Anahtar kelimeler: Serim Yama Asfalt Kaplama Kazı Nakliye Değişmesine Onarım İlçelerinde Bakım

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 17. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.03.2013-29.11.2019 tarihleri arasında aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunan davalılar nezdinde bölge sorumlusu olarak İstanbul İli ve ilçelerinde asfalt serim, kazı, kaplama, nakliye, yama, bakım, onarım ve kontrol işlerinde net 5.935,00 TL ücret karşılığında çalıştığını, alt işverenlerin değişmesine rağmen davacının çalıştığı yer ve yaptığı işin değişmediğini, davacının iş sözleşmesinin haklı bir neden olmadan feshediliğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilen çıkış kodunun (04) “belirli süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden bildirilmeksizin feshi” olarak bildirildiğini, davacının çalışmasının kesintisiz olduğunu, alt işveren Şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, davacının 2018 yılı Haziran ve Ekim ayları arasındaki döneminde 15 gün gündüz 15 gün gece olmak üzere 08.00-18. 00... .00- 06.00 saatleri arasında çalıştığını bu dönemde gündüz vardiyasının bitişinin saat 19.00-20.00’yi bulduğunu, bu dönem dışında davacının diğer tüm çalışmasının tamamen 19.00-06.00 saatleri arasında gece vardiyasında olduğunu ve vardiya bitiminin saat 08.00’e kadar uzadığını, davacının haftada yedi gün çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, bu çalışmaların karşılıklarının ödenmemesine rağmen temel ücretin içinde bordro hilesi yapılarak ödenmiş gibi gösterildiğini, davacının 2019 yılı net ücretinin bu nedenle düşürüldüğünü, bordrolarda sebepsiz olarak özel kesintiler yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı def’i ileri sürdüklerini, davacının davalı Şirketler bünyesinde 20.03.2013-29.11.2019 tarihleri arasında saha mühendisi olarak çalıştığını, son ücretinin 4.407,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini, davacının tüm hak ve alacaklarının bordrolara tahakkuku yapılarak banka kanalı ile ödendiğini, davalı işyerinde kış aylarında hava şartları nedeniyle kısıtlı çalışma yapıldığından fazla çalışma yapılmadığını, davalı işyerinde hafta içi 09.00-18.00 cumartesi günleri de 09.00-14.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme süresi ile çalışıldığını, fazla çalışma yapılması hâlinde karşılığı ücretlerin bordrolara yansıtılarak ödendiğini, ulusal dinî bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalışılmadığını, çalışılması durumunda bu çalışmaları karşılığının da banka kanalı ile ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı Şirketlerde ve davalı Şirketlerin oluşturduğu adi ortaklıkta çalışmış olduğu, bu nedenle davalıların dava konusu alacaklardan müteselsilen sorumlu olduğu, davacının 20.03.2013-29.11.2019 tarihleri arasında 6 yıl 8 ay 10 gün hizmet süresinin bulunduğu, iddia, savunma, banka kayıtları nazara alındığında davacının ücretinin net 5.714,41 TL olduğu, dosyada mevcut işten ayrılış bildirgesine göre Kuruma yapılan bildirimde "haklı neden bildirilmeden işveren fesihine ilişkin "04" olduğunun görüldüğü, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin yapıldığı anlaşıldığından davalı tarafça iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğine dair dosyaya başkaca delil sunulmadığı anlaşıldığından davacının kıdem tazminatı alacağına hak kazandığı, somut uyuşmazlıkta davacı iddiası, davacının yaptığı iş ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının 20 18... aylık dönem dışında çalışma süresince günde 12 saatlik vardiyada haftada 7 gün çalıştığı, ara dinlenme süresinin tenzili ile davacının haftalık çalışma süresinin 66 saat olduğu, yasal çalışma süresinin üzerinde 21 saat fazla çalıştığı, iş sözleşmesinin 4. maddesi doğrultusunda yıllık 270 saatlik fazla çalışma ücretin içerisinde olduğu kararlaştırılması nedeniyle haftalık 5,19 saatin mahsubu ile 15,81 saat fazla çalışma yaptığı, davacının 2018 Haziran ve Ekim arasında 5 ay süre ile haftada 7 gün çalıştığı ara dinlenme sürelerinin düşülmesi ile 62,5 saat çalıştığı ve sözleşmede yer alan hükmün değerlendirmesi ile 12,31 saat fazla çalışma yaptığının tespit edildiği, davalı Şirketlerin bordro hilesi yapmak suretiyle hep aynı tutarda ödeme yapmış olduğu görülmekle, bordro tahakkuku bulunan dönemlerin dışlanmadan ve mahsup edilemeden hesaplama yapıldığı, dinlenilen tanık beyanlarında dinî bayramlarda çalışma olmadığı, millî bayram ve resmî tatil günlerinde çalışma olduğu, davacının hafta tatili kullanmadan çalıştığı beyan edildiğinden zamanaşımı def'i de gözetilerek bilirkişice yapılan hesaplamanın Mahkemece de kabul edildiği, yapılan işin niteliği ile davacının çalışmış olduğu süreler göz önüne alınarak bilirkişi raporunda hesaplanan tutarlar üzerinden takdiren %30 oranında indirim uygulanarak hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve saysı belirtilen kararı ile; davacının bölge sorumlusu (saha mühendisi) olarak davalı işverenler nezdinde çalışırken, iş sözleşmesinin davalı işverenlerce haklı olmayan nedenle feshedildiği, SGK çıkış kodunun 04 olduğu nazara alındığında kıdem tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili alacaklarının davacı tarafça tanıkla ispatlandığı, iş sözleşmesinde davacının 270 saatlik fazla çalışmalarının ücrete dâhil olduğuna yönelik hüküm bulunduğundan ve davacının ücretinin miktarı nazara alındığında Mahkemece bu sözleşme hükmüne istinaden 270 saatlik fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun kabulü doğrultusunda yapılan hesaplamaya itibar edilmesinde hata bulunmadığı, indirim oranının Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, giydirilmiş brüt ücretin doğru olarak belirlendiği ancak davacının indirim dışında reddedilen alacağı bulunmadığı hâlde davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, ayrıca kıdem tazminatı dışındaki tüm alacak kalemlerine arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olarak belirlendiği sabit olmakla hükmün bu yönlerden hatalı olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen sebeple sınırlı olarak kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesinde;1. Hükme esas alınan raporda davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, tanık anlatımlarına dayalı olarak ücret tespitinin senetle ispat kuralına aykırı ve kabul edilemez olduğunu, imzalı ücret bordrolarında görüleceği üzere davacı tarafın son ücretinin net 4.407,00 TL olduğunu,2. Davacının müvekkilleri uhdesinde ödenmemiş fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil çalışma alacağı bulunmadığını, davacının bu günlerde çalışması ve fazla çalışma yapması durumunda ücretinin bordrolarda tahakkuk ettirilerek kendisine eksiksiz ödendiğini, hesaplamaya esas alınacak ücretin tespiti için bu ücretlerin mahsubu gerektiğini ancak raporda hiçbir mahsup işlemi yapılmamış olup hatalı raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını,3. Dinlenen davacı tanığı T.Ş. tarafından müvekkili Şirketler aleyhine işçilik alacağı davası ikame edildiğinden husumetli konumda olan bu tanığın beyanına itibar edilemeyeceğini, dolayısıyla sadece tanık beyanlarına dayanarak fazla çalışma ücreti hesaplaması yapılan bilirkişi raporu esas alınarak davacı lehine fazla çalışma alacağına hükmedilmesi yerinde olmadığını,4. Ayrıca sezonluk çalışma süreleri arasında farklı hesaplama yapılmasının fiîli duruma uygun olmadığını, müvekkili Şirketlerin yol yapım işleri ile iştigal ettiklerini ve projeleri çoğunlukla yaz aylarında olduğunu, kış aylarında ise hava şartları dolayısıyla daha kısıtlı bir çalışma yapıldığını, kış aylarında çalışıldığı iddiasının yapılan işin doğasına aykırı olup kabulü mümkün bulunmadığını, zira asfalt işi iş yerlerinde işin niteliği ve mevsimin mahiyeti itibarıyla havanın fennen uygun olmadığı kış dönemi ayları olan kasım ve mayıs ayları arasındaki dönemde çalışma yapılmadığı, bu dönemde işçilerin iş yerine bile gelmediği, çalışma yapılacak ise haftada 42 saatten fazla çalışılmadığını, yaz dönemi olarak nitelendirilen mayıs ve kasım ayları arasında ise haftada en fazla 45 saat çalışıldığı, resmî tatiller de ise çalışma yapılmadığının sabit olup, bu durum karşısında davacının, ne kış döneminde ne de yaz döneminde fazla çalışma yaptığını, aksi kabulle verilen kararın hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu,5. Davacı tarafın saha işçisi olmayıp mühendis olarak müvekkili Şirketler bünyesinde çalıştığını, davacı yanın tüm kıdemi boyunca kesintisiz hafta tatili yapmadan çalıştığı iddiasının abesle iştigal olduğunu, davacının haftanın 7 günü hiç ara vermeksizin ve fazla çalışma yapma sureti ile çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ancak söz konusu hususlara ilişkin yaptıkları itirazların görmezden gelindiğini, beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, husumete, ücret tespitine, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile bu alacakların hesaplanma yöntemine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir.Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2018 yılında 5 aylık dönem dışında çalışma süresince günde 12 saatlik vardiyada haftada 7 gün çalıştığı ve 21 saat fazla çalışma yaptığı şeklinde tespitte bulunulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira davalı işyerinde saha mühendisi olarak çalıştığını beyan eden davacı, 2018 yılındaki 5 aylık dönem dışında sürekli olarak gece vardiyasında çalıştığını, gece vardiyasının 19.00 - 06.00 saatleri arasında olduğunu ancak sıklıkla sabah 08.00'e kadar sarktığını ileri sürmüştür. Davalı işverenler, davalı işyerindeki çalışma düzenin yaz ve kış dönemlerinde farklılık arz ettiğini, bu nedenle davacının sürekli aynı şekilde çalıştığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunmuşlardır. Nitekim davalı tanıkları da duruşmadaki yeminli beyanlarında, yol yapım işi yapılan davalı işyerinde, yapılan işin niteliği gereği kış dönemindeki çalışma saatlerinin farklılık arz ettiğini ileri sürerek bu dönemde daha az çalışma yapıldığını beyan etmişler ancak çalışma saatleri konusunda net bir açıklamada bulunmamışlardır.Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları ve yapılan işin niteliği gözetildiğinde, davacının çalışma şekli tüm yıl boyunca aynı olamayacağından, çalışma saatlerinin kış aylarında farklılık arzettiğinin kabulü dosya kapsamına daha uygun düşecektir. Şu hâlde yapılması gereken iş, davacının kış aylarındaki çalışma saatlerinin dosya içeriğine göre netleştirilmesi, gerekirse tanıklar yeniden dinlenilerek, varsa bu husustaki bilgi ve belgelerin celbedilmesi ve fazla çalışma saatlerinin buna göre yeniden belirlenmesidir.Belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.