyle gösterilen 29.800 m² yüzölçümündeki bölümünün senetsizden olmak üzere gibi aynı miktar ve vasıflarla ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında müştereken tapuya kayıt ve tesciline, aynı raporda (A) harfiyle gösterilen 4.200 m² yüzölçümündeki bölümünün ise kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmakla kadastro harici bırakılmasına, 744 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile kararın ekinde yer alan bilirkişi.... tarafından hazırlanan raporda (B) harfiyle gösterilen 39.630 m² yüzölçümündeki bölümünün senetsizden aynı miktar ve vasıflarla ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında müştereken tapuya tesciline, aynı raporda (A) harfiyle gösterilen 370 m² yüzölçümündeki bölümünün ise kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmakla kadastro harici bırakılmasına, 645 sayılı parselin kadastro tespitinin iptaliyle kararın ekinde yer alan bilirkişi..... tarafından hazırlanan raporda (B) harfiyle gösterilen 5.560 m² yüzölçümündeki bölümünün 4.560 m²si senetsizden olmak üzere gibi aynı miktar ve vasıflarla ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında müştereken tapuya tesciline, aynı raporda (A) harfiyle gösterilen 920 m² yüzölçümündeki bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmakla kadastro harici bırakılmasına, yine aynı raporda (B) harfiyle gösterilen 29.270 m² yüzölçümündeki bölümün ise son parsel numarası altında Hazine adına tapuya tesciline, 655 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile.... tarafından hazırlanan raporda (B) harfiyle gösterilen 2.450 m² yüzölçümündeki bölümünün kadastro tespiti gibi aynı miktar ve vasıflarla Hazine adına tapuya tesciline, aynı raporda (A) harfiyle gösterilen 1.300 m² yüzölçümündeki bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmakla kadastro harici bırakılmasına, 754, 698, 7 22... sayılı parsellerin kadastro tespiti gibi aynı miktar ve vasıflarla Hazine adına tapuya tesciline, 660 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile aynı miktar ve vasıflarla dahili davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ..... vekili tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, temyize konu olan 613, 6 27... parsel sayılı taşınmazların 1.000 metrekarelik kısmının vergi kayıtlarına dayalı olarak, 672, 686, 625, 746, 7 44... parsel sayılı taşınmazların davacının mirasçıları adına, 660 parsel sayılı taşınmazın ise müdahil ... adına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, mahallinde yapılan keşif ve sonrasında dosyaya sunulan bilirkişi raporu uyarınca, tespite esas alınan davalı Hazineye ait tapu kayıtlarının, dava konusu taşınmazlara uyduğu doğru olarak tespit edildiği halde, taşınmazların niteliğiyle ilgili olarak ziraatçi bilirkişiden detaylı ve yeterli bir rapor alınmadığı gibi, ziraatçi bilirkişi raporuna taşınmazların fotoğrafları da eklenmemiş ve ayrıca bir taşınmazın niteliğinin, üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin süresinin ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesinde en önemli delil niteliğindeki uydu ve hava fotoğraflarından yararlanılmamış ve yine bir kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı belirtilen taşınmazlarla ilgili olarak, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.Öte yandan, komşu taşınmazların tespitlerine esas alınan kayıtları uygulanmak suretiyle, 613 parsel sayılı taşınmaza uyduğu kabul edilen 1937 tarihli ve 74 tahrir numaralı vergi kaydının, 627 parsel sayılı taşınmaza uyduğu kabul edilen 1936 tarihli ve 211-21 tahrir numaralı vergi kaydının ve 645 parsel sayılı taşınmaza uyduğu kabul edilen 1937 tarihli ve 211-25 tahrir numaralı vergi kaydının sınırları doğrulanmadığı gibi, keşif sırasında alınan beyanlarla da vergi kayıtlarının sınırları itibariyle taşınmazlara uyup uymadığı tereddütsüz olarak belirlenmemiş ve ayrıca 645 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydının 3 sınırının yol, bir sınırın deniz; 613 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydının ise üç sınırının yol, bir sınırının mahi olduğu ve bu haliyle söz konusu vergi kayıtlarının uygulanabilirliğinin bulunmadığı gözetilmeksizin, bu kayıtlara değer verilmek suretiyle hüküm tesis edilmesi cihetine gidilmiştir.Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tespite esas alınan davalı Hazineye ait tapu kaydının / kayıtlarının tesis tarihinden / tarihlerinden geriye doğru en eski tarihli hava fotoğrafları getirtilip dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, 3 kişilik jeolog veya jeomorfolog bilirkişisi, (kıyı kenar çizgisinin tespiti yönünden) jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, az yukarıda bahsi geçen vergi kayıtlarının ancak zilyetlikle birleştiği zaman hüküm ifade ettiği düşünülmeli jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğin ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazların kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların zirai faaliyete konu olup olmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı hususunda, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverir şekilde rapor düzenlemeleri ve rapora taşınmazların fotoğraflarını da eklemeleri istenilmeli; fen bilirkişisine keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli, yine, kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan taşınmazların belirlenmesi hususunda ise, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, göl yatağı olup olmadığı ya da gölden kazanılıp - kazanılmadığı sorulmalı, gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizlerinin yapılması, mevsimsel etkilerin de gözönünde tutulması suretiyle kıyı kenar çizgisini saptamaları ve dava konusu taşınmazların kadastro paftası ile kıyı kenar çizgisinin çakıştırılması neticesinde taşınmazların konumunu belirlemeleri istenilmeli, belirlenen kıyı kenar çizgisinin de gözetilmesi suretiyle dava konusu taşınmazların gölün etki alanı içerisinde kalıp kalmadıkları ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle tespite esas alınan davalı Hazineye ait tapu kaydının / kayıtlarının tesis tarihine (oluştuğu tarihe) kadar davacı taraf yararına zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, kazanım koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında zilyetlik yoluyla belgesizden edinilebilecek (40 - 100 dönüm) taşınmaz miktarının aşılıp aşılmadığı tespit edilmeli ve bu miktarın aşıldığının belirlenmesi durumunda ise davacıdan tercih hakkı sorularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.